resimli hadisler - islami resimlerle 40 hadis - kırk hadis yazma geleneğiNerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
siğil nedir - siğillerin oluşum sebepleri - genital siğiller - human papillomavirusSiğiller, cildimizin üst tabakasına bir virüsün yerleşmesi sonucu ortaya çıkan, iyi huylu deri kabartılarıdır. Siğile neden olan virüslere HPV (human papillomavirus) denir. Bir şekilde cildinizde kesik ya da yaralanma olduğunda bu virüslerden birini kapma olasılığınız yükselir. Siğillerin çoğu zararsızdır ama virüs kaynaklı oldukları için son derece bulaşıcıdır. Siğile doğrudan temas etmek ya da siğile değen başka bir şeye temas etmek, virüsün yayılmasına neden olabilir. Ellerde, parmaklarda ve ayaklarda sık görülür.
Siğiller vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir ve genellikle cilt renginde, sert ve pürüzlü olurlar. Öte yandan koyu renkte (kahverengi, gri-siyah), düz ve yumuşak siğil türleri de vardır. Örneğin ayak tabanındaki siğiller düz bir görünüme sahiptir ve nasırla karıştırılabilir. Bu tür siğiller yürüdükçe içe doğru itilip ağrı yapabilirler.
Hemen herkeste siğil çıkabilir ama bazı kişilerin siğile neden olan HPV virüsünü kapmaya daha yatkın olduğu düşünülür. Çocuklar, ergenlik çağındakiler, tırnaklarını yiyenler, tırnak etlerini koparanlar ve bağışıklık sistemi (vücudun savunma mekanizması) zayıf olan kişilerde siğil oluşması riski daha yüksektir.
Çocuklarda siğil çıktığında, herhangi bir tedaviye gerek kalmadan siğillerin kendi kendine geçtiğine sık şahit olunur. Ancak çocuktaki siğil giderek çoğalan, acı veren veya çocuğu rahatsız eden bir siğilse, mutlaka bir cilt uzmanı tarafından tedavi edilmelidir.
Siğil Neden Çıkar?
HPV (human papillomavirus) adlı virüs siğillerin ana nedenidir. Siğile neden olan bu virüsü kapmak, cildinizde kesik ya da sıyrık olduğunda daha kolaydır. Çocukların sık sık kendilerini yaraladıkları düşünülürse, bu durum neden çoğu çocukta siğil şikayetine rastlandığını da açıklamış olur. Ayrıca vücudun sık sık traş edilen bölgelerinde de, örneğin erkeklerin yüzünde ve kadınların bacaklarında siğil çıkma olasılığı yüksektir. Vücudunuzun herhangi bir yerinde çıkan siğil, vücudun başka bir yerine sıçrayabilir.
Bir kişinin vücudundaki siğile dokunmakla hemen siğil virüsü kapma ihtimali düşüktür ama hiç yoktur denilemez. Siğil virüsleri daha çok ıslak ve nemli yerleri severler. Bu nedenle örneğin havlu ya da terlik gibi neme uzak olmayan eşyaların ortak kullanımı, siğil virüsünün yayılmasını kolaylaştırır.
Öte yandan bazı kişilerin vücudu siğil virüslerine karşı daha dirençlidir, bağışıklık sistemi vücudu korur ve bu kişiler virüsü kolay kolay kapmazlar. Tabii bu durumun tam tersi de geçerlidir. Virüse karşı bünyesi daha az direnç gösterenler, bu virüsü çok çabuk alırlar.
Siğillere HPV virüsleri neden olur dedik. Şimdi bu virüsün bulaşmasında risk oluşturan durumları, virüsün vücudunuza girmesine neden olabilecek koşulları alt alta sıralayalım:
Alerjik bünyeye sahip olmak
Bağışıklık sistemini zayıf düşüren hastalıklar veya ilaçlar
Deride kesik ve yaralar (virüsün yerleşmesini kolaylaştırır)
Havuz kenarı, hamam, kaplıca, banyo, duş, tuvalet gibi ortak kullanılan sıcak ve ıslak ortamlar
Hijyen koşullarına özen gösterilmeyen kuaförler, güzellik salonları
Ortak kullanılan ve siğile temas etmiş olabilecek havlu, bornoz, terlik, ayakkabı vb eşyalar
Cildin sık tıraş edilen bölgeleri (kesiklerin oluşması ve virüse kapı açılması ihtimali yükselir)
Siğile doğrudan temas etmek
Tırnak yeme alışkanlığı
Yorgunluk, uykusuzluk, stres, kötü beslenme, diyet, kansızlık benzeri nedenlerle vücudun zayıf düşmesi
Genital Siğiller ve Kanser İlişkisi
Siğiller her ne kadar iyi huylu oluşumlar olarak tanımlansalar da, bazı siğil virüsü türlerinin, çoğunlukla da genital bölgede siğil yapan HPV virüslerinin kansere neden olabileceği unutulmamalıdır. Özellikle rahim ağzı kanseri vakalarında HPV virüslerinin önemli bir rolü olduğu görülmektedir.
Genital bölgede ortaya çıkan her siğil kanser riski taşımaz ancak mutlaka doktor tarafından muayene edilmelidir.
Daha az rastlanmakla birlikte HPV virüsleri penis kanserine veya oral seks yoluyla bulaşarak ağız ya da boğazda kanserli tümörlerin gelişmesine neden olabilir. Düzenli olarak jinekologa gitmek ve pap smear testi yaptırmak erken teşhis ve tedavi açısından son derece önemlidir.
Siğil Tedavisi
Siğil tedavisi doğrudan HPV virüsüne yönelik değildir. Tedaviler sadece ciltteki siğillerin yok edilmesini amaçlar. Eczanelerde bulabileceğiniz, salisilik asit içeren siğil ilaçları, doktor tarafından uygulanan koter ile yakma (elektrokoterizasyon), dondurma (kriyoterapi) ve lazer tedavisi gibi cerrahi yöntemler, siğillerden kurtulmak için başlıca yöntemler arasındadır. Siğillerle ilgili daha ayrıntılı bilgilere bir cilt uzmanına danışarak ulaşabilirsiniz.
Ancak genital bölgedeki siğiller için kendi kendine tedavi yöntemleri yerine bir uzmana başvurulması önerilir.
Bazı kişilerin vücudunda tedavinin ardından yeniden siğil çıkabilir. Bazı kişilerde ise bir kez siğil çıktıktan sonra virüs uyku durumunda kalır ve siğiller tekrarlamaz. Siğil tedavisinde, siğillerin yok edilmesinin yanı sıra bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi üzerinde de durulmalıdır.
reflü nedir - reflü sebepleri - reflü belirtileriGecenin bir yarısı öksürerek, boğulur gibi hissederek uyanıyorsanız ya da öğlen yediğiniz sıkı bir yağlı yemeğin ardından göğsünüzde yanma şeklinde, bıçak saplanmasına benzer dinmeyen bir ağrı baş gösteriyorsa, reflüye yakalanmış olma ihtimalini göz önüne almalısınız. Mide yanması çoğumuz için tanıdık bir belirtidir ama reflüyü daha ayrıntılı bir şekilde tarif etmemiz gerekebilir.
Mide asidinin boğaz ve mideyi birleştiren yemek borusuna doğru ters yönde akmasına reflü denir. Bu ters yöndeki akışa, yemek borusunun aşağı ucundaki kasın zayıf olması ya da yanlış zamanda gevşemesi neden olur. Bu kasa yemek borusu büzgeci de denir. Kapalı olması gereken büzgeç yanlış zamanda açıldığı için, mide asidi yukarı tırmanır ve bu da göğüste yanma hissiyle birlikte pek çok şikayete neden olur.
Göğüs ağrısı, yediklerinizin göğsünüzde biriktiği hissi, boğazı temizleme ihtiyacı, yediklerinizin ağzınıza gelmesi, tıkanma, ses kısıklığı, boğaz ağrısı, hıçkırık, öksürük ve yutkunma zorluğu reflü belirtileri arasındadır.
Reflü belirtileri, asitli ya da baharatlı, ağır bir yemekten sonra aslında herkeste arada bir görülebilir. Ancak durum kronikleşmişse, haftada en az iki kez bu belirtiler görülüyorsa ve yukarı tırmanan mide asidi nedeniyle yemek borusu çeperinde tahriş olma durumu varsa, bu durumda reflü teşhisi kaçınılmaz olacaktır.
Reflü şikayetine sadece yeyip içtiklerinizin neden olduğu düşüncesi, yanlış bir inanıştır. Alkollü içecekler, sigara ya da baharatlı yiyecekler mide yanması şikayetlerinde evet, sıkça karşılaşılan etkenlerdir. Ancak her gün ortaya çıkan reflü belirtilerini açıklamak için bir kişinin yaşam biçimini öne sürmenin tek başına yeterli olmadığı durumlar vardır. Reflü şikayeti olan kişilerde yüksek olasılıkla bir rahatsızlık ya da anatomik bir sorun bulunmaktadır. Bu sorunlar neler olabilir, aşağıda sıralayalım:
Yemek Borusu Büzgecinde Basınç Düşüklüğü: Midedeki asitli içerik yemek borusuna tırmandığında buna reflü deriz ve mide ile yemek borusu arasında bariyer görevi yapan yemek borusu büzgecinde (bu bir kastır) bir sorun var demektir. Sözünü ettiğimiz kas, asidi bloke ederek onun yemek borusuna kaçmasını engelleyemiyor demektir. Yemek borusu büzgecinde basınç düşüklüğü olduğunda bu durum reflüye neden olur.
Bazı kişilerdeki bu kas sorunun nedeni tam olarak bilinemeyebilir. Hamilelik, tansiyon sorunu ya da depresyon ilaçları yemek borusu büzgecini olumsuz yönde etkileyebilir ama herkes için benzer şekilde altta yatan sebep bulunamayabilir.
Reflü şikayeti yemek borusu büzgecindeki basınç düşüklüğünden kaynaklanan hastalar ‘fundoplikasyon‘ olarak bilinen ufak bir cerrahi müdahale ile bu sorunu çözebilirler.
Hamilelik: Hamilelikte artan progesteron hormonları yemek borusu büzgecinin yavaşlamasına neden olabilir. Ayrıca anne adayının büyüyen rahmi reflüye karşı bir yatkınlık oluşmasına neden olur. İyi haber ise, hamileliğin sonlanmasının ardından reflü şikayeti ortadan kalkar.
Mide Fıtığı: Mide fıtığı her zaman reflüye neden olmaz ancak ciddi reflü şikayeti olan bazı hastalarda, midenin üst kısmının göğse doğru kaydığı mide fıtığı yüzünden reflü oluştuğu görülür. Cerrahi müdahale ile 1 ila 4 cm arasında değişen büyüklükte olabilen fıtıklar düzeltilebilir.
Gastroparezi (Mide Felci): Bu rahatsızlıkta mide, yediklerinizi çok yavaş sindirebilmektedir. Normalde mide asidi üretilir ve ardından bağırsağa boşaltılır ancak mide felci nedeniyle eğer asit uzun süre midede kalıyorsa, yemek borusuna çıkması beklenebilir.
Obezite: Obezite mide bölgesindeki baskının artmasına yol açar ve obezite dışında herhangi bir sağlık sorunu olmasa bile, reflü şikayeti ortaya çıkabilir.
Bifosfonatlar (Kemik erimesini önlemeye yönelik ilaçlar) ve diğer ilaçlar: Kadınlarda kemik erimesine karşı önerilen bu sınıftaki ilaçların bazı kişilerde reflüye neden olduğu görülmüştür. Bu ilaçlar mutlaka reflüye neden olmasalar bile, yemek borusunu tahriş ederek mide ekşimesi hissine yol açabilirler.
Bunun dışında bazı alerji ilaçları, ağrı kesiciler ,astım ilaçları ve antidepresanlar da reflü oluşumuna etki edebilir.
Yaşam Tarzı: Arada sırada mide yanması şikayeti olanlar yaşam tarzında değişiklik yapmanın faydalarını görebilirler. Belrtileri arttıran çikolata, kahve ya da diğer dokunan yiyecekleri az tüketerek, kilo vererek, sigarayı bırakarak reflü belirtilerini en aza indirebilirler.
Stres: Stresin fiziksel olarak vücudumuza pek çok olumsuz etkisi vardır. Stres altındayken kaslarımıza daha çok kan giderken mideye daha az kan gider. Bu durum midenin yiyecekleri daha az sindirmesine ve sindirim sıvılarının midede daha çok beklemesine neden olarak, reflü için zemin hazırlayabilir. Ayrıca stres yeme alışkanlıklarını da etkiler. Stres altında alkol alımı artabilir. Kızarmış ve yağlı yiyecekler, fast food gibi reflüyü tetikleyen yiyeceklere yönelim olabilir.
ellerde sinir sıkışması - karpal tünel sendromu - kollarda kan dolaşımı bozukluğuSinir Sıkışmaları: El uyuşmalarının en çok rastlanan sebepleri ‘sinir sıkışması’ başlığı altında toplayabileceğimiz nedenlerdir. El bileğindeki sinir sıkışması türlerinden, yukarıda da sözünü ettiğimiz karpal tünel sendromu el uyuşması şikayetinin en sık rastlanan nedenidir. Aşağıda elde uyuşmaya neden olacak farklı sinir sıkışması türlerini bulabilirsiniz. Bu sıkışmalar dışında da, elde uyuşmaya neden olabilecek sinir sıkışması türleri olduğunu belirtelim.
- Gujon Loju Nöropatisi (El bileğinde sinir sıkışması)
- Karpal Tünel Sendromu (El bileğinde sinir sıkışması)
- Kubital Tünel veya Ulunar Oluk Sendromu (Dirsekte sinir sıkışması)
- Pronator Teres Sendromu (Ön kolda sinir sıkışması)
- Torasik Çıkış Sendromu (Boyundan çıkan sinirlerin boyun-omuz bölgesinde sıkışması)
Boyun Düzleşmesi: Boyun ve ensede ağrı yapan boyun düzleşmesi, normalde kavis yapan boyundaki omurların, düzleşmesi anlamına gelir. Duruş bozuklukları boyun düzleşmesinin başlıca nedenidir. Belirtileri arasında boyun, ense, kol ağrıları ve ellerde uyuşma sayılabilir.
Boyun Fıtığı: Boyundaki fıtık kollara giden sinirlere baskı yapıyorsa, kollarda ve ellerde güç kaybı ve uyuşmalar görülebilir.
Boyun Tutulması
Diyabet: Kan şekerinin kontrol altında tutulmadığı ve sürekli yüksek seviyelerde dolaştığı diyabet hastalarında sinir hasarı ve buna bağlı olarak el ve kollarda uyuşmalar meydana gelebilir.
Kollarda Kan Dolaşımı Azalması
Hipotiroidi: Tiroit bezi tarafından tiroit hormonu az üretildiğinde, bu durum vücutta pek çok dengesizliğe yol açar. Saç dökülmesi, cilt kuruluğu, halsizlik, kilo sorunu, eklem ağrıları gibi şikayetlerin yanı sıra hipotiroidi sonucu ellerde uyuşma da görülebilir. Hipotiroidi tedavi edilmediği takdirde ciddi sorunlara yol açabilen, ihmal edilmemesi gereken bir rahatsızlıktır.
Periferik Nöropati: Sinir hasarı anlamına gelen periferik nöropati daha çok ayakları etkiler ama ellerde de uyuşmaya neden olabilir. Diyabet ve alkol bağımlılığı gibi nedenlerden dolayı bu sinir hasarı meydana gelmiş olabilir.
B12 Vitamini Eksikliği: B12 vitamini sinir hücrelerinin sağlığını korur. Parmaklarınız uyuşuyorsa, bu durumun nedenlerinden biri de, parmaklardaki sinir hücrelerinin yeterince iyi beslenememesi, yani B12 vitamini eksikliği olabilir.
Daha Az Rastlanan El Uyuşması Nedenleri
Alkolizm
Bazı ilaçlar
Beyinde Damar Tıkanıklığı
Beyin Tümörleri
Ganglion Kisti (El ve el bileği çevresinde kitle)
Hiperventilasyon (Çok hızlı ve derin nefes alıp verme)
Kas Hastalıkları
Kırıklar
Kol Damarlarında Tıkanıklık
Lupus Hastalığı
Migren
Omurilik Tümörleri
El bileği, dirsek, omuz veya boyunda Ortopedik Sorunlar
Multipl Skleroz (MS Hastalığı)
Romatizmal Hastalıklar
El Uyuşması Tedavisi
Ellerdeki uyuşmanın nedeninin tespit edilmesi için ilk olarak bir fizik tedavi ya da nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. Sinir sıkışması olup olmadığının anlaşılması için EMG (Elektromiyografi) çektirilmesi gerekir. Eğer sinir sıkışması tespit edilmezse bu kez boyun fıtığının araştırılması için MR çektirmeniz istenebilir. Hipertiroidi benzeri sağlık sorunlarının elenmesi içinse kan testi gerekebilir. Bu testlerin yanı sıra doktorun yönelteceği detaylı soruların cevabına göre uyuşma nedenleri ortaya çıkarılıp tedaviye başlanabilir.
Uyuşma nedeni kolda sinir sıkışması ise ve hastada uykudan uyandırma ya da el ve kolda güç kaybı gibi şikayetlere neden olacak aşamaya gelmişse, basit bir cerrahi müdahale ile bu sorun ortadan kaldırılabilir. Hafif sinir sıkışmalarında ise ameliyat yerine bileklik ya da kortizon iğnesi tedavisi önerilebilir.
B12 eksikliğinden kaynaklanan uyuşmalar B12 tedavisi ile giderilebilir.
ellerin uyuşması - el uyuşmasının sebepleri - el uyuşması yapan hastalıklarTek veya her iki elde birden hissedilen uyuşmalar, parmaklarda ya da elde gelişen his kaybı olarak tarif edilebilir. Ellerdeki uyuşukluk hissi genellikle iğne batması, karıncalanma, yanma, elektriklenme, ağrı gibi sıra dışı değişikliklerle birlikte görülür. Uyuşma, tek eli ya da her iki eli birden etkileyebilir. Her ne kadar el uyuşması desek de aslında tüm elin uyuştuğu nadiren olur. Uyuşma hissi çoğunlukla tüm elde değil, birkaç parmakta ortaya çıkar.
Elde uyuşma en çok kol veya bilekteki sinirlerin zarar görmesi veya sıkışması sonucu meydana gelir. Bilekte sinir sıkışması sonucu gelişen karpal tünel sendromu oldukça yaygın bir şikayettir. Karpal tünel sendromunda, bilekteki minik bir kanalda sinir sıkışması meydana gelir ve bu durum el ve kolda ağrı ve uyuşmaya neden olur. Bilek yapısı, bazı sağlık sorunları (obezite, enfeksiyonlar, romatoid artrit vs) ya da elin fazla kullanılması karpal tünel sendromuna etki eden faktörlerdir.
El işi yapanlarda, müzisyenlerde, bahçe işleriyle uğraşanlarda, ev işi yapan ev hanımlarında ya da bilgisayar başında çalışanlarda, yani el bileğini çok fazla kullananlarda ve meslek icabı aynı el hareketini sürekli tekrarlayan kişilerde, bu sendroma sık rastlanır.
Diyabet gibi vücudumuzdaki çevresel sinir sistemini etkileyen hastalıklar da ellerde uyuşmaya neden olabilir. Ancak bu durumda ayaklarda da benzer belirtiler ortaya çıkacaktır. Daha az rastlanmakla birlikte beyindeki ya da omurilikteki bazı sorunlar, el ve kollarda güçsüzlük, işlev kaybı gibi belirtilerin yanı sıra uyuşmaya da neden olabilir.
El uyuşmasının felç ya da tümör gibi hayati risk taşıyan, önemli hastalıklara işaret ettiği durumlarda, uyuşmaya eşlik eden başka şikayetlerin de görülmesi beklenir. Tek başına el uyuşmasının bu tip acil durumların habercisi olma ihtimali oldukça düşüktür.
Ellerinizdeki uyuşmaların nedeni bir doktor tarafından tespit edilene kadar, kendi kendinize alacağınız bazı önlemler uyuşma şikayetini azaltmakta size yardımcı olabilir. Eğer örgü örme ya da marangozluk gibi bir hobi veya meslek nedeniyle ellerinizi çok çalıştırıyorsanız bir süre ara vermeyi düşünebilirsiniz. Ara veremiyorsanız en azından çalışırken ellerinizi sık sık dinlendirmelisiniz.
Gün içerisinde (fazla zorlamadan) bileğinizi çevirme ve parmaklarınızı esnetme hareketleri yapabilirsiniz. Geceleri eczanelerde bulabileceğiniz bir bileklik takmak işe yarayabilir. Bileklik çok sıkı ya da çok gevşek olmamalıdır. Son olarak elinizin üzerine yatmaktan kaçınmalısınız. Uyuşukluk şikayeti geçmiyor ya da aratarak devam ediyorsa, bir doktorla görüşmelisiniz.
ayaklarda üşüçe sebepleri - ayak üşümesine neden olan hastalıklar - ayak üşümesinin tedavisiSoğuk havalarda ilk olarak burun, el ve ayak gibi, vücutta dolaşan kanın daha geç ulaştığı bölgelerin üşümesi normal karşılanır. Hava çok soğuduğunda, vücudumuz hayati organların ısınmasına öncelik verdiğinden, kan bu organlarda toplanır ve bu şekilde el ve ayakların ısınması daha uzun sürer. Bu açıklama akla hemen şu soruyu getiriyor: Peki, hava sıcak olsa bile ayakların ısınmasını engelleyen nedir, normal olmadığını hissedilen ayak üşümesi neden olur?
Eğer hava sıcaklığı fark etmeksizin, sıklıkla ayaklarınızın üşümesinden şikayetçiyseniz, bu durum henüz fark etmediğiniz bir rahatsızlık yüzünden kaynaklanıyor olabilir. Ayaklarınızı bir türlü ısıtamıyor oluşunuza yol açabilecek dolaşım sorunları, hormonal problemler ya da kansızlık gibi çeşitli sağlık sorunları vardır. Bu sağlık sorunlarının çoğu, ayakların yanı sıra aynı zamanda ellerinizin üşümesine de neden olabilir.
Şimdi hemen çorapsız gezmek gibi basit nedenleri eleyerek ayak üşümesinin tahmin etmesi daha zor olabilecek nedenlerine geçelim.
Ayak Üşümesinin Nedenleri
Kan Dolaşımı Bozukluğu
Kan dolaşımı yetersizliği ayak üşümesi nedenlerinin başında gelir ve bu durum, ayaklarınıza onları ısıtmaya yetecek kadar kan gitmediği anlamına gelir. Bazı durumlarda ayaklar kadar eller de kan dolaşımı yetersizliğinden etkilenir ve ayaklarla birlikte eller de sürekli üşür. Hareketsiz bir yaşam tarzı, örneğin bütün gün iş yerinde, okulda masa başında oturuyor olmak, bu duruma zemin hazırlıyor olabilir. Gün içinde biraz daha hareketli olmak, yürüyüş yapmaya zaman ayırmak kan dolaşımını düzenlemek ve ayaklarınızın üşümesine engel olmak için faydalı olabilir.
Ancak kan dolaşımı bozukluğu, kan pıhtılaşması ve kalp rahatsızlıkları gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle dolaşım sorununuz olduğunu düşünüyorsanız, şikayetinizle ilgili bir doktora danışmanız en iyisidir.
Tiroid Bezinin Az Çalışması
Tiroid bezinin ürettiği hormonlar, sağlık dengesinin korunması ve vücudun pek çok işlevi adın oldukça önemli bir rol oynar. Tiroid bezi yeterince tiroid hormonu üretemediğinde bu duruma hipotiroidi adı verilir ve vücutta metabolizma yavaşlar ve çeşitli sorunlar baş gösterir. Halsizlik, saç dökülmesi, cilt kuruluğu, kilo artışı gibi belirtilerin yanı sıra el ve ayak üşümesi de hipotiroidi belirtileri arasındadır. Basit bir kan testi ile hipotiroidi sorununuz olup olmadığını öğrenebilir ve ilaç tedavisine başlayabilirsiniz.
Raynaud Hastalığı
Hipotiroidi için çoktan ilaç kullanmaya başlamış olan kişilerde, el ve ayak üşümesi şikayeti geçmek bilmiyorsa ya da hipotiroidi söz konsu değilse, bu durumda el ve ayak üşümelerinde Raynaud (Reyno) adlı rahatsızlıktan şüphelenilebilir. Raynaud hastalığında, soğuk hava veya stres nedeniyle kan damarlarında meydana gelen kasılmalar yüzünden, el ve ayaklara doğru daha az kan gider. Ayak parmaklarının rengi kaçar veya tam tersi kırmızı ya da maviye dönük bir renk alabilir. Damarlar açıldıktan sonra cildin rengi ve ısısı normale dönecektir. Raynaud sendromu başka bir rahatsızlıktan dolayı gelişebileceği gibi, nedensiz bir şekilde tek başına Raynaud fenomeni ortaya çıkabilir.
B12 Vitamini Eksikliği Anemisi (Kansızlık)
Vücudunuz B12 vitamini eksikliği yüzünden yeterli miktarda sağlıklı, kırmızı kan hücresi üretemiyorsa, bu durumda tıp dilinde ‘pernisiyöz anemi‘ adı verilen bir tür kansızlık ortaya çıkar. Kırmızı kan hücrelerinin sayısındaki eksiklik, vücut dokularına giden oksijen miktarının azalması anlamına gelir. Kansızlık nedeniyle halsizlik, nefes darlığı, baş dönmesi, soluk cilt rengi, baş ağrısı ve el ve ayaklarda üşüme hissi görülebilir. B12 eksikliğinden kaynaklanan kansızlık sinir sistemini de etkileyebilir ve denge kaybı, uyuşma, kaslarda güçsüzlük gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Kötü beslenme, sindirim sistemindeki kusurlar, enfeksiyonlar ve kullanılan ilaçlar B12 vitamini eksikliğine yol açabilen nedenlerden bazılarıdır.
Kas Romatizması (Fibromiyalji )
Yaz kış demeden, en sıcak havalarda bile ayak üşümesinden şikayetçi olup da yaptırdığı tahliller temiz çıkan ve ayak üşümesi için neden gösterilemeyen kişilerde bu durum kas romatizması habercisi olabilir. Ancak kas romatizmasının öne çıkan, başlıca belirtileri vücut genelinde hissedilecek şekilde vücut kaslarında hissedilen ağrılar, sızlamalar, sabahları tutukluk ve sabah başlayıp akşama doğru azalan yorgunluktur. Hastalarda sıklıkla ‘her yerim ağrıyor‘ şikayeti vardır. Kas romatizmasına kadınlarda daha çok rastlanır. Düzenli uyku, doğru beslenme ve egzersizin yanı sıra kas gevşetici ilaçlar, antidepresanlar, fizik tedavi ve masaj benzeri yöntemlerle tedavi yoluna gidilebilir.
Periferik Nöropati
Sinir hasarına işaret eden ve el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi gibi belirtileri olan periferik nöropati diyabet, toksinlere maruz kalma, enfeksiyon veya vitamin eksikliği gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Özellikle diyabet hastaları bu durumdan korunmak için kan şekerini kontrol altında tutmaya özen göstermelidir. Dokunulduğunda hiç de soğuk olmadığı halde, periferik nöropati şikayeti olan kişiler el ve ayakları üşüyormuş gibi hissederler. Sinirlerle ilgili bir şikayetten şüpheleniyorsanız hemen bir doktora danışmalısınız. Beklemek, sinir hasarının daha çok sinire yayılmasına ve ciddi sorunlara yol açabilir.
Periferik Arter Hastalığı
PAH olarak da kısaltılan Periferik Arter Hastalığı, bacaklardaki damarların daralmasına ve tıkanmasına yol açan bir hastalıktır. Hastalığın nedeni genellikle damarlarda kolesterol plaklarının birikmesi ve damar sertliği oluşmasıdır. Bacaklara yeterince kan gitmemesi sonucu, vücudun geri kalanına kıyasla ayaklar daha soğuk olur. Eğer sadece tek bir bacak PAH’tan etkileniyorsa, bu durumda iki ayak arasında ısı farkı olabilir. Periferik arter hastalığında ayak üşümesinin yanı sıra hareketle birlikte kötüleşen bacak ağrıları, kramplar ve ayakta geç iyileşen yaralar, sık rastlanan diğer belirtilerdir.
Ayak Üşümesinin Diğer Nedenleri
Dolaşım sorunlarına yol açan alkol, sigara, stres gibi etkenler, vücudun susuz kalması, çeşitli hormonal dengesizlikler ve bazı ilaçlar da ayak üşümesinde rol oynayabilir.
Ayak Üşümesi İçin Hangi Doktora Görünmeli?
Ayak üşümesi problemi için ilk önce bir dahiliye uzmanına görünebilirsiniz. Dolaşım sorunlarından şüpheleniliyorsa kalp ve damar cerrahisi uzmanları yardımcı olacaktır. Kişideki diğer belirtilere göre hasta fizik tedavi, romatoloji ya da nöroloji uzmanına da yönlendirilebilir.
MÖTƏDİL MİQDARDA ZÜLAL
Zülallar heyvani və bitki mənşəli olur. Düzgün qidalanma zamanı zülalı az kalori, az yağlı və az xolesterinli qidalardan alınmalıdır. Ət məhsulları, yumurta, süd və pendir zəngin zülallı qidalar sayılır. Bu qidalar doymuş yağlar və xolesterinlə də zəngindirlər. Əgər siz bu qidalara üstünlük verirsinizsə, yağsız tikələrindən istsfadı etməyiniz daha yaxşıdır.
Zülal mənbəyi kimi toyuq əti (dərisiz), balıq və balıq məhsullarından istifadə edin.
Yuxarıda adları çəkilən məhsullar doymuş yağlar və xolesterinlə kasaddırlar.
Bunlardan başqa zülalı bitki mənşəli qidalardan, məsələn: paxladan (paxla, noxud, mərcimək), yarma və tərəvəzdən iasifadə edərək zülal balansını da tənzimləmək olar. Bu məhsullardakı zülal yağ və xolesterinlə kasaddır. Qoz və bitki tumları da doymamış yağlar və zülalla zəngindir.
BİTKİ LİFLƏRİ VƏ NİŞASTA İLƏ ZƏNGİN QİDALARLA QİDALANMA
Nişasta karbohidratların iki əsas tiplərindən biridir (digər əsas tip şəkərdir). Karbohidratlar - qanda şəkərə çevrilən ən mühüm qida məhsuludur.
Nişastalı qida məhsullarına çörək, un məhsulları, düyü, digər dənəli bitkilər, lobya və noxud aiddir. Nişastalı məhsulların əksəriyyətində yağ və xolesterin çox az miqdarda olur.
QİDA LİFLƏRİ
Qida lifləri bitki sellülozası olub, orqanizm tərəfindən həzm olunmamaqlarına baxmayaraq, karbohidratlara aiddirlər. Bunlar meyvələrin, tərəvəzlərin, paxlalı bitkilərin (lobyanın müxtəlif növləri, noxud, mərci ) və ya yarmalarin tərkibində olurlar. Bütün bunlar az kalorili olub, az miqdarda yağlara malik olub, tərkibində xolesterin olmur.
AZ MİQDARDAM DUZ QƏBUL ETMƏ
Əksər qidalarda duz natrium şəklində təsadüf edilir. Tərkibində çox duz olan məhsullara konservlər, duzlanmış qaxac ət, kolbasa və hisə verilmiş məhsullar (döş əti, hisə verilmiş kolbasa, sosislər və s.), marinad, pendir, salat sousları, xardal, ketçup, soya sousu, səhər yeməyi üçün lopa, tez hazırlanan şorbalar, hazır dondurulmuş şorbalar, duzlu qəlyanaltılar (çipsi, duzlu krendel) aiddir.
DUZ QƏBULUNU NECƏ AZALTMALI
-Şorbaların az duzlu və duzsuz növlərinə üstünlük verin.
-Duzlu konservant məhsullardan (tərəvəz, paxlalılar, balıq, molyuska və ət məhsulları)
natrumu kənarlaşdırmaq üçün 1 dəqiqə müddətində soyuq su ilə yaxalayın.
-Qaxac edilmiş ət əvəzinə digər kolbasa məhsullarına üstünlük verin.
-Şorbanıza limon ŞİRƏSİ, aromatlaşdırılmış sirkə, istiot, sarımsaq, soğan, duzsuz souslar və ya digər otlar əlavə edin.
ŞƏKƏRİN MÖTƏDİL İSTİFADƏSİ
Şəkər-iki əsas karbohidrat tiplərindən biridir (digər əsas tip - nişasta məhsulu, bax yuxarı). Karbohidrat - əsas qida məhsulu olub, sizin qanınızdakı qlukozanın miqdarını tənzimləyir. Təcrübələr göstərir ki, qanda qlükozanın səviyyəsini qaldıran şəkərdən nişastanın heç bir fərqi yoxdur. Buna görə də az miqdarda şəkər sizin düzgün qidalanma sxemində iştirak edə bilər.
Şəkərə bal, patka (tam şəkərlətməmiş nişastadan ibarət qəliz maddə), siroplar (məsələn: qarğıdalı və ağcaqayın), rafinə olunmuş şəkər (stolüstü şəkər, şəkər qamışı, şəkər tozu) və təbii şəkər (süd laktozası və meyvə fruktozası) aiddir.
Təbii şəkər olan qida məhsullarının tərkibində vitaminlər, mineral məhsullar, bitki lifləri və zülallar da mövcuddur. Bəzi qidalara bir qədər şəkər əlavə edilmişdir ki, bunları da tanıyın: səhər yeməyi üşün lopa, çörək və çörək məhsulları, salatlar üçün souslar və s. Bəzi yüksək kalorili və yağlı qidalara isə hazır şəkər qatılır: şokolad, dondurma və s.
Fruktoza digər şəkərlərə nisbətən qanda qlükozanın səviyyəsini daha az qaldırır. Çox miqdarda fruktoza sizdə xolseterinin səviyyəsini yüksəldə bilər. Bu səbəbdən də fruktozanı digər şəkərlərlə əvəz etməyə lüzum yoxdur.
Digər şəkərlərlə nisbətdə meyvə şirələri və ya onların konsentrantlarını qəbul etmək də eyni effekti yaradır. Bu məhsullarının da kaloriliyi eynidir və qanda şəkəri digər şəkərlərlə eyni miqdarda qaldırır. Ümumiyyətlə şəkər istifadəsindən ya imtina etmək, ya da minimuma endirmək lazımdır.
-Kərə yağını adi marqarinlə, kulinar donuz piyini pasta şəkilli, duru, yüngül, dietik marqarinlə əvəz edin. Bu, sizə doymamış yag qəbul etməyə imkan verər.
-Kərə yağı və marqarini doymamış yağlarla əvəz edin.
-Yemək hazırlayarkən bir xörək qaşığından çox olmayaraq doymamış yağ istifadə edin.
-Yağdan çox istifadə etməyin, bu məqsədlə şirəli göyərti zoğları, yağsız və ya pəhriz bulyonundan istifadə edin.
-Yağ əsaslı adi salat souslarını sadə və yağsız sousla əvəz edin. Salata limon suyu və ya adi duz və istiot əlavə etməklə yeməyi daha da ləzzətli etmək olar.
ƏT MƏHSULLARI
•Az ət yeməyə adət edin. Ət tikəsinin biri 3 unsiyadan çox olmamalıdır - təqribən kart dəstəsi ölçüsündə.
•Yemək zamanı yağlı ət tikəsindən daha çox yavan tikələrə üstünlük verin. Yavan ətlərə dana əti, can əti langeti, donuz filesi, öküzün arxa ayaqlarının əti və s. aiddir.
•Əti bişirərkən yağla istifadə növlərindən uzaq olsanız yaxşı olar, məsələn: buğda, ocaqda və ya yağsız qızartmadan istifadə edin.
QUŞ ƏTİ
•Toyuq və ya hinduşkanın döş ətindən istifadə edin. Bu qidalarda yağ çox azdır.
•Quş dərisi yeməyin.
BALIQ
Balıq yeməyə üstünlük verin. Balığın tərkibindəki yağ təbii olaraq aşağı kalorili doymamış yağlardır. Balıq yağında omeqa-3 vardır ki, bu da doymamış yağ turşularına aid olub, sizi ürək-damar xəstəliklərindən qorumuş olur.
Balığı qızartmaq əvəzinə buğda və ya suda bişirin.
Piylənmənin müalicəsinin effektliyinin qiymətləndirilməsinin aşağıdakı kriteriyaları qəbul olunmuşdur:
Bədən çəkisinin aşağı salınması etapında:
• > 5 kq- müvəffəqiyyət var
• > 10 kq- əladır
• > 20 kq- müstəsna haldır
Bədən çəkisinin saxlanılması etapında:
• 2 il müşahidə müddətində < 3 kq bədən çəkisinin artması
• bel dairəsinin dayanıqlı 4 sm. azalması
Yanaşı ağırlaşmalar olduqda:
• arterial təzyiq 140/90 mm. c. s.
• xolesterin < 5,2 mmol/l
• xolesterin LPYS> 1,0 mmol/l
• triqlisridlər < 2,3 mmol/l
• qlükoza acqarına < 5,6 mmol/l.
Rasional qidalanma
Rasional qidalanma tərkibində az miqdarda doymamış yağlar və xolesterin, az miqdarda zülal, duz və şəkərli məsullar, nişastalı qidalar və liflərlə zəngin olmalıdır. Bu tip qidalanma sizə ürəyin işemik xəstəliyindən, damar divarının zədələnməsindən, ürək sancılarından, insultdan, nazik və yoğun bağırsaq xəstəliklərindən və xərçəngin müxtəlif növlərindən qorumuş olar.
AZ DOYMUŞ YAĞ VƏ XOLESTERİN
Yağlar qidada doymuş və doymasmış ola bilər. Doymuş yağlar daha çox heyvani mənşəli olurlar. Ən çox doymuş yağlarla zəngin qidaya ət, süd və süd məhsulları, donuz piyi, kövrək undan hazırlanmış bişintilərin tərkibindəki kərə yağı , həmçini kokos və palma yağı aiddir.
Doymuş yağlar diğər məhsullara nisbətən qanda xolesterinin miqdarını daha çox artırır. Xolesterin bitki mənşəli məhsullarda demək olar ki, yoxdur, o yalnız heyvani mənşəli ərzaqları tərkibində olur. Xolesterinlə ən zəngin qidalar yumurta, süd, adi pendir və ət məhsullarıdır.
Bitki mənşəli məhsulların əksəriyyəti ya yağlarla kasaddır, ya da doymamış yağlarla zəngindirlər. Doymamış yağlar həqiqətən də Sizin xolesterinizin səviyyəsini azaldır. Doymamış yağlar polidoymamış və ya monodoymamış olurlar. Bitki yağları, məsələn: qarğıdalı, pambıq, soya, safor və günəbaxan yağı poludoymamış yağlarla zəngindirlər. Monodoymamış yağlardan başlıca olaraq zeytun yağı, yerfındığı yağı, kanola və avokada yağını göstərmək olar.
DOYMUŞ YAĞLARIN VƏ XOLESTERİNİN QƏBUL MİQDARINI NECƏ AZALTMAQ OLAR.
Süd məhsulları
•Tam keyfiyyətli süd əvəzinə az yağlı və ya yağsız süd qəbul edin.
•Xama, qaymaq və mayonezin əvəzinə sadə yoqurt - az yağlı qida qəbul edin.
•Xama əvəzinə püre konsistensiyası səviyyəsinə çatmış yağsız və ya az yağlı limon şirəsi ilə kəsmik istifadə edin.
•Adi pendir əvəzinə sadə və yağsız pendir və ya yağsız, az yağlı püre kəsmik qəbul edin.
•Ən məhşur dondurmanın əvəzinə yağsız və ya az yağlı, donmuş yoqurt, dondurma və ya şərbət qəbul edin.
YUMURTA
•Yumurta qəbulunu tezliyini azaldın. Belə ki, həftədə 3-4 dəfədən artıq olması məsləhət deyil. Yaxşı olardı ki, yumurta əvəzedicilərdən istifadə edəsiniz.
•Kulinar reseptlərdə tam yumurtanı yumurta zülalı (yumurta ağı) ilə əvəzləyin. Belə ki, iki yumurta ağı bir tam yumurtaya uyğunğur.
Siqaret çəkənlər
Siqaret çəkmə ürək-ağ ciyər xəstəliklərinin ən əsas risk faktorlarından biridir. Bu xüsusi ilə artıq çəkisi və piylənməsi olan xəstələrə aiddir. Siqaret çəkmədən imtina əksər hallarda bədən çəkisinin artması ilə müşahidə olunur. Ona görə də bu zərərli adəti tərgitməyə çox vaxt kökəlmə qorxusu mane olur.
Pasiyentlərə siqaret çəkmənin tərgitməyin vacibliyini izah etmək və labüd bədən çəkisinin qarşısını almaq üçün ona qidalanma (sutkalıq rasionunun kaloriliyinin mötədil azaldılması), fiziki aktivliyi artırmaq, həyat tərzinin dəyişmək haqqında məsləhətlər verməklə kömək etmək lazımdır.
Başlanğıca
Yaşlı insanlar
Yaşlı insanlarda piylənmənin müalicəsinə qərarı bunun potensial üstünlüklərini qiymətləndirməklə vermək lazımdır; bədən çəkisinin azalması pasiyentin gündəlik tərzinə və ürək damar xəstəlikləri riskinin azalmasına, həyat müddətinin artmasına əsaslanmalıdır. Sümük sisteminin vəziyyətinə və qidalanma göstəricılərinə çox diqqətli nəzarət lazımdır.
Yaşlı insanlarda bədən çəkisinin azalmasına yönəlmiş tədbirlərin aparılması, sümük əzələ və ürək-damar sisteminin vəziyyətinə daim müşahidə və nəzarət tələb edir, belə ki, qidanın məhdudlaşdırılması orqanizmə zülalın, çox əhəmiyyətli vitaminlərin və mineralların kifayət qədər daxil olmamasına gətirib çıxara bilər ki, buna da yaşlı xəstələr çox həssasdırlar.
Bundan başqa simptomsuz gedən xəstəliyin əlaməti olan özü-özünə arıqlama, səhv olaraq bədən çəkisinin məqsədyönlü azaldılmasının uğurlu nəticəsi kimi qiymətləndirmək olar. Arzuedilməz hallardan qurtulmaq üçün mötədil balanslaşdırılmış hipokalorili qidalanma, pasiyentin vəziyyətinə sistematik müşahidə olunmsı lazımdır. Tədqiqatların nəticələri göstərir ki, kişi və qadınlarda yaş özü-özlüyündə piylənmənin müalicəsindən imtina etməyə səbəb deyildir.
Ksenikalla müalicənin birinci aylarında xəstə ilə müntəzəm kontaktda olmaq xüsusi ilə vacibdir. Pasiyentlərdən xahiş edin ki, hər ay heç olmasa bir neçə gün üçün qidalanma gündəliyi tərtib etsinlər. Bu müaliçə həkiminə və pasiyentə qida vərdişlərinə nəzarət etməyə, fiziki aktivliyi, bədən çəkisi göstəricilərini, bel dairəsi/bud dairəsi, bel dairəsi, arterial təzyiqin səviyyəsini, karbohidrat və lipid mübadiləsinin göstəricilərini, yanaşı gedən xəstəliklərdə tətbiq olunan dərmanların sutkalıq dozasını fiksə etməklə müaliçənin effektliyinin obyektiv qiymətləndirilməsinə imkan verir.
Piylənmənin müaliçəsində bədən çəkisinin aşağı düşməsi prosesində ən çətin yerinə yetirilən, alınmış nətiçənin saxlanılmasıdır.
Bədən çəkisinin aşağı düşməsi proqramında alınmış nətiçənin uzun müddət saxlanılmasının əsasını həkim və pasiyentin daimi kontaktı təşkil edir.
Bədən çəkisinin sxlanılması proqramı bədən çəkisinin aşağı salınması proqramından 6 ay sonra başlanır.
Klinik tədqiqatlr göstərir ki, bədən çəkisinin artmasının qarşısını almaq üçün ən vacib fktor- müalicə həkiminin daimi müşahidəsidir. Arıqladıqdan sonra bir çox pasiyentlər yenidən çəkilərini artırırlar. Onlar özlərini uğursuz insan hesab edirlər, həkimə müraciət etməyə utanırlar və çəkilərini endirmə cəhdlərini dayandırırlar. Əgər bu dövrdə həkim pasiyenti qəbula dəvət etsə, çəkiyə nəzarət proqrmını yenidən başlamaq olar və bədən çəkisinin təkrar artmasının qarşısını almaq olar.
Pasiyentlərə öz çəkisini uzun müddət nəzarətdə saxlamağa kömək edən sadə məsləhətlər:
Ərzaq seçimini düşünərək etməli, yəni, yağların istifadəsini məhdudlaşdırmaqla sellülozalı ərzaqları məhdudiyyətsız istifadə etməklə, balanslaşdırılmış qidalanma prinsiplərinə əməl etmək.
Bədən çəkisinin artmasına şərait yaradan vəziyyətlərin qarşısını almaq və öhdəsindən gəlmək.
Aktiv həyat tərzi keçirmək. Arıqladıqdan sonra fiziki fəaliyyətsiz bədən çəkisini stabil saxlamaq mümkün deyildir.
Əksər pasiyentlərdə motivassiyanı saxlamaq və piylənmənin müalicə proqramını yerinə yetirmək üçün daim psixolojı kömək lazımdır. Pasiyentlərə, əgər onların çəkisində bir qədər artım olduqda imkan verməyin ki, onlar həvəsdən düşsunlər və müalicə proqramını yarımçıq kəssinlər. Onları inandırın ki, çəkinin azacıq artımı tamammilə normal haldır. Pasiyentlərə bu faktdan istifadə edərək, müalicəni yarımçıq kəsməyə icazə verməyin.
Xəstədə müvəffəqiyətə inamı möhkəmlədin!
1934, noyabr - Azərbaycan Dövlət Universitetinin bərpa edilməsi.
1935, 11-17 yanvar - VIII Ümumazərbaycan Sovetlər qurultayı.
1935, oktyabr - SSRİ EA Zaqafqaziya Filialı Azərbaycan Bölməsinin (Az.OZFAN) SSRİ EA Azərbaycan Filialına (Az.FAN) çevrilməsi.
1937, 14 mart - Azərbaycan IX Fövqəladə Sovetlər qurultayında Azərbaycan SSR-in yeni Konstitusiyasının qəbulu.
1937, 3-9 iyun - AK (b) P XIII qurultayı.
1937, 17 sentyabr - Naxçıvan MSSR-in yeni Konstitusiyasının qəbulu.
1938, 11-14 mart - Azərbaycan aşıqlarının II qurultayı.
1938, 5-14 aprel - Moskvada Azərbaycan incəsənətinin birinci dekadası.
1938, 7-14 iyun - AK (b) P XIV qurultayı.
1939, 25 fevral - AK (b) P XV qurultayı.
1939 2 sentyabr - İkinci Dünya müharibəsinin başlanması.
1940, 1 yanvar - Azərbaycan yazısının rus qrafikası əsasında yeni əlifbaya keçilməsi.
1940, 12-16 mart - K (b) P XVI qurultayı.
1940, 6 may - Samur-Dəvəçi kanalının 1 növbəsinin açılışı.
1940, 15-28 may - Moskvada Azərbaycan ədəbiyyatı ongünlüyü.
1940, 23-25 oktyabr - Azərbaycan Rəssamlar İttifaqının birinci təsis qurultayı.
1941, 22 iyun - Faşist Almaniyasının SSR-yə hücumu.
1941, 28 iyun - Azərbaycan SSR-də bütün işin müharibənin tələblərinə uyğun qurulması.
1941, avqust - 402-ci Azərbaycan milli diviziyanın yaradılması.
1941 avqust - SSRİ və Böyük Britaniya qoşunlarının İrana (Cənubi Azərbaycana) müdaxiləsi.
1941, oktyabr - 223-cü Azərbaycan milli diviziyanın yaradılması.
1941, dekabr - İsrafıl Məmmədovun Sovet İttifaqı Qəhrəmanı fəxri adına layiq görülməsi.
1941-1945 - Cənubi Azərbaycanda milli demokratik hərəkatının birinci mərhələsi.
1942, fevral-mart - 416-cı Azərbaycan milli diviziyanın yaradılması.
1942, may - 77 Azərbaycan milli diviziyanın yenidən komplektləşdirilməsi.
1942, avqust-sentyabr - 271-ci Azərbaycan milli diviziyanın yaradılması.
1942, 9 sentyabr - Azərbaycan SSR-də hərbi vəziyyət elan edilməsi.
1943-cü ilin payızı - Berlində mühacir Azərbaycan Parlamenti və hökumətinin seçilməsi.
1945, 23 yanvar - Azərbaycan SSR Elmlər Akademiyasının yaradılması.
1945, 9 May - Faşist Almaniyası üzərində qələbə.
1945, 2 sentyabr - Yaponiya üzərində qələbə.
1945-1954 - Mingəçevir SES-nin tikilib istifadəyə verilməsi.
1946 iyun - Təbriz Universitetinin açılması.
1946 dekabr - Cənubi Azərbaycanda milli-demokratik hərəkatın süqutu.
1947 23 dekabr - 10 mart - SSRİ Nazirlər Sovetinin Ermənistan SSR-dən azərbaycanlıların deportasiya edilməsi haqqında qərarları.
1948 - Xəzər dənizində dünyada ilk olaraq neft-mədən estakadasının qurulması.
1948, iyun - Bakıda Xarici Dillər İnstitutunun yaradılması
1948, 11 noyabr - Mingəçevir şəhərinin salınması
1949 - Azərbaycan SSR-də icbari yeddilik təhsilə keçilməsi.
1955 - M. Rəsulzadənin Ankarada vəfatı.
1959 - Azərbaycan SSR-də icbari səkkizillik təhsilə keçilir.
1962 - Bakı-Krasnovodsk gəmi-bərə yolunun istifadəyə verilməsi.
1966 - İcbari on illik təhsilə keçilməsi.
1967 - Bakı metropoliteninin 6 stansiyasının işə salınması.
1969, iyul - H. Ə. Əliyevin Azərbaycan KP MK Birinci katibi seçilməsi. Sov.İKP MK Siyasi Bürosunun üzvlüyünə namizəd seçilməsi.
1978, aprel - Azərbaycan SSR yeni Konstitusiyasının qəbul edilməsi.
1982 - H. Ə. Əliyevin Sov. İKP MK Siyasi Bürosuna üzv seçilməsi və SSRİ Nazirlər Sovetinin Birinci müavini təyin edilməsi.
1983 - Bakı-Qroznı neft kəmərinin istifadəyə verilməsi.
1987 - H. Ə. Əliyevin Moskvada öz vəzifəsindən istefa verməsi.
1988, 17 noyabr - Azərbaycanda milli-azadlıq hərəkatının başlanması.
1988, dekabr - Qərbi Azərbaycan torpaqlarından (Ermənistan SSR-dən) azərbaycanlıların kütləvi deportasiyasının başa çatdırılması.
1989, 30 dekabr - Gəncə şəhərinin tarixi adının bərpa edilməsi.
1990, 20 yanvar - Bakıda Sovet ordusunun qanlı qırğın törətməsi.
1990, 19 may - Respublikada "Prezident" institutunun təsisi
1991, 5 fevral - Azərb. SSR-nin adının dəyişdirilərək Azərbaycan Respublikası adlandırılması.
1991, 3 sentyabr - H. Ə. Əliyevin Naxçıvan MR Ali Məclisinin sədri seçilməsi.
1991, sentyabr - Qondarma "Dağlıq Qarabağ Respublikası"nın yaranması.
1991, 18 oktyabr - Azərbaycan Respublikasının Dövlət Müstəqilliyi haqqında Konstitusiya Aktının qəbul edilməsi.
1991, 26 noyabr - DQMV statusunun ləğv edilməsi.
1991, 26 noyabr - Milli Şuranın yaradılması.
1992 ,25-26 fevral - Xocalı faciəsi.
1992, 17-18 may - Laçının düşmən əlinə keçməsi.
1992, 7 iyun - AXC-nin sədri Əbülfəz Əliyevin (Elçibəyin) Respublika Prezidenti seçilməsi.
1992, oktyabr - Azadlığı müdafiə aktına 907 saylı əlavənin qəbul edilməsi
1992, 21 noyabr - Naxçıvanda Yeni Azərbaycan Partiyasının (YAP) yaranması
1993, 3-6 aprel - Kəlbəcərin işğalı
1993, 4 iyun - Gəncə qiyamı
1993, 9 iyun - H. Əliyevin Bakıya gəlməsi
1993, 15 iyun - H. Əliyevin Azərbaycan Respublikası Ali Sovetinin sədri seçilməsi- "Qurtuluş" günü
1993, 23 iyul - Ağdamın işğalı
1993, 18 avqust - Cəbrayılın işğalı
1993, 21-23 avqust - Cənub bölgəsində qiyamın yatırılması
1993, 23 avqust - Fizulinin işğalı
1993, 31 avqust - Qubadlının işğalı
1993, 24 sentyabr - Azərbaycanın MDB-yə daxil olması
1993, 3 oktyabr - H. Əliyevin Azərbaycan Respublikasının Prezidenti seçilməsi
1993, 30 oktyabr - Zəngilanın işğalı
1993, 2 noyabr - Prezident H. Əliyevin xalqa müraciəti
1994, 20 sentyabr - "Əsrin müqaviləsi"nin imzalanması
1994, oktyabr - Dövlət çevrilişinə cəhd
1995, mart - Dövlət çevrilişinə cəhd
1995, 12 noyabr - Azərbaycan Respublikası Konstitusiyasının Ümumxalq referendumu yolu ilə qəbul edilməsi və ilk demokratik parlament seçkilərinin keçirilməsi
1996, dekabr - ATƏT-in Lissabon zirvə toplantısı
1998, sentyabr - Tarixi İpək yolunun bərpası üzrə Beynəlxalq Bakı Konfransı
1998, 11 oktyabr - H. Əliyevin ikinci dəfə Respublika Prezidenti seçilməsi
1998, 1 dekabr - Azərbaycan Respublikası Prezidenti H. Əliyevin sərəncamı ilə Milli Təhlükəsizlik Nazirliyinin Akademiyası yaradılmışdır.
1999, noyabr - ATƏT-in İstanbul sammiti
1999, 12 dekabr - Azərbaycanda ilk bələdiyyə seçkiləri
2000, 7 sentyabr - H. Əliyevin minilliyin sammitində çıxışı
2000, 5 noyabr - Respublikada Milli Məclisə növbəti seçkilər
2000, 9 noyabr - Azərbaycan Avropa Şurasının tam hüquqlu üzvlüyünə qəbul edildi
2001, mart - "Azərbaycan Atatürk Mərkəzinin yaradılması
2001, 26-27 aprel - İstanbulda türkdilli ölkə başçılarının VII zirvə toplantısı
2001, 9-10 noyabr - Bakıda Dünya Azərbaycanlılarının I qurultayı
2002, 28 yanvar - ABŞ prezidentinin Azərbaycana dövlət səviyyəsində hər cür, o cümlədən humanitar yardım göstərilməsinə şərti məhdudiyyətlər qoyan 907-ci əlavəni müvəqqəti olaraq dayandırması
2002, 2 may - Bakı İdman-Konsert Kompleksində sərbəst güləş üzrə 45-ci Avropa çempionatının açılışı
2002, 22-23 may - Vatikan dövlətinin başçısı, Roma papası II İohanın Azərbaycan Respublikasına səfəri
2002, 9 iyun - Sankt-Peterburqda Nizami Gəncəvinin heykəlinin açılışı
2002, 7 avqust - Azərbaycan MEA Naxçıvan şöbəsinin yaradılması
2002, 18 sentyabr - Səngəçalda Bakı-Ceyhan əsas ixrac neft-boru kəmərinin təməlinin qoyulması
2002, 30 sentyabr - "Azərbaycan Respublikasında Dövlət dili haqqında qanunun qəbul edilməsi
2002, 18 noyabr - Azərbaycan Respublikasının NATO-nun Parlament Assambleyasına assosiativ üzvlüyə qəbul edilməsi
2003, 27 yanvar - İlham Əliyevin Avropa Şurası Parlament Assambleyasının (AŞPA) sədr müavini və büro üzvü seçilməsi
2003, 2 avqust - İlham Əliyevin Azərbaycan Respublikasının Baş Naziri seçilməsi
2003, 15 oktyabr - Azərbaycan Respublikası Prezidentliyinə alternativ əsasda keçirilən seçkilərdə İlham Əliyevin qələbəsi
2003, 24 noyabr - Prezident İlham Əliyevin "Azərbaycan Respublikasında sosial-iqtisadi inkişafın sürətləndirilməsi tədbirləri haqqında fərmanı
2003, 12 dekabr - Azərbaycan Respublikasının sabiq prezidenti, Ümummilli lider Heydər Əliyevin ABŞ-ın Klivlend klinikasında vəfatı
2004, 11 fevral - Prezident İlham Əliyevin "Azərbaycan Respublikası regionlarının sosial-iqtisadi inkişafı Dövlət Proqramının təsdiq edilməsi haqqında fərmanı
2004, oktyabr - Prezident İlham Əliyevin II Ümumrusiya azərbaycanlılarının II Konqresində iştirakı
2004, noyabr - Təbrizdə Azərbaycan konsulluğunun açılması
2004, dekabr - Azərbaycanda bələdiyyə seçkiləri
2005, 24-26 yanvar - Prezident İlham Əliyevin İran İslam Respublikasına rəsmi səfəri
2005, 6 noyabr-Azərbaycan Respublikasının Milli Məclisinə 3 çağırış seçkilər
2005, 10 mart- Azərbaycan Respublikası Milli Təhlükəsizlik Nazirliyinin həyata keçirdiyi “Qara kəmər” əməliyyatı.
2005, 26 mart - YAP-ın III Qurultayında Azərbaycan Respublikasının Prezidenti, YAP Sədrinin birinci müavini İlham Əliyev yekdilliklə Yeni Azərbaycan Partiyasının Sədri seçilmişdir
2005, 25 may- Bakı-Tbilisi-Ceyhan neft kəmərinin Azərbaycan hissəsi işə salınıb.
2005, 25 avqust - Azərbaycan Respublikası Prezidenti İlham Əliyevin cərəncamı ilə Azərbaycan Turizm İnstitutu yaradılmışdır.
2005, 16 dekabr Azərbaycan Respublikası Prezidenti İ. Əliyevin cərəncamı ilə Fövqəladə Hallar Nazirliyi yaradılmışdır.
2005, 16 dekabr - Azərbaycan Respublikası Prezidenti İ. Əliyevin cərəncamı ilə Dövlət Xüsusi Maşınqayırma və Konversiya Komitəsinin bazasında Мüdаfiə Sənаyеsi Nаzirliyi yaradılmışdır.
2005, 20 dekabr - Azərbaycan Respublikası Prezidenti İ. Əliyevin fərmanı ilə Milli Təhlükəsizlik Nazirliyinin Akademiyasına Heydər Əliyevin adı verilmişdir
2006, 30 yanvar - Azərbaycan Respublikasının Prezidenti İlham Əliyevin fərmanı ilə həmin vaxta qədər fəaliyyət göstərən Azərbaycan Respublikasının Mədəniyyət Nazirliyi və Azərbaycan Respublikasının Gənclər, İdman və Turizm Nazirliyi ləğv edilmiş, Azərbaycan Respublikası Mədəniyyət Nazirliyi əsasında Mədəniyyət və Turizm Nazirliyi yaradılmışdır.
2006, 30 yanvar - Azərbaycan Respublikasının Prezidenti İlham Əliyevin fərmanı ilə Azərbaycan Respublikasının Gənclər, İdman və Turizm Nazirliyinin əsasında Azərbaycan Respublikası Gənclər və İdman Nazirliyi yaradılmışdır.
2006, 31 mart - Sumqayıt şəhərində «Azərbaycan Cekli İcması» İctimai Birliyi (ACİİB) təsis edilmişdir.
2006, 22 may - Cənubi Azərbaycanın böyük şəhərlərində türk millətinə sataşan məqalənin yazılmasına qarşı etiraz aksiyası
2007, 1 fevral - Cənubi Azərbaycan BMT-də Təmsil Olunmayan Millətlər və Xalqlar Təşkilatı - UNPO-nun üzvlüyünə qəbul olunub.
2007, 8-9 mart –Bakıda Azərbaycan və türk diaspor təşkilatları rəhbərlərinin I Forumu keçirilmiş və Bakı bəyannaməsi qəbul edilmişdir.
2007, 12 iyun- Azərbaycan Respublikası Dövlət Sərhəd Xidməti Akademiyası yaradılmışdır
2008, yanvar - Azərbaycanda sahibkarlıq subyektlərinin üçün “vahid pəncərə” mexanizmi tətbiq olunmağa başlamışdır.
2008, 7 aprel -Azərbaycan Respublikası Prezidentinin 2007-ci il 16 aprel tarixli 2090 nömrəli Sərəncamı ilə təsdiq edilmiş "2007-2015-ci illərdə Azərbaycan gənclərinin xarici ölkələrdə təhsili üzrə Dövlət Proqramı"nın icrası ilə bağlı əlavə tədbirlər barədə sərəncam imzalamışdır.
2008, may – Azərbaycan ilk dəfə Avroviziya Mahnı Müsabiqəsına qatılmışdır.
2008, 2 iyun - Azərbaycan Respublikası Fövqəladə Hallar Nazirliyinin Akademiyası yaradılmışdır.
2008, 15 oktyabr- Azərbaycan Respublikası prezidenti seçkiləri keçirilmiş və prezident İlham Əliyev yenidən qalib gələrək ikinci müddətə prezident səlahiyyətlərinin icrasına başlamışdır.
2009, 18 mart - “Azərbaycan Respublikasının Konstitusiyasına əlavələr və dəyişikliklər edilməsi haqqında” Azərbaycan Respublikasının Referendumu keçirilmişdir.
2009, 30 aprel- Azərbaycan Dövlət Neft Akademiyasında terror hadisəsi
2009, 23 dekabr-- Azərbaycanda bələdiyyə seçkiləri
2009, 20 dekabr-Azadlıq prospekti metrostansiyası istifadəyə verilmişdir.
2010, 15 yanvar-saat 5.10 dəqiqədə Azərbaycanın 9 milyonuncu sakini dünyaya gəlib
2010, 20 yanvar- Bakıda 20 Yanvar abidə-kompleksinin açılışı olmuşdur.
2010, 7 noyabr- Azərbaycan Respublikasının Milli Məclisinə 4-cü çağırış seçkilər
2010, 14 iyul- Azərbaycan Respublikası Prezidenti İlham Əliyev “2009-cu il 18 mart tarixli referendum nəticəsində qəbul edilmiş “Azərbaycan Respublikasının Konstitusiyasına əlavələr və dəyişikliklər edilməsi haqqında” Azərbaycan Respublikasının Referendum Aktının tətbiqi ilə bağlı fərman imzalamışdır.
2011, 14 fevral - saat 21:00-da Azərbaycanın yeni televiziya kanalı olan "Mədəniyyət" kanalı işə başlamışdır.
2011, 21 yanvar- Azərbaycan Respublikası Prezidenti İlham Əliyev "Dünya Azərbaycanlılarının III Qurultayının keçirilməsi haqqında Sərəncam imzalamışdır.
2011, 27 yanvar-Azərbaycan Respublikasının Prezident Administrasiyasının rəhbəri Ramiz Mehdiyevin sədrliyi ilə Korrupsiyaya qarşı mübarizə üzrə Komissiyanın geniş iclası keçirilmiş və Azərbaycanda antikorrupsiya kampaniyasına başlanılmışdır.
2011, 14 may- 56-cı Avroviziya Mahnı Müsabiqəsində müsabiqədə dördüncü dəfə iştirak edən Azərbaycan Respublikası Eldar Qasımov və Nigar Camal duetinin ifa etdiyi “Running Scared” mahnısı ilə birinci yeri tutmuşdur.
2011, 5-6 iyul- Bakıda "Dünya Azərbaycanlılarının III Qurultayı keçirilmişdir.
2011, 20 iyul- Azərbaycan Respublikası Prezidenti İlham Əliyev “Azərbaycan Respublikasında 2011-ci ilin “Turizm ili” elan edilməsi ilə bağlı Tədbirlər Planı”nın təsdiq olunması haqqında sərəncam imzalamışdır.
2011, 8 sentyabr - Azərbaycan Respublikası Prezidenti İlham Əliyev Bakı şəhərinin 2020-ci ilin Yay Olimpiya Oyunlarını keçirmək üçün namizədliyinin irəli sürülməsi ilə bağlı tədbirlərin həyata keçirilməsi üzrə Təşkilat Komitəsinin yaradılması barədə sərəncam imzalamışdır.
2011, 23-24 sentyabr - Azərbaycanda Vətəndaş Cəmiyyətinin İnkişafına Yardım Assosiasiyasının (AVCİYA) təşkilatçılığı ilə Azərbaycan Respublikasının dövlət müstəqilliyinin iyirminci ildönümünə həsr olunmuş Beynəlxalq bayram tədbirləri keçirilmişdir.
2011, 25 sentyabr - Bakıda, Heydər Əliyev adına İdman-Konsert Kompleksində boks üzrə dünya çempionatının təntənəli açılış mərasimi keçirilmişdir.
2011, 3 oktyabr - Bakının mərkəzində yerləşən “Hilton Bakı” otel kompleksinin açılış mərasimi olmuşdur.
2011, 12 oktyabr - Azərbaycan-Avstriya biznes forumu keçirilmişdir.
2011, 25 oktyabr - Azərbaycan tarixində ilk dəfə 155 ölkənin səsini qazanaraq Birləşmiş Millətlər Təşkilatının Təhlükəsizlik Şurasına qeyri-daimi üzv seçilmişdir.
2011, 11 noyabr - Azərbaycan-Macarıstan biznes forumu keçirilmişdir
2011,17 noyabr - Qəbələ Beynəlxalq Aeroportunun açılış mərasimi təşkil olunmuşdur
2011, 24 dekabr - Yeni salınacaq “Bakı Ağ şəhər”in təməl daşının qoyulması mərasimi olmuşdur.
2011, 28 dekabr - Bakının Bilgəh qəsəbəsində beşulduzlu “Jumeirah Bilgah Beach Hotel” kompleksinin açılışı olmuşdur
2011, 29 dekabr - Bakıda nəqliyyatı intellektual idarəetmə sisteminin tətbiqi ilə əlaqədar olaraq Nəqliyyatı İntellektual İdarəetmə Mərkəzinin açılışı olmuşdur
2011, 30 dekabr – Bakı Metropoliteninin “Koroğlu” (keçmiş “Məşədi Əzizbəyov”) stansiyasının yenidənqurmadan sonra açılışı olmuşdur.
2012, 1 yanvar - BMT-nin Təhlükəsizlik Şurasına qeyri-daimi üzv qəbul olunan Azərbaycan səlahiyyətlərinin icrasına başlamışdır.
2012, 02-04 aprel - Avronest Parlament Assambleyasının sessiyası Bakıda təşkil olunmuşdur
2012, 3 may – ay ərzində BMT-yə sədrliyin Azərbaycana keçməsi
2012, 7 may – 25000 nəfərlik tamaşaçı yeri olan “Baku Crystal Hall”un açılışı olmuşdur.
2012, 9-13 may – Azərbaycanda ilk beynəlxalq velosiped turu keçirilmişdir.
2012, 10 may - Heydər Əliyev mərkəzinin açılışı
2012, 26 may – Bakı şəhərində “Avroviziya” müsabiqəsinin finalı keçirilmişdir.
2012, 30 may - Naxçıvan Muxtar Respublikasında investisiya qoyuluşuna görə ən böyük layihələrdən biri sayılan Naxçıvan sement zavodu istifadəyə verilmişdir.
2012, 06 iyun - Amerika Birləşmiş Ştatlarının dövlət katibi Hillari Klinton Azərbaycana rəsmi səfər etmişdir
1919, iyun - Ərazi bütövlüyünü birgə qorumaq haqqında Azərbaycan Gürcüstan Hərbi Müdafiə Aktının imzalanması
1919, 11 avqust - Cümhuriyyət Parlamentinin Azərbaycan vətəndaşlığı haqqında qanunu qəbul etməsi
1919, 24 avqust - İngilislərin Bakını tərk etməsi
1919, 28 avqust - Azərbaycan Dövlət Bankının yaradılması haqqında qanunun qəbul edilməsi
1919, 23 noyabr - Tiflisdə Azərbaycan və Ermənistan tərəfdarları arasında baş verən bütün münaqişələrə son qoyulmasını və sərhəd məsələsinin sülh yolu ilə həll edilməsini nəzərdə tutan müqavilənin imzalanması
1920, 11 yanvar - Paris Sülh Konfransında Antanta Ali Şurasının Azərbaycanın müstəqilliyini de-fakto tanıması
1920, 11-12 fevral - Bakıda fəhlə klubu binasında Azərbaycan kommunistlərinin I qurultayı.
1920, 24 aprel - RK (b)P Qafqaz Ölkə Komitəsi, AK(b)P MK və BK partiya təşkilatlarını hərbi vəziyyətdə elan edirlər.
1920, 20 mart - Azərbaycan-İran müqaviləsinin bağlanması. Bu müqaviləyə əsasən Azərbaycanın İran tərəfindən de-yure tanınması
1920, 23 mart - Azərbaycan və Gürcüstan arasında ticarət müqaviləsinin imzalanması
1920, 27-28 aprel - XI Qızıl Ordunun hissələri rəsmi elan etmədən Azərbaycanın şimal sərhədlərini keçdilər, həmin gün axşam saat 11 -də Parlamentə ultimatum təqdim edildi, hakimiyyətin Azərbaycan kommunistlərinə verilməsi haqqında qərar imzalandı, 28 apreldə XI Qızıl Ordunun zirehli qatarları Bakını işğal etdi.
1920, 28 aprel - Azərbaycan Müvəqqəti İnqilab Komitəsinin iclasında Azərbaycan SSR Xalq Komissarları Sovetinin birinci heyəti təşkil edildi.
1920, 28 aprel - mayın əvvəlləri - Qəza inqilab komitələrinin təşkili.
1920, 30 aprel - Azərbaycan Müvəqqəti İnqilab Komitəsinin və Azərbaycan K (b)P MK-nın orqanı "Kommunist" qəzetinin ilk sayının çap edilməsi.
1920, 30 aprel - XI Qızıl Ordu hissələrinin Şamaxı və Salyanı işğal etməsi.
1920, 3,4 may - XI Qızıl Ordu hissələrinin Lənkəranı və Astaranı işğal etməsi.
1920, 5 may - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin xanların, bəylərin, mülkədarların, həmçinin monastırların, kilsələrin, məscidlərin bütün torpaqlarının, vəqf yerlərinin müsadirə edilib kəndlilərə paylanması haqqında dekret verməsi.
1920, 7 may - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin Azərbaycan SSR-in Qızıl Ordu və Qızıl Donanmasının təşkili haqqında dekret verməsi.
1920, 11 may - XI Qızıl Ordu hissələrinin Zaqatalaya soxulması.
1920, 12 may - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin xalq məhkəmələrinin təşkili haqqında dekreti.
1920, 12 may - Azərbaycan Daxili İşlər Komissarlığının Azərbaycanda hər cür zümrə, təbəqə və vətəndaş rütbələrinin, mənsəblərinin ləğvi haqqında dekreti.
1920, 12 may - XI Qızıl Ordu hissələrinin Şuşanı işğal etməsi.
1920, 16 may - N. Nərimanovun Moskvadan Bakıya gəlməsi.
1920, 24 may - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin neft sənayesinin milliləşdirilməsi haqqında dekreti.
1920, 25-31 may - Gəncədə sovet hakimiyyəti əleyhinə üsyan.
1920, 27 may - Azərbaycan Fəhlə-Kəndli Müdafiə Şurasının təşkili.
1920, iyun - teatrların milliləşdirilməsi haqqında dekret. Azərbaycan Dövlət Teatrıının yaradılması
1920, 5-15 iyun - Nuru paşa və polkovnik Zeynalovun başçılığı ilə Şuşada sovet hakimiyyəti əleyhinə üsyan.
1920, 6 iyun - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin Xəzər ticarət donanmasının milliləşdirilməsi haqqında dekreti.
1920, 9-20 iyun - Zaqatalada sovet hakimiyyəti əleyhinə üsyan.
1920, 11 iyun - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin bankların milliləşdirilməsi haqqında dekreti.
1920, 19 iyun - Fətəli Xan Xoyskinin muzdlu erməni qatilinin əli ilə Tiflisdə qətlə yetirilməsi.
1920, 16-19 iyul - Azərbaycan Kommunist Gənclər İttifaqının birinci qurultayı.
1920, 28 iyul - XI Qızıl Ordunun birinci Qafqaz polku Naxçıvana daxil oldu və sovet hakimiyyəti elan edildi.
1920, 1-7 sentyabr - Bakıda Şərq xalqlarının birinci qurultayı.
1920, 20 sentyabr - Təbrizdə ingilis imperalistləri və şah istibdadı əleyhinə 1920-ci il aprelin 7-də M. Xiyabaninin rəhbərliyi altında başlanmış üsyanın yatırılması. M. Xiyabaninin qətli.
1920, 23 sentyabr - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin kənd yoxsul komitələrinin təşkili haqqında dekreti.
1920, 30 sentyabr - Moskvada RSFSR ilə Azərbaycan SSR arasında hərbi iqtisadi ittifaq haqqında müqavilə bağlanması.
1920, 1-10 noyabr 1920-ci ilin yayında - XI Qızıl Ordunun xüsusi şöbəsi tərəfindən həbs edilmiş M. Ə. Rəsulzadənin İ. V. Stalinin göstərişi ilə həbsdən azad edilməsi və İ.V.Stalinlə bir qatarda Bakıdan Moskvaya aparılması.
1920, 15 dekabr - Azərbaycan İnqilab Komitəsinin "Vahid dövlət arxiv fondunun təşkili və Xalq Maarif Komissarlığı yanında Mərkəzi Dövlət Arxivinin yaradılması haqqında" dekreti.
1921, yanvar - Bakıda Azərbaycan Politexnik İnstitutunun açılması.
1921, yanvar - Azərbaycan Dövlət Arxivinin fəaliyyətə başlaması.
1921, 11-18 fevral - Azərbaycan Kommunist (b) Partiyasının III qurultayı.
1921, 16 mart - RSFSR və Türkiyə Respublikası arasında dostluq müqaviləsinin imzalanması.
1921, 19 may - I Ümumazərbaycan Sovetlər qurultayında Azərbaycan SSR Konstitusiyasının qəbul edilməsi.
1921, iyul - Azərbaycan SSR XKS-nin Bakıda birinci kişi pedaqoji institutunun yaradılması haqqında dekreti.
1921, 26 avqust - Azərbaycan SSR XKS-nin Konservatoriyanın təşkili haqqında dekreti.
1921, sentyabr - Azərb. K(b)P MK və Azərb. SSR XKS-nin Azneftkomun müstəqil Azərneft trestinə çevrilməsi haqqında qərar qəbul etməsi.
1921, 13 oktyabr - Qars şəhərində RSFSR-in iştirakı ilə Azərbaycan, Ermənistan və Gürcüstan Sovet Sosialist Respublikaları ilə Türkiyə arasında müqavilə imzalanması.
1921, noyabr - Bakıda Ali qadın pedaqoji institutunun açılması.
1922, 17 yanvar - Azərbaycan Dövlət Dram Teatrının təntənəli açılış gecəsi.
1922, 25 yanvar - Naxçıvan MSSR-in I Sovetlər qurultayının açılması.
1922, 27 yanvar - Azərbaycan Kommunist (b) Partiyasının IV qurultayı.
1922, 12 mart - Zaqafqaziya Sovet Sosialist Respublikaları Federativ İttifaqının (ZSSRFİ) təşkili.
1922, 28 aprel - 3 may - II Ümumazərbaycan Sovetlər qurultayı.
1922, 20 oktyabr - Azərbaycan SSR MİK-nın latın əlifbasının əski əlifba ilə bərabər hüquqa malik olması haqqında dekreti.
1922, 2 noyabr - C. Məmmədquluzadənin redaktorluğu ilə nəşrini davam etdirən "Molla Nəsrəddin" satirik jurnalının Bakıda buraxılan ilk sayı çapdan çıxmışdır.
1922, 7 noyabr - Bakıda böyük satirik M. Ə. Sabirin abidəsinin təntənəli açılışı.
1922, 13 dekabr - I Zaqafqaziya Sovetlər qurultayında ZSFSR Konstitusiyasının qəbulu, Zaqafqaziya Sovet Sosialist Federativ İttifaqının Zaqafqaziya Sovet Federativ Sosialist Respublikası şəklində yenidən təşkil edilməsi.
1922, 30 dekabr – SSRİ I Sovetlər qurultayı. Sovet Sosialist Respublikaları İttifaqının təşkili.
1923, 12-15 mart - AK (b)P V qurultayı.
1924, 18 mart - Azərbaycan XKS və MİK-nın "Azərbaycan SSR əhalisi içərisində savadsızlığın ləğvi haqqında" qərarı.
1923, aprel - "İliç buxtası" neft mədəninin əsasının qoyulması.
1923, 23 may - Azərbaycan Mərkəzi Dövlət kitabxanasının təntənəli açılışı.
1923, iyun - Azərbaycan Arxeologiya Komitəsi təşkil olundu.
1923, 7 iyul - Dağlıq Qarabağ Muxtar Vilayətinin təşkili.
1923, 20 oktyabr - Azərbaycan MİK "Yeni Azərbaycan əlifbasının dövlət əlifbası kimi tanınması haqqında" dekret qəbul etdi.
1923, 2 noyabr - Azərbaycanı Tədqiq və Tətəbbö Cəmiyyətinin əsasının qoyulması.
1923, noyabr - "Şərq qadını" (indiki “Azərbaycan qadını") adlı ədəbi, ictimai, siyasi jurnalın nəşrə başlaması.
1924, 3 fevral - Bakıda tramvay nəqliyyatının işə salınması.
1924, 9 fevral - Naxçıvan Muxtar Sovet Sosialist Respublikasının (Nax. MSSR) təşkil edilməsi.
1924 mart - Xalq Maarif Komissarlığı "Qədim abidələrin qeydə alınması və onların mühafizəsi" haqqında qərar qəbul etdi.
1924, 5-9 may - AK (b)P VI qurultayı.
1924, 17 iyul - "Rədd olsun savadsızlıq" cəmiyyəti şöbəsinin Azərbaycanda təşkili.
1924, 6 oktyabr - Azərbaycan kənd təsərrüfatı kooperasiyası ittifaqının - "Göybirliyi"nin təşkili.
1925, 10-16 mart - IV Azərbaycan Sovetlər qurultayı.
1925,19 mart - N. Nərimanovun Moskvada vəfatı.
1926, 3 fevral - Azərbaycan SSR-in sənayeləşdirilməsi üzrə komissiya yaradılması.
1926, 25 fevral 5 mart - Bakıda I Ümumittifaq türkoloji qurultayı.
1926, 6 iyul - Bakını Balaxanı - Sabunçu rayonu ilə birləşdirən, SSRİ - də birinci elektrik dəmir yolunun təntənəli açılışı.
1926, iyul - Tiflisdə Azərbaycan dilində "Dan ulduzu" adlı aylıq ədəbi-ictimai jurnalının 1-ci sayı çapdan çıxmışdı.
1926, 6 noyabr - Efırdə ilk dəfə "Danışır Bakı" sözlərinin səslənməsi - Azərbaycanda müntəzəm radio verlişlərinə başlanması.
1927, 18 mart - V Ümumazərbaycan Sovetlər qurultayı.
1927, may - Yeni türk əlifbasının Ümumittifaq mərkəzi komitəsi təsis edilmişdi.
1927, 12-18 noyabr - AK (b)P VIII qurultayı.
1928, 13-16 yanvar - Azərbaycan proletar yazıçılarının I qurultayı. Azərbaycan proletar yazıçıları Assosasiyasının yaranması.
1928, 22 iyul - Azərbaycan SSR MİK və Azərbaycan SSR XKS-nin məcburi qaydada yeni - latın qrafıkalı əlifbaya keçilməsi haqqında qərarı.
1928, dekabr - Bakıda Azərbaycan aşıqlarının I qurultayı.
1929, 1 yanvar - Azərbaycanda latın əlifbasına keçilməsi.
1929, 6-14 mart - AK (b)P IX qurultayı.
1929, may - Azərbaycan Politexnik institutu kənd təsərrüfatı fakultəsinin Azərbaycan kənd təsərrüfatı İnstitutuna (AKTİ) çevrilməsi.
1929, 22 oktyabr - Azərbaycan MİK yanında Azərbaycan Elmi - Tədqiqat İnstitutunun (Az. DETİ) açılması.
1930, fevral - Uzunluğu 822 km olan Bakı-Batum neft kəməri istifadəyə verildi.
1930, 10 mart - Bakı Sənaye Akademiyası fəaliyyətə başlayır.
1930, mart - Bərdə və Qasım İsmayılov rayonlarında respublikada birinci MTS-in təşkili.
1930, 31 may - 4 iyun - AK(b) P X qurultayı.
1930, iyun - Azərbaycan Tibb İnstitutunun yaradılması.
1930, 28 avqust - AK (b) P MK bürosunun "Azərb. SSR-də ümumi icbari təhsilə keçilməsi haqqında" qərarı.
1931, 19-25 yanvar - AK (b) P XI qurultayı.
1931, 8-16 fevral VII - Ümumazərbaycan Sovetlər qurultayı.
1931, 31 mart - Azərbaycan neft sənayesinin birinci beşillik planını iki il yarıma yerinə yetirməsi münasibətilə Azərneftin 54 nəfər işçisinin Lenin ordeni ilə təltif edilməsi.
1932, 19-25 yanvar - AK (b) P XI qurultayı.
1932, sentyabr - SSRİ Elmlər akademiyası Zaqafqaziya Filialı Azərbaycan Bölməsinin (EA ZFAB) yaradılması.
1933, 10 dekabr - Bağırov Mir Cəfər Abbas oğlu AK (b) P MK - nin birinci katibi seçilir.
1934, 11-14 yanvar - AK (b) P XII qurultayı.
1934, 13-17 iyun - Azərbaycan sovet yazıçılarının I qurultayı.
Hacamat nedir - faydaları nelerdirHacamat kısaca vücutta hastalıklara neden olan kirliliğin peygamber efendimiz s.a.v in de uyguladığı şekilde dışarı alınması işlemidir.
Hacamat Bağışıklık sistemimizi felç eden kirlenmiş, kan özelliğini kaybetmiş sıvının peygamber efendimiz sav inde 1400 yıl öncesinde tarif etmiş olduğu çok önemli bir tedavi şeklidir.
Hacamat ağrısız, acısız, yatak istirahatsız, iş gücü kaybı olmadan tatbik olunan hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı yaşamanın en kolay yoludur.
Hacamat vücüdun dışarıya atamadığı ağır metaller, toksinler, serbest radikaller, toksinler ve kullanılan ilaçların vücutta bıraktığı kalıntıların dışarı alınması işlemidir.
Öz kültürümüzde binlerce yıldır kullanılan sünnet bir tedavi şeklidir.
Hacamat İslam ülkelerinde çok yaygındır ama faydası bilim adamları tarafından kanıtlanan ülkelerde de uygulanmaktadır işte bazı avrupa ülkeleri. Çin’de Almanya, Malezya’da Kanada Arap dünyasından Avustralya’ bütün dünyada kullanılan önemli bir tedavi yöntemidir.
‘Hacamat’ kelimesi Arapça ‘emmek, normal formuna getirmek’ anlamlarını taşır. Geleneksel olarak boynuzla, cam kupalarla veya çağdaş aletler yardımıyla yapılabilir.
Hacamatın Genel Faydaları;
Hacamat her şeyden önce bir kan verme eylemi olduğundan kan vermenin tıbbi faydaları başlığında bütün faydalara haizdir.
Hacamat kanserden kısırlığa kadar birçok hastalığa karşı hem koruyucu hem de tedavi edici özelliğe sahiptir.
► Baştan hacamat olmak; delilik, cüz zam, gece körlüğü, alaca, baş ağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır.
► Hacamat bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır.
► Kırmızı kan hücrelerini (alyuvarları) büyüten kanı katılaştıran, dolaşımı bozan fazla asitleri hacamatla vücuttan dışarı atabiliriz.
► Kan ve dokulardaki gaz ve toksinleri atar.
► Ödemleri çözer.
► Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır.
► Kan üretimi ile görevli organları uyarır.
► Beyin fonksiyonlarını canlandırır.
► Ağrıları giderir.
► Hastalıkları önler.
► Bel, boyun fıtığı, eklem ağrıları, karaciğer, kalp hastalıkları, psikolojik hastalıkların ve bunun gibi tüm hastalıkların tedavisinde yardımcı olur.
► Göze canlılık verir, gözün görme kabiliyetini artırır. Başından hacamat olan bir insan bunu hemen fark eder. Çünkü hacamatın etkisi hemen zuhur eder.
► Unutkanlık ve dikkat eksikliği olanlar; okuduğunu zor anlayanlar için kafadan hacamat (Kupa terapisi – Cupping Therapy) çok faydalıdır. Hacamat ezber kuvvetini artırır.
► Metabolizmayı düzenleyerek bağışıklık sistemini güçlendirir. Hacamat yaptıranlar daha az hastalıklara yakalanır, daha sağlıklı ve daha dinç görünüme sahip olurlar.
► Vücuda canlılık ve enerji verdiğinden dolayı cilt ve vücut daha genç görünür.
► Değişik nedenlerden dolayı vücudun belli noktalarında biriken toksinler dışarı alındığında vücudun bio-elektrik enerji si ve aura sı yoğunlaşır. Buda daha az uyku ve daha dinç yaşam demektir.
► Akciğer tarafından yeterince temizlenemeyen kan zamanla daha koyu hal alır, kılcal damarları tıkamaya neden olur. Hacamatla bu toksik maddeler arındırılarak organlar daha düzenli çalışmaya başlar.
► Tansiyon, Migren, bel fıtığı, pisikolojik hastalıklar, depresyon, düşük yaşam enerjisi (Qi) eklem ve romatizma ağrıları için bir çok ilaçtan daha tesirli olup ilaçlar gibi hiç bir yan etkisi de yoktur.
► Hacamat yaptıranların analitik düşünme yetenekleri artar, hızlı ve doğru karar alma yetenekleri gelişir.
► Sağ ve sol beyin lobları daha etkin ve dengeli kullanılmaya başlanır.
► Çocuklarda ve gençlerde hacamat daha dengeli bir ergenlik, geçirmelerine yardımcı olur.
► Lenfatik sistemi (mikroplarla savaşan lenf sistemini) harekete geçirir.
► Daha hacamat yaptırmaya başlar başlamaz beyin ağrı kesici etkiye sahip endorfin salgılamaya başlar.
► Depresyona maruz, psikolojik rahatsızlıkları olanlar, histeri, uykusuzluk, ankesiyete, ilaç bağımlılarını hacamatla başarıyla tedavi etmek mümkündür.
► Ağrı eşiği düşük olanlar için çok faydalıdır.
► Hacamat yaptıranların bağışıklık sistemi hastalıklara karşı daha dirençli olur. Ve Düzenli Hacamat yaptıranlar kolay grip ve soğuk algınlığına yakalanmaz.
► Yüksek kan basıncını düşürücü ve dolaşımı düzenleyici etkisi vardır. Deri üzerinde atıl durumda ki kan ve damarları çevresindeki pleksus lifleri uyarılmak sureti ile ve tıkanıklığa sebebiyet veren jöle kıvamındaki damarda dolaşmayan atıl maddelerin temizlenmesi ile dolaşımı düzenleyici etkisi vardır.
► Hipofiz bezini uyarmak sureti ile yapılan hacamat görevi hormonların salgılamasını kontrol eden bu bezeyi daha etkin hale getirir. Aşırı kilo başta olmak üzere bir çok hormonlarla alakalı konularda çok tesirlidir.
►Şeytanın vesveselerine karşı kalbin arkasından yapılan hacamat çok faydalıdır. 50 senelik kökleşmiş büyünün, kalp karşısından yapılan hacamatla kaldırıldığı rivayeti vardır. Çift uzuvlarda hacamat faydalıdır. (İki diz, iki ayak gibi…) Kansızlık, şeker ve kan hastalıklarından birisi bulunan kişiler usta bir hacamatçıya en uygun yerden hacamat olunmalı… Bir insan bünyesine, dayanıklılığına ve vücudunun kan oranının azlığına yada çokluğuna göre 1 yerinden, 4 yerine kadar aynı anda hacamat olabilir.
doktorların karşılaştığı sorunlar - doktorların bir günü - doktor nöbetleriDoktorlar için nöbet gününün ayrı bir önemi vardır. Öyleki nöbet öncesinde nöbeti yaşamaya başlarlar, sonrasında istemeyerekte olsa o büyük gün gelir. Yirmi dört saat süren stresli gün bittiğinde geriye sadece nöbetin yorgunluğu kalır... Güzel gören ve güzel düşünen bir doktor olmadığımda söylenemez ama isterseniz bende bu negatif bakış açısının nasıl oluştuğunu size anlatayım.
Ortalama bir nöbette ortalama bir hastanede, yirmidört saat içerisinde 150-200 hastaya bakarsınız. Bu hastaların 25-30 tanesi çoğu zaman şikayet bulmakta bile zorlanırcasına karşınıza gelirler. Doktor bey aslında birşeyim yok ama kendimi halsiz hissediyorum, tansiyonum yükseldi gibi, çocuğumun ateşi var gibi, birazcık öksürdüm gibi...
Ortalama bir nöbette ortalama bir hastanede gelen hastaların sadece 15-20 tanesi o anda acilde olmayı hakeden hastalardır. Trafik kazası geçirmiştir, kronik bir hastalığı vardır alevlenmiştir. Ciddi solunum yolu enfeksiyonu vardır, kalp krizi geçirmiştir...gibi
Aslında nöbet süresince gelen her hastayı anlarım,en azından anlamaya çalışırım. Bende en derin izi bırakan hasta popülasyonu; doktor, bir tarafta ölüm kalım mücadelesi veren hastayı hayata bir adım daha yaklaştırmaya çabalarken.
Doktorun etrafında mrın kırın edip onu sıkıştıran ve efendim biz 15 dakikadır buradayız muayene ettiniz ve gittiniz, burası ne biçim acil diyen ve ilk saydığım hasta grubunda olduğunu bile farkedemeyen, o saatte acilde olmaması gereken gruptur..
Ülkemizin bir parçası olan hastanelerde insanlarımız arasındaki derin algılama farkını görmek mümkün. Bir tarafta yirmi gündür kan kusup hastaneye çok geç gelen hastalar, diğer tarafta sinek ısırmasıyla hastaneye koşan hastalar. Ortada ise azda olsa ne zaman ve hangi şartta hastaneye gitmesi gerektiğini bilen hastalar.
dermatitte bitkisel tedavi - dermatite iyi gelen bitkiler - dermatitte besin terapisiDermatit için genel bitkisel tedaviler bazı durumlarda faydalı olabilir. En sık tavsiye edilen bitkiler şunlardır:
Dulavrat otu kökü (Arctium lappa)
Aynısefa (Calendula officinalis) merhemi
Papatya (Matricaria recutita) merhemi
Dilkanatan (Galium ssp.)
Akşam çiçeği yağı (Oenothera biennis)
Isırgan (Urtica dioica)
Dermatit öyküsü olan hastalar, ellerini yıkamadan önce yüzüklerini çıkarmalıdır. Banyo yağları veya gliserin temelli sabunlar kullanmalı ve ılık tuzlu su ile yıkanmalılardır. Kontakt dermatit botanik ve homeopatik olarak tedavi edilebilir. Spesifik homeopatik tedaviler kişiye özel olarak reçete edilir.
Grindelia (Grindelia spp.) ve sassafras (Sassafras albidum) topikal olarak uygulandığında yardımcı olabilir. Yulaf ezmesi banyosu da kaşıntıyı rahatlatabilir. Bentonit çamuru kompresleri ya da herhangi bir çamur kompresi suyu çeker ve lezyonları kurutmaya yardımcı olur. Natürel tıp uygulayıcıları kortizonlu kremleri önermezler çünkü reaksiyonu ortadan kaldırmak yerine baskılarlar.
Atopik dermatit için aşağıdaki terapiler önerilir:
Besin Terapisi
Atopik dermatit vakaların çoğu gıda alerjilerinden kaynaklandığından genellikle aşağıdaki diyet değişiklikleri tavsiye edilir:
Alerjik gıdaların tespiti ve bunlardan kaçınılması: Bebeklerde sıklıkla alerjiye neden olan gıdalar süt, yumurta, yer fıstığı, domates, deniz mahsülleri, buğday ve soya fasulyesidir.
Günlük A vitamini (5,000 U), E vitamini (400 IU) ve çinko (45–60 mg) takviyesi ya da alternatif olarak günde bir tablet multivitamin ve mineral takviyesi alınması.
Balık yağı takviyesi: Yetişkinler 540 mg EPA ve 360 mg dokosaheksaenoik asit (DHA) almalıdır.
Bunların yanı sıra kuersetin, üzüm çekirdeği ekstresi, yeşil çay ekstresi ve ginkgo biloba gibi flavonidler de bazı kişilerde faydalı olabilir.
Bitkisel Terapi
Aşağıdaki bitkisel preparatlar atopik dermatit tedavisinde faydalı olabilir:
Seboreik dermatit için aşağıdaki terapiler önerilir:
Besin Terapisi
Beslenme, bilhassa da bebeklerde seboreik dermatitin başlıca nedenlerinden biridir. Bu nedenle genelde aşağıdaki beslenme değişiklikleri ve besin takviyeleri gerekli olur:
Alerjiye neden olan gıdaların saptanması ve bunlardan uzak durulması: Bebeklerde yaygın alerjen gıdalar buğday, mısır, turunçgiller, fıstık ezmesi, yumurta ve deniz mahsulleridir.
Biotin bakımından zengin gıdaların tüketilmesi (soya yiyecekler, susam, arpa) ya da biotin takviyesi alınması: Seboreik dermatit biotin eksikliğinden kaynaklanabilir. Bebekler genellikle tek başına (B kompleks vitamini takviyesi olmaksızın) biotin tedavisine iyi yanıt verir.
Özellikle B6 ve çinko bakımından zengin olan ve yüksek miktarda B-kompleks vitamini içeren günlük multivitamin ve mineral takviyeleri alınmalıdır. Seboreik yetişkinlerin hem biotin hem de B kompleks vitamin takviyesi alması gerekir.
Yetişkinler için günde bir yemek kaşığı keten tohumu yağı: Keten tohumu yağı cildi nemlendirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olan iyi bir omega-3 yağ asidi kaynağıdır.
Topikal Tedavi
Selenyum-bazlı şampuanlar da kafa derisindeki yağlı pullanmaları ve kabukları iyileştirmek için sıklıkla kullanılır. Kafa derisi, burun, kaş ve ağız çevresinde seboreik pullanma görülen bazı hastalar pridoksin (50mg/g) merhemi ile topikal tedaviye olumlu yanıt verirler.
Staz dermatit, uzman bir hekim tarafından tedavi edilmelidir. Bu süreçte mafsallarda suyun toplanmasına yol açan faktörlerin ortadan kaldırılmasıyla tedaviye başlanır. Genelde alternatif tedavilerin içerisinde topikal bitkisel tedaviler ön plana çıkar. Bu bitkisel tedavilere ek olarak bir hafta veya daha fazla bir süreyle bacaklarınızı kalbin seviyesinden çok yukarıya kaldırmak koşuluyla farklı alternatif tedavi yöntemleri uygulanabilir.
Dermatite Karşı Alınabilecek Önlemler
Dermatit genellikle kroniktir ancak belirtileri çoğunlukla kontrol altına alınabilir. Kontakt dermatit deri reaksiyonuna neden olan maddeden kaçınarak ortadan kaldırılabilir. Eğer irritandan tamamen kaçınılamıyorsa, hasta temasın muhtemel olduğu durumlarda eldiven takmalı ya da başka koruyucu giysiler giymelidir.
Zehirli sarmaşık, zehirli meşe ya da zehirli sumağa maruz kalındıktan sonra, bölgeyi hemen su ve sabunla yıkamak alerjik reaksiyonu önleyebilir.
Giysiler %100 pamuklu ve bol olmalıdır. Yeni giysileri giymeden önce boyasız, sentetik olmayan deterjanlarla yıkamak gerekir. Alt bacak bölgesinde yaralanma staz dermatitin ülserleşmesine (açık yaralar oluşturmasına) neden olabilir. Bu olursa kişi derhal bir doktora görünmelidir.
Yoga ve diğer gevşeme teknikleri de stres kaynaklı atopik dermatiti önlemeye yardımcı olabilir. Terlemekten kaçınmak da seboreik dermatiti önlemede yardımcı olabilir. Dermatiti olan hasta aşağıdakilerden biri gerçekleştiğinde hekimine danışmalıdır:
Yüksek ateş
Deride sızıntı ya da diğer enfeksiyon belirtileri
Yedi günlük tedavinin ardından belirtilerin aynı kalması
Siğil, uçuk ya da diğer viral deri enfeksiyonları olan bir kişi ile temas.