888888

888888

Üye
13.08.2010
Astsubay
8.550
Hakkında

  • uykusuzluk için bitkisel tedavi - akupunktur ile uykusuzluk tedavisi - uykusuzluğa iyi gelen bitkilerYardımcı olabilecek bitkisel tedaviler ve etkili oldukları problemler şunlardır:

    Catnip (Nepeta cataria): Kötü uyku
    Chamomile (Matricaria recutita): Anksiyete
    Chrysanthemum (Chrysanthemum morifolium): İnsomnia
    Hops (Humulus lupulus): Aşırı aktif zihin
    Lime blossom (Tilia cordata): Anksiyete
    Linden (Tilia species): Anksiyete
    Oats (Avena sativa): Kötü uyku ve sinirsel bitkinlik
    Passionflower (Passiflora incarnata): Anksiyete ve kas krampları
    Skullcap (Scutellaria lateriflora): Sinirsel gerilim
    Squawvine (Mitchella repens): İnsomnia
    St. John’s wort (Hypericum perforatum): Depresyon
    Valerian (Valeriana officinalis): Anksiyete
    Vervain (Verbena officinalis): Sinirsel gerilim, uyku apnesi

    İnsomnia Amerika Birleşik Devletleri'nde bitkisel formüller ile en sık tedavi edilen altıncı sağlık sorunudur, tüm bitkisel preparatların % 18’ini oluşturur. Uykusuzluk için kullanılan bazı otlar diğerlerinden daha güvenlidir. Uykusuzluk ya da başka durumlar için alternatif ilaçlar kullanan kişiler her zaman doktorlarına neyi, ne kadar ve ne sıklıkta aldığını söylemelidir. Bu uyarı çok önemlidir, çünkü kendi başlarına güvenli olan bazı bitkisel ilaçlar, reçeteli ilaçlar ile etkileşime geçebilirler.

    Diğer Tedaviler
    Uyku bozuklukları tedavisinde yararlı olabilecek diğer alternatif tedaviler şunlardır:

    Akupresür: İki topuk üzerindeki, kaşlar arasındaki, el bileklerinin iç tarafındaki ve kafatası tabanındaki basınç noktaları uykusuzluğu rahatlatmak için kullanılabilir.
    Akupunktur: Uykusuzluk için spesifik tedavi nedene bağlıdır.
    Aromaterapi: Bergamot, lavender, basil, chamomile, neroli, marjoram, veya gül esansiyel yağlarının kullanımı gevşemeyi teşvik eder .
    Ayurvedik tıp: Uykusuzluk için kullanılan Ayurvedik ilaçlar arasında kafa derisi ve ayak tabanlarına susam, brahmi, veya jatamamsi yağları ile masaj yapılması, ılık bir banyo, ya da alında ve göz çevresinde uygulanan bir nutmeg ghee macunu uygulanması yer alır. Kabuslar brahmi ya da bhringaraj yağları ile kafa derisine ve ayak tabanlarına masaj yapılmasıyla, yatıştırıcı çay (jatamamsi, brahmi, ginkgo ve meyan kökü) ve yoga ile iyileştirilir. Uyku apnesi, uyku pozisyonlarını değiştirerek, havayı nemlendirerek ve sıcak brahmi ghee ve nasya (burun damlası) ile tedavi edilir.
    Biofeedback: Gevşemeyi teşvik edebilir.
    Çin tıbbı: Geleneksel Çin tıbbı uygulayıcıları genellikle uykusuzluğu aşırı yang enerjisinin bir belirtisi olarak tedavi eder. Manyetit veya "ejderha kemikleri" histeri ya da korku ile ilişkili uykusuzluk için tavsiye edilir.
    Kiropraktik: Spinal manipülasyon sinir sistemi üzerindeki stresi azaltır, böylece gevşeme sağlar.
    Renkli ışık tedavisi: Doğru yeşil ışık tedavisi, sinir sistemini dengeleyebilir ve uykusuzluk sorununu hafifletebilir.
    Homeopati: Homeopatik ilaçlar uykusuzluğun özel nedenlerine göre seçilir. Bu ilaçlar arasında şunlar yer alabilir: Nux Vomica (alkol ya da madde kaynaklı uykusuzluk), Ignatia (duygusal bunalım), Arsenicum (anksiyete), Passiflora (ruhsal stres, ağrı ve acılar) ve Lycopodium (uyku sırasında konuşma ve gülme).
    Aydınlık/karanlık terapisi: Yatak odasının geceleri çok karanlık olmasını ve sabah erken saatlerde hastayı sabah güneşine (ya da bir ışık kaynağına) maruz bırakmayı içerir.
    Düşük enerji emisyonu tedavisi (LEET): Kronik uykusuzluk için klinik olarak kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir. LEET tedavisi bir ağızlık yoluyla elektromanyetik alanların verilmesini içerir.
    Masaj: Terapötik masaj, kronik uykusuzluk ile ilgili kas gerginliği giderebilir.
    Meditasyon: Düzenli meditasyon duygusal strese karşı koyabilir.
    Refleksoloji: Diyafram, pankreas, yumurtalık/testis, hipofiz, paratiroid, tiroid, böbreküstü bezi için refleksoloji noktalarının kullanımı uykusuzluk sorununu azaltmaya yardımcı olur.
    Zihinde canlandırma: Gevşemeye yardımcı olabilir.
    Yoga: Kas gerginliğini rahatlatarak gevşemeyi teşvik edebilir.

    alıntı

    https://www.main-board.com/saglik-genel/720919-uyku-bozukluklari.html#post5013333
#25.04.2013 23:42 0 0 0
  • baş dönmesinde bitkisel tedaviler - baş dönmesi için alternatif tedavi seçenekleri - baş dönmesine iyi gelen bitkilerBaş dönmesinin nedeni ciddi rahatsızlıklar olabileceğinden, tıbbi yardım alınması tavsiye edilir. Alternatif tedaviler genellikle geleneksel tedavilerle birlikte kullanılabilir. Potansiyel olarak yararlı tedaviler arasında besin terapisi, bitkisel tedavi, homeopati, aromaterapi, osteopati, akupunktur, akupresür ve gevşeme teknikleri yer alır.

    Besin Terapisi
    Baş dönmesini önlemek için, beslenme uzmanları genellikle sık ve küçük öğünler tüketmeyi, kafein, nikotin, alkol, yağlı ya da şekerli yiyecekler ya da alerjik reaksiyonlara yol açabilecek maddelerden kaçınılmasını tavsiye eder. Bazı kişilere az tuzlu bir diyet de yardımcı olabilir. Ayrıca beslenme uzmanları aşağıdaki besin takviyelerini tavsiye edebilir:

    Magnezyum sitrat, aspartat ya da maleat: Magnezyum eksikliğinden kaynaklanan baş dönmesi için.
    B-kompleks vitaminleri, özellikle de B12 vitamini: Bu esansiyel vitaminlerin eksikliğinden kaynaklanan baş dönmesi için.

    Bitkisel Tedaviler
    Aşağıdaki bitkiler baş dönmesi belirtilerini tedavi etmek için kullanılabilir:

    Zencefil: Bulantıdan kaynaklanan baş dönmesi tedavisi için.
    Ginkgo biloba: Beyine giden kan akışını artırarak baş dönmesini azaltabilir.

    Homeopati
    Baş dönmesi için homeopatik terapiler oldukça etkili olabilir ve özellikle organik bir neden saptanmadığında uygulanabilir. Tedavi hastanın kendine özgü belirti profiline göre seçilir:

    Bıldırcın otu: Postural hipotansiyondan (ayağa çok hızlı kalkmak gibi) kaynaklanan baş dönmesi için.
    Balık otu (Coccolus): Taşıt tutması ya da senkop için.
    Baldıran otu (Conium maculatum): Hızlı hareket eden nesnelere bakmaktan kaynaklanan baş dönmesi için.
    Gelsemine (Sarı yasemin, Gelsemium): Genellikle grip ya da sahne korkusundan kaynaklanan denge kaybı ve sersemlik hissi için.
    Petrolyum: Çok hızlı ayağa kalkmaktan kaynaklanan baş dönmesi ya da bir fırtınadan önce ya da sonra gerçekleşen baş ağrısı için.

    Aromaterapi
    Aromaterapistler baş dönmesi tedavisi için lavanta, sardunya ve sandal ağacı esansiyel yağlarının eklendiği ılık bir banyo önerir. Bu terapinin sinir sistemini yatıştırıcı etkisi olabilir.

    Osteopati
    Bir osteopat ya da kiropraktör iç kulaktaki basıncı azaltmak için baş, çene, boyun ya da bel bölgesine manipülasyon ya da düzeltme teknikleri uygulayabilir.

    Akupresür
    Akupresür dolaşımı iyileştirebilir ve vertigo belirtilerini azaltabilir. Omuz ve boyun üzerinde beş çift spesifik noktaya basınç uygulanan boyun gevşetme tekniği, migren baş ağrıları ile ilişkili baş dönmesini için yardımcı olabilir.

    Gevşeme Teknikleri
    Gerilimi azaltan yoga, meditasyon ve masaj terapisi gibi gevşeme teknikleri stres azaltmak amacıyla sıklıkla tavsiye edilir.

    alıntı

    https://www.main-board.com/kulak-burun-bogaz/719829-bas-donmesinin-nedenleri.html#post5010518
#15.04.2013 01:03 0 0 0
  • baş ağrısına bitkisel çözümler - baş ağrısına iyi gelen bitkiler - bitkilerle baş ağrısı tedavisiAlternatif tedaviler baş ağrısının sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Yaygın tedaviler şunlardır:

    Akupresür: Mide 3 ve Kalın Bağırsak 4 noktalarına akupresür uygulaması sinüs baş ağrılarını azaltır.
    Akupunktur: ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün (NIH) bir panelinde akupunkturun baş ağrısı tedavisinde faydalı olabileceği sonucuna varılmıştır.
    Aerobik egzersiz: Düzenli aerobik egzersiz baş ağrılarının sıklığını ve şiddetini azaltır.
    Aromaterapi: Lavanta, biberiye ve nane esansiyel yağları kullanılarak yapılan masaj baş ağrısını azaltır.
    Otojenik terapi: Baş ağrısı kişinin kendisini yarı-hipnoz haline sokmayı öğrenmesiyle yatıştırılabilir.
    Biofeedback: Elektromiyografi (EMG) terapisi, termal el-ısıtma ve nörofeedback gibi biofeedback türleri baş ağrısını azaltmaya yardımcı olur.
    Kiropraktik: Servikal manipülasyon gerilim baş ağrılarını azaltabilir.
    Genel egzersiz: Günde 20-30 dakika hızlı yürüyüş gibi orta seviyeli egzersizler, stresi azaltacağından, vücuda ve beyne daha fazla oksijen ulaşmasını sağlayacağından ve gergin kasları gevşeteceğinden migreni yatıştırmaya yardımcı olabilir.
    Sıcak ve/veya soğuk: Sıcak bir duş ya da banyo gerilim baş ağrılarını yatıştırabilir. Vasküler baş ağrısı alna buz torbası konularak ya da ayaklar sıcak suyun içine konulmuşken alna soğuk kompres uygulanmasıyla (hidroterapi tedavisi) yatıştırılabilir.
    Bitkiler: Migren için krizantem (Chrysanthemum parthenium); sinüs baş ağrısı için altın mühür (Hydrastis canadensis); gerilim baş ağrısı için valeryan (Valeriana officinalis), takke otu (Scutellaria lateriflora) ya da çarkıfelek çiçeği (Passiflora incarnata); küme baş ağrısı için ise arnavutbiberi (burun deliklerinde) kullanılabilir. Ayıkulağı kökünden (Petasites hybridus) hazırlanan ve Petadolex marka adıyla satılan preparat kullanılabilir. Ayrıca Ayurvedik tıpta anksiyeteye bağlı baş ağrılarının tedavisinde brahmi (Bacopa monnieri) bitkisi de kullanılır.
    Holistik tıp: Baş ağrılarının nedeni kabızlık ya da karaciğer fonksiyon bozukluğu olabilir. Elma-ıspanak suyu kabızlığı giderir ve havuç, pancar, kereviz ve maydanoz suyu karışımı karaciğeri tedavi eder.
    Homeopati: Her bir hasta için özel olarak seçilebilecek tedaviler arasında Güzelavratotu (zonklayıcı baş ağrısı), Şeytan şalgamı (şiddetli baş ağrısı), Kali bichromicum (sinüs baş ağrısı), Krizantem, Ayıkulağı (migren baş ağrıları) ve Kargabüken (bulantı ve kusmanın eşlik ettiği gerilim tipi baş ağrısı) yer alır.
    Masaj: Alna, boyna ve kafa derisine masaj yapılır. Özellikle gerilim tipi baş ağrısı masaja olumlu yanıt verir.
    Osteopati: Baş ağrısı nöromüsküler manipülasyon ve başa, boyna ve sırta masajla tedavi edilir.
    Basınç: Başın çevresine bir saç bandının sıkıca bağlanması bazı hastalarda migreni yatıştırabilir.
    Refleksoloji: Baş ağrısı solar pleksus, kulak, göz ve baş noktaları kullanılarak yatıştırılabilir.
    Gevşeme teknikleri: Meditasyonun baş ağrısına yardımcı olduğu görülmüştür.
    Takviyeler: B2 ve B12 vitaminleri, niasin ve magnezyum (bir mineral) baş ağrısını tedavi edebilir ya da önleyebilir.
    Transkütanöz elektrik sinir stimilasyonu (TENS): TENS, sinirlerin elektrikle uyarıldığı ve ağrı iletiminin engellendiği etkili bir baş ağrısı tedavisidir.
    Görselleştirme: Bu gevşeme tekniği zihindeki görüntülerin kontrol altına alınması ve gevşeme sağlamak için olumsuz düşüncelerin olumlu düşüncelerle değiştirilmesi yoluyla uygulanır.
    Yoga: Yoga özellikle gerilim tipi baş ağrıları için yardımcıdır çünkü sinir sistemini yatıştırır ve stresi azaltır.

    alıntı

    https://www.main-board.com/saglik-genel/719826-bas-agrisinin-nedenleri-nelerdir.html#post5010515
#15.04.2013 00:45 0 0 0
  • din kültürü ve ahlak bilgisi dersi konu özeti - kutsal kitap inancı - Kur'an inancı - vahiy geliş şekilleriİslam’ın inanç esaslarından biri de kitaplara inanmaktır. Yüce Allah'a ve meleklere inanan bir kimse ilahî kitaplara da inanmakla yükümlüdür

    Kutsal kitabımız Kuran-ı kerim, dört ilahî kitaptan bindir. Diğerleri; Tevrat, Zebur ve İncil'dir. Bizler Müslüman olarak tüm ilahî kitaplara ve bu kitapların Allah tarafından gönderildiğine iman ederiz. '" Yüce Allah bu kitapları göndererek insana olan ilgisini göstermiş ayrıca insanların ilahî ilkelere uyarak olgunlaşmasını amaçlamıştır.

    Kutsal kitaplar bizim için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Bu kitaplar, bize nasıl yasayacağımızı, insanlarla uyumlu geçinmenin önemini ve güzel ahlak sahibi olmanın yollarını öğretir. Kitaplar aynı zamanda nelere, nasıl inanacağımızı ve ne şekilde ibadet edeceğimizi de bildirir. Bu yüzden Allah'ın kitaplarında yer alan emir ve yasaklar, insanların iyiliği, huzur ve mutluluğu için yazılmış birer reçete gibidir.


    Vahyin Geliş Şekilleri

    a-Cebrail’in Kendi suretiyle getirdiği vahiy

    b-Cebrail’in İnsan şekline girerek getirdiği vahiy

    c-Sadık Rüyalar ile gelen vahiy

    d-Bizzat Allah’tan alınan Vahiy

    e-Çıngırak sesi ile gelen vahiy

    f-ilham yolu ile gelen vahiy

    Kitap:Sistemli ve hacimli eserlerdir.

    Suhuf:Sadece belli konuları içeren eserlerdir

    KENDİNE KİTAP VE SUHUF VERİLEN PEYGAMBERLER

    noimage

    alıntı
#25.01.2013 21:22 0 0 0
  • din kültürü ve ahlak bilgisi dersi konu anlatımı - putperestlik - yahudilik - hristiyanlık - müslümanlarca kutsal sayılan yerler1-Putperestlik : M. 3 yy. da Mekke’yi yöneten Huzza kabilesi liderlerinden Luhay oğlu Amr’ın Suriye’den getirdiği Hübel adlı put ile ( İnsan suretinde akik taşından yapılmıştır) başlamıştır.

    Putlar hayvan , insan suretinde olduğu gibi tabiat varlıkları olan bitki ağaç , taşlar vs. de put olarak kullanılmaktadır. Arap kabileleri tarafından ortak kullanılan putlar olduğu gibi , her arabın kendi şahsi putu da bulunurdu. Putlar Araplar ile Tanrı arasında aracılık görevi yaptığına inanıldığından Cahiliye araplarına Müşrik ( Allaha ortak koşan ) denilir.

    Putperestlik inancı Kur’an- Kerimde şöyle dile getirilir. “Onlar , putlara , sadece Allaha yaklaştırması için ibadet ediyoruz derler “(zümer 3. )Başlıca büyük putlar şunlardır:

    a-Hübel : Luhay oğlu Amr’ın Suriyeden getirdiği put. ( İnsan suretinde akik taşından yapılmıştır)

    b-İsaf ve Naile : Kabede işledikleri zina sebebiyle taşlaşan iki kişiyi simgeler.

    c-Ved: Huzaa kabilesinin erkek görünüşlü putudur.

    d-Lat e-Menat f-Uzza

    2-Yahudilik: Medinede ( Beni kurayza , Beni kaynuka ve Beni nadir kabileleri ), Hayber de , Fedek te , Teyma da, Vadi-ül kurra da yaygın haldeydi.

    3-Hristiyanlık: Yemende ,Hicazda , Suriye ve Irakta bulunuyordu.

    4-Sabiilik : Yıldızlara tapanlar olarak bilinir . Eski babil ve Asur medeniyetlerinin devamı sayılan Mezapotamya yöresinde sayıları azda olsa varlıklarını sürdürmüşler ve Yahya as. ı peygamber kabul eden ve Hz. İbrahim as. zamanına kadar uzanan bir dindir.

    4-Hanifler:Hz.İbrahim as. ın dinine tabi olanlara verilen addır. Nevfel oğlu Varaka ,Amr bin Zeyd , Kuss bin Saide , Ğmeyye bin Ebus Salt , Osman bin Hüveyris , Ubeydullah bin Cahş , Hz. Ebu bekir bilinen haniflerdendir. Bu kişiler arapların cahiliye geleneklerini yapmamış kişilerdir.

    Müslümanlarca kutsal sayılan yerler:

    1-Mescid-il haram: Mekkede kabenin bulunduğu yerdir

    2-Mecid-i Nebi: Medine’de Hz. Muhammed’in evini ve kabrini de içine alan bölüm.

    3-Mescid-i Aksa: Kudüste Hz. Süleyman as.ın mabedi. Müslümanların ilk kıblesi.

    4-Kuba mescidi: Hicret esmasında Kuba köyünde yapılan İslamın ilk mescididir.

    alıntı
#25.01.2013 21:09 0 0 0
  • din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri - temiz olmanın bireye faydaları - temizliğin topluma yararları - abdest almak - gusul abdesti - teyemmüm nedirTemizlik, insan ve toplum için çok önemlidir. Çünkü temizlik, sağlıklı olmanın başta gelen şartıdır.

    İnsan vücudunu yıpratan, insanı huzursuz ve mutsuz eden, hatta onu ölüme kadar götürebilir hastalıklara yol açan en büyük etken, pisliktir. Hastalıklardan korunmak isleyen kimse bedeninin, elbisesinin, yiyecek ve içeceklerinin, çevresinin temizliğine önem vermelidir. Temizliğe gereken önemi vermeyen kimse hastalıklara ortam hazırlamış demektir

    Temizlik, yalnızca bedenin, elbisenin, çevrenin temizliği gibi maddî temizlik ten ibaret değildir insanın, Allah'ın emirlerini yerine getirme si, güzel ahlâka sahip olması, kötülüklerden ve günahlardan kaçınması da temizliktir. Bu temizliğe manevî temizlik denir.

    Dinimiz temizliğe büyük önem vermiş ve insanın her bakımdan temiz olmasını öğütlemiştir. Kuranıkerim'deki "Elbiseni temiz tut. Kötü şeyleri terk (etmeye devam) et. ayetinde hem maddi temizlik hem de manevî temizlik emredilmekte; ",,,Şunu iyi bilin ki Allah, .„ temizlenenleri, sever." ayetinde de Cenabı hakkın temiz olan kimseleri sevdiği belirtilmektedir. Peygamber Efendimizin: 'Temizlik, imanın yarısıdır. buyurmuş olması da dinimizde temizliğe verilen önemi gösteren bir diğer delildir.

    Temiz olmanın birey ve toplum ağsından pek çok yararı vardır. Temizliğin bu yararlarını şu şekilde belirtebiliriz:

    a. Temiz Olmanın Birey Açısından Yararları

    1. Maddi temizliğe önem vermenin birey açısından en önemli yararı, sağlığın korunmasındaki olumlu katkısıdır.

    2. Temizliğe önem veren, temiz ve düzgün giyinen kimse, toplumda saygı görür. Temiz ve düzgün giyinmek, saçların bakımını yapmak, tırnakları kesmek, dişleri fırçalamak her insanın kendisine, ailesine ve toplumuna karsı saygısının bit gereğidir. Bundan dolayı insanın, başkalarını rahatsız edecek şekilde kirli olan elbiseyi giymemesi, kılık kıyafetin temiz ve düzgün olmasına özen göstermesi lâzımdır.

    3. Temizlik, insanın beden sağlığının korunmasında olduğu gibi ruh sağlığının korunmasında da önemli bir etkendir. Bedenen sağlıklı olmayan insan mutlu olama/ Bu da onun ruh sağlığının bozulmasına yol açar.

    4. Ahlâkî yönden temiz olmak da insan için yararlıdır, İslâm dini, bedenin, elbisenin ve çevrenin temizliğine önem verdiği gibi ahlâkî temizliğe de büyük önem verir. Manevi yönden temiz olmayı öğütleyen dinimiz, bunun gereği olarak yalancılık, ikiyüzlülük, cimrilik, tembellik, kibir, gurur, çekememezlik, kul hakkını gözetmemek, ana ve babaya karşı gelmek, /ulûm ve haksızlık yapmak gibi insana yakışmayacak huy ve davranışları yasaklamıştır.

    b. Temiz Olmanın Toplum Açısından Yararları

    Temiz olmak, birey açısından olduğu gibi toplum açısından da çok yararlıdır. Temi k olmanın toplum açısından yararlarını şu şekilde belirtebiliriz:

    l. Toplum sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken en önemli temizlik, çevre temizliğidir. Çevre temizliğinin toplum için başta gelen yararı, insanların sağlığına olumlu katkılarının olmasıdır, insan sağlığının korunmasında suyun ve havanın temizliği çok önemlidir.

    Havanın ve suyun kirli olması ise toplumdaki herkesin Bağlığını olumsuz yönde etkiler. Bundan dolayı dinimiz; evlerin, iş yerlerinin ve çevrenin temizliğine dikkat edilmesini emretmekte ve çevrenin kirletilmesini yasaklamaktadır. Öyleyse her insanın çevre temizliğine özen göstermesi hem inancının gereğidir hem de topluma karşı insanlık görevidir.

    Hiç kimsenin bîr başkasının sağlığını tehlikeye atmaya hakkı yoktur. Bu bakımdan her birey, çevre temizliği konusunda çok dikkatli ve titiz olmalı, bunu bir görev bilmelidir. Çünkü çevre temizliği konusunda duyarlı davranmak, toplumun olduğu kadar bireyin de yararınadır.

    2. Çevre temizliğinin sağlığa olumlu etkisinin yanında kalkınma ve turizm açısından da önemi büyüktür. Ülkemizin gelir kaynaklarından birisi de turizmdir. Turizm, sağladığı gelirle ülkenin kalkınmasına katkıda bulunur. Çevre temizliği de turizmi etkiler. Sokağı, çarşısı, pazarı, suyu, havası,., temiz olmayan bir ülkeye turistlerin gelmesi uzak bir ihtimaldir. Yerli ve yabancı her insan, gidip gezdiği, dinlendiği, yemek yediği, yattığı, alış veriş yaptığı her yeri temiz görmek, temiz bulmak ister.

    Günümüzde çevre kirliliği, büyük boyutlara ulaşmıştır. Bunun önlenmesi, devletin olduğu kadar millet olarak bizim de görevimizdir. Bizler bu konuda duyarlı olmalı ve çevremizi temiz tutmalıyız. Çevreyi kirleten kimseleri de mutlaka uyarmalıyız.

    Öğrenciler olarak dikkat edeceğimiz önemli bir nokta da okulumuzu ve onun çevresini temiz tutmaktır. Okulumuzun temiz olması, evimizin temizliği kadar önemlidir. Çünkü zamanımızın büyük bir kısmı okulumuzda geçmektedir.

    Sınıfı, koridoru, avluyu kirletmek, hem kendi sağlığımızın hem de arkadaşlarımızın sağlığının zarar görmesine neden olur. Buna sebep olmaya da hiçbirimizin hakkı yoktur. Öyleyse bu yerleri temiz tutmalı ve asla kirletmemeliyiz.

    Okula ait eşyalar da devletin ve milletin malıdır. Eğitim ve öğretim görebilmemi/ için hazırlanan sıraları, tahtayı, masayı kirletmek, sıraların üzerine yazı yazmak iyi bir öğrenciye asla yakışmaz. Bunlara zarar vermek kendi kendimize zarar vermektir.

    3. Maddi ve manevî kirlerden arınmış ferilerin oluşturduğu bit toplum, mutlu, huzurlu ve sağlıklı olur, Bu toplumda insanlar, birbirlerine güvenirler, birbirlerini sever ve sayarlar. Herkes üzerine düşen görevi yerme getirir.. Böyle bir toplumda akrabalık, komşuluk, arkadaşlık bağları gelişir. Temiz bir fert, temiz bir aile ve temiz bir toplum meydana gelir. İnsanlar, yarınlarından endişe etmeden mutlu, huzurlu, güvenli, barış içerisinde bir hayat sürerler.

    Gusül abdesti

    Hanefi mezhebinde guslün farzı üçtür:

    1- Ağzın hepsini iyice yıkamak.

    2- Burnu yıkamak. Burundaki kuru kir altını ve ağızdaki, çiğnenmiş ekmek altını yıkamazsa gusül sahih olmaz.

    3- Bedenin her yerini yıkamaktır. Bedenin, ıslatılmasında harac olmayan yerlerini yıkamak farzdır. Yıkanan yerleri ovalamak lazım değil ise de, müstehaptır.

    (Allahü teâlâ buyuruyor ki:

    Şu üç şeye devam eden, gerçek dostumdur. Bunları terk eden de, gerçek düşmanımdır. Bu üç şey, namaz, oruç ve cünüplükten gusüldür.)

    Göbek içini, bıyık, kaş ve sakalı ve altlarındaki derileri ve baştaki saçları ve ferci yıkamak farzdır. Gözleri, kapalı küpe deliğini, sünnet derisi altını yıkamak farz değildir, müstehaptır. Kadınlar, örülü saçın diplerini ıslatınca, örgüyü yıkamak lazım değildir. Saç dipleri ıslanmazsa, örgüyü açmak lazım olur. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Tıraş olursa, kesilen saçları [ve diğer kılları ve tırnakları] yıkamak lazım değildir
    Teyemmüm

    Teyemmümü gerektiren haller nelerdir?

    Abdest almak veya gusletmek için, su bulunmazsa veya su olduğu halde kullanılması mümkün olmayan durumlarda, temiz toprak, kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz bir şey ile Hanefi’de vakit girmeden önce de teyemmüm edilir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce caiz değildir.

    Teyemmümü gerektiren başlıca haller şunlardır:

    1- Abdest ve gusül için temiz su bulamamak (Şehirde her zaman su aramak farzdır.)

    2- Su kullanmaya mani olan hastalık, su kullanınca soğuktan ölmek veya hasta olma tehlikesi.

    3- Suyun yanında zarar verecek olan düşman veya yırtıcı, zehirli hayvan bulunmak.

    4- Hapiste olup, su kullanamamak.

    5- Ölümle tehdit edilmek.

    6- Yolcu olup, yanında içme suyundan fazla su bulunmamak.

    7- Kuyu olsa da, su çıkarma imkanı olmamak.

    Teyemmümün farzı üçtür:

    1- Niyet etmek.

    2- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek.

    3- Elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.

    Teyemmümün farzı ikidir, diyenlere göre, ikinci ve üçüncü farzı bir farz olarak söylenir.

    alıntı
#25.01.2013 21:03 0 0 0
  • din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri - laiklik nedir - laiklik ilkesine göre din ve devlet işleri arasındaki ilişki - laiklik esaslarıLâiklik, dinin devlet ve yönetim işlerine karıştırılmaması, devletin de dinin işlerine karışmaması anlamına gelmektedir.

    Ortaçağ Hıristiyanlık anlayışı çok katıydı ve kiliseler yoluyla kurmuş olduğu muazzam güç ve otoriteyi kaybetmemek için bilimsel araştırmalara hoş gözle bakmıyor, onların kilisenin resmî görüşüne ters açıklamalar yapmasını kendilerine yönelik bir hareket olarak algılıyordu. 1789 Fransız ihtilali ile birlikte, bilim adamları ve düşünürler, gelişmelerin önüne bir set olarak dikilen kiliseyi devre dışı bırakmak için lâikliği önerdiler.

    İslam ile Hıristiyanlık arasında, bilimsel araştırmalara bakış konusunda büyük farklar vardır. İslam dini tarihin hiçbir döneminde bilimle ve bilim adamlarıyla ters düşmemiş, onları yaptıkları incelemeler yüzünden cezalandırmamıştır. Hıristiyanlık ile bilim arasında olan kavga İslam ile bilim arasında hiçbir zaman olmamıştır.

    Hıristiyanlıkla İslam arasında bir başka farklılık da İslam dininin kendine ait bir hukuk sisteminin olmasıdır. Lâiklik anayasaya girinceye kadar yönetimler, aldıkları kararların İslam'a göre bir sakıncası olmadığına dair din adamlarından fetva almak zorundaydılar. Bunun anlamı şudur: Yönetimler İslam hukukuna ters bir karar alamıyorlar, dolayısıyla gayri meşru bir iş yapamıyorlardı. Yönetimlerin, kendi buyruğu altında tuttukları din adamların zorla fetva almaları tarihsel olarak doğru olmakla beraber prensipte yukarıda söylemiş olduğumuz kurallar geçerliydi.

    1937 yılında yapılan değişiklikle lâiklik ilkesi anayasaya kondu ve bu tarihten sonra Meclisin veya hükümetlerin aldığı kararların İslam'a uygun olup olmadıklarına bakılması kuralı kaldırıldı. Bununla birlikte devlete ait bir kuruluş olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye'deki din işlerinden sorumlu bir kuruluş olarak varlığını devam ettirmektedir.
    Lâiklik prensip olarak devletin hiçbir dinin etkisi altına girmemeyi ve hiçbir dini etkilememeyi savunur. Buna göre devlet, hangi dinden olursa olsun, kendi ülkesinde yaşayan insanları birer vatandaş olarak görür. Aralarında din ayrımı yapmaz, dinî farklılıklarından dolayı farklı muamelede bulunmaz.

    Lâikliğin genel esaslarını şöyle sıralayabiliriz:

    Devlet işleri hiçbir dinin kurallarına göre düzenlenemez.
    Yönetim mekanizmasında alınan kararlar, hiçbir dinin denetiminden geçmez, dine uygun olup olmadığı kontrol edilmez.
    Devlet, vatandaşlarının dinlerine eşit uzaklıkta durur.
    Devlet dinlere, onların ibadetlerine, toplantılarına, törenlerine, ayinlerine müdahale etmez. Çünkü bu din ve vicdan özgürlüğünü yok etmek olur.

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 18. maddesi şöyle der:

    "Her şahsın düşünce, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır. Bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyetini, dinini veya kanaatini tek başına ve topluca, açık veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle açıklama hürriyetini gerektirir."

    Bu beyanname 27 Mayıs 1949 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından kabul edilmiş ve anayasaya girmiştir.

    Lâiklik ilkesi doğrultusunda hazırlanmış olan T.C. Anayasasının, temel hak ve hürriyetleri açıklayan 14. maddede din ve devlet ayrımı yapmak yasaklanmış, 24. madde de herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu belirtilmiştir.

    Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli

    alıntı
#25.01.2013 20:03 0 0 0
  • din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri - savurganlık - tutumluluk - israfSavurganlık, bir insanın, malını cömertlik sınırlarını aşarak, aşırı bir şekilde harcaması, israf etmesi demektir. Allah, cimriliği yasakladığı gibi israfı da yasaklamış ve şöyle buyurmuştur;

    “Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, sonra kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın” (İsra 26-29)

    “Yeyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” (Araf 31)

    İslam’ın yasak ettiği içki, kumar, uyuşturucu maddeler gibi her türlü kötü alışkanlıklara verilen paralar, kişiye ve topluma hiçbir yararı olmayan harcamalar ve insanı başkalarına muhtaç hale getirecek kadar ölçüsüz yapılan bağışlar israf sayılmıştır. İsraf kavramını geniş tutmak ve maddi-manevi her türlü servet ve imkanın boşuna harcanması israf olarak değerlendirilebilir.

    Sağlık, Allah’ın bize bir lütfu ve nimetidir. Zaman ve boş vakit yine bir nimettir. Sağlığımızı korumamak ve zamanımızı boşa harcamak israftır. Gereksiz bir şekilde akıtılan su, yakılan elektrik israftır. Milli servetin boşa harcanmasıdır. Ormanlar, yollar, barajlar hepimizindir. Bunların sorumsuzca ve savurganca kullanılması ulusun yer altı ve yer üstü kaynaklarını yok eder. Fakirleşmesine neden olur.

    İsrafla zenginlik bir arada bulunmaz. İsraf ve savurganlık bir gün mutlaka yokluk ve sıkıntı getirir. Savurganlığa alışan ve maddi sıkıntıya düşen insanlar bir süre sonra çok daha kötü alışkanlıklar edinebilirler. Hırsızlık başta olmak üzere haksız kazanç yollarına başvurabilirler. Bu da ahlakın bozulmasına yol açar.

    Elbise ve ayakkabılarımızdan tutun da sıralarımıza, kitap, defter, kağıt ve kalemlerimize kadar her şeyimizi iyi kullanmalıyız. Bunları gelişigüzel kullanmak, yırtmak, kırıp dökmek ve atmak birer savurganlıktır.

    Kişi tutumlu ve ölçülü olmayı bir alışkanlık haline getirmelidir. Peygamberimiz;
    “Abdest alıken bir ırmak kenarında bile olsan suyu tutumlu kullan” buyurmuştur.

    Günlük işlerimizde tutumlu olmayı prensip haline getirmeliyiz. Dünyada milyonlarca insan açlıktan kıvranmaktadır. Bir lokma ekmeği bulamadıkları için ölen ve çöplüklerde ekmek aramak zorunda olan insanlar vardır. Bu durumda bizim ekmek ve yiyecekleri israf etmemiz Allah’ın nimetlerine karşı bir nankörlük olur.

    Tutumluluk, cimrilik ve savurgannlığın aksine kişiye itibar kazandırır. Tutumluluk, insanı başkalarına muhtaç hale getirmekten ve sevilmeyen biri olmaktan kurtarır. Tutumlu olmakla verdiğimiz vergilerin boşa gitmesi önlenebilir. İnsanlar tutumlu olarak hem kendilerini hem de içinde yaşadıkları toplumun kalkınmasına yardımcı olabilirler.

    Anlatım: Dr. Mustafa Akman

    alıntı
#25.01.2013 19:55 0 0 0
#19.11.2012 11:28 0 0 0
#18.11.2012 23:46 0 0 0
#09.11.2012 23:32 0 0 0
#06.11.2012 00:43 0 0 0
#04.11.2012 19:45 0 0 0
#04.11.2012 15:20 0 0 0
#01.11.2012 21:57 0 0 0
#01.11.2012 19:08 0 0 0
  • Osmanlıda ilkler - Osmanlıda enler - Osmanlıda ilk elçilik kim tarafından kurulmuştur - Osmanlı gerileme dönemi - Avrupada ilk elçilik• Osmanlı devleti ilk defa Pasarofça anlaşması (1718) ile Avrupa'dan geri kaldığını kabul etmiştir.
    • Avrupa örnek alınarak yapılan ıslahatlar ilk defa Lale Devrinde yapılmışlardır.
    • Mimaride ilk kez Avrupa tarzında eserler Lale devrinde inşa edilmiştir.
    • İlk kültürel ıslahatlar 3. Ahmet döneminde yapılmıştır.
    • Avrupa'ya ilk defa Lale devrinde elçiler gönderilmiştir.
    • İlk Osmanlı matbaası İbrahim Müteferrika tarafından kurulmuştur. (1727) (ilk teknik yenilik)
    • Matbaada basılan ilk eser Vankulu adlı lügattir.
    • İlk defa 18. yy da Avrupa'dan askeri uzmanlar getirilmiştir.
    • İlk resmi devlet matbaası 3. Selim döneminde kurulmuştur.
    • İlk kağıt ve kumaş fabrikası Lale Devri'nde inşa edilmiştir.
    • İtfaiye örgütü (tulumbacılar) ilk defa Lale Devri'nde kurulmuştur.
    • İlk çiçek aşısı lale devrinde yapılmıştır
    • İlk geçici elçilikler lale devrinde kurulmuştur
    • Avrupai tarzda ilk askeri ıslahatlar 1. Mahmut döneminde yapılmıştır
    • İlk mühendis okulu 1. Mahmut döneminde kara mühendis hanesi adında kuruldu(1731)Avrupa tarzında açılan ilk okuldur
    • İkinci mühendis okulu 3. Mustafa tarafından deniz mühendis hanesi adıyla kurulmuştur(1773)
    • Kapitülasyonlar ilk defa 1. Mahmut tarafından sürekli hale getirilmiştir. (1740)
    • 3. Mustafa döneminde ilk iç borçlanma başlamıştır.
    • İlk defa halkı Türk ve Müslüman olan toprak Küçük kaynarca anlaşması ile kaybedilmiştir. (Kırım)
    • Halifelik kurumunun siyasi bir antlaşmada ilk defa kullanılması Küçük kaynarca Antlaşmasında oluşmuştur.(Son olarak Uşi Antlaşmasında olmuştur.)
    • Rusya'nın Akdeniz'e (sıcak denizlere) açılma imkanı elde ettiği ilk antlaşma Küçük kaynarcadır.
    • Sürat topçuları ocağı ilk defa II. Murat döneminde kurulmuştur.
    • Ortodoksların kuruculuğu ilk kez Küçük Kaynarca ile Ruslara geçmiştir.
    • I.Mahmut döneminde ilk kez Avrupalı birisinin (humbaracı Ahmet paşa )tecrübesinden faydalanarak ıslahat yapılmıştır.
    • Ruslar Küçük Kaynarca ile ilk kez iç işlerimize karışmaya başladılar.
    • Osmanlı Küçük Kaynarca ile ilk defa tazminat ödedi.
    • Rusya ilk kapitülasyonlar küçük Kaynarca antlaşması ile ödemiştir.(1774)
    • Ulu efe alım satım ilk defa I.Abdülhamit tarafından yasaklanmıştır.
    • Avrupa orduları örnek alınarak hazırlanan ilk ordu Nizam-ı Cedit Ordusudur.
    • Avrupa'da ilk daimi elçilikler III.Selim zamanında açılmıştır.
    • Fransızca ilk defa III.Selim döneminde devletin resmi dili olarak ilan edilmiştir.
    • ilk Fransız tercüme bürosu III. Selim tarafından kurulmuştur.
    • Nizam-ı cedit orduları ilk zaferlerini Akkada Napolyon'a karşı kazanmışlardır.

    alıntı
#01.04.2012 05:07 0 0 0
  • streptokokların sebep olduğu faranjit - üst solunum yolu hastalıkları - faranjitte tedavi yöntemleriFaranjiti en basit haliyle tanımlayacak olursak bir iltihaplanma olduğunu söyleyebiliriz. Faranjitin tanımını biraz daha açacak olursak yutağın arka tarafında yer alan örtücü dokunun çeşitli nedenlere bağlı olarak iltihaplanması olarak tanımlanabilmektedir. Yutağın arkada tarafında çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelen ve Faranjit olarak adlandırılan iltihaplanma bahsedilen bölgenin tahriş olmasından kaynaklanabileceği gibi çeşitli bakterilerin enfeksiyona neden olmasıyla da ortaya çıkabilmektedir.

    Faranjit tek başına bir hastalık olabildiği gibi başka bir hastalığın başlangıcının da sinyalini veriyor olabilir. Faranjit görülen kişilerde genellikle üst solunum yollarında enfeksiyon başlangıcından bahsedilebilmektedir. Faranjitten sonra kişinin üst solunum yollarında enfeksiyon görülmesi de nezle veya grip gibi hastalıkların başlangıcı anlamına gelmektedir.

    Faranjit başlangıcının kişide görülebilecek birçok hastalığın habercisi olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Halk arasında streptokoklu faranjit hastalığı olarak da bilinen bir türü olan faranjit hastalığının bu çeşidinde faranjitin başlangıcına streptokok adı verilen bakteri neden olmaktadır. Fakat bu bilgi sadece streptokok adı verilen bakterinin faranjit hastalığına neden olduğunu kesinlikle düşündürmemelidir. Başka birçok bakteri de kişide faranjitin meydana gelmesine neden olabilmektedir.

    Faranjitin tedavi yöntemlerinin faranjitin meydana geliş şekline göre değişiklik göstereceği unutulmamalıdır. Kişi bu bilgi ışığı altında olası bir faranjit rahatsızlığında tedavi için mutlaka uzman bir doktora başvurmalıdır. Faranjit tedavisinde yanlış uygulanacak tedavi yöntemlerinin hem zaman kaybına hem de vücudun gereksiz yere yorulmasına neden olabileceği kesinlikle unutulmamalıdır. Çok fazla sigara ve alkol tüketiminin ve sinüs enfeksiyonlarının da kronik faranjite neden olacağı unutulmamalıdır.

    alıntı
#31.03.2012 00:54 0 0 0
  • faranjit sebepleri -faranjit hastalığı neden olur - kronik faranjit nedenleri - akut faranjit Faranjit hastalığı kendi arasında akut faranjit ve kronik faranjit olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Akut faranjit ve kronik faranjitin ortaya çıkma nedenleri birbirleri arasında farklılıklar göstermektedir. Akut faranjitin enfeksiyon hastalıkları arasında olduğunu söyleyebiliriz. Akut faranjit genellikle virüslere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

    Kronik faranjitin ortaya çıkma sebepleri akut faranjite göre farklılıklar göstermektedir. Örneğin çok fazla sigara içmek veya sigara içilen ortamda uzun süreler geçirerek sigara dumanına çok fazla maruz kalmak kronik faranjitin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yazın sıcaklardan korunmak ve kışın ısınmak için kullandığımız klimaların son yıllarda geçen yıllara nazaran daha aktif bir şekilde kullanılmaları da kronik faranjiti tetiklemektedir.

    Özellikle yaz aylarının olmazsa olmazlarından olan klimaların üflediği serin havaya direkt olarak maruz kalmamak veya klimanın çalıştığı ortamlarda uzun süre zaman geçirmemek klimalara bağlı olarak ortaya çıkan kronik faranjit rahatsızlıklarının önüne geçecektir. Bazı insanlar çeşitli nedenlere bağlı olarak uyku sırasında ağızlarını açmaktadırlar. Ağzın açık olarak uyunması da kronik faranjit hastalığını tetiklemektedir. Ağız açık uyuma durumu genellikle burunda var olan herhangi bir problem nedeniyle görülmektedir.

    Her ne kadar kişiler tarafından çoğu zaman bağlantı kurulamıyor olsa da uzmanlar tüketilen gıdaların da kronik faranjit oluşumunda etkili olduğu konusunda uyarmaktadırlar. Kişinin sürekli ekşi veya sürekli acı gıdalar tüketmesi kronik faranjitin oluşmasına neden olabilmektedir. Kronik faranjit hastalığının tedavisi için hastalığa neden olan ana etmenin bulunması gerekmektedir. Kronik faranjit hastalığına neden olan ana etmen bulunup bu ortadan kaldırıldığında kronik faranjit büyük ihtimalle ortadan kalkacaktır. Gıdaların çok sıcak tüketilmemesi, orta sıcaklıkta tüketilmesi de faranjit hastalığının önüne geçilmesine olanak sağlayacaktır.
    alıntı
#31.03.2012 00:52 0 0 0