Hamilelerin, yaydığı radyasyon düşük de olsa bilgisayar karşısında fazla durmamaları, cep telefonunu vücuttan olabildiğince uzak tutmaları gerekiyor.
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan Doç. Dr. Necip Kepkep, hamileliğin ilk yedi haftasında radyasyona maruz kalınmasının bebeğin hücrelerinin mutasyona uğramasına neden olabildiğini söyledi.
Bebeğin kromozom ve organlarının geliştiği bu dönemde radyasyona maruz kalınması ile bebeğin hücrelerinin DNA'larında kırılma ve kopmalar olacağını da belirten Kepkep, hücreleri zarar gören organda anormallikler oluştuğunu açıkladı.
Anormalliklerin özellikle kendini yenileyemeyen organlarda görüldüğüne de değinen Kepkep, "bunların başında beyin ve omurilik yani santral sinir sistemi gelir. Santral sinir sistemi radyasyon nedeniyle zarar gören bir bebeğin zeka seviyesi düşük olabilir'' dedi.
Cep telefonu ve bilgisayarın açık olduğu zaman radyasyon yaydığını da hatırlatan Kepkep, ''cep telefonları açık olduğu müddetçe vücuda olabildiğince uzak tutulmalı. Böylelikle az da olsa olası etkilerden korunulabilir'' yorumunda bulundu.
Kepkep, cep telefonunun yanı sıra elektrikli diğer cihaz ve baz istasyonlarının da belirli miktarda radyasyon yaydığını sözlerine ekledi.
Tabiki istediğin bilgileri burdan alabilirsin neticede burası İslam bölümü ve buraki bilgilerin paylaşılması bizleri memnun eder. neticede burdaki paylaşımlar bütün Müslümanlar içi sende İslam adına hizmet vereceğine göre sorun teşkil etmeyecek bizler için.
İngiliz bilim adamlarının tuttuğu kayıtlara göre 2005, şimdiye dek Kuzey Yarıküre'de görülen en sıcak yıl oldu.
2005, güvenilir kayıtların tutulmaya başlandığı 1860'lı yıllardan beri de küresel olarak en sıcak ikinci yıl oldu.
Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde ölçülen deniz okyanus suyu sıcaklıkları da 2005'in en sıcak yıl olduğunu gösteriyor.
1860'dan beri tespit edilen en sıcak 10 yılın sekizi 1995'den bu yana yaşandı.
Küresel olarak en sıcak ikinci
Doğu Anglia Üniversitesi'nden araştırmacılar, ölçümlerin, küresel ısınmanın insandan kaynaklandığı gerçeğini bir kere daha ispatladığını söylüyor.
Verilere göre, 2005'de ölçülen sıcaklıklar, geleneksel olarak baz alınan ve 1961-1990 yılları arasında yapılan ölçümlerden 0.65 santigrad derece yüksek çıktı.
Aynı dönemde küresel artışta yaşanan 0.48 santigrad derece ise 2005'i 1998'den sonra en sıcak ikinci yıl yaptı. 1998'de yaşanan yüksek sıcaklıkların en büyük sebebi El Nino Kasırgası'ydı.
Kuzey daha hızlı ısınıyor
Bilim adamlarına göre Kuzey Yarıküre, Güney'den daha hızlı ısınıyor. Çünkü Kuzey, Güney'e göre daha fazla kara barındıryor ve karalar atmosferik olaylara okyanuslardan daha hızlı tepki veriyor.
Nitekim Kuzey Yarıküre'de ölçülen sıcaklıklar, bundan 10 yıl öncesine oranla 0.4 santigrad derece fazla çıktı.
Hata payı sadece 0.1 derece
Doğu Anglia Üniversitesi İklim Araştırmaları Ünitesi'nden Dr. David Viner, "deniz yüzeyinde yapılan ölçümler, Atlas Okyanusu'nun kuzeyinin, 1880'den beri en yüksek sıcaklığa ulaştığını gösteriyor" diyor.
Ortalama sıcaklık ölçümlerinin hiçbiri tam değerleri gösteremiyor. Ama David Viner, yaptıkları ölçümlerdeki hata payının sadece 0.1 santigrad derece olduğunu söylüyor.
En büyük pay insanın
Doktor Viner, uzun dönemli eğilimin kesinlikle sıcaklıkların artışı yönünde olduğunu belirtiyor ve bunun en büyük sebebi olarak da küresel ısınmada insanın rolünü gösteriyor.
"Ölçümlerimiz doğru, şüpheye yer yok. Çok basit bir fizik kuralı bu: Sera etkisi yaratan gaz salınımı ne kadar artarsa, küresel ısınma da o kadar artar."
Fransız lastik üreticisi Michelin 2006 sezonundan sonra Formula 1'den çekileceğini açıkladı.
Michelin, Uluslararası Otomobil Federasyonu'nun (FIA) Formula 1'de tek lastik üreticisinin yer alması tercihi üzerine organizasyondan çekileceğini açıkladı.
2006 sezonundan sonra çekileceğini bildiren Fransız Michelin'in ayrılmasıyla Japon Bridgestone Formula 1'deki tek lastik üreticisi olarak kalacak.
Firmanın başkanı Edouard Michelin yaptığı yazılı açıklamada, "bu karar, spor felsefesi açısından Michelin ile F1'i yönetenler arasındaki derin ayrılıklarının sonucudur" ifadelerini kullandı.
Michelin, F1 yönetiminden kaynaklanan belirsizliklerin, bu organizasyona uzun vadeli yatırım yapmalarına engel olduğunu vurguladı.
Geçtiğimiz sezon Formula 1'de mücadele eden 10 takımdan yedisine Michelin lastikleriyle yarıştı. Yeni sezonda Williams ve Toyota'nın Bridgestone'a geçmesiyle iki lastik üreticisi de beşer takımla çalışacak.
Haziran ayındaki ABD Grand Prix'sinde Michelin kullanan yedi takım, Fransız firmanın lastikler konusunda güvence verememesi üzerine yarışa çıkmamıştı.
Michelin, lastik verdiği McLaren Mercedes, BMW Sauber, Renault F1 ve and Honda Racing F1 takımlarıyla yaptığı görüşmeler sonucu organizasyonda tek lastik üreticisinin yer almasının "kaçınılmaz" göründüğünü açıklamıştı.
Fransa'da 12 kadın, uzay çalışmalarına destek vermek amacıyla iki aylarını yatakta geçirdiler.
Ayakları başlarından yukarıda olacak şekilde yatan kadınlar üzerine Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından yapılan deney, ağırlıksız ortamın etkilerini anlamak amacıyla gerçekleştirildi.
İsviçre, İskoçya, Finlandiya ve Fransa'dan deneye gönüllü olarak katılan kadınlar, tüm günlük aktivitelerini altı derece açıyla yattıkları yataklarından yaptı ve hareketleri sürekli olarak videoya kaydedildi.
Gururlular
180 farklı testten geçirilen ve son aşama testleri için 30 kasımda ayağa kaldırılan kadınlar, geleceğin kadın astronotlarına yardımcı oldukları için gururlu olduklarını söyledi.
Avrupa Uzay Ajansı, çalışmanın sonuçlarının kendilerine, uzay çalışmaları uzadıkça ortaya çıkabilecek tıbbi sorunları çözmekte yardımcı olacağını umuyor.
Deney aşaması
Deneyde kadınlar üç farklı gruba ayrıldı. Birinci gruba bir ay boyunca diyet yiyecekler verilirken, bir gruba sürekli kas egzersizleri yaptırıldı. Üçüncü ve son grup ise kontrol grubu olarak tutuldu.
İki aylık yatak istirahatleri boyunca kadınlara kitap, televizyon, müzik ve internet gibi aktiviteler için izin verildi, ancak doktor ve hemşireler dışında kimseyle görüşmeleri yasaklandı.
Doktorlar, kadınlarda bu süre içinde görülen fiziksel etkileri, yüz şişmeleri, burun tıkanması, ağrı ve sancılar ile kas ve kemik erimesi olarak sıraladı.
10 grup daha yatacak
Fransa'nın Toulouse kentindeki Medes Tıbbi Araştırmalar Merkezi'nde toplam 101 günlerini yatakta geçiren kadınların rehabilitasyon süreçleri gelecek hafta tamamlanacak.
İyi derecede İngilizce veya Fransızca bilen ve sağlıklı olan 25 ile 40 yaş arasındaki gönüllü kadınlar, bu deneye katılımları için 12 bin 500'er euro ile ödüllendirildi.
Yine 12 kadından oluşan bir başka grup üzerine yapılan deney ise bu yılın başlarında sona erdi. Deneyin tamamında 11 değişik ülkeden 12 bilimsel grup araştırılacak. Çalışmanın sonuçları gelecek yıl yayımlanacak.
Patlama, İngiltere ve Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'ndan beri duyulan en büyük ses oldu
Pazar günü Londra'daki Buncefield petrol deposunda meydana gelen patlamanın, Manş'ın karşı kıyısından da duyulduğu öne sürüldü. Peki ses, gerçekten 300 kilometre yol alabilir mi?
Pazar sabahı İngiltere'nin başkenti Londra'daki Hertfordshire bölgesinde meydana gelen patlama, önce bir terör saldırısı olarak duyuruldu.
Dördü ağır 36 kişinin yaralanmasına neden olan patlamadan sonra çıkan ve üç gün süren yangında 20 yakıt tankı tamamen tahrip oldu.
Yerel yetkililer patlamayı 'kulakları sağır edici' diye tanımlarken, Manş Denizi'nin karşı kıyısından da onlara destek geldi. Hollanda ve Belçika basını, patlamanın ülkelerinden bile duyulduğunu yazdı.
Sesin yolculuğu
İngiliz çevre kuruluşu Vibrock'dan Tim Wilton, sesin ilerleyebilmesinin, yolu üzerinde, sürtünme-çarpma sayesinde yolculuk edebileceği nesnelerin varlığına bağlı olduğunu söylüyor. Bu nesne, katı, sıvı ya da bu durumda olduğu gibi gaz olabiliyor.
Ses, nesneler titreştiğinde ortaya çıkan dalgalar halinde yolculuk eder. Örneğin bir davula vurursanız, titreşir. Bu titreşim, sesin davuldan size doğru yolculuk etmesini sağlar.
Dalgalar, davulu çevreleyen gaz parçacıklarının hareketiyle ilerler. Gideceği yönde, yolu üzerinde olan parçacıkları aynı doğrultuda çarpıştırır. Böyle dalgalar boylamsal olarak adlandırılır, çünkü dalga ve titreşim aynı yöndedir.
Enerjisini katmanla koruyor
Sesin ne kadar yolculuk edeceğinin birçok etkene bağlı olduğunu söyleyen Wilton, pazar günkü patlamanın Manş'ın karşı kıyısında duyulabilmesinin en büyük etkeni olarak, sesin, ani ve güçlü ısı değişimleriyle yol almasını gösteriyor.
Böyle bir durumda, yükselerdeki soğuk hava ile yüzeydeki sıcak hava arasında bir katman oluşuyor. Bu da sesin enerjisinin sürekli olarak yeryüzüne geri dönmesini sağlıyor ve ses, kaynağından kilometrelerce ötede duyulabiliyor.
Olağandışı ama olası
Wilton, patlamayla meydana gelen büyük miktarda enerji ile birleşen bu yüksek ısı değişimi ve rüzgarın da aynı yönde esiyor olmasının, sesin 300 kilometre uzaktan duyulmasını sağlamış olabileceğini belirtiyor.
"Sesin 300 kilometreden duyulması olağandışı ama olası bir durum. Fakat patlamalar da olağandışıydı, çünkü genellikle kaynaktan böyle bir enerji çıkmaz. Belki de pazar günü koşullar, sesin yolculuğu için her zamankinden daha uygundu."
50 yılın en büyük sesi
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa'daki bombalamaların Londra'dan duyulduğuna dair rivayetler dolaşıyordu. Hertfordshire'daki patlamaların o dönemden beri İngiltere ve Avrupa'da duyulan en büyük ses olduğu belirtiliyor.
McLaren, ana sponsor olarak yıllık yaklaşık 16 milyon dolara İngiliz telekom şirketi Vodafone'la anlaştı. Anlaşma ocak 2007'de başlayacak.
Formula 1'in en başarılı takımlarından McLaren ile dünyanın en büyük telekom şirketlerinden Vodafone'u bir araya getiren anlaşma önümüzdeki 10 yıllık süreçte devam edecek.
Geçtiğimiz yıla kadar Ferrari'nin ana spornsoru olan Vodafone, 1999'dan beri markalar şampiyonu olan takıma yılda yaklaşık 75 milyon dolar ödüyordu.
30 yıldır üçüncü kez ana sponsor alan McLaren'ın patronu Ron Dennis, "Vodafone ile bir araya geldiğimiz için çok memnunuz ve bu birlikten çok büyük başarılar bekliyoruz" dedi.
Dennis, "anlaşmamız uzun dönemli olduğu için, konsantrasyonumuzu sadece yarışlara ve kazanmaya odaklamamıza yarayacak ve takıma önemli bir istikrar sağlayacak" ifadelerini kullandı.
İki şirket arasında, finansal detaylarda tam olarak anlaşma sağlanamasa da McLaren Mercedes takımının resmi ismi bundan sonra Vodafone McLaren Mercedes olacak.
Anlaşma sayesinde, Vodafone'un üçüncü nesil telefon ağını kullanan cep telefonu kullanıcıları da, yarışları telefonlarından izleme şansına erişecek.
Vodafone'un pazarlama müdürü Peter Bamford, "Vodafone McLaren Mercedes takımının ana sponsoru olarak, otomobil yarışlarına olan ilgimiz Formula 1 ile bağımızı güçlendiriyor" dedi.
Vodafone, geçtiğimiz günlerde Avrupa Şampiyonlar Ligi sponsorluğuna geçebilmek için, İngiliz futbol ligi takımlarından Manchester United'la olan dört yıllık forma reklamı anlaşmasını sona erdirmişti.
Vodafone dün de, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun Uzan Grubu'nun borçlarına karşılık el koyduğu Telsim'in satış ihalesini 4 milyar 550 milyon dolarla kazanarak Türkiye pazarına girdi.
İsveçli bilim adamlarının yaptığı araştırma, her gün bir ya da iki fincan siyah veya yeşil çay içmenin yumurtalık kanserine yakalanma riskini azalttığını ortaya koydu. Stockholm Karolinska Enstitüsü'nden Susanna Larsson ve Alicja Wolk, çay içen kadınların yumurtalık kanserine yakalanma riskinin, içmeyenlere göre yüzde 46 oranında düşük olduğunu açıkladı.
Archives of Internal Medicine adlı dergide yayımlanan araştırma, İsveç'te yaşları 40-76 arasında değişen 61 bin 57 kadın üzerinde yapıldı. Beslenme alışkanlıklarına dair hazırlanmış soruları yanıtlamaları istenen kadınlar, 2004 yılına kadar ortalama 15 yıl boyunca incelendi. Bu kadınların 301'inde yumurtalık kanserine rastlandı.
Bilim adamları, araştırmada, yeşil ya da siyah çay ayrımı yapmayarak, iki çay çeşidinin de hücreleri koruyan ve kanser gelişimini önleyen polyphenol ile antioksidan maddeler içerdiğini söyledi. Araştırmada, gün içinde bir yada iki fincan çaya ek olarak içilen her fincan çayın da yumurtalık kanserine yakalanma riskini yüzde 18 oranında azalttığı kaydedildi.
ABD'de yumurtalık kanseri, kadınlarda ölüme sebep olan kanser hastalıkları arasında dördüncü sırada yer alıyor. 2005'te yumurtalık kanserine yakalanan 22 bin kadından 16 bininin öldüğü belirtiliyor. Teşhisi zor olan yumurtalık kanserinden ölüm oranı 50 yıldır değişmiyor.
Giyim, kullanım vesüslenmeye gelince; erkek ve kadın için altın ve gümüş; kaplarda, yazı, süs vasıtalarında kullanmak mezheb imamlarının ittifakı ile câiz değildir. Meselâ; altın ve gümüş kaplarda yemek,içmek, abdest almak, kokulanmak câiz olmadığı gibi, altın ve gümüş saatleri, kalemleri, büro malzemelerini kullanmak da caiz değildir. Evleri ve koltuk takımları gibi eşyayı altın veya gümüşle süsleme de câiz olmaz.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Altın ve gümüş kaplardan içmeyiniz, bunlarda yemek yemeyiniz. Şüphesiz bunlar dünyada müşriklere, âhirette de size aittir" (Buhârî, Eşribe, 28; Ekime, 29; Libâs 27; Müslîm, libâs, 4, 5,).
"Gümüş kaptan içen kimse, ancak karnına cehennem ateşini yudumlamış olur" (Buhârî, Eşribe, 27; İbn Mâce,Eşribe,17; Mâlik, el-Muvatta', Sıfatü'n-Nebî, 11; İbnü'l-Esîr, en-Nihâye, I, 255).
Açmış olduğumuz kampanyayı bazı sebeplerden dolayı bitirememiştik. Ama nihayetinde bu işten alnımızın akıyla çıktık. Akilles kardeşim ve ben üstlenmiş olduğumuz görevi sonuçlandırdık.
Kampanyamız sona ermiştir. Bendeniz Lemyezel yani Dervish kampanyanın sonucunda yatırmış olduğumuz miktarı belirten belgeyi yani dekontu yayınlıyorum.
Gönül isterdi ki 17.000 ine yakın üyesi olan boardımızdan daha yüksek miktar çıksın ama olduğu kadarla yetinmek gerekir. Yardıma ihtiyaç olan insanlara ufak da olsa bir katkı sağladıysak ne mutlu bizlere
Yardımda bulunan ve bizleri destekleyen herkesten Allah razı olsun. Nice yardım organizasyonlarında tekrar buluşmak üzere...
Bilim adamları, Grönland'daki en büyük iki buzulun, küresel ısınmadan dolayı alarm vermeye başladığını söyledi. Maine Üniversitesi İklim Değişikliği Enstitüsü'nden Gordon Hamilton, buzullardan biri olan Kangerdlugssuaq'ın 2001'e kadar yılda 4.8 kilometre hareket ederken bu yıl 15 kilometre sürüklendiğini söyledi.
İki büyük buzuldan diğeri olan Helheim'ın hareketi ise 2001 öncesinde 6.4 kilometre iken, şimdi 11 kilometreye yükseldi.ABD Jeofizik Birliği'nin toplantısında konuşan Hamilton, bu rakamların inanılmaz oranda bir yükselişe işaret ettiğini vurguladı.
Tehlike kapıda
Buzullar, okyanusların yükselmesinde büyük rol oynuyor. Geçtiğimiz yüzyılda deniz seviyeleri, buzulların erimesine bağlı olarak 6 ile 12 santimetre arasında yükseldi. Sadece bu kadarlık yükselme bile, rakımı düşük bazı şehirlerin sular altında kalması ve eskisine oranla daha sık fırtına ortaya çıkması için yeterli.
Grönland buzullarının erimesi ve buzdağlarının bölünmesi, deniz seviyelerindeki küresel yükselişin yüzde 7'sinden sorumlu tutuluyor. Buzulların erimesinde en büyük pay ise küresel ısınmanın.Gordon Hamilton, Grönland buzullarındaki bu ani hareketliliğin en büyük sorumlusunun da iklim değişiklikleri olduğunu söylüyor.
Alaska da tehlikede
Aynı zamanda, Kuzey Amerika'nın hızla eriyen buzulları da çözülme aşamasının yarısını tamamladı. Ve bu çözülme önümüzdeki 20 yıl boyunca da devam edecek.Alaska'daki, yaklaşık sekiz Los Angeles büyüklüğünde olan Columbia buzulu, 1980'lerden beri 15 kilometre küçüldü. Buzulun, tabanı deniz seviyesine yükselmeden önce, önümüzdeki 15-20 yıl içinde bir 15 kilometre daha küçülmesi bekleniyor.
Buzulun yaklaşık bin metre olan kalınlığı bazı yerlerde 450 metreye kadar azaldı. Günde yaklaşık 30 metre hareket eden buzul, Alaska'nın güney kıyılarındaki Prince William Sound körfezine her yıl 3.2 kilometreküp su bırakıyor.
Kalp krizi anında beyin, dakikada 1.9 milyon hücresini kaybediyor. Kriz sırasında oksijen alamayan beyin bir saatte 3.6 yıl yaşlanıyor.
ABD'deki California Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya katılan Dr. Jeffrey L. Saver, müdahale ve tedavide gecikmenin, kalp krizinin beyinde sebep olduğu hasarı daha kötüleştirdiğini ifade etti.
Saver, yakın tarihe kadar kalp krizi sırasında kan pompalanması durduğu için beyinde her dakika ne kadar hücrenin öldüğünün tespit edilemediğine işaret etti.
Saver, daha önceki araştırmalardan elde edilen veriler ve geliştirilen 'nöroimaging' tekniğinin, artık tipik bir kalp krizi sırasında ne kadar beyin hücresinin öldüğünü tespit etmeye imkan verdiğini de belirtti.
Asıl etki beyinde
Araştırma sonuçlarına göre, ortalama şiddetteki bir kalp krizi 54 mililitrelik bir beyin dokusunu etkiliyor ve 10 saat boyunca bu etki beyinde yayılıyor.
Bu sırada, krizin sürdüğü her dakika için 1.9 milyon beyin hücresi (nörün) ölüyor, bu da sinapsis denen 14 milyar sinir bağlantısının ve 12 kilometrelik sinir fiberinin kaybedilmesine yol açıyor.
Hızlı tedavi şart
Kalp krizinden en fazla etkilenen organ olan beyinde ortalama 22 milyar nöron bulunuyor ve uzmanlar, vakit geçtikçe kalp krizinin beyinde açtığı hasarın büyüdüğünü belirtiyor.
Uzmanlar, kalp krizi geçirmekte olan hastalara mümkün olan en hızlı şekilde müdahale edilmesini ve derhal tedavisinin yapılmasının önemine dikkat çekiyor.
Ferrari'nin test sürücüsü Luca Badoer, Jerez'deki test sürüşünde geçirdiği büyük bir kazayı yara almadan atlattı.
Kazadan sonra hemen hastaneye kaldırılan Badoer'de ciddi bir yaralanmaya rastlanmadı.
İtalyan sürücü, Jerez'de bu sabah F2005 ile çıktığı test sürüşünde keskin bir virajda aracının kontrolünü kaybederek pist dışına çıktı ve lastik bariyerlere çarptı.
Badoer, V8 motorlu F2005 ile başladığı testlerin ilk gününde dün mekanik arıza nedeniyle seansı kısa kesmek zorunda kalmıştı.
Formula 1'in patronu Bernie Ecclestone, organizatörü iflas eden Belçika Grand Prix'sinin yarış takviminde kalması için anlaşma sağlamak üzere olduğunu açıkladı.
Yerel organizatörlerin yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle 2006 sezonunda koşulması tehlikede olan Belçika Grand Prix'sinin kurtarılması için Ecclestone ile Belçika hükümeti büyük oranda anlaşma sağladı.
Ecclestone, Belçika televizyonu RTBF'ye yaptığı açıklamada yarış organizasyonunu üstlendiğini ve önümüzdeki hafta kesin bir anlaşamaya varılacağını söyledi.
Formula 1'in İngiliz patronu, Spa pistinin uzun vadede geleceğini güvence altına almak için de "çok ciddi görüşmeler" yapıldığını ifade etti.
Tarihi Spa-Francorchamps pistinin evsahipliği yaptığı Belçika Grand Prix'si, bilet satışlarının beklenenden az olması nedeniyle yarış organizatörünün iflasına yol açmıştı.
Belçika Grand Prix'sinin geçtiğimiz sezon düzenlenebilmesi, organizatörün hükümetten Ecclestone'a vermek için 15 milyon euro borç almasıyla mümkün olmuştu.
Avrupa'da yapılan bir anket çalışması, saçı dökülen erkeklerin, özgüven sorunu yaşadığını ortaya koydu. Uluslararası ilaç firması Merck Sharp&Dohme'nin desteğiyle Gallup Spain adlı araştırma şirketi tarafından Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere'de yapılan araştırmaya yaklaşık bin 500 erkek katıldı.
Saç kaybının erkeklerdeki psiko-sosyal etkilerini göz önüne seren çalışmada, bin 500 kişiden, saç kaybı sorunu yaşadığını belirten 729 kişi üzerinde yoğunlaşıldı.Araştırmaya göre saç, kişinin kendi imgesel değerlendirmesinde önemli bir faktör.
Katılımcıların çoğu, saç kaybıyla birlikte 'kendi bedenlerine ilişkin beğenilerinin olumsuz etkilediği' yönünde görüş açıkladı. Depresyona da neden oluyor Araştırmada, erkeklerin yüzde 43'ünün kişisel çekiciliğe olan inancının azaldığı, yüzde 42'sinin kel olma korkusu yaşadığı, yüzde 37'sinin de yaşlı görünme endişesi taşıdığı ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 21'i ise depresyon yaşadığını belirtti.
Saç dökülmesi sorunu yaşayan erkekler hakkında kadınların bakış açısını belirlemek amacıyla Avrupa'da yapılan başka bir araştırmada ise erkeklerin endişesinin yersiz olmadığı ortaya çıktı.
ICM Direct Reserch firması tarafından Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İsveç'te yaşayan 20 ile 39 yaşları arasındaki bin bekar kadına sorular yöneltildi.
Değerlendirmede, genç Avrupalı kadınların, saçı dökülmeyen erkekleri daha çekici bulduğu tespit edildi. Katılımcılardan yüzde 75'i ise gür saçın sıradan bir erkeği daha çekici kıldığı görüşünü dile getirdi.
Araştırmada, kadınların yüzde 79'u da saç dökülmesiyle mücadele konusunda erkeklere destek vereceklerini açıkladı.