Spa-Francorchamps pistinde yapılan görüşmeler neticesinde Red Bull takımı, Minardi ile anlaşma sağladı. Gelecek yıl Red Bull, ikinci bir takımla Formula 1 dünya şampiyonasında mücadele edecek.
İSTANBUL - Geçen yıl Kasım ayında Jaguar takımını satın alarak Formula 1'e adım atan Red Bull, bu yıl yine kasım ayında bu kez Minardi'yi satın alacak ve yeni takımın Red Bull'un genç takımı konumunda olacağı açıklandı.
Red Bull, ikinci bir takımla Formula 1'e girmelerinin nedenlerinin, daha iyi pilotlar yetiştirmek olduğunu ve yeni takımın bir süre sonra kendi kendini finanse edebileceğini belirtti. Ayrıca Red Bull, yeni takımının isminin ne olacağına henüz karar vermediklerini de söyledi.
Böylece yapılan bu anlaşmayla Minardi'nin 20 yıllık spor geçmişi de sona ermiş olacak. Küçük İtalyan takımı, nadiren de olsa zaman zaman öndekileri zorlamayı başardı ancak aldığı en iyi sonuç 1989 yılında Pierluigi Martini'nin Silverstone pistinde aldığı beşincilik oldu.
Gelecek sezon Ferrari motoruyla yarışacak olan Red Bull Racing takımının, Ferrari ile aynı lastiği seçmesi bekleniyordu ancak Red Bull söylenenlerin aksine Michelin'i tercih etti.
Williams-F1 takımı ise Michelin'i bırakarak gelecek yıl Bridgestone ile yarışacak. Bu yıl yaşadığı problemlerden dolayı katılmadığı Amerika Grand Prix'si dışında tüm yarışları domine etmeyi başaran Michelin firması sezonun başlarında Michelin lastik kullanan takımların çok fazla olduğunu ve takımların Bridgestone ile eşit şekilde paylaşıldığı takdirde Formula 1 açısından her şeyin daha iyi olacağını belirtmişti.
Williams-F1 takımı ise Michelin'i bırakarak gelecek yıl Bridgestone ile yarışacak. Bu yıl yaşadığı problemlerden dolayı katılmadığı Amerika Grand Prix'si dışında tüm yarışları domine etmeyi başaran Michelin firması sezonun başlarında Michelin lastik kullanan takımların çok fazla olduğunu ve takımların Bridgestone ile eşit şekilde paylaşıldığı takdirde Formula 1 açısından her şeyin daha iyi olacağını belirtmişti.
Japon Bridgestone firması da, Williams ve Red Bull takımlarıyla görüşme yaptı. Red Bull'dan red cevabı aldı ancak Williams ile anlaşmayı başardı. Aynı zamanda Bridgestone, Toyota firmasına da baskı yapıyor. Tüm dünyada sattığı binek otomobillere Bridgestone lastiklerini takan Toyota firması da yapılan görüşmeleri doğruladı.
Formula 1'de sezonun 16. yarışı olan Belçika Grand Prix'sine McLaren'in Kolombiyalı pilotu Juan Pablo Montoya ilk cepte başlayacak.
İSTANBUL - Montoya'nın 1.46.391 ile pol pozisyonu aldığı Belçika GP'sinde, takım arkadaşı Kimi Raikkonen ikinci, Reanult pilotu Giancarlo Fisichella üçüncü, Toyota'dan Jarno Trulli dördüncü, pilotlar sıralamasında zirvede yer alan Renault pilotu Fernando Alonso ise beşinci cepten start alacak.
Formula 1'de sezonun 16. yarışı olan Belçika Grand Prix'si, bugün yapılan sıralama turlarıyla başladı.
Belçika'nın 6 bin 976 metrelik Spa Francorchamps Pisti'nde yapılan sıralama turlarının galibi, 1.46.391'lik derecesiyle McLaren Mercedes'in Kolombiyalı pilotu Juan Pablo Montoya oldu. Geçen hafta Monza Pisti'nde ilk sırayı alan Kolombiyalı pilot, burada aldığı "Pole Pozisyonu" ile bu sezon 2. kez yarışa ilk sırada başlayacak.
2. sırayı yine McLaren Mercedes'ten Kimi Raikkonen'in aldığı sıralama turu mücadelesinde, 3. sıraya yerleşen Renault'un İtalyan pilotu Giancarlo Fisichella, motor değiştirdiği için yarın yapılacak yarışa 13. sırada başlayacak.
Toyota'dan Jarno Trulli'nin 4. olduğu sıralama turunda şampiyonluğa en yakın aday olan Fernando Alonso, 1.46.760'lik derecesiyle 5. sırada kaldı.
Sıra Pilot Takım Derece
1 Juan Pablo Montoya McLaren-Mercedes 1.46.391
2 Kimi Raikkonen McLaren-Mercedes 1.46.440
3 Giancarlo Fisichella Renault 1.46.497
4 Jarno Trulli Toyota 1.46.596
5 Fernando Alonso Renault 1.46.760
6 Ralf Schumacher Toyota 1.47.401
7 Michael Schumacher Ferrari 1.47.476
8 Felipe Massa Sauber-Petronas 1.47.867
9 Jenson Button BAR-Honda 1.47.978
10 Mark Webber Williams-BMW 1.48.071
11 Takuma Sato BAR-Honda 1.48.353
12 David Coulthard Red Bull Racing 1.48.508
13 Rubens Barrichello Ferrari 1.48.550
14 Jacques Villeneuve Sauber-Petronas 1.48.889
15 Antonio Pizzonia Williams-BMW 1.48.898
16 Christian Klien Red Bull Racing 1.48.994
17 Robert Doornbos Minardi-Cosworth 1.49.779
18 Christijan Albers Minardi-Cosworth 1.49.842
19 Tiago Monteiro Jordan-Toyota 1.51.498
20 Narain Karthikeyan Jordan-Toyota 1.51.675
Microsoft çaktırmadan korsan yazılımları denetliyor.. Nasıl mı ? windows update sitesine girip güncelleme yapmak istediğinizde Windows Orjinal Ürün Anahtarı Denetleme Aracı isminde bir dosyayı sisteminize yerleştiriyor. Bu Windows'un güncellemesi olarak geliyor. Sisteminize bu güncellemeyi kurmadan diğer güncellemeleri alamıyorsunuz. Windows 'unuz otomatik olarak güncelleme almaya ayarlanmış ise Bu aracı otomatik olarak sisteminize yüklemiş bulunmakta eğer kaçak lisans key kullanıyorsanız windows updateye giremiyorsunuz ve karşınıza Microsof Ürün Ahantarı Geçersiz Bu Ürün Anahtarı Windows Tarafından Hiç Verilmemiştir. Uyarısı karşınıza geliyor. Sadece bu değil microsoft un başka bir programını da yüklemek istediğinizde örnek olarak Microsoft antispyware.. Yine aynı uyarı ile karşınıza geliyor...
Bel fıtığı bilinenin aksine çok yaygın olan bir hastalıktır. Bel fıtığı veya bel rahatsızlığı geçirmiş veya hiç sorun yaşamamış olsanız bile, günlük hayatta yapılması ve yapılmaması gereken önemli hareketleri bilmeniz ve bunlara uymanız gerekir. Aksi halde bel fıtığı her an kapınızı çalabilir.
1- Asla ağır bir şey kaldırmayın. Yerden aldığınız şey hafif olsa bile dizlerinizi kırarak ve çömelerek alın. Kalkarken ağırlığı bacağınıza verin.
2- Bir şey taşırken beliniz dik bir pozisyonda yürüyün. Ağırlığı vücudunuza doğru orantılı paylaştırın. ....
3- Bir eşyayı kaldırırken ona doğru uzanmayıp eşyaya iyice yaklaşıp alın. Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyin.
4- Merdivenler en çok dikkat etmeniz gereken yerlerdir. İnerken son basamağa geldiğinizi zannedip bir basamak daha varsa farkında olmadan vücudunuzla aşağıya doğru düşebilirsiniz.
5- Her gün 20 dakika yürümeye ve varsa imkanınız yüzmeye önem verin. Uzman bir doktora danışmadan bel korsesi kullanmayın.
6- Abdest alırken veya dişinizi fırçalarken lavaboya doğru eğilmeyin, belinizi dik tutun.
7- Elektrikli süpürgeyle temizlik yaparken belinizi dik tutmaya özen gösterin. Ütü yaparken tek ayağınızın altına 15-20 cm. yükseklikte bir cisim koyarak belinizi rahatlatabilirsiniz.
8- Doktorun verdiği egzersizleri düzenli yapın. Sağlıklı iken de kas güçlendirici egzersizler yapın ve hareket sayısını yavaş yavaş artırın. Ani hareketlerden kaçının.
9- Sandalyeye otururken kendinizi oturağın üzerine aniden bırakmayın. Yavaş, kontrollü oturun. Otururken öne doğru eğilmeyin. Sürekli oturmayın. Arada bir kalkıp yürüyün.
10- Yatarken yan ve yüzüstü pozisyonda ortopedik ve sert yatakları tercih edin. Yüzüstü yatmayın. Yataktan kalkarken yana dönün, ellerinizle yandan destek alarak oturma pozisyonuna geçip kalkın.
Pekmez hızla kana karışabilecek nitelikte bir gıda maddesi olduğundan acil enerji ihtiyacı için gerekli bir gıda maddesidir. İki yemek kaşığı (20 g) pekmez insan vücudu için çok değerli olan 2 mg demir, 80 mg kalsiyum ve 58 kcal enerjiyi içermektedir.
Büyüme çağındaki çocuklar, işçiler, sporcular, gebe emzikli anneler için eşsiz bir gıda maddesidir.
Pekmez ayrıca 100 gramında 0.014 mg Vit B1 0.15 mg Vit B2 , 1,4 mg nisain içermektedir. Bu özellikleri açısından bala göre daha zengin olduğu tespit edilmiştir.
Pekmezin beslenmemizdeki önemi
Pekmez hızla kana karışabilecek nitelikte bir gıda maddesi olduğundan acil enerji ihtiyacı için gerekli bir gıda maddesidir. İki yemek kaşığı (20 g) pekmez insan vücudu için çok değerli olan 2 mg demir, 80 mg kalsiyum ve 58 kcal enerjiyi içermektedir.
Büyüme çağındaki çocuklar, işçiler, sporcular, gebe emzikli anneler için eşsiz bir gıda maddesidir.
Pekmez ayrıca 100 gramında 0.014 mg Vit B1 0.15 mg Vit B2 , 1,4 mg nisain içermektedir. Bu özellikleri açısından bala göre daha zengin olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan bir diğer araştırmaya göre 1 kg üzüm ve 200 gr pekmezin kalori açısından 1150 gr süte, 300 gr ekmeğe , 390 gr ete eşdeğer olduğu belirtilmektedir.
Ayrıca pekmezde bulunan şekerlerin, glukoz ve früktoz halinde olması sebebiyle bebek ve çocukların beslenmesinde büyük öneme sahiptir. Hem sindirim sisteminde parçalanmasına gerek yoktur, hem de kana geçmede ek bir enerjiye gerek duyulmadan hücre dışından içine basit düfüzyonla geçişi sağlanır. bu nedenle özellikle enerji aktivitesi yüksek olan çocuklarda ve sporcularda enerjinin pekmezle sağlanmasının büyük önemi vardır.
Üzüm ve pekmezin içerdiği demir (16mg/kg) kolayca emilmekte ve günlük demir ihtiyacının % 35'i bu ürünlerce karşılanabilmektedir.
Hamilelikten cilt sağlığına kadar bir çok yönden sağlıklı yaşamda önemli rol oynayan maden suyu tüketimi ile ilgili ne kadar bilgi sahibisiniz?
- Maden suyu hakkında doğru bildiğiniz yanlışlar ya da yanlış bildiğiniz doğrular...
Maden suyu ile soda arasında ne fark vardır?
Maden Suyu, içerdiği tüm mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkar ve tamamen doğaldır.Soda ise su ve sudan yapılan içeceklere üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen ve tamamen yapay olan bir içecektir.
Maden suyu asitli midir?
Halk arasında asitli denilen içeceklerde aslında kastedilen, içeceğin içindeki karbondioksit gazıdır. Karbondioksit gazı dilimiz ile temas ettiğinde geçici olarak tat algılayıcılarını uyuşturduğu için içimi kolaylaştırmaktadır. Gazlı içecek üretiminde çok özel proseslerle üretilen ve % 99,99 saflıkta gıda üretimi için özel karbondioksit gazı kullanılır.
Günde ne kadar maden suyu tüketebiliriz ?
Doğal suların içerdiği zengin mineraller vücudumuzda vitaminlerin fonksiyonlarına yardımcı olurlar. İçerdiği zengin kalsiyum ve florür gibi mineraller nedeniyle özellikle çocuklar, bayanlar ve yaşlıların daha fazla maden suyu içmeleri gerekir. Uzmanlar günde en az 2 litre civarında su ve maden suyu gibi yararlı sıvı tüketilmesini öneriyor.
Çocukların maden suyu içmesi zararlı mıdır?
Maden suyunun bilinen hiçbir zararı olmayıp, aksine vücudumuza sayısız yararları vardır. Büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyacı karşılamanın en iyi yolu bolca süt ve doğal suları tüketmeleridir. Maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür ise ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlıdır.
Hamilelikte maden suyu içilir mi?
Hamilelik, beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. İnsan vücudu bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmek için, hamilelikte düzenli olarak maden suyu tüketimi tavsiye edilir.
Maden suyu cilde yararlı mıdır ?
Maden suyu içerdiği zengin mineraller vücudumuzun birçok bölgesine olduğu gibi cilt için de yararlıdır. Hatta piyasada sprey şişelerine doldurulmuş ve yüze püskürtülerek kullanılan maden suları satılır.
Maden suyu böbrek taşı yapar mı?
Böbrek taşlarının oluşumunda ana neden, yetersiz miktarda sıvı tüketimidir. Başka bir deyişle, yaşamı boyunca yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda böbrek taşı oluşumu hızla meydana gelir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.
Avrupa'da ve Türkiye'de kişi başına yıllık maden suyu tüketimi ne kadar?
Avrupa'da kişi başına yılda 150 litre maden suyu tüketirken bu oran Türkiye'de 3 litrenin altında. Ülkemiz aslında Avrupa'nın doğal mineralli sular açısından en zengin coğrafyasına sahip ancak, yıllık 65 milyon litre olan bu kaynağın sadece yüzde biri şişeleniyor, yüzde doksandokuzu boşa akıyor. Süt ve süt ürünleri tüketiminde de Avrupa ile aramızda benzer oranlar olduğu için, neticede ulusal beslenme kültürü ile bağlantılı ilginç tablolar ortaya çıkıyor. Örneğin bu beslenme kültürü sayesinde Avrupalı kemik erimesi gibi hastalıkları nadiren duyarken Türkiye'de belirli yaş ve cinsiyet gruplarında kemik erimesi oranları % 30'larda yaşanıyor. Bunun en önemli nedeni, yaşam boyunca düzenli olarak tüketilen süt ve doğal suların miktarlarındaki, bu yol ile alınan doğal kalsiyum takviyesindeki büyük farklılık.
Maden suyu son kullanma tarihinden sonra bozulur mu?
Maden suyu kapağı açılmaz ise kesinlikle bozulmaz. Ürünlere son kullanma tarihi konulmasının tek nedeni, dolumdan sonra belirli bir süre geçtiği zaman sadece kapak ve ambalajdan dışarıya karbondioksit gazı kaçması ve azalmasıdır.
Düzenli maden suyu tüketimi ile bazı hastalıklar arasında bağlantı var mıdır?
Maden suyunda zengin olarak bulunan minerallerden magnezyum, hücre içerisinde potasyumdan sonra en yoğun olarak bulunan katyondur. Hücre zarı, hücre içi ve hücre çekirdeğindeki birçok biyolojik olaylarda etkilidir ve kas ile sinirlerdeki elektrik uyarılarının iletilmesini sağlar. Kalp ve damar hastalıkları ile çok ilgisi vardır. Enfarktüs geçiren insanlarda magnezyum düşüklüğü saptanmıştır. Damar sertliğine yol açan damarlardaki yağ ve kalsiyum birikmesi de magnezyum eksikliğinden oluşur.
Sodyum vücut sıvılarında en fazla bulunan elementtir ve sıvı dağılımı ile sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlar. Ayrıca asit-baz dengesi ve sinir uyarılarının taşınması en önemli görevlerindendir.
Kalsiyum vücudumuzda en fazla bulunan elementtir. Kemik yapısının yanı sıra kas kasılmalarının düzenlenmesine, sinir uyarılarının taşınmasına, hücre zarlarında iyon değişimine, hormonların, sindirim enzimlerinin ve nörotransmitterlerin salgılanmasına yardımcı olur. Yaşla ilgili kemik kayıplarını ve kırılmalarını önler. Kalsiyum sadece süt ve doğal sularda bulunur. İçerisinde kalori ve kolesterol olmadığı için maden suyu, kalsiyum açısından süte en iyi alternatif olmaktadır.
Bikarbonatlar, magnezyum, sitratlar, sodyum, flor ve kalsiyum maden suyunda bulunan doğal dengeleri ile, ürolojik hastalıkların seyri ve özellikle ameliyat sonrasında çok etkendir. Böbrek taşlarının tekrarlamasını önlemenin en kolay, en pratik ve doğal yolu bu sıvıları bolca tüketmektir.
Bikarbonatlı sular alkali yapıları sayesinde mide asiditesini nötralize eder ve bu özelliği nedeni ile peptik ülser hastalığının tedavisinde önemli rol oynarlar. Yine fonksiyonel mide ve bağırsak hastalıklarında semptomları azaltıcı etkileri vardır.
Kalsiyum ve magnezyum içeren sular bağırsak molaritesini azaltarak stress sonucu gelişen ishal gibi şikayetleri önlemede etkili olurlar. Sülfatlı sular safra salgılarını ve akımlarını arttırır.
Kalsiyum zengini doğal mineralli sular, menapoz döneminde kadınlarda ve ileri yaşlarda erkeklerde kemik erimesinin önlenmesi ve tedavisinde yeterli kalsiyum desteği sağlanmasında önemli bir seçenektir.
Geleneksel kültürümüzde Ramazan'a "11 ayın sultanı" denmiştir. İradi bir mahrumiyet ve meşakkat ayı olmasına rağmen Ramazan ayına "sultan" denmesinin sebebi, Müslümanların hayatında orucun taşıdığı büyük ehemmiyettir. Ramazan'ın bir başka özelliği "bin geceden hayırlı Kadir Gecesİ'nin bu ayda olması ve Kur'an-ın yine bu ayda indirilmeye başlanmasıdır.
Hızlı tempoya dayanan, araç bolluğu içinde hiçbir anlam ve amaca işaret etmeyen modern hayatın insana empoze ettiği kapalı sistem içinde Ramazan ayının manevi iklimini idrak etmek büyük bir ruhsal ve varoluşsal mücahedeyi gerektirir. Oruç bizi içi kapalı bir sistemin can sıkıcı zindanından ucu açık müteal/aşkın bir alemin ebediyetine taşır.
Oruç, nefsin ve dolayısıyla onun üzerinden bizimle uğraşmaya azmetmiş Şeytan'ın zincire vurulduğu bir aydır. Eğer oruç yanında affedici, fedakar, cömert, sakin olamıyorsak, kin ve düşmanlık gibi hastalıkları içimizden atamıyorsak Ramazan'ın hikmetlerinden habersiz kalmışız demektir. Oruç derin manevi ve bedeni bir mücahededir. Sadece yiyen-içen, uyuyan, dışkı atan ve çiftleşen insanlar, bu mücahedenin hakiki anlamını bilemez, sabahtan akşama kadar aç ve susuz kalmayı gereksiz bir eziyet sayarlar. Bazı insanlara balın tadını istediğiniz kadar anlatın, onu tatmadıkça bal hakkında ne bilgi, ne marifet, ne de zevk sahibi olurlar.
Sanki Allah, dünyevi tarafı ağır basan meşguliyetlerimizin senede bir ay beklemeye alınmasını murat etmektedir. Hele kapitalist üretim ve tüketim süreçlerinin hayatımızın her anını işgal etmeye çalıştığı böyle bir dünyada bu daha da önemli olmaktadır. Habib Burgiba gibi bir bahtsız, üretim performansını düşürüyor diye Tunus'ta orucun kaldırılmasını istemiş, bunu da modern çağda dinde reform'a somut bir adım olarak göstermeye yeltenmişti. Bu reform propagandasının resmi ağızlardan ve emredici yollarla empoze edildiği zamanlarda bile, en ağır işlerde çalışan Müslümanlar oruçlarını bozmadılar.
Tabii ki hayatı tatil etmek gerekmez. Ama kanaatimce Ramazan boyunca ağırlık verilmesi gereken temel faaliyet ibadet ve ilim öğrenmek ekseninde yürütülmelidir. Mesela her Müslüman hiç değilse bir kere Kur'an-ı Kerim-i baştan sona okumalı, anlamı üzerinde düşünmelidir. Kur'an'ı yüzünden okuma imkanına sahip olmayanlar ya bilenlerin eşliğinde bir okuma programına katılmalı veya güvenilir bir meali okumalıdır. Kur'an'ı, bir tefsiri takip ederek okumak çok daha faydalıdır. Kur'an'la ilgili Türkçede çok iyi kitaplar yayınlanıyor. En son Hicri 150'de vefat eden Mukatil b. Süleyman'ın "El-Eşbah ve'n-Nezair -Kur'an Terimleri Sözlüğü-" (İşaret Y.) adlı değerli kitabı yayınlandı. Terimlerin ayetlerde hangi anlamlarda kullanıldığını örneklerle anlatan önemli bir çalışmadır bu.
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. (BAKARA SURESİ / 190)
O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (BAKARA SURESİ / 205)
Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, günahkar kâfirlerin hiç birini sevmez. (BAKARA SURESİ / 276)
De ki: "Allah'a ve elçisine itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, kafirleri sevmez. (AL-İ İMRAN SURESİ / 32
Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez; (AL-İ İMRAN SURESİ / 140)
Allah'a ibadet edin ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (NİSA SURESİ / 36)
Kendi nefislerine ihanet edenlerden yana mücadeleye girişme. Hiç şüphesiz Allah, ihanette ilerlemiş günahkarı sevmez. (NİSA SURESİ / 107)
Allah, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah işitendir, bilendir. (NİSA SURESİ / 148)
Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (MAİDE SURESİ / 64)
Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez. (MAİDE SURESİ / 87)
Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (EN'AM SURESİ / 141)
Ey Ademoğulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (A'RAF SURESİ / 31)
Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (A'RAF SURESİ / 55)
Eğer bir kavmin ihanet edeceğinden kesin olarak korkarsan, sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) at. Gerçekten Allah, ihanet edenleri sevmez. (ENFAL SURESİ / 58)
Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez. (NAHL SURESİ / 23)
Şüphesiz Allah, (müşriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır. Gerçekten Allah, hain ve nankör olan kimseyi sevmez. (HAC SURESİ / 38)
Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez." (KASAS SURESİ / 76)
"Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (KASAS SURESİ / 77)
(Bu, Allah'ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez. (RUM SURESİ / 45)
"İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." (LOKMAN SURESİ / 18)
Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez. (ŞURA SURESİ / 40)
Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla sevinip-şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (HADİD SURESİ / 23)
Teşbihte, hata olmaz derler. Bu sabah, bir iki benzetmeden yararlanarak sizlere seslenmek istiyorum. Biliyorsunuz ki;
1. Her "Müessese"nin "Kurucuları" tarafından hazırlanmış bir "Kuruluş projesi", önceden hazırlanmış kuralları vardır. Bu kuralların, o "Müessese" mensupları tarafından bilinmesi onların en tabii haklarıdır.
2. Her "Müessese", belli amaç ve hedefler doğrultusunda programlanır.
3. Ve orada düzenli bir işbölümü yapılır, her görev için kendi katagarisinde uzmanlaşmış elemanlar seçilir.
4. Akitler, sözleşmeler yapılır.
5. Buralarda çeşitli kademelere göre vazifelenmiş menajerler, periyodik toplantılar yaparak sürekli bir eğitim verir, moral ve iletişimi sağlar, motivasyonu diri tutarlar.
6. Ve, tüm bu düzenleyici tedbirlerin planlı ve programlı işlemesi ile "Müesseseler büyür, güçlenir". Aksi olduğunda ise sonuç, maalesef "İflas"tır..... "Evlilik" ; Bu da bir Müessese" değil midir sizce ...O halde şimdi, bu müesseseye beraberce bir göz atalım ve yukarda maddeleştirdiğimiz başlıkları bir de "Evlilik Müessesesi" bazında inceleyelim.
1. Burada, söz konusu olan "Gelin" ve "Damat" adayları olduğuna göre, ta...işin başında iken böyle bir çalışmaları olmuş mudur?
2. Amaçlar ve hedefler belirlenmiş ve taraflarca onaylanmış mıdır?
3. Görev bölümü yapılmış mıdır? Kurucu üyelerden "Evin hanımı" ve "Evin beyi" kendi katagorilerinde eğitim alarak "Aile içinde"ki yerlerini almaya yeterli hale gelmiş midir? (Konu ile ilgili eğitim veren "Ana- Baba Okulları'nın varlığı malumunuzdur). Bu konu, olası tartışmaların odağında olduğu için üzerinde biraz duralım isterseniz. Hepimizin bildiği gibi, "Görev de başarı", temelindeki "Görev sevgisi" ile doğru bir olgudur. Sevilmeden yapılan görev, yorgunluk, bıkkınlık, moral bozukluğu, çeşitli davranış bozukluklarının ve "Sıkı çatışmalar"ın en etkili nedenlerinden biri, belki ilk sırayı kapanıdır. Aile içindeki önemli fonksiyonlarını küçümseyen, bunları bir "Erdem" değil de kendini "Aşağılayıcı" bir unsur olarak kabul eden zihniyetler, zevkle yapılması gereken nice aktiviteyi "Haysiyet kırıcı" nitelikte algılama yanılgısına düşmez mi?
4. Sözleşmeler, her toplumda süreç içindeki uzlaşmayı sağlayan vazgeçilmez bir unsurdur. Sözleşmeler "Önem" taşır. Sözleşmelerin altına atılan imzalarsa "Özel" ve "Önemli" dir. İmzasını önemsemeyen bir kişi olabilir mi sizce?
5. "Eş"ler bir ömür boyu sürmesi arzu edilen ve hedeflenen beraberlikleri boyunca birbirlerini"Müessese" nin bekası konusunda "Motive" etmeye hazır ve yetenekli midir?
6. Düşüncelerinin derinliklerinde yatan asıl gaye, "Müessese" nin büyümesi ve güçlenmesi midir yoksa "İflas"ı mıdır..........{Şayet, "Evlilik" şahsi "Ego" larımız bir kenara itilebilir ve objektif bir perspektiften incelenebilirse, olası problem ve çatışmaların büyük bir bölümü önlenebilir.} diye düşünmek acaba biraz "Hayalperestlik" mi olur. Ne dersiniz? Benim fikrimi sorarsanız;" Kadın" toplum hayatında "Şefkat, Sevgi dolu bir yürek, Kendine has Yetenek ve Cazibe, birazda Kurnazlık" gibi ayrıcalıkları, "Erkek"ise "Güç, Kuvvet ve İrade" gibi cinsine has özellikleri simgeleyen varlıklardır. Bazı bakış açıları,bunun zıddını da savunsalar , uygulamalara bakıldığında bu savunmaların "Eşyanın tabiatına aykırı" bir tez olduğu hemen farkedilmektedir. Biz hanımlara,kabullenmesi zor da gelse, "Evlilik Müessese" lerinde ki "İflas"lar bu realiteyi doğrular mahiyette gibi geliyor bana.
Şu anda zihnimde, yıllar öncesine ait bir tablo canlandı. Canınız sıkılmadıysa bir de o tabloya bakalım. Kimbilir...Belki en güzel çözüm bu tabloda gizlidir... Lise yıllarımdı....En çok sevdiğimiz "Kimya" dersinde hocamız bir deney yapmak üzere sınıfı labaratuarda beklediğini bildirdi.
Kimya deneyleri bizi oldukça heyecanlandırır, sevindirirdi.Bu duygularla çağrıldığımız yere gittik. Hocamız, "Pota"nın başında bizi bekliyordu. Bir elinde "Demir" tozlarının olduğu kavanoz, diğer elinde de "Kükürt" vardı. Hepimiz yerimize oturduktan sonra hocamız, demir tozlarından bir ölçek alarak "Pota"ya attı.Ardından da bir o kadar Kükürtü ilave etti. İki kütleyi birbirine iyice karıştırdı ve,
-İşte çocuklar bu iki madde "Özelliklerini hiç kaybetmeden birbirine karıştılarfakat bu karışım her an ayrışmaya istidatlıdır." dedi ve sonra eline aldığı bir mıknatısı karışıma yaklaştırdı. Tabiiki mıknatısın cazibesine kapılan "Demir" tozları, pata' da yanlız kalacak olan Kükürt'ü hiç düşünmeden mıknatısa doğru koşmaya başladılar...
Hocamız, bu defa mıknatısın üzerinde biriken vefasız "Demir" tozlarını, tekrar "Kükürt" ün bulunduğu "Pota"ya ilave etti. Bu sefer potanın altındaki alevi tutuşturdu. Yavaş, yavaş "Güç ve Kuvvetsimgesi olan Demir" ve "Yumuşak ve Uysal Kükürt" kendilerini önce ısıtan sonrada kavuran alevin etkisiyle birbirlerine sarılarak aynı "Pota" da erimeye başladılar. Daha sonra alevin sıcaklığından hoşlandılar,biraz daha birbirlerine sarıldılar. Artık problem bitmişti. "Demir" artık demir deği, "Kükürt" de artık kükürt değildi. Onlar, artık kendilerini ısıtan hatta kavuran alevin sadece ahengini görüyor ve hallerinden, hiç de şikayet etmiyorlardı.
Artık onlar, kendilerini buluşturan "Alev"in etkisiyle aynı potada erimiş bir "Sentez" den başka bir şey değillerdi... Artık "Demir" ve "Kükürt" bambaşka bir yapı kazanmış, "DEMİRSÜLFÜR" OLMUŞLARDI. İşte bu, "Tam bir başarıydı". "Müessese" büyümüş, güçlenmiş, "İflas" tan kurtulmuştu. Sevgiler ve saygılarla...
"Kutlu doğum etkinlikleri çerçevesinde 2 dalda yarışma tertip edilmiştir.
YARIŞMA KONUSU: PEYGAMBER (S.A.V.) SEVGİSİ
Kutlu doğum etkinlikleri çerçevesinde 2 dalda yarışma tertip edilmiştir.
YARIŞMA KONUSU: PEYGAMBER (S.A.V.) SEVGİSİ
YARIŞMA DALLARI:
1. MAKALE
2. ŞİİR
KATEGORİLER:
1. 12-15 YAŞ ARASI
2. 15 YAŞ ve ÜSTÜ
JURİ:
" Prof. Dr. Mahmut KAYA (İstanbul Üniversitesi, Felsefe Bölümü)
" Doç. Dr. Hüseyin Sarıoğlu (İstanbul Üniversitesi, Felsefe Bölümü)
" Doç. Dr. Fatih Andı (İstanbul Üniversitesi ,Yeni Türk Edebiyatı Bölümü)
" Yrd. Doç. Dr. Nuri Sağlam (İstanbul Üniversitesi ,Yeni Türk Edebiyatı Bölümü)
SON KATILIM TARİHİ: 10 NİSAN 2005
ÖDÜLLER:
" 15 yaş ve üstü kategorisinde her iki dalın (Şiir ve Makale) birincilerine 2.000 YTL ödül verilecektir.
" 12-15 yaş arası kategorisinde birincilere 2'şer *****HURİYET altını ödül verilecektir.
" Değerlendirilmeler neticesi takdir ve beğeni gören eserler arasından seçilen 10 esere kitap setleri verilecektir.
" Juri Özel Ödülü:Jürinin tespit ettiği 3 esere (Kategori ayrımı olmaksızın ) 1'er *****HURİYET altını verilecektir.
TESLİM YERLERİ:
" Avcılar İlim Kültür ve Hizmet Vakfı Merkezi
" GÜLDER; Gülen Çocuk ve Gençlik Derneği Merkezi
" ERDEMDER; Erdem Ahlak ve Kültür Derneği Merkezi
" Yediveren Eğitim Kültür ve Hizmet Derneği Merkezi
(Bu derneklerin açık adresleri ve ulaşım bilgileri internet sitemizde DESTEKÇİLERİMİZ kısmında yer almaktadır.)
Elden teslim edemeyenlerin APS yada internet üzerinden katılmaları da mümkündür. Bu şekilde katılmak durumunda bulunanların teslim imkanları yarışma şartnamesinde belirtilmiştir.
YARIŞMA ŞARTNAMESİ:
1-)Yarışmaya katılan eserlerin daha önce hiçbir yarışmada ödül almamış veya herhangi bir yerde yayımlanmamış olması gerekmektedir.
2-)Yarışmaya katılacakların açık adres,açık kimlik gibi kendisinin tanınmasına olanak sunacak herhangi bir bilgiyi tarafımıza ulaştırmamaları, sadece rumuz kullanmaları gerekmektedir.Eserlerin teslimi sırasında kendilerine bir kayıt numarası verilecek ve bu numara ile yarışmayı takip edeceklerdir.Eserlerin herhangi bir yerinde tanınmaya vesile olacak bir ibare bulunması halinde eser değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır.
3-)Yarışmacıların Açık adres,açık kimlik ve biyografilerini kapalı bir zarf içerisinde ,üstünde kullandıkları Rumuz olduğu halde eserle birlikte belirtilen adreslere teslim etmeleri gerekmektedir.Kapalı zarfın teslimi sırasında üstüne kayıt numarası teslim alanlarca eklenecektir.Teslim sırasında eserin hangi türde ve kategoride yarışmaya katılacağı kesinlikle belirtilmelidir.
4-)Yarışmacılar en fazla 3 eserle yarışmaya iştirak edebilirler.
5-)Yarışmaya katılan eserlerle ilgili olarak yarışmacılar, teslimden itibaren herhangi bir hak talep edemezler.İadesini isteyemezler.Teslim tarihinden itibaren eserin tüm imtiyazı Yarışmayı düzenleyen kurumlara geçecektir.
6-)Eserler 12 punto,VERDANA karakteri ile 2 A4 sayfasını geçmeyecek şekilde hazırlanacak,3 nüsha halinde tarafımıza teslim edilecektir.
7-)İnternet yolu ile yarışmaya katılacakların mail adreslerine kayıt numaraları gönderilecek herhangi bir bilgilendirme için gene aynı adresle kendilerine ulaşılacaktır.Bu yüzden adresin kendilerine ait olması şarttır.
8-)Posta yolu ile yarışmaya katılacakların APS servisini kullanmaları gerekmektedir.Bunun için şartnamede belirtilen evrakları büyük bir zarfın içine koyarak postaya vermeleri ve alındı nüshasını saklamaları mühimdir.Kayıt numarası olarak APS formundaki kayıt numarası dikkate alınacaktır.
9-)Yarışma sonuçları 18 Nisan 2005 Pazartesi açıklanacak,Ödül Töreni 30 Nisan 2005 *****artesi Büyük Kutlama Gecesi'nde yapılacaktır.
Orta birinci sınıf öğrencisi bir çocuğun kaleminden,Peygambere Mektup.
Yazan: Abdullah Bulut VE Hz. Peygamber (sav) 'e yazdığı mektupla yarışmada
BİRİNCİ OLAN Kamer Özdemir'in MEKTUBU
Ey sevdiğim,
Sen doğduğun gece,gecelerin en hayırlısıydı.
Sen doğduğun gece,yeryüzüne güneş doğdu.
Bahar senin elinde indi toprağa.
Sen öyle bir sevildin,öyle bir sevildin ki...Uğruna ne canlar verildi.Allah seni yeryüzüne gönderdiği için Allah'a "Ya Rab!Sen bu güzeller güzeli peygamberi bize gönderdin ya.artık ölün nedir bilmem.Çünkü ahiretteinşallah o nur yüzlü peygamberi göreceğim "diyorum.
Ya Resulallah!Bir kere de olsun rüyama gir de sana,
"Ey sevdiğim sana canım feda,beni de ümmetine kabul eyle!" deyip,sana dünyada sarılayım.Senin olduğun rüyadan hiç uyanmayayım ,ey sevdiğim!
Keşke,sen doğduğunda,ben de orada olsaydım da,senin o mübarek yüzünü görebilseydim.
Uhud Savaşında,o taş,sana geleceğine bana gelseydi,
Namazları senin arkanda kılsaydım.
Kur 'an ı senden dinleseydim.
Sen,"Kim bu Allah misafirini evine davet edebilir?"dediğinde ,hepsine ben deseydim,Ya Resulallah...
Seni ,anamdan,babamdan ve kendi canımdan daha çok seviyorum.
Ya Resulallah!Burada olduğunu biliyorum.Belki de başımı okşuyorsun.
O baş senin için feda olsun.Ey güzeller güzeli Hz Muhammed(s.a.v.)...
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Hz. Peygamber (sav) 'e yazdığı mektup yarışmada
birinci oldu
İZMİR
İzmir İl Müftülüğü tarafından Liseler arasında
düzenlenen "Gönüller Fatihi Hz. -Mu-hammed" konulu
kompozisyon yarışmasında birinci olan Karşıyaka İmam
Hatip Lisesi 1.sınıf öğrencisi Kamer Özdemir, aslında
kompozisyonu mektup olarak yazdığını ve bu mektubu da
hacca gidenlerle birlikte Hz. Peygamber (sav)'e
göndermek için kaleme aldığını söyledi.
Yüzlerce mektup arasından titiz bir çalışma sonucu
seçilen kompozisyonun hikâyesini CHA muhabirine
anlatan genç kız, Hz. Muhammed (sav)'i çok sevdiğini
ve bu sevgisini insanlara daha iyi anlatabilmek için
İmam Hatip l'i sesine kayıt yaptırdığını ifade etti.
Özdemir, söz konusu kompozisyon yarışmasının
açıldığını duyunca, mektubunu birçok insana
duyurabileceği ve Hz. Peygamber (sav)'i anlatabileceği
bir fırsat olarak gördüğü için yarışmaya katıldığını
dile getirdi.
Yüzlerce çalışmanın arasından kendi mektubunun birinci
olarak seçilmesini, duygu ve düşüncelerinin Hz.
Peygamber (sav)'e odaklanmasına bağlayan genç kızın,
yazdığı mektup söyle:
GÖNÜLLER FATİHİ'NE
Ey Sevgili! En Sevgili! Aşkımın tahtına oturan, naz
makamının efendisi... Dünya insanının sana muhtaç
anları, Nisan sabahlarıydı. Senin olmadığın iklimlerin
yağmurları bulanıktı. Ötelerden bir rahmet düşmüyor,
gönül yamaçları bahan bilmiyordu. Kainata teşrifinle
gönüller, cennet yamaçlarının rengini aldı ve hayat
çeşmesinin ufukları damla damla görünmeye başladı.Ne
büyük şerefti Seni bilmek... Seni bize
bildiren Rabb'e şükürler olsun... Adım, konuşmaya
başladığımız zaman öğrendik. İlk ezberlediğimiz, belki
Senin ismindi. Doğduğun yer, hicretin ve Rabbim'in
izniyle Seni himaye eden mesti büyüklerin. Sonra
mübarek annelerimiz olan zevceülkübraların ve Sana
evlat olma şerefine erişen çocuklarının isimleriydi,
öğrendiklerimiz. Daha ufacık bir çocukken oturmuştun
yüreğimizin en güzel yerine... Ya biz, Sana layık bir
ümmet olabilmiş miydik acaba? Şimdi bu ızdıra-bı
yasıyorum. Gönül heybemde gözyaşlarım, yürek
tezgahımda islenen sancılarım ve Senden dilendiğim
şefaatin var dilimde. İçim, en derin yerinden
sızlıyor. Öyle bir sızı ki ses versem, kimbilir deli
divane derler.Varsın kimse duymasın hıçkırığımı... Bu
hicranımı Sana ulaştırmak istiyorum ben...
Ey kendisine yollanan selamları işiten vefalı dost!
Sana ümmet olmak için . Seni sevmek yeterse eğer, iste
ben seviyorum. Elbette seviyorum. Mutlaka seveceğim.
Nasıl sevmem? Kalbimin bütün zincirleriyle nasıl
bağlanmam Sana? Kimler Seni ölesiye sevmedi ki Ya
Resûlallah? Hz. Bilal'e kızgın kumlar üzerine dayanma
gücü veren, Sana olan bağlılığı ve sevgisi değil
miydi? Hz. Ebubekir'e, "Anam babam sana feda olsun Ya
Resûlallah!" dedirten bu sevgi değil miy di? Ay, sana
olan muhabbeti yüzünden ikiye bölünmemiş miydi? Güneş,
Ya Resûlullah Gözlerinin içine sevgiyle kilitlenmemiş
miy di? Kendisine bir şey emretmen için hurma kütüğü
hıçkırıklara boğulmamış mıydı? Ken disini bıraktığını
düşünüp Hz. Musab, Sana olan sevgisi yüzünden Cenâb-ı
Hakk tarafın dan sehadet mertebesiyle
ödüllendirilmemiş miydi? Nasıl sevmem? Elbette
seviyorum ve seveceğim. Bir ömür boyu."
Dünyanın üçüncü büyük anti-virüs yazılım firması, bilgisayar virüsü saldırılarının şirketlere küresel maliyetinin 2003 yılı itibariyle 55 milyar doları aştığını açıkladı.
Şirket yayınladığı raporunda 2004 yılında virüslerin küresel ekonomiye maliyetin artacağı öngörüsünde bulundu. Rapora göre virüslerin ekonomik zaraları son 3 yıl içinde ciddi bir artış gösterdi; 2001 yılında 13 milyar dolar olan maliyet, 2002 yılında 30 milyar doları buldu.
Şirket analistleri 2004 yılının 2003e göre daha vahim sonuçlar ortaya koyacağını düşünüyorlar; buna göre yeni tip karışık saldırılarda tek bir virüs bulaştığı sistemde birden çok etkide bulunacak.
Virüslerin Maliyeti 55 Milyar Dolar
Dünyanın üçüncü büyük anti-virüs yazılım firması, bilgisayar virüsü saldırılarının şirketlere küresel maliyetinin 2003 yılı itibariyle 55 milyar doları aştığını açıkladı.
Şirket yayınladığı raporunda 2004 yılında virüslerin küresel ekonomiye maliyetin artacağı öngörüsünde bulundu. Rapora göre virüslerin ekonomik zaraları son 3 yıl içinde ciddi bir artış gösterdi; 2001 yılında 13 milyar dolar olan maliyet, 2002 yılında 30 milyar doları buldu.
Şirket analistleri 2004 yılının 2003e göre daha vahim sonuçlar ortaya koyacağını düşünüyorlar; buna göre yeni tip karışık saldırılarda tek bir virüs bulaştığı sistemde birden çok etkide bulunacak.
XP ile Gelen Virüse Dikkat
A"Trojan" türü "Xombe" adlı virüsü taşıyan e-mail'ler cuma gününden beri internette dolaşıyor. Kullanıcıların özellikle "windowsupdate@microsoft.com" adresinden geliyormuş gibi görünen e-mail'lere dikkat etmeleri gerekiyor.
Adını mitolojideki Truva atından alan Trojan'lar, zararsız birer minik program gibi görünüyor ama içlerinde bilgisayara dışardan izinsiz girişi sağlayan kapılar açan programlar taşıyor. Uzmanlar, Xombe'nin geçen yıl en çok zarar veren Trojan'lar listesinin başında gelen Swen adlı trojanın bir başka versiyonu olduğunu, ancak şimdilik Swen kadar yayılmadığını belirtiyor.