Belirtilerden biri de bir ve ya birkaç eklemde ağrı
Eklemlerde ağrı, şişlik ve sıcaklık ile kendini gösteren romatizma, ciddi rahatsızlıklara yol açabiliyor.
Savunma mekanizmasındaki bozuklukların yol açtığı romatizma her yaşta görülebiliyor.
Sıcak ya da soğuk havanın neden olmadığı romatizma kilolu kişilerde daha fazla ağrıya yol açıyor.
Memorial Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi'nden Uzm. Dr. Rıza Nejat romatizma hastalığı ve tedavi yöntemlerini anlattı:
"Romatizma hareket sisteminde görülen, kemik, kas ve eklemleri kapsayan hastalık grubuna verilen addır. Genelde romatizmada bir veya birkaç eklemin farklı veya eş zamanlı tutulumu söz konusudur.
Hangi eklemlerin tutulma şekli, süresi, simetrisi ve laboratuar değerleri göz önünde tutularak romatizmal hastalığın tanısını konulur."
Her yaş grubu yakalanabilir
Romatizmal hastalıkların vücudun savunma mekanizmasıyla ilgili olduğunu belirten Uzm.Dr. Rıza Nejat, savunma mekanizmasındaki bozuklukların romatizmaya neden olduğunu da anlattı:
"Savunma sistemi vücudunu yabancı maddelere karşı korur ancak romatizma hastalığı sırasında dokuyu tanıyamaz ve insanın kendi dokularına karşı reaksiyon gösterir.
Normalde sağlıklı yaşam için gerekli olan bağışıklık sistemi, dokuları bakteri ve virüslerden koruyacağı yerde kendi eklem yapısını bakteriye benzeterek ekleme saldırır ve bunun sonucunda eklemde iltihap ve ağrı oluşmasına neden olur.
Genelde romatizmal hastalıklar savunma sistemi bozukluğuyla birlikte görülür, ancak halk arasında kireçlenme olarak bilinen 'artroz'da eklem kıkırdağının hastalık, darbe veya aşınma sonucu bozulmasıyla meydana gelir. Eklemlerde yük dağılımı bozulduğu zaman ağrı oluşur.
Yumuşak doku romatizmasında ise bağışıklık sistemi bozulmaz ve eklem tutulumu yoktur. Yumuşak doku romatizması daha çok kaslarda ağrı ve sertlik şeklinde görülür, daha çok kişinin duruş bozukluğu stres durumu depresyonla ilişkilidir.
Sanılanın aksine romatizmanın nem veya soğukla bir ilişkisi ispatlanmamıştır.
Ancak bozuk olan iltihaplı eklemler havadaki iyon değişimine kolay adapte olamazlar bu yüzden nemli havalarda ağrılarda artma görülür.
Romatizmanın beslenme veya kiloyla da bir ilişkisi yoktur. Sadece diz, kalça gibi yük taşıyan eklemler kilolu kişilerde zorlanır ve ağrıya neden olur ayrıca normal insanlarda aşırı kilo uzun vadede diz ve kalçada kireçlenmeye neden olur."
Romatizmanın belirtileri:
Bir ya da birkaç eklemde ağrı, şişlik veya ısı artışı
Sırt, bel ve kalçada ağrı
Vücut hareketlerinde zorlanma (Örneğin öne doğru eğilme, başını çevirme)
Sabah yataktan kalkarken tutukluk hissedilmesi
Tedavi yöntemleri:
Uzm.Dr. Nejat, birçok çeşidi olduğu için tedavinin romatizmanın türü, tutulan eklemin şiddeti, diğer organların durumu ve laboratuar bulgularına göre yapıldığını söyledi.
Romatizmanın ağrı kesiciler, iltihabı azaltan ilaçlar ve savunma mekanizmasını güçlendiren ilaçlar ile tedavi edildiğine de değinen Nejat, "hastanın eklemlerinin iltihap durumuna göre çeşitli fizik tedavi programları verilir" dedi.
Uzm.Dr. Nejat, elektroterapi ve egzersizin de tedavide büyük önem taşıdığını anlattı:
"Hastaya evde yapacağı egzersizler öğretilir. Egzersizler, kasların gücünü korumasını ve esnekliğini sağlar. Romatizmanın ilerlemiş hallerinde şekil bozuklukları veya eklem hareket kabiliyetinin aşırı azaldığı durumlarda protez takılması için cerrahi müdahaleye gereksinim duyulabilir.
Gut hastalığında olduğu gibi kandaki ürik asit seviyesini düşürmek amacıyla hastaya diyet uzmanı tarafından diyet verilebilir. Veya aşırı kilolu olan hastalarda diz gibi yük taşıyan eklemler üzerinden yükü azaltmak amacıyla zayıflama diyeti verilebilir."
Bugün domuz kılından yapılan fırçayı misvaka tercih ediyoruz maalesef..elbette faydası yok değildir ama misvakın maddi manevi faydalarını bilsek anında fırçayı cope atarız ama.. Diş temizliğinde faydasi fırçayla kiyaslanamayacak kadar fazladır, kullananlar bilirler..Öyleki onun parcaları mideye gitse mideye bile cok faydası oluyor,temizligi vesaire açısından..
Peygamberimiz Buharide gecen sahih hadiste fıtrattan olan 10 şeyi sayarken birisinide "misvak kullanmak" olarak belirtiyor.. Ve islam alimleri bu bu bu hadis uzerine "Bu sayılan on haslet Hz.İbrahim'e farz idi, bize ise sünnettir.(Tahare 1,44-45)
Demekki yapılması gereken önemli sünnetlerden birisi olduğu için İmam Birgivi de oyle demişti, o sünnetin yeniden ihyası için.. Açılıp hadislere bakıldığında Peygamber efendimizin misvakla ilgili bir cok beyanı vardir.Bunlar misvak önceki peygamberlerin farzındandır, misvak fıtrat gereğidir, misvak mürsellerin ahlakındandır, misvak benim sünnetimdendir, misvak ağız icin temizlik malzemesidir..
Onun için bizde gücümüz nisbetinde Efendimiz örneğinde, gece gündüz, oruç öncesi ve sonrası, abdest öncesi ve sonrası kullanmalıyız.. gerçekten misvaki şiddetle tavsiye eden bir cok sahih hadis vardır.. Sözü daha fazla uzatmadan misvakin mahiyetini en güzel şekilde anlatacak bir hadisle noktalayalım..
Eğer ümmetim üzerine zahmet vermeyecek olsaydım, her namazda misvak kullanmalarını emrederdim."
Hıristiyan ile müslüman evlenmesinden bahsetmedik ki böyle bir soru sordun çok saçma bir soru bence. Ki müslüman ile hıristiyan evlenebiliyor veya başka dine mensup olan. Din değiştiriyor evlenmek için bildiğin kadarıyla.
Alevisi de sunnisi de müslüman olduğuna göre sorun yok değil mi
Scott Speed, F1'deki ilk sezonunda Red Bull'un ikinci takımında yarışacak
Formula 1'de Red Bull ve Scuderia Toro Rosso yeni sezondaki pilotlarını belirlemesiyle tüm ekiplerin sürücü kadrosu tamamlandı.
Red Bull, David Couthard'ın takım arkadaşı olarak Christian Klien'i seçerken, Scuderia Toro Rosso tercihini Vitantonio Liuzzi ve Scott Speed'den yana kullandı.
Avusturyalı Klien geçtiğimiz sezon Red Bull'da ikinci pilot olarak 15 yarışa çıktı ve dokuz puan topladı.
Red Bull'un Minardi'yi satın almasıyla oluşturulan Scuderia Toro Rosso ilk sezonunda İtalyan Liuzzi ve ABD'li Speed ile mücadele ederken ekibin üçüncü pilotu Neel Jani oldu.
Bu yıl GP2 serisinde yarışan Speed, 13 yıl sonra Formula 1'de mücadele eden ilk ABD'li olacak.
Speed'den önce Michael Andretti 1993 yılında McLaren ile 13 yarışa katılmıştı.
Geçtiğimiz sezon Red Bull Racing'de dört grand prix'de mücadele eden Liuzzi, kariyerinin ilk F1 yarışı olan Imola'da bir puan almıştı.
Formula 1'den ayrılarak kendi yarış serilerini oluşturmak isteyen takımlar arasında yer alan Williams F1 yönetimiyle 2012'ye kadar sözleşme imzaladı.
Ferrari, Midland ve Red Bull'dan sonra Williams da 2007 yılında sona erecek Concord Anlaşması'nı 2012'ye kadar uzattı.
İmza, takım sahibi Sir Frank Williams'ın, Formula 1'in patronu Bernie Ecclestone'la yaptığı toplantının ardından atıldı.
Williams daha önce Renault, Mercedes ve Toyota gibi F1'in önde gelen takımlarıyla birlikte 2008'den itibaren kendi oluşumlarını kurmak istediğini açıklamıştı.
Halen F1'de mücadele eden takımlardan Mercedes, Renault, BMW, Honda ve Toyota 2007 yılında sona erecek olan Concord Anlaşması'nı yenilemedi.
Hz. Ali veya Hz. Hüseyin hepsi bizim için çok kıymetli insanlar. Ehli Beyt olan bir kişiye karşı kötü söz söylemek hiçbir Müslümana yakışmaz. Burda gereksiz bir tartışma içine girilmiş. Ağır konuşmalar yapılmış düşünülmeden. Herkesin kendine göre bir doğrusu vardır. Alevilik mezhebinin bugün içinde olduğu duruma geliş sebebini düşünmek lazım değil midir. Acaba Alevilik asıl maksadından uzaklaştı mı? Alevilik kelime anlamı ile Hz. Ali taraftarı anlamına gelmiyor mu. Ben sünniyim ama en iyi şii'den daha fazla aleviyim. Maksat Hz. Aliyi sevmekse ben daha çok seviyorum. Burda Hz. Aliy'yi sevmekle iş bitiyor mu peki. Hz. Ali İslam yolunda cihad etmiş canını vermiştir. Peki ya sizler burda birkaç kelimede olsa birşeyler anlatmaya çalışan insaoğlu; sizler ne kadar hizmet ediyorsunuz? Bu soru değil midir kendimize sormamız gereken.
Düşünün şu anda İslam şemsiyesi altında kaç tane tarikat kaç tane mezhep var. Hangisi doğru hangisi yanlış diye sorgulamak yerine asıl gayenin ne olduğu sorgulanmalı bence. herhangi bir tarikatın herhangi bir mezhebin kaynağında Kur'an yoksa benim için ne mezhep vardır ne de tarikat.
Bence alevilik asıl amacından uzaklaşmış durumda. Alevilik adı ile kendilerine belli bir konum arayan insanlar alevi değildir. Unutmayın ki Hz. Ali'de Peygamber efendimiz(s.a.v) in peygamberliğine inanmıştır, itaat etmiştir. Ben inanmıyorum asıl aleviler kendilerini farklı görsün. Gerçek anlamda Hz. Ali taraftarı olan her insan Amentü'yü kabul etmiş insandır. Aksini iddia edenin hükmünü buyrun siz verin. İslam'ın şartlarını, imanın şartlarını aklımıza getirecek olursak; ne demek istediğimi gayet iyi anlarsınız. Günümüzde alevilik denilince herkesin aklına yok 3 gün oruç tutarlar, yok 12 gün oruuç tutarlar, yok mum söndü yaparlar gibi şeylerle karşılaşıyoruz. Ben diyorum ki kendini alevi diye bilen İslam'ın gereklerini bilen insandır. İslam tektir tek kalacaktır. İslamın yolu bellidir. Emir ve yasaklar herkes için aynıdır. Hz. Muhammd'in peygamberliğine inanmayan İslam'ı kabul etmeyendir.
Amentu billahi ve melaiketuhu ve kutubihi ve rusulih vel yevmil ahiri ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minellahi teala velbeğsubadel mevt hakkun eşhedu enlailaheillallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluh...
Tayvan'ın başkanti Taipei'de yaşanan sismik aktivite, dünyanın en yüksek binası 'Taipei 101'in yapımı başladıktan sonra arttı. Jeologlar, inşaatın şehri depremlere karşı daha savunmasız hale getirdiğini düşünüyor.
Tayvan'ın en prestijli düşünce kuruluşlarından Academica Sinica'ya bağlı Institute of Earth Sciences'dan jeolog Lin Cheng-horng, 7 milyon nüfuslu kentin tarihi boyunca sismik aktivitelerin çok az olduğunu söylüyor.
Fakat şehir, 508 metre yüksekliğindeki Taipei 101'in inşaatının 1997'de başlamasından bu yana çok fazla mikro deprem (Richter ölçeğine göre 2-2.5 arasında) yaşamış.
Kasım 2004 ve mart 2005'de meydana gelen 3.8 ve 3.2 büyüklüğündeki iki orta şiddetli depremin merkez üssü ise tam Taipei 101'in altı olarak belirlenmiş.
Tayvan şanslı bölgede
Lin, 'Geophysical Research Letters'a yazdığı makalede, "dünyanın en yüksek binası Taipei 101'in inşaatının depremleri tetikliyor olması ihtimali çok yüksek" diye yazıyor.
Taipei 101'de çalışan mühendis Michael Liu ise bilimsel araştırmalara saygı duyduğunu, ama inşaatın devlet desteğinde ve jeolojik ve çevre standartlarına uygun olarak yürütüldüğünü söylüyor.
Sismik olarak aktif Pasifik bölgesine yakın olan Tayvan'da sık sık deprem yaşanıyor. Fakat Filipin Denizi kıyısında bulunan Tayvan, şimdiye dek depremlerin büyük etkilerini hissetmedi.
Bardağı taşıran son damla
Taipei 101'in yaklaşık 700 bin ton ağırlığında olduğunu ve bunun da dikey kuvvet olarak 4.7 barlık bir basınca eşit olduğunu söyleyen Lin'e göre bu basınç Taipei kentinin üzerinde bulunduğu çöküntü kayalıkları harekete geçirebilir.
Reuters haber ajansına konuşan Lin, Taipei 101'i bardağı taşıran son damlaya benzetiyor ve, "eğer bir tabaka kırılmak üzereyse, en küçük bir baskı bile depremi tetikleyebilir" diyor.
Bunun sadece bir teori olduğunu söyleyen Lin, sismik aktivite ve Taipei 101 arasındaki ilişkinin varlığının ispatlanamadığını ama aralarında ilişki olmadığını söylemenin de mümkün olmadığını söylüyor.
Barajlar araştırıldı ama...
Bu konuda en kısa zamanda bir araştırma yapılmasını gerektiğini söyleyen Lin, Japonya'da yapımı planlanan bin metre yüksekliğindeki 'Sky City 1,000' isimli binanın, aktiviteyi daha da artıracağını da sözlerine ekliyor.
Barajlar gibi büyük yapılarla insanların neden olduğu düşünülen depremler, daha önce ABD, Kanada ve Japonya'da araştırmalara konu oldu. Ancak Lin, şimdiye dek yüksek binaların etkisi üzerine hiçbir araştırma yapılmadığını söylüyor.
Bir iş ve alışveriş merkezi olan ve 1.7 milyar dolara mal olan Taipei 101 binası, 7 büyüklüğündeki depremlere dayanıklı oacak biçimde tasarlandı.
Pornografik siteler için düşünülen '.xxx' alan adı uzantısının kullanımı yine ertelendi.
Seks siteleri için düşünülen '.xxx' uzantısı, haziran ayında onaylanmış ancak nasıl kullanılacağına ilişkin görüşmeler aralık ayına bırakılmıştı.
Alan adı uzantısı için son kararın 30 kasım-4 aralık tarihleri arasında Kanada'nın Vancouver kentinden yapılan Internet Corporation for Assigned Names and Numbers (Icann) toplantısında alınması bekleniyordu.
Yeni tarih yok
Ertelemeye sebep olarak, internetin yeni alan adları yaratılmasını denetleyen bölümün, '.xxx' uzantısı hakkındaki son onay üzerinde bir kez daha düşünülmesini önermesi gerekçe gösteriliyor.
Icann toplantısından sonra yeni alan adı uzantısının yürürlüğe gireceği tarih veya yeni kararın ne zaman verileceği konusunda herhangi bir tarih verilmedi. Icann'in Governmental Advisory Comittee'nin raporuna göre hareket etmesi bekleniyor.
Eleştiriler yoğun
'.xxx' alan adı uzantısı fikri, ilk olarak 2001 yılında ortaya atıldı. Birçok kesim tarafından tepki gören öneriye en sert eleştirileri Icann'in eski başkanı Karl Auerbach ve ABD menşeli Family Research Council getirdi.
Eleştirilerin odak noktasında ise '.xxx' alan adı uzantısı kullanılmasının isteğe bağlı olması ve pornografik sitelerin tek bir uzantı altında toplanmasının garanti olmaması düşüncesi var.
Compex 2005 Uluslararası Bilgisayar Fuarı, Lütfi Kırdar Fuar Merkezi'nde sürüyor.
Hürriyet Mobil ve Anadolu Grubu'nun sponsor olduğu fuarı 30'uncusunun açılışı dün yapıldı.
Bu yıl 30'uncusu düzenlenen fuarın sponsorlarından Hürriyet Gazetisi'nin İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, bilgi teknolojilerinin, medyanın kullanım alışkanlıklarını etkilediğini ve değiştirdiğini belirterek, "medyanın rönesans dönemi başlıyor" dedi.
Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan da bilginin, üretimin en temel girdisi haline geldiğini söyledi.
Özilhan, bilişim teknolojilerinin özellikle son 10 yılda en fazla etkilediği kesimin iş dünyası olduğunu da vurguladı.
150 bini aşkın kişinin ziyaret etmesi beklenen fuar, yarın akşam sona erecek.
Stresin insan sağlığını önemli ölçüde olumsuz etkilediği ilk kez bilimsel olarak kanıtlandı.
Sidney'de bulunan Garvan Enstitüsü'nden araştırmacılar, stresli dönemlerde vücutta Nöropeptit Y (NPY) adlı hormonun salgılandığını ve bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini kanıtladı.
Beyin ile bağışıklık sistemi arasında ilişki olduğu yolunda dolaylı kanıtların olduğunu söyleyen araştırmacılardan Fabienne Mackay, ilişkinin kesin olarak kanıtlandığını belirtti.
Araştırmanın yayımlanmasının ardından Mackay, ''stresli dönemlerde, sinirler çok sayıda NPY salgılar. Kanda dolaşmaya başlayan bu hormonlar bağışıklık sistemi hücrelerini engeller'' açıklamasında bulundu.
Herbert Herzog da Nöropeptit Y'nin tansiyon ve kalp ritmini olumsuz yönde etkilediğinin bilindiğini söyledi.
Herzog, hormonun bağışıklık sistemine etkisi olduğunun belirlenmesinin ardından bazı hastalıklarla mücadelede yeni gelişmeler sağlanabileceğine de değindi.
Herzog, ''stres, nezle veya grip olduğunuzda ya da kanser gibi daha ciddi durumlarda sizin çok daha dayanıksız olmanıza neden olur'' dedi.
'Journal of Experimental Medicine' adlı dergide yayımlanan araştırmada bilim adamları, stresin, romatoid artrit, Crohn ve şeker hastalıklarıyla da bağlantısı olduğunu vurguladı.
Fransa'da yüzü bir köpek tarafından parçalanan kadın hastaya burun, çene ve dudak nakleden doktorlar, hastanın durumunun iyi olduğunu açıkladı.
Doktorlar, hastanın yüzündeki hisleri altı ayda tekrar kazanabileceğini de belirtti.
38 yaşındaki kadının ameliyattan 24 saat sonra kendine geldiğinde ilk yaptığı ise doktorlara teşekkür etmek oldu.
Aşırı dozda ilaç alıp, bilinmeyen bir nedenle intihara kalkışan ve hiç kımıldamadan yatmasından korkan köpeğinin, yatağa atlayarak uyandırmaya çalıştığı kadının yüzü parçalanmış.
Olayın ardından çiğneme, yutkunma, yediklerini ağzında tutma sorunları yaşayan kadına haftasonunda beyin ölümü gerçekleşen bir kadından alınan burun, çene ve dudaklar nakledildi.
Tıp tarihinde ilk kez gerçekleştirilen bu ameliyatın ardından etik tartışmaların ortasında kalan Fransız doktorlar, Lyon Edouard Herriot Hastanesi'nde düzenledikleri bir basın toplantısı ile kafalardaki soru işaretlerini gidermeye çalıştı.
Hastanın psikoloijik ve fiziki durumunun iyi olduğunu belirten doktorlar, "ameliyattan 24 saat sonra ayıldı, ilk yaptığı da bize teşekkür etmek oldu" diye konuştu.
Daha önce gerçekleştirdiği başarılı el nakli ameliyatları ile dünya çapında ünlenen Profesor Jean Michael Dubernard, "önceleri tereddüt içindeydim, son derece kötü durumda olan hastayı görünce tüm tereddütlerim yok oldu. Bütün bu çalışmayı özel bir hasta için yaptık, yüzünde hiçbir şey kalmamıştı" dedi.
Ameliyatta dört büyük zorluk
Profesör Dubernard, ameliyatta dört büyük zorluk olduğunu da belirtti. Bu zorluklardan biri yüzdeki atardamar ve sinirlerin son derece küçük olması. Diğeri ise sinirlerin de yeniden canlanmasının gerekliliği.
Hastanın "bu yüz benim" diyebilmesi için önce hissetmesi koşulu var. Burada ise psikolog ve psikatristlere büyük görev düşüyor.
En önemli güçlüklerden biri de organların vücuda uyum sağlayamaması. Bu uyumu sağlaması için kullanılan ilaçların da böbreklere zarar verip ve kansere yol açma riski bulunuyor.
Fransız doktorlar, bu riskin hastaya iletildiğini, bunu kabul ettiği için ameliyatın yapıldığını söyledi.
Fotoğraf yayımlandı
Ameliyatın ardından İngiliz The Daily Telegraph Gazetesi, kadının fotoğrafını ilk sayfadan verdi.
38 yaşında olduğu açıklanan kadın fotoğrafta ameliyattan sonra baygın bir şekilde yatarken görülüyor.
Fotoğrafta kadın hastanın burnunun üst kısmından çenesine uzanan bir bölgede dikiş izleri dikkat çekiyor.