1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında

  • Konu: İkimiz Diye
    noimage


    İkimiz diye anlattığım her şey bir destan
    Umudu bitmeyen
    Sevda yolunda tükenen âşıklar gibi
    Maşukunu bulasın ara ki
    İmkânına yaslanmış olsa da umut
    Adını almış üstüne, adı üstünde.

    Biz dediğim cümlelerin her biri acı bir yalan
    Ben de olmayışın kadar
    Direnişim kadar, sorgulanmadan yaşananlar
    Endazeye sığmayan yarınlarıma ağlayan
    Birkaç insan
    Sussam dilim ağlar, konuşsam, neye yarar

    Geçmişi yanıma aldım
    Seni unutmak imkânsız olmalı,
    Ve sen de imkânına neler yüklediğim
    Yarını sorgulamadığım
    Bu günü unutmak olmalı
    Ve sen de günümü unutturan
    Endazeye sığmayan yarınlarıma ağlayan
    Birkaç insan
    Sussam dilim ağlar, konuşsam, neye yarar

    Adı aşk bu yolun
    Başından bilip adını koyamadığım
    Acı aşk bu soluğun
    Sonunu görüp de ağlayamadığım

    Kokun olmalı, dilimi ağlatan
    Korkun olmalı, yarınlarıma ağlayan
    Ben olmalıyım, sen diye yanan
    Sussam dilim ağlar, konuşsam

    Bu aşkta sus payı gözlerin kadar
    Yarınlarıma umudu sebepsiz gözlerim
    Yarınlarıma sussam, korkuların var
    Adı üç harfle başlayan,
    Yarınlarıma ağlayan,
    Gözlerin var

    Ben sussam, dilim ağlar
    Ben sussam, neye yarar


    Şeyma Harmanyeri
    19.10.2009
#28.03.2010 23:37 0 0 0


  • noimage


    Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
    İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
    Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
    Sıcak bir kara sevda
    Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
    Acımsı, buruk.
    mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
    Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
    Bir saçak altında kararsız, yorgun
    Saatlerce duruyorduk
    Kimse görmüyordu bizi
    Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
    Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
    Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
    Bir başka türlüydü bu insanlar
    Sen bir başka türlüydün
    Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
    Gözlerin gözlerimde erimekteydi
    Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
    Beni bırakma diyordun
    Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
    Bir yalnızlık duyuyorduk
    Ağlıyordun, ağlıyordun
    Cebeci İstasyonunda bir tren
    Nefes nefese soluyordu
    Gerilmiş bir keman teli gibiydik
    Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
    Bilmem kaçı vuruyordu
    Bir yağmur yağıyor inceden ince
    İçimizdeki binbir düşünce
    Harmanlar misali savruluyordu
    Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
    Tiril tiril titriyordun
    Gitsek gitsek diyordun.
    Yüreğimin atışından deli gönlümce
    Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
    Türküler söylüyordum
    Ağlıyordun, ağlıyordun
    Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
    Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
    Paramparça düşmüş gönül ufkuma
    İki yıldız gibi gözlerin
    Gel Ey ciğerime saplanan hançer
    Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
    Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
    Gel artık
    Ne olursun




    Bedirhan Gökçe
#28.03.2010 23:31 0 0 0
  • Mahmut ilk okul arkadaşımdı.Onu çok seviyordum.Sık sık buluşmazsak huzursuz oluyordumİyi bir insandı o...
    Günlerden Salı .Bir yaz günü .Köyde bir insan arasan bulamazsın ,herkes tarlalarındaBen de tarladaki işim bittiği için o gün erken dönmüştüm köye ve Onunla karşılaştım ,evine gidiyordu
    -Hayrola nerden böyle
    -Annemin-Babamın mezarlarını ziyarete gitmiştim
    Mahmut hiç olmadığı kadar dertliydi:
    Kaş yaparken göz çıkarmakNe acı verici bir hata bu.
    Kaş yaparken göz çıkarmışım ve o anda da anlayamamışım hatamı,Keşke o anda anlamam mümkün olsaydı;Özür dilemeye bir muhatap bulurdum hiç değilse.
    Bu hatayı yıllar sonra anlamışsak ve özür dilemeye bir muhatap bulamamışsak artık bir tek şey bizi teselli eder."iyi niyetimiz"
    Dostum kendimi affedemiyorum .Çok sevdiklerime karşı yapmışım bu hatayı.Anneme ve babamaAnnem siroz hastalığına yakalanmıştı,Bandırma hastanesine götürdük,Orada karnındaki suyu aldılar;Annem çok yaşamadı ve öldü.Otuz yıl kadar sonra öğrenmiştim siroz hastasının karnındaki suyun alınmaması gerektiğini.Babamı da benzer sebeple kaybettim ,Bursa Tıp Fakültesinde .Babamı ehil olmayan ellere teslim ettiğimi de yıllar sonra anlaya bilmiştim.
    Dostum ben kendimi affetmemeliyim.Ben gönlümü de ehil olmayan ellere teslim ettiğimi yıllar sonra anladımAklımın mantığımın gönlümün duyu organlarımın güzel öğretilerini hiçe alarak ne yanlışlara inanmışım,amanallah.Korkunç
    Ehil olmayanlardan nedir bu çektiğim.
    İyi niyetli olmak yetmiyor Bir cahile düştü yolum ,bir nanköre
    Şeytanın da maskesini yıllar sonra düşüre bildim eyvah bana

    O gün onu teselli edecek bir söz bulamamıştım.
    Hak etmiyorlar sevgimizi saygımızı ...emanetlerimizi heba ediyorlar ...Allahım sen cezalandır onları...diyordum.Ehil olmayanlardan nedir bu çektiğimiz ...diyordum.Evime dönerken.



    Hamdi Oruc
#28.03.2010 23:07 0 0 0
  • Annem komşu kadından çok dertliO kadından dertli olmayan var mı ki apartmanda.
    Annem öfkeli öfkeli söylendi:
    -Her şeye bağırır delimi ne
    -Anne kim o bağırıp çağıran sabahın köründe
    -Kim olur yan komşu
    -Şaşardım o olmasa
    Bizim yan dairedeki komşu kadın her şeye böyle bağırır.En ufak şeyden çocuklarına bağırırKocasına bağırırYangın varmış gibi bağırır üstelikSoba yanmaz bağırır.Odun biter bağırır.
    Bu kış yine çekeceğimiz var .Yazın kurtulmuştuk onun sesinden.Yazlığa gitmiştik.Hafta sonları kaçacağımız bir yerimiz olsa kaçardık .Daireyi mi satsak
    Komşunun iki küçük çocuğu varAli-MehmetBen onları çok seviyorum. Ali üç yaşında ,Mehmet beşAnnelerinden bize sığınıyorlarİyi ki sığınacak yerleri var.Biz de olmasaydık ne yapardı bu çocuklar.Anneleri bağırınca hemen bizim kapımızı çalarlar.Annem onları içeri alır.İçeri alırken ellerini ayaklarını bir güzel siler annem. Annem Komşu kadın için" o şartsız şurtsuz." Der.Bizim evimizde namaz kılınıyor Hele babam seccade bile kullanmıyor .Evimiz öyle temiz. Annemin ilk işi her sabah evi silip -süpürmektir. Evimizde toz bile bulamazsınız. Annem titiz bir kadın.
    Annem bu çocukları acıdığı için içeri alıyor. Değilse üstünüzü başınızı anneniz temizlesin öyle gelin evime der onlara. Beni bile okul çantamı silmeden eve sokmaz
    Az sonraydı.Bekliyordum zaten.Uykum da kaçmıştı.Yatakta gözlerimi ovuştururken,Kapımız iki küçük tarafından çalındı kapıya vuruşlarından anlıyordum.Yatağımdan doğruldum .Okula gitmeden onları biraz seveyim
    Annem :
    -Konuşacağım onunla ,ne istiyor şu kuş kadar çocuklardan .Bak nasıl da dövmüş .
    -Kollarımı ısırdı teyze
    Benim de içim cız ediyordu onların ağlayışlarına hiç dayanamıyordum.Bu gün yaraları fazla olmalı annem .Fena öfkelenmiş
    Beni gördülerAnneden şikayetler başlamıştı Mehmet:
    -Abi kolumu ısırdı
    Ali:
    -Uf ..uf
    Alinin yanına yaklaştım hemen .Ali kafasını gösteriyordu.Avucunun içi de morarmıştı
    Annem komşu kadına gittiİşte o gün anlamıştım annemin bir şefkat meleği olduğunuÇocuklarını dövme diyecektiBütün çocukları düşünen bir annem var benim O sadece çocuklarını düşünmekle kalmadı hiçYetimleri düşündü.Aç çocukları,Çıplak çocukları düşündü
    Kafamda sadece annem vardı şimdiApartman yönetiminde görev alışıOkul aile birliğinde görev alışıHer şeyi ile annem geçti gözümün önünden ve annemle gurur duydum.
    Annemin sınırsız şefkatindendir.Okul aile birliğinde görev alışıBunu iyi biliyorum.Yetim ve yoksul çocuklara yaptıklarını anlatmıştı annem."Ben laf olsun diye orda değilim" diye de eklemiştiAnnem okul aile birliğinde bir şefkat meleği.
    Annemin barışın yararına inancı da sonsuz"Bu komşumuzdan diğer komşular şikayetçi olunca.Ona acımayanlar çocuklarına acısınlar dedi hepO apartman yönetiminde de laf olsun diye görev almamıştır buna inanıyorumApartmanda bir barış meleği annem



    Hamdi Oruc
#28.03.2010 23:05 0 0 0
  • Her sabah;

    Ayni patika yoldan,

    Adam arkada ağır aksak,

    Köpeği bir adım önde yürürlerdi.

    İkisi de yaşlıydılar,

    Belki bu yüzdendi arkadaşlıkları

    Kimseler bilemedi.



    Yolda,

    Köpek niçin önden giderdi?

    Anlaşılamadı.



    Adam hastaydı,öksürüyordu.

    Ara sıra kan kustuğu oluyordu

    Akşamları.

    Akciğer kanseriymiş...

    Uzunca bir süre hastanede yattı.

    Köpek;

    Adamın hastanede olduğu akşamlar

    Bir lokma ekmek yemedi.



    Sonra,

    Ağırdı,ölmek üzereydi,

    Konuşamıyordu üstelik,

    Gözleriyle işaret etmiş,

    Köpeğini,

    Sadık arkadaşını istemişti bir akşam.





    Kapı açılır açılmaz,

    Koştu hayvan dostunun yanına.

    Divana koyup ayaklarını,

    Adamın yüzünü yaladı bir süre

    Anlamı bilinmeyen iniltilerle....



    Adam,gülümsedi.

    Takadı kalmamış elleriyle

    Başını okşadı arkadaşının,

    Yaşarmıştı kapkara gözleri köpeğin,

    Evdekiler ağlıyordu....

    Sonra,gece yarısı

    Acı acı uludu hayvan.

    Sabaha karşı ölmüştü adam.

    Hayli uzakta,

    Aile mezarlığında defnedildi...



    Artık yemek yemez olmuştu hayvan.

    Bağlıydı bir köşede,

    Çözdüklerinde uzunca bir süre sonra,

    Ertesi gün,

    Yoktu kapıda köpek...



    Birkaç gün aradılar

    Baba yâdigâri diye.

    Bir kız çocuğu görmüş,

    Mezarlıkta alaca bir köpek ağlıyormuş.



    Gidenler;

    Yarıya kadar kazılmış bir mezar görür.

    Alırlar getirirler hayvanı kapıya

    Zincire vururlar bir süre..



    Sonra;

    Uzunca bir zamandan sonra

    Üç ay geçince,

    Bir sabah,

    Yine kaybolduğunu görürler hayvanın.

    Adres artı bellidir ya,

    Mezarlığa gittiklerinde;

    Adamın açılmış mezarının yanında

    Köpeği ölmüş bulurlar...





    O kadar sevmiş,

    O kadar özlemiştir ki yaşlı arkadaşını

    Hayvan,

    Yemediği için gücü yetmez

    Mezarı kazarken son nefesini vermiş.



    Sevgi;

    Böyle güçlü bir duyguymuş meğer

    Henüz bizim ulaşamadığımız ufuklarda.

    Karşılıksız,

    İçten,

    Ve ölesiye işte.....



    Ben bu hikayeyi dinleyince ilk ağızdan

    O günden beri

    Hüngür hüngür ağlamaktayım.

    Sevgi,

    Böyle güçlü bir silahmış meğer

    Ben sevdim diye

    Boşuna avunuyormuşum yıllardır...

    Hiç kimse öyle dostça

    Sevemezmiş dostunu meğer


    Secaattin Öztürk
#28.03.2010 22:53 0 0 0
  • - Mualla...anneme gidecektik,dedi,adam...giyinmiş kuşanmış,saçlarını tarıyordu.

    Kadın içerden seslendi:

    Merallere söz vermiştin,ne olacak aşkım.?Pikniğe gitmeyecek miydik.?
    ............

    Kadın devam etti...sonra çocuklara da söz vermiştin,Armada da sinemaya götüreceğim diye...Hem sizin daireden Yücel beye uğrayacak,müdür yardımcısı Selamı beyleri ziyarete gitmeyecek miydik.?

    Yarın gideriz anama,söz vermişken onlara gideli,dedi adam...
    Hiç hesap kitap etmeden sözler veriyorsun ama,diye yakındı kadın...
    Adam salona geldiğinde,çocukları boynuna sarılıp bayramını kutlamağa başlamışlardı...Kadın küpelerini kulaklarına takmayı başaramamış,salona girince kızından yardım istedi...

    Kızı annesini boynuna sarılıp,yanaklarından sevgiyle öptü..."canım annem"dedi ...Kadın sevgiyle kızını kucaklarken birden içinde bir şeyler kırıldı...Çatırtısını ta yüreğinin içinde duydu kadın...Hani,bir yumurtanın ağır ağır çatlayarak,bir minik civcivin dünyaya merhaba deyişi var ya...Öyle bir duyguya kapıldı kadın birden....



    Kadın,canım annem diyerek boynuna sarılan kızına baktı...Yarın yaşlandığında,ben bu can parçama yük mü olacağım,diye geçirdi içinden...



    Ne yaptığını bilmeden ulu orta gezinmeye,gezinirken de düşünmeye başlamıştı...

    Can parçam dediği kızına baktı,gözleri dolmuştu...Evdeki düzene uyum sağlayamıyor,her şeyime ayak bağı oluyor diye,beni huzur evine göndermeye kıyar mı can parçam...diye düşündü....Yok,asla bana öyle bir şey yapmaz,diye içini serinletti...

    Peki biz sana nasıl kıydık anne...diye haykırdı birden...ağlamaya başlamıştı...
    Çocuklar başına üşüşmüş,merakla ne olduğunu anlamağa çalışırken ,kadın içeriye seslendi...

    Feritttt....
    Adam arabasının anahtarlarını almış,eşikte bekliyordu..."ne var dedi..."



    -Merallerinde Selamı beylerinde canı cehenneme...Çocukları da başka zaman sinemaya götürürsün...



    Kalk,haydi...annemize gidiyoruz!



    Ferit,şaşkınlıkla geri dönüp

    Nee...diyebildi...sadece...
    İlk iş huzur evine,Cemile anneye yani babaanneye gidiyoruz...Tamam mı.?

    Şeyy,ama,diye kekeledi adam ,kadın gözlerini kurularken:
    Hayat bir garip oyun,dedi kadın...Ne doğrarsan çanağına,o gelecek kaşığına...Hadi,kalk gidiyoruz....diye emri vaki söylendi kadın...Bir yandan da çocuklarına sımsıkı sarılmıştı...
    Yaşasınnn diye çığlık attı çocuklar...Babaanneye gidiyoruz...Adam,gülümsedi....
    Ve kadın anladı ki;



    Gerçek anlamıyla bayram,ilk kez bu sene gelmişti evlerine...



    Kadın,gözlerini kuruluyordu...



    Adam,göz yaşlarını göstermemek için banyoya koştu...Aynanın karşısında,kilitli kapılar ardında nedenini bilmediği bir duygunun yoğunluğunda sevinçle ağladı...ağladı....

    Bir ara,musluktan akan su sesine karışıp giden hıçkırıkları duyuldu...



    Affet beni anne diye söyleniyordu......


    Secaattin Öztürk
#28.03.2010 22:49 0 0 0
  • noimage



    Özle(me) yeceğim seni diyip
    Kasem ederken yürek ayinimde
    Keşişin gözleriydi yaşaran
    Kefenlerden biçtiğim yelkenlerdi
    Rüzgarın bağrında savrulup
    Gün doğmayacak kentlerin
    Eteklerinde dolaşan.

    noimage

    Özle(me) yeceğim derken
    Bir minik şişeye salacaktım sensizliği.
    Senden sıçramış ne varsa hayata
    Dolduracaktım içine.
    Mor vedalarda kalıp
    Hani güvertesinde
    Gözlerime aktığın yerden
    Salacaktım denizlere.

    noimage

    Özle(me) yeceğim diyerek
    Ettiğim kasemin kefareti
    Hangi sunakta adanacaktı?
    Hangi biri sığacaktı hatıralarımın
    O şişeye..?
    Arnavut kaldırımlı yol
    Ihlamur ağacı
    Elimde ayaza kesmiş bir çakı
    Dünyam sen..

    noimage

    Özle(me) yeceğim seni bil
    Bil ki düşlerimde yan yana iki lahit.
    Yangın var koyunlarında
    Bahira'nın tuvalindeki
    Umuda iliklenmiş ruhları
    Sessiz çığlıkları yırtıyor
    Servili kasabayı..

    noimage

    Özle(me) yecektim seni
    Bilirdim ıradıkça sen
    Yıkılacaktı bir bir kalyonun direkleri.
    Ağlayacaktı yelkenlerin beyazı.
    Bilirdim kabus olurdu sensizlik
    Ve bilirdim "ben susunca da yağmurlar yağardı! "
    Toprak olurdu aşkın rengi.

    noimage

    Özle(me) yecektim sen kokan çiçekleri
    Mavi sarı saksıların matemini tutacaktım
    Iradıkça devrilecekti yığdığım hatıralar
    Devinecekti sen sinmiş her bir şey..
    Sen rüzgar olup esişimi
    Ölüm olup göçüşümü
    Dua olup susuşumu hissettikçe
    Yasını tut(maya) caktım

    noimage

    Özle(me) yecektim ben seni
    Bu bir ayrılık değildi
    Göz yaşlarım gülümseyecekti
    Gün doğmayan yaşanmışlıklarıma.


    noimage


    Billahi
    Özle(me) yeceğim işte seni!




    Bedirhan Gökçe
#28.03.2010 22:38 0 0 0
  • Çay-güzeli arkadaşım seni uzun süredir görmeyip şimdi burada görmek çok mutlu etti beni...Gözlerine sağlık tşkr.ederim yorumun için..
#28.03.2010 22:11 0 0 0
  • Konu: çocuğum

    Ayfer hanım öncelikle bu acı tablonuz için size sabır diliyorum.Bu duruma sebep olan ''Hidrosefali''hastalığı hakkında yaşayarak az çok yeterince bilgi sahibi oldunuz.Olaki yeni doğacak bebek bu hastalığı taşıyor olsa dahi tedavisi ve bakımı oldukça zor ve hem sizin hem yavrunuz için zor günler...
    Anne karnındayken bir bebeğin sağlıklı mı yoksa bu tür ciddi rahatsızlıklar taşıyor mu bir takım testlerle belirleniyor.İyi bir hastanede bu testlerden geçerek en akıllı ve sağlıklı doğru olanı yapmanız olucaktır.Bilerek o yavruyu dünyaya getirmenin vebalide ayrı konu...

    Hastalık hakkında bilginiz var ancak gözden geçirerek doğru karar almanızı dilerim...Çok geçmiş olsun...

    https://www.main-board.com/hastaliklar/371524-hidrosefali-nedir-nasil-tedavi-edilir.html
#28.03.2010 22:06 0 0 0
  • Hidrosefali, beynin içinde ve çevresinde aşırı sıvı toplanmasıdır. Modern cerrahi teknikleriyle etkili biçimde tedavi edilebilmektedir. Beyin - omurilik sıvısı, beyinzarı ile omurilik çevresinde ve beynin "karıncık" adı verilen boşlukları içinde bulunan, suya benzeyen saydam bir sıvıdır. Bu sıvı beyni dış sarsıntılardan korumaya yarar. Beynin karıncıklarında bulunan zengin damar ağındaki özel hücreler tarafından sürekli olarak sıvı yapılır. Beyin karıncıkları numara ile anılırlar. Numara sırası üstten alta doğrudur. Birinci ve ikinci karıncıklar (yan karıncıklar olarak da bilinirler) en büyükleridir.

    Beyin - omurilik sıvısı yan karıncıklardan dar bir delikle üçüncü karıncığa, oradan da dar bir kanalla daha büyükçe olan dördüncü karıncığa gider. Oradan, karıncığın tepesindeki delikler yoluyla, beynin tabanında beyin sapını çevreleyen sıvıyla dolu boşluklara yayılır. Sonra beyin yarık ürelerinden akarak beyni çevreleyen üç zardan birisi olan örümceksi zarın (araknoit) üstündeki araknoit villuslar adı verilen özel oluşumlar tarafından geri emilir. Ender bir durum olan hidrosefali, beyin - omurilik sıvısının dolaşımındaki bozukluktan kaynaklanır. Bunun baş boyutuna etkisi, çocuklarda kafatası kemiklerinin birbirleriyle birleşmesi zamanına göre değişir. Kafatası kemikleri henüz birleşmemiş olan küçük çocuklarda, artan sıvının oluşturduğu basınç kemikleri iterek kafayı büyütür. Daha büyük yaştaki çocuklarda ve erişkinlerde ise, kafa büyüyemeyeceğinden sıvı basınç yaparak beyne zarar verir.

    Nedenleri

    Beyin - omurilik sıvısının dolaşımını çeşitli nedenler etkileyebilir. Kalıtsal olmayışına karşın, bazen doğuştan olabilir. Öteki nedenler ise sonradan ortaya çıkar. Hidrosefali ikiye ayrılır. Tıkanmaya bağlı hidrosefali, beyin - omurilik sıvısının dolaştığı bölümün bir nedenle tıkanmasına, ikinci türdeki hidrosefali ise sıvının örümceksi zar tarafından geri emilimindeki bir bozukluğa bağlıdır.

    Tıkanmaya bağlı hidrosefali en sık görülen hidrosefali türüdür. Çeşitli nedenlerle hem çocuklarda hem de erişkinlerde olabilir. Beyin - omurilik sıvısı dolaşımının herhangi bir yerindeki tıkanıklık, sıvının o bölgede birikerek yavaş yavaş artmasına ve beyne basınç yapıp, bu nazik dokunun sıkışıp zarar görmesine yol açar. "Spina bifida" denen doğuştan bir omurga bozukluğu ile doğan bebeklerde, boyun ve sırtta omurilik anormalliği (meningomiyelosel), beyin sapı ve beyincik (beynin denge ve koordinasyonla ilgili bölümü) anormalliği görülebilir. Bu durum Arnold - Chiari bozuk oluşumu (malformasyonu) diye bilinir ve dördüncü karıncıktaki çıkış deliğinin tıkalı olması nedeniyle hidrosefali yapabilir.

    Az görülen bir başka anormallik de Dandy-Walker'dır. Dördüncü karıncıktaki çıkış delikleri oluşmaz ve bu yüzden tıkanma hidrosefalisi olur. Dördüncü karıncık büyük bir kist yapar ve beyincik tam olarak oluşamaz. Öteki doğuştan hidrosefalilerde neden, tıkanma ya da beyindeki sıvı kanalının oluşmamasıdır; bu da üçüncü ve yan karıncıkların genişlemesine neden olur. Eğer dar olan beyin sıvı kanalının yanında bir de anormal büyüklükte bir damar demeti ya da balonlaşma varsa, bunlar kanalı, basınç yaparak tıkayabilirler. Bazen tıkanma hidrosefalisi sonradan edinilmiş bir durumun sonucu da olabilir. Sözgelimi bir beyin tümörü büyüyüp beyin kanalına ya da üçüncü karıncığa basınç yaparak beyin - omurilik sıvısının akışını engelleyebilir. Çok küçük tümörler ve iyi huylu kistler belirli yerlerde oluşarak sıvı kanallarını ya da çıkış deliklerini tıkarlarsa hidrosefali yapabilirler.

    Emilim bozukluğuna bağlı hidrosefalilerde başlıca neden örümceksi zarın doğuştan az gelişmiş olması ve kendisine ulaşan sıvıyı geri ememeyişidir. Öteki nedenler, menenjit (beyinzarlarının iltihabı) ve sub - araknoit kanamadır (beyin ile örümceksi zar arasında kanama). İki durumda da, bölgede oluşan bağ dokusu sıvının geri emilimini önler. Bu tür hidrosefali, önemsiz kanamaların olduğu kafa yaralanmalarının bir komplikasyonu olarak da ortaya çıkabilir.

    Belirtiler

    Çocuklarda en göze çarpan değişiklik başın boyutlarındaki artıştır. Kafatası kemikleri normal olarak 6 - 10 yaş arasında birleştiğinden, hidrosefali nedeniyle başın büyümesi ancak küçük yaşlarda görülür. Ancak çocuk başlarının büyüklüğü çok farklı olabilir; bir çocuğun başının büyük oluşu her zaman hidrosefalisi olduğu anlamına gelmez. Başın büyüklüğünün nedeni hidrosefali ise, başın büyümesi çok hızlıdır ve kafatasının biçimi farklıdır: Alın çıkık ve düz, başın öteki bölümlerine göre küçüktür. Gözler aşağı itilmiştir, göz akı renkli tabakanın üstünden de belirgin biçimde görülür (bu belirli tıpta 'batan güneş' adını alır). Bu durum tedavi edilmezse çift görme ya da körlük yapabilir. Hidrosefali çok hızlı oluşursa zekâ geriliği, felç ya da kas sertliği olabilir

    Eğer çocukta kafa kemikleri birleştikten sonra hidrosefali oluşursa, doğal olarak belirgin bir baş büyümesi gözlenmez. Ancak bu kez baş ağrıları, denge ve eşgüdüm bozuklukları ile huzursuzluk ve kusma gibi belirtiler olur. Yetişkinlerde baş kemikleri birleştikten sonra hidrosefali kafayı büyütemez. Karıncıklar genişledikçe beyne basınç yapar. Başlıca belirti zihinsel yetilerde günden güne artan bozukluk ve bunamadır. Zihin işlevleri ve bellek etkilenebilir.

    Beyindeki basınç arttıkça beyin dokusunun gördüğü zarar açıkça belli olur; hasta yürüme güçlüğü çeker. Gözün ardındaki ağtabaka şişebilir ve bu da doktorun oftalmoskopla muayenesiyle anlaşılır. Hidrosefalinin yaşlı kişilerde oluşan ve "normal basınçlı hidrosefali" adı verilen özel bir türü de vardır. Bu rahatsızlıkta, karıncıklar genişledikçe beyin küçüldüğünden basınç sürekli artamaz. Bu da oldukça hızlı bir bunamaya ve durumun şiddetine bağlı olarak yürüme güçlüğü ile idrar kaçırmaya yol açabilir. Hidrosefali belirtilerinin çoğu tedaviyle durdurulabilir ya da geçirilebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, beyindeki kalıcı hasar o kadar az olur. Artan basıncın uzun süre beyni ve sinirleri ezmesine göz yumulursa, kalıcı hasarlar oluşur.

    Tedavi

    Tanı, bilgisayarlı tomografi ile konur. Bu yöntemle sıvı dolu beyin boşlukları bilgisayarla izlenir. Tomografinin tehlikesi yoktur ve ağrılı değildir. Tümörler ve kistler gibi hidrosefaliye yol açabilen nedenler bu yöntemle açıkça görülür. Düzeltilmesi gereken Arnold Chiari bozuk oluşumu (malformasyonu) varsa, boynun da özel röntgen yöntemleriyle incelenmesi gerekir. Bazen de beyin - omurilik sıvısının akış yönünü belirlemek için, bilgisayarlı tomografi ve özel enjeksiyonlarla röntgen görüntüsü elde etme gibi özel yöntemler uygulanır. Bu incelemeler, hidrosefalinin örümceksi zarın sıvı emilimindeki bozukluğa bağlı olarak oluştuğu vakaları gösterir. Birçok hidrosefali türü cerrahi tedavi gerektirir. Dördüncü karıncıkta tıkanma ya da sıvı kanallarında daralma varsa, karıncıklar ve beyin tabanındaki boşluklar arasına bir tüp yerleştirilerek sıvının akması sağlanır.

    Öteki hidrosefali türlerinde (normal basınçlı hidrosefali ve doğuştan olma hidrosefalilerin çoğunda) karıncıklardaki beyin - omurilik sıvısı kan dolaşımına ya da karındaki periton boşluğuna bağlanarak akıtılır. Bu tür şant ameliyatlarında akışın ters yönde olmaması için bir tür kapakçık gerekir. Kafatasına küçük bir delik açılır ve karıncıklardan boyun toplardamarına (juguler toplardamar) ya da karna giden bir tüp bağlanır. Şant denen bu tüpler hastada ömür boyu kalır. Hidrosefalinin tedaviye verdiği yanıt hastadan hastaya büyük değişiklik gösterir. Sonuç hidrosefalinin başlıca etkeninin hidrosefali tanısından önce beynin hasar görüp görmediğine bağlıdır. Doğru yerleştirilmiş bir "şant"la yaşayan bir çocuğun zihinsel yetenekleri, eğer beyni zedelenmemişse, normal olarak gelişme şansına sahiptir. Tedavi edilen hidrosefali hastaları arasında üniversite öğrenimi görenler ve yüksek düzeyde işlerde çalışanlar vardır. Hidrosefalide erken tanı önemlidir. Beyinde kalıcı bir hasarın olmaması tıbbi müdahalenin olabildiğince erken yapılmasına bağlıdır.

    Hidrosefalik Bir Çocuğum Varsa Ne yapmalıyım?

    Hidrosefali, tanısı kolayca konabilen ve tedavisi belli bir hastalıktır. Hidrosefali hastası bir çocuğa yaklaşımınız, hastalığın ne zaman tanındığına ve nasıl bir tedavi uygulandığına bağlı olarak değişebilir.

    Eğer çocuğunuzun hastalığı, anne karnında teşhis edilip, doğum sonrası şant takılarak kontrol altına alınmışsa, beynin bu hastalıktan zarar görmüş olma ihtimali azdır. Böylelikle, size düşen sadece, rutin tomıgrafi kontrollerini kaçırmamak ve şantın düzenli çalışıp çalışmadığını gözlemlemek olacaktır. Çocuğunuzun beynine yerleştirilen ve şant adı verilen bu protez, tıkanabilen ya da çocuğunuz büyüdükçe, yeterliliğini kaybedebilen bir alettir. Şant tıkandığında, kafa içi basınç artar, çocuk huysuzlaşır, ateşlenir ve kusmalar başlar. Eğer çocuğunuz bebekse, bıngıldak muayenesi ile kafa içi basıncı gözlemleyebilirsiniz. Daha büyükse, zaten kendisi size şikayetlerini sözle iletecektir. Böyle durumlarda derhal doktorunuza başvurmalısınız.

    Eğer, hastalığın teşhisinde geç kalınmışsa, çocuğunuzun beyninde kısmi hasar meydana gelebilir. Ve çocuğunuzda, zihinsel gelişim geriliği oluşabilir. Özel eğitime ve ilgiye ihtiyaç duyabilir. Bu durumda, sabırlı, ilgili, metanetli bir özel çocuk annesi olarak, uzun yıllar sürecek bir yolculuğa hazır olmalısınız. Zihinsel gelişim geriliği, ne kadar erken teşhis edilir, özel eğitime ne kadar erken yaşlarda başlanırsa, çocuğunuzun normali yakalama şansı o kadar artar.

    Son olarak, çocuğunuz kafasındaki şant ile, tüm diğer çocuklar gibi koşup oynayabilir. Ancak, yapmak isteyebileceği bazı aktiviteler için, doktorunuza danışmalısınız. Örneğin, Dalgıç ya da boksör olmak isterse, doktorunuzun izin vermesi gerekebilir.

    Alıntı
#28.03.2010 22:03 0 0 0


  • noimage




    İncecik beyaz elleri başkaydı kızın

    Gözleri bir başka büyü

    Ateş böcekleri gibiydik karanlıklarda

    Bilmeyen kalmadı bu türküyü

    noimage


    Bütün kaygulardan uzak,azade

    Çocuksu halleri vardı

    Ve her gelişinde derlenmiş, taze

    Bir deste gül kokardı

    noimage


    Bulutlar gelip geçerdi üstünden başımızın

    Bulutlar toz pembe,bulutlar kara

    Başıboş bulutlarla hergün ansızın

    Çıkıp gitmek isterdi uzaklara

    noimage

    Ne benim dilimde küçük bir sitem

    Ne onun yüzünde kederden bir iz

    Sedef çerçeveli aynalar gibi

    Önceleri tertemizdi içimiz..

    noimage

    Bir hal içindeyiz şimdi perme-perişan

    Salkım söğütlere benziyoruz

    Serin rüzgarlar esiyor yüreğimizde

    Artık konuşamıyoruz

    noimage

    Bir köşe başında bazan ansızın

    Karşılaştığımız olur

    Gözümüm ucuyla bakarım kızın

    Gözleri dolu doludur

    noimage

    Bilirim ki usul usul içerimizde

    Bir isimsiz,bir güzel,bir anlatılmaz

    Bir bilinmez yerimizde

    Eski hatıralardır tutuşan

    noimage

    Suçlu insanlar gibi başımız önümüzde

    Bekler dururuz bir zaman

    Hani gökyüzünde garip kimsesiz

    Küçük yıldızlar varya

    Hani bir gül tomurcuğunda sessiz

    Usul usul açarya?

    noimage

    İşte bizde gökyüzündeki

    O herşeyden uzak, sessiz kimsesiz

    Garip yıldızlar gibiyiz

    Bir tomurcuk gibi her sabah usul usul

    noimage

    Gittikçe büyüyor sessizliğimiz

    Bir tomurcuk gibi her sabah usul usul

    Gittikçe büyüyor sessizliğimiz

    Susuyor susmasına dudaklarımız ama

    Çalar saatler gibiydi içimiz.



    noimage



    BEDİRHAN GÖKÇE
#28.03.2010 11:31 0 0 0
#28.03.2010 11:06 0 0 0
#28.03.2010 11:03 0 0 0
  • Çok güzeldi Ozan paylaşımın için sağol arkadaşım...
#28.03.2010 10:48 0 0 0
  • :) Allah'da seni güldürsün Ozann..Beni güldürdün tşkr.ederimm..Parçayı indir arzu edersen daha iyi olur rahat dinlemen açısından..İyi pazarlar arkadaşım..:)
#28.03.2010 10:28 0 0 0
#28.03.2010 10:08 0 0 0