İkimiz diye anlattığım her şey bir destan
Umudu bitmeyen
Sevda yolunda tükenen âşıklar gibi
Maşukunu bulasın ara ki
İmkânına yaslanmış olsa da umut
Adını almış üstüne, adı üstünde.
Biz dediğim cümlelerin her biri acı bir yalan
Ben de olmayışın kadar
Direnişim kadar, sorgulanmadan yaşananlar
Endazeye sığmayan yarınlarıma ağlayan
Birkaç insan
Sussam dilim ağlar, konuşsam, neye yarar
Geçmişi yanıma aldım
Seni unutmak imkânsız olmalı,
Ve sen de imkânına neler yüklediğim
Yarını sorgulamadığım
Bu günü unutmak olmalı
Ve sen de günümü unutturan
Endazeye sığmayan yarınlarıma ağlayan
Birkaç insan
Sussam dilim ağlar, konuşsam, neye yarar
Adı aşk bu yolun
Başından bilip adını koyamadığım
Acı aşk bu soluğun
Sonunu görüp de ağlayamadığım
Kokun olmalı, dilimi ağlatan
Korkun olmalı, yarınlarıma ağlayan
Ben olmalıyım, sen diye yanan
Sussam dilim ağlar, konuşsam
Bu aşkta sus payı gözlerin kadar
Yarınlarıma umudu sebepsiz gözlerim
Yarınlarıma sussam, korkuların var
Adı üç harfle başlayan,
Yarınlarıma ağlayan,
Gözlerin var
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun
Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik
Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
Bilmem kaçı vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.
Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun
Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun
Mahmut ilk okul arkadaşımdı.Onu çok seviyordum.Sık sık buluşmazsak huzursuz oluyordumİyi bir insandı o...
Günlerden Salı .Bir yaz günü .Köyde bir insan arasan bulamazsın ,herkes tarlalarındaBen de tarladaki işim bittiği için o gün erken dönmüştüm köye ve Onunla karşılaştım ,evine gidiyordu
-Hayrola nerden böyle
-Annemin-Babamın mezarlarını ziyarete gitmiştim
Mahmut hiç olmadığı kadar dertliydi:
Kaş yaparken göz çıkarmakNe acı verici bir hata bu.
Kaş yaparken göz çıkarmışım ve o anda da anlayamamışım hatamı,Keşke o anda anlamam mümkün olsaydı;Özür dilemeye bir muhatap bulurdum hiç değilse.
Bu hatayı yıllar sonra anlamışsak ve özür dilemeye bir muhatap bulamamışsak artık bir tek şey bizi teselli eder."iyi niyetimiz"
Dostum kendimi affedemiyorum .Çok sevdiklerime karşı yapmışım bu hatayı.Anneme ve babamaAnnem siroz hastalığına yakalanmıştı,Bandırma hastanesine götürdük,Orada karnındaki suyu aldılar;Annem çok yaşamadı ve öldü.Otuz yıl kadar sonra öğrenmiştim siroz hastasının karnındaki suyun alınmaması gerektiğini.Babamı da benzer sebeple kaybettim ,Bursa Tıp Fakültesinde .Babamı ehil olmayan ellere teslim ettiğimi de yıllar sonra anlaya bilmiştim.
Dostum ben kendimi affetmemeliyim.Ben gönlümü de ehil olmayan ellere teslim ettiğimi yıllar sonra anladımAklımın mantığımın gönlümün duyu organlarımın güzel öğretilerini hiçe alarak ne yanlışlara inanmışım,amanallah.Korkunç
Ehil olmayanlardan nedir bu çektiğim.
İyi niyetli olmak yetmiyor Bir cahile düştü yolum ,bir nanköre
Şeytanın da maskesini yıllar sonra düşüre bildim eyvah bana
O gün onu teselli edecek bir söz bulamamıştım.
Hak etmiyorlar sevgimizi saygımızı ...emanetlerimizi heba ediyorlar ...Allahım sen cezalandır onları...diyordum.Ehil olmayanlardan nedir bu çektiğimiz ...diyordum.Evime dönerken.
Annem komşu kadından çok dertliO kadından dertli olmayan var mı ki apartmanda.
Annem öfkeli öfkeli söylendi:
-Her şeye bağırır delimi ne
-Anne kim o bağırıp çağıran sabahın köründe
-Kim olur yan komşu
-Şaşardım o olmasa
Bizim yan dairedeki komşu kadın her şeye böyle bağırır.En ufak şeyden çocuklarına bağırırKocasına bağırırYangın varmış gibi bağırır üstelikSoba yanmaz bağırır.Odun biter bağırır.
Bu kış yine çekeceğimiz var .Yazın kurtulmuştuk onun sesinden.Yazlığa gitmiştik.Hafta sonları kaçacağımız bir yerimiz olsa kaçardık .Daireyi mi satsak
Komşunun iki küçük çocuğu varAli-MehmetBen onları çok seviyorum. Ali üç yaşında ,Mehmet beşAnnelerinden bize sığınıyorlarİyi ki sığınacak yerleri var.Biz de olmasaydık ne yapardı bu çocuklar.Anneleri bağırınca hemen bizim kapımızı çalarlar.Annem onları içeri alır.İçeri alırken ellerini ayaklarını bir güzel siler annem. Annem Komşu kadın için" o şartsız şurtsuz." Der.Bizim evimizde namaz kılınıyor Hele babam seccade bile kullanmıyor .Evimiz öyle temiz. Annemin ilk işi her sabah evi silip -süpürmektir. Evimizde toz bile bulamazsınız. Annem titiz bir kadın.
Annem bu çocukları acıdığı için içeri alıyor. Değilse üstünüzü başınızı anneniz temizlesin öyle gelin evime der onlara. Beni bile okul çantamı silmeden eve sokmaz
Az sonraydı.Bekliyordum zaten.Uykum da kaçmıştı.Yatakta gözlerimi ovuştururken,Kapımız iki küçük tarafından çalındı kapıya vuruşlarından anlıyordum.Yatağımdan doğruldum .Okula gitmeden onları biraz seveyim
Annem :
-Konuşacağım onunla ,ne istiyor şu kuş kadar çocuklardan .Bak nasıl da dövmüş .
-Kollarımı ısırdı teyze
Benim de içim cız ediyordu onların ağlayışlarına hiç dayanamıyordum.Bu gün yaraları fazla olmalı annem .Fena öfkelenmiş
Beni gördülerAnneden şikayetler başlamıştı Mehmet:
-Abi kolumu ısırdı
Ali:
-Uf ..uf
Alinin yanına yaklaştım hemen .Ali kafasını gösteriyordu.Avucunun içi de morarmıştı
Annem komşu kadına gittiİşte o gün anlamıştım annemin bir şefkat meleği olduğunuÇocuklarını dövme diyecektiBütün çocukları düşünen bir annem var benim O sadece çocuklarını düşünmekle kalmadı hiçYetimleri düşündü.Aç çocukları,Çıplak çocukları düşündü
Kafamda sadece annem vardı şimdiApartman yönetiminde görev alışıOkul aile birliğinde görev alışıHer şeyi ile annem geçti gözümün önünden ve annemle gurur duydum.
Annemin sınırsız şefkatindendir.Okul aile birliğinde görev alışıBunu iyi biliyorum.Yetim ve yoksul çocuklara yaptıklarını anlatmıştı annem."Ben laf olsun diye orda değilim" diye de eklemiştiAnnem okul aile birliğinde bir şefkat meleği.
Annemin barışın yararına inancı da sonsuz"Bu komşumuzdan diğer komşular şikayetçi olunca.Ona acımayanlar çocuklarına acısınlar dedi hepO apartman yönetiminde de laf olsun diye görev almamıştır buna inanıyorumApartmanda bir barış meleği annem
Merallere söz vermiştin,ne olacak aşkım.?Pikniğe gitmeyecek miydik.?
............
Kadın devam etti...sonra çocuklara da söz vermiştin,Armada da sinemaya götüreceğim diye...Hem sizin daireden Yücel beye uğrayacak,müdür yardımcısı Selamı beyleri ziyarete gitmeyecek miydik.?
Yarın gideriz anama,söz vermişken onlara gideli,dedi adam...
Hiç hesap kitap etmeden sözler veriyorsun ama,diye yakındı kadın...
Adam salona geldiğinde,çocukları boynuna sarılıp bayramını kutlamağa başlamışlardı...Kadın küpelerini kulaklarına takmayı başaramamış,salona girince kızından yardım istedi...
Kızı annesini boynuna sarılıp,yanaklarından sevgiyle öptü..."canım annem"dedi ...Kadın sevgiyle kızını kucaklarken birden içinde bir şeyler kırıldı...Çatırtısını ta yüreğinin içinde duydu kadın...Hani,bir yumurtanın ağır ağır çatlayarak,bir minik civcivin dünyaya merhaba deyişi var ya...Öyle bir duyguya kapıldı kadın birden....
Kadın,canım annem diyerek boynuna sarılan kızına baktı...Yarın yaşlandığında,ben bu can parçama yük mü olacağım,diye geçirdi içinden...
Ne yaptığını bilmeden ulu orta gezinmeye,gezinirken de düşünmeye başlamıştı...
Can parçam dediği kızına baktı,gözleri dolmuştu...Evdeki düzene uyum sağlayamıyor,her şeyime ayak bağı oluyor diye,beni huzur evine göndermeye kıyar mı can parçam...diye düşündü....Yok,asla bana öyle bir şey yapmaz,diye içini serinletti...
Peki biz sana nasıl kıydık anne...diye haykırdı birden...ağlamaya başlamıştı...
Çocuklar başına üşüşmüş,merakla ne olduğunu anlamağa çalışırken ,kadın içeriye seslendi...
Feritttt....
Adam arabasının anahtarlarını almış,eşikte bekliyordu..."ne var dedi..."
-Merallerinde Selamı beylerinde canı cehenneme...Çocukları da başka zaman sinemaya götürürsün...
Kalk,haydi...annemize gidiyoruz!
Ferit,şaşkınlıkla geri dönüp
Nee...diyebildi...sadece...
İlk iş huzur evine,Cemile anneye yani babaanneye gidiyoruz...Tamam mı.?
Şeyy,ama,diye kekeledi adam ,kadın gözlerini kurularken:
Hayat bir garip oyun,dedi kadın...Ne doğrarsan çanağına,o gelecek kaşığına...Hadi,kalk gidiyoruz....diye emri vaki söylendi kadın...Bir yandan da çocuklarına sımsıkı sarılmıştı...
Yaşasınnn diye çığlık attı çocuklar...Babaanneye gidiyoruz...Adam,gülümsedi....
Ve kadın anladı ki;
Gerçek anlamıyla bayram,ilk kez bu sene gelmişti evlerine...
Kadın,gözlerini kuruluyordu...
Adam,göz yaşlarını göstermemek için banyoya koştu...Aynanın karşısında,kilitli kapılar ardında nedenini bilmediği bir duygunun yoğunluğunda sevinçle ağladı...ağladı....
Bir ara,musluktan akan su sesine karışıp giden hıçkırıkları duyuldu...
Özle(me) yeceğim seni diyip
Kasem ederken yürek ayinimde
Keşişin gözleriydi yaşaran
Kefenlerden biçtiğim yelkenlerdi
Rüzgarın bağrında savrulup
Gün doğmayacak kentlerin
Eteklerinde dolaşan.
Özle(me) yeceğim derken
Bir minik şişeye salacaktım sensizliği.
Senden sıçramış ne varsa hayata
Dolduracaktım içine.
Mor vedalarda kalıp
Hani güvertesinde
Gözlerime aktığın yerden
Salacaktım denizlere.
Özle(me) yeceğim diyerek
Ettiğim kasemin kefareti
Hangi sunakta adanacaktı?
Hangi biri sığacaktı hatıralarımın
O şişeye..?
Arnavut kaldırımlı yol
Ihlamur ağacı
Elimde ayaza kesmiş bir çakı
Dünyam sen..
Özle(me) yeceğim seni bil
Bil ki düşlerimde yan yana iki lahit.
Yangın var koyunlarında
Bahira'nın tuvalindeki
Umuda iliklenmiş ruhları
Sessiz çığlıkları yırtıyor
Servili kasabayı..
Özle(me) yecektim seni
Bilirdim ıradıkça sen
Yıkılacaktı bir bir kalyonun direkleri.
Ağlayacaktı yelkenlerin beyazı.
Bilirdim kabus olurdu sensizlik
Ve bilirdim "ben susunca da yağmurlar yağardı! "
Toprak olurdu aşkın rengi.
Özle(me) yecektim sen kokan çiçekleri
Mavi sarı saksıların matemini tutacaktım
Iradıkça devrilecekti yığdığım hatıralar
Devinecekti sen sinmiş her bir şey..
Sen rüzgar olup esişimi
Ölüm olup göçüşümü
Dua olup susuşumu hissettikçe
Yasını tut(maya) caktım
Özle(me) yecektim ben seni
Bu bir ayrılık değildi
Göz yaşlarım gülümseyecekti
Gün doğmayan yaşanmışlıklarıma.
Ayfer hanım öncelikle bu acı tablonuz için size sabır diliyorum.Bu duruma sebep olan ''Hidrosefali''hastalığı hakkında yaşayarak az çok yeterince bilgi sahibi oldunuz.Olaki yeni doğacak bebek bu hastalığı taşıyor olsa dahi tedavisi ve bakımı oldukça zor ve hem sizin hem yavrunuz için zor günler...
Anne karnındayken bir bebeğin sağlıklı mı yoksa bu tür ciddi rahatsızlıklar taşıyor mu bir takım testlerle belirleniyor.İyi bir hastanede bu testlerden geçerek en akıllı ve sağlıklı doğru olanı yapmanız olucaktır.Bilerek o yavruyu dünyaya getirmenin vebalide ayrı konu...
Hastalık hakkında bilginiz var ancak gözden geçirerek doğru karar almanızı dilerim...Çok geçmiş olsun...
Hidrosefali, beynin içinde ve çevresinde aşırı sıvı toplanmasıdır. Modern cerrahi teknikleriyle etkili biçimde tedavi edilebilmektedir. Beyin - omurilik sıvısı, beyinzarı ile omurilik çevresinde ve beynin "karıncık" adı verilen boşlukları içinde bulunan, suya benzeyen saydam bir sıvıdır. Bu sıvı beyni dış sarsıntılardan korumaya yarar. Beynin karıncıklarında bulunan zengin damar ağındaki özel hücreler tarafından sürekli olarak sıvı yapılır. Beyin karıncıkları numara ile anılırlar. Numara sırası üstten alta doğrudur. Birinci ve ikinci karıncıklar (yan karıncıklar olarak da bilinirler) en büyükleridir.
Beyin - omurilik sıvısı yan karıncıklardan dar bir delikle üçüncü karıncığa, oradan da dar bir kanalla daha büyükçe olan dördüncü karıncığa gider. Oradan, karıncığın tepesindeki delikler yoluyla, beynin tabanında beyin sapını çevreleyen sıvıyla dolu boşluklara yayılır. Sonra beyin yarık ürelerinden akarak beyni çevreleyen üç zardan birisi olan örümceksi zarın (araknoit) üstündeki araknoit villuslar adı verilen özel oluşumlar tarafından geri emilir. Ender bir durum olan hidrosefali, beyin - omurilik sıvısının dolaşımındaki bozukluktan kaynaklanır. Bunun baş boyutuna etkisi, çocuklarda kafatası kemiklerinin birbirleriyle birleşmesi zamanına göre değişir. Kafatası kemikleri henüz birleşmemiş olan küçük çocuklarda, artan sıvının oluşturduğu basınç kemikleri iterek kafayı büyütür. Daha büyük yaştaki çocuklarda ve erişkinlerde ise, kafa büyüyemeyeceğinden sıvı basınç yaparak beyne zarar verir.
Nedenleri
Beyin - omurilik sıvısının dolaşımını çeşitli nedenler etkileyebilir. Kalıtsal olmayışına karşın, bazen doğuştan olabilir. Öteki nedenler ise sonradan ortaya çıkar. Hidrosefali ikiye ayrılır. Tıkanmaya bağlı hidrosefali, beyin - omurilik sıvısının dolaştığı bölümün bir nedenle tıkanmasına, ikinci türdeki hidrosefali ise sıvının örümceksi zar tarafından geri emilimindeki bir bozukluğa bağlıdır.
Tıkanmaya bağlı hidrosefali en sık görülen hidrosefali türüdür. Çeşitli nedenlerle hem çocuklarda hem de erişkinlerde olabilir. Beyin - omurilik sıvısı dolaşımının herhangi bir yerindeki tıkanıklık, sıvının o bölgede birikerek yavaş yavaş artmasına ve beyne basınç yapıp, bu nazik dokunun sıkışıp zarar görmesine yol açar. "Spina bifida" denen doğuştan bir omurga bozukluğu ile doğan bebeklerde, boyun ve sırtta omurilik anormalliği (meningomiyelosel), beyin sapı ve beyincik (beynin denge ve koordinasyonla ilgili bölümü) anormalliği görülebilir. Bu durum Arnold - Chiari bozuk oluşumu (malformasyonu) diye bilinir ve dördüncü karıncıktaki çıkış deliğinin tıkalı olması nedeniyle hidrosefali yapabilir.
Az görülen bir başka anormallik de Dandy-Walker'dır. Dördüncü karıncıktaki çıkış delikleri oluşmaz ve bu yüzden tıkanma hidrosefalisi olur. Dördüncü karıncık büyük bir kist yapar ve beyincik tam olarak oluşamaz. Öteki doğuştan hidrosefalilerde neden, tıkanma ya da beyindeki sıvı kanalının oluşmamasıdır; bu da üçüncü ve yan karıncıkların genişlemesine neden olur. Eğer dar olan beyin sıvı kanalının yanında bir de anormal büyüklükte bir damar demeti ya da balonlaşma varsa, bunlar kanalı, basınç yaparak tıkayabilirler. Bazen tıkanma hidrosefalisi sonradan edinilmiş bir durumun sonucu da olabilir. Sözgelimi bir beyin tümörü büyüyüp beyin kanalına ya da üçüncü karıncığa basınç yaparak beyin - omurilik sıvısının akışını engelleyebilir. Çok küçük tümörler ve iyi huylu kistler belirli yerlerde oluşarak sıvı kanallarını ya da çıkış deliklerini tıkarlarsa hidrosefali yapabilirler.
Emilim bozukluğuna bağlı hidrosefalilerde başlıca neden örümceksi zarın doğuştan az gelişmiş olması ve kendisine ulaşan sıvıyı geri ememeyişidir. Öteki nedenler, menenjit (beyinzarlarının iltihabı) ve sub - araknoit kanamadır (beyin ile örümceksi zar arasında kanama). İki durumda da, bölgede oluşan bağ dokusu sıvının geri emilimini önler. Bu tür hidrosefali, önemsiz kanamaların olduğu kafa yaralanmalarının bir komplikasyonu olarak da ortaya çıkabilir.
Belirtiler
Çocuklarda en göze çarpan değişiklik başın boyutlarındaki artıştır. Kafatası kemikleri normal olarak 6 - 10 yaş arasında birleştiğinden, hidrosefali nedeniyle başın büyümesi ancak küçük yaşlarda görülür. Ancak çocuk başlarının büyüklüğü çok farklı olabilir; bir çocuğun başının büyük oluşu her zaman hidrosefalisi olduğu anlamına gelmez. Başın büyüklüğünün nedeni hidrosefali ise, başın büyümesi çok hızlıdır ve kafatasının biçimi farklıdır: Alın çıkık ve düz, başın öteki bölümlerine göre küçüktür. Gözler aşağı itilmiştir, göz akı renkli tabakanın üstünden de belirgin biçimde görülür (bu belirli tıpta 'batan güneş' adını alır). Bu durum tedavi edilmezse çift görme ya da körlük yapabilir. Hidrosefali çok hızlı oluşursa zekâ geriliği, felç ya da kas sertliği olabilir
Eğer çocukta kafa kemikleri birleştikten sonra hidrosefali oluşursa, doğal olarak belirgin bir baş büyümesi gözlenmez. Ancak bu kez baş ağrıları, denge ve eşgüdüm bozuklukları ile huzursuzluk ve kusma gibi belirtiler olur. Yetişkinlerde baş kemikleri birleştikten sonra hidrosefali kafayı büyütemez. Karıncıklar genişledikçe beyne basınç yapar. Başlıca belirti zihinsel yetilerde günden güne artan bozukluk ve bunamadır. Zihin işlevleri ve bellek etkilenebilir.
Beyindeki basınç arttıkça beyin dokusunun gördüğü zarar açıkça belli olur; hasta yürüme güçlüğü çeker. Gözün ardındaki ağtabaka şişebilir ve bu da doktorun oftalmoskopla muayenesiyle anlaşılır. Hidrosefalinin yaşlı kişilerde oluşan ve "normal basınçlı hidrosefali" adı verilen özel bir türü de vardır. Bu rahatsızlıkta, karıncıklar genişledikçe beyin küçüldüğünden basınç sürekli artamaz. Bu da oldukça hızlı bir bunamaya ve durumun şiddetine bağlı olarak yürüme güçlüğü ile idrar kaçırmaya yol açabilir. Hidrosefali belirtilerinin çoğu tedaviyle durdurulabilir ya da geçirilebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, beyindeki kalıcı hasar o kadar az olur. Artan basıncın uzun süre beyni ve sinirleri ezmesine göz yumulursa, kalıcı hasarlar oluşur.
Tedavi
Tanı, bilgisayarlı tomografi ile konur. Bu yöntemle sıvı dolu beyin boşlukları bilgisayarla izlenir. Tomografinin tehlikesi yoktur ve ağrılı değildir. Tümörler ve kistler gibi hidrosefaliye yol açabilen nedenler bu yöntemle açıkça görülür. Düzeltilmesi gereken Arnold Chiari bozuk oluşumu (malformasyonu) varsa, boynun da özel röntgen yöntemleriyle incelenmesi gerekir. Bazen de beyin - omurilik sıvısının akış yönünü belirlemek için, bilgisayarlı tomografi ve özel enjeksiyonlarla röntgen görüntüsü elde etme gibi özel yöntemler uygulanır. Bu incelemeler, hidrosefalinin örümceksi zarın sıvı emilimindeki bozukluğa bağlı olarak oluştuğu vakaları gösterir. Birçok hidrosefali türü cerrahi tedavi gerektirir. Dördüncü karıncıkta tıkanma ya da sıvı kanallarında daralma varsa, karıncıklar ve beyin tabanındaki boşluklar arasına bir tüp yerleştirilerek sıvının akması sağlanır.
Öteki hidrosefali türlerinde (normal basınçlı hidrosefali ve doğuştan olma hidrosefalilerin çoğunda) karıncıklardaki beyin - omurilik sıvısı kan dolaşımına ya da karındaki periton boşluğuna bağlanarak akıtılır. Bu tür şant ameliyatlarında akışın ters yönde olmaması için bir tür kapakçık gerekir. Kafatasına küçük bir delik açılır ve karıncıklardan boyun toplardamarına (juguler toplardamar) ya da karna giden bir tüp bağlanır. Şant denen bu tüpler hastada ömür boyu kalır. Hidrosefalinin tedaviye verdiği yanıt hastadan hastaya büyük değişiklik gösterir. Sonuç hidrosefalinin başlıca etkeninin hidrosefali tanısından önce beynin hasar görüp görmediğine bağlıdır. Doğru yerleştirilmiş bir "şant"la yaşayan bir çocuğun zihinsel yetenekleri, eğer beyni zedelenmemişse, normal olarak gelişme şansına sahiptir. Tedavi edilen hidrosefali hastaları arasında üniversite öğrenimi görenler ve yüksek düzeyde işlerde çalışanlar vardır. Hidrosefalide erken tanı önemlidir. Beyinde kalıcı bir hasarın olmaması tıbbi müdahalenin olabildiğince erken yapılmasına bağlıdır.
Hidrosefalik Bir Çocuğum Varsa Ne yapmalıyım?
Hidrosefali, tanısı kolayca konabilen ve tedavisi belli bir hastalıktır. Hidrosefali hastası bir çocuğa yaklaşımınız, hastalığın ne zaman tanındığına ve nasıl bir tedavi uygulandığına bağlı olarak değişebilir.
Eğer çocuğunuzun hastalığı, anne karnında teşhis edilip, doğum sonrası şant takılarak kontrol altına alınmışsa, beynin bu hastalıktan zarar görmüş olma ihtimali azdır. Böylelikle, size düşen sadece, rutin tomıgrafi kontrollerini kaçırmamak ve şantın düzenli çalışıp çalışmadığını gözlemlemek olacaktır. Çocuğunuzun beynine yerleştirilen ve şant adı verilen bu protez, tıkanabilen ya da çocuğunuz büyüdükçe, yeterliliğini kaybedebilen bir alettir. Şant tıkandığında, kafa içi basınç artar, çocuk huysuzlaşır, ateşlenir ve kusmalar başlar. Eğer çocuğunuz bebekse, bıngıldak muayenesi ile kafa içi basıncı gözlemleyebilirsiniz. Daha büyükse, zaten kendisi size şikayetlerini sözle iletecektir. Böyle durumlarda derhal doktorunuza başvurmalısınız.
Eğer, hastalığın teşhisinde geç kalınmışsa, çocuğunuzun beyninde kısmi hasar meydana gelebilir. Ve çocuğunuzda, zihinsel gelişim geriliği oluşabilir. Özel eğitime ve ilgiye ihtiyaç duyabilir. Bu durumda, sabırlı, ilgili, metanetli bir özel çocuk annesi olarak, uzun yıllar sürecek bir yolculuğa hazır olmalısınız. Zihinsel gelişim geriliği, ne kadar erken teşhis edilir, özel eğitime ne kadar erken yaşlarda başlanırsa, çocuğunuzun normali yakalama şansı o kadar artar.
Son olarak, çocuğunuz kafasındaki şant ile, tüm diğer çocuklar gibi koşup oynayabilir. Ancak, yapmak isteyebileceği bazı aktiviteler için, doktorunuza danışmalısınız. Örneğin, Dalgıç ya da boksör olmak isterse, doktorunuzun izin vermesi gerekebilir.
Allah'da seni güldürsün Ozann..Beni güldürdün tşkr.ederimm..Parçayı indir arzu edersen daha iyi olur rahat dinlemen açısından..İyi pazarlar arkadaşım..