Stir fish, mashed potatoes, onion, parsley, egg, salt, and pepper together in a bowl. Shape into six 1-inch thick patties, then dust with flour.
Pour oil into a large skillet and set over medium-high heat. Cook fish cakes for about 8 minutes, flipping midway through cooking time, just until both sides are lightly browned. Serve.
Türk usulü güveç ingilizce tarif - casserole recipeIngredients
Serves: 4
2 tablespoons butter
1 celery rib, chopped
1/4 cup chopped onion
1 cup coarsely crumbled corn bread
1 cup cubed day-old bread
2 tablespoons chicken broth
1/4 teaspoon poultry seasoning
1/4 teaspoon salt
1/4 teaspoon pepper
Gravy:
1/4 cup butter, cubed
1/4 cup flour
1/4 teaspoon salt
1 cup chicken broth
1/4 cup milk
1 egg
1 1/2 cups cubed cooked turkey
Preparation method:
Preheat oven to 350 degrees F and coat an 11x7-inch baking dish with nonstick cooking spray.
Melt 2 tablespoons butter in a skillet over medium heat. Cook celery and onion in melted butter for about 6 minutes to soften, then, in a large bowl, toss vegetables with cornbread, bread cubes, chicken broth, poultry seasoning, salt, and pepper.
Pour bread mixture into the prepared baking dish.
Melt 1/4 cup butter in a saucepan over medium heat. Add flour and salt; whisk, cooking for 2 minutes, until smooth. Slowly pour in chicken broth and milk. Let the sauce come to a boil, then simmer on low heat for 2 minutes to thicken.
Crack the egg into a small bowl. Spoon some of the thickened sauce into the egg and whisk, then pour the mixture into the saucepan. Bring back to a boil and simmer for 2 minutes.
Pour half of the gravy into the baking dish, top with turkey, and then pour the rest of the gravy on top. Cover with aluminum foil.
afikada yaşayan memeli hayvanlar - memli hayvanlar tanıtım - afrika kıtası memeli hayvanlarıDÜĞMELİ AFRİKA DOMUZU (Phacochoerus aethiopicus)
Dünya yüzündeki en çirkin yaratık olarak ün salmıştır. Ufak başı, yuvarlak ve şişman vücuduna, kısa bacaklarına ve ufak ayaklarına kıyasla muazzam gözükür. Yassı bir kepçeye benzer suratının yanlarındaki iki çift siğil ve deri kıvrımlarının arasına gömülmüş bulunan küçük gözleri, kafasını gerçekten iğrenç gösterir. Günün her saatinde hareket halinde olan bu hayvan, Orta ve Kuzey Doğu Afrika'nın otu bol açık ovalarında yaşar. Önce yana kıvrılan, sonra yukarıya ve burun yukarısına dönen kesici dişler, hayvanın enli burun ucuna yakındır. Bunların uzunluğu 25 cm. ise de 67-68 cm. uzunluğunda olanları da vardır. Omuz hizasında 75 cm. boyunda olabilir ve 100 kilo veya daha fazla çekebilir. Başka domuzlar gibi toprağı kazıyarak içinden kökler ve yumrular çıkarsa da, arada sırada çayırlarda zebra ve antilop sürüleriyle bir arada otlarken görülür. Sıkışınca çok cesur olan bu hayvan, avcılara saldırmaktan çekinmez. Midesine çok düşkündür. Ekinlere ve sebze-meyve bahçelerine girerek büyük zararlara neden olur. Yavrular doğdukları zaman çok küçük olmakla beraber çok hareketlidir. Dişi domuz bir ağaç kovuğunda, ya da sık bir çalılık içinde yerleşerek yavrularını dünyaya getirir. Yavrular, yaklaşık bir tavşan iriliğindedir.
GENÇ CEYLAN (Damaliscos dorcas)
Güney Afrika savanlarında yaşayan bu ceylanın boyu bir metre, ağırlığı ise 80 kilodur. Boynuzlarının uzunluğu 50 cm'yi bulur. 6-30 kişilik gruplar halinde yaşarlar. Otobur olan genç ceylanlar düşmanlarından korunmak için su kenarlarına pek yaklaşmazlar. Dişi ceylan her keresinde sadece bir yavru dünyaya getirir.
GERENUK (ZÜRAFA ANTİLOP) (Litocranius granti) Uzun boynu nedeniyle zürafaya benzetilen bu hayvanın boyu 90-105 cm, ağırlığı ise 30-50 kilodur. Etiyopya, Somali, Tanzanya ve Kenya'nın kurak bölgelerinde yaşar. Erkeğinin boynuzları vardır, dişisinin ise yoktur. Gerenuk, genelde yalnız yaşayan bir hayvandır, ama bazen 5-7 kişilik gruplar halinde de dolaşırlar. Çiftleşme mevsiminde birlikte yaşarlar. Dişinin hamileliği 7 ay sürer ve bunun sonunda 3 kilo ağırlığında bir yavru dünyaya getirir. Bu antilop türünün sayısı son yıllarda alınan önlemlerle oldukça artmıştır.
GORİL (Gorilla gorilla)
Afrika'daki Ekvator ormanlarında yaşayan iki ırkı vardır: Kıyı gorili (Gorilla gorilla gorilla), Gabon, Kamerun ve Ekvator Ginesi'nde, dağ gorili (Gorilla gorilla beringel) ise Kivu (Zaire ve Ruanda) bölgesinin yüksek yerlerinde yaşar. Günümüzde yaşayan maymunların en büyükleri olan insansı maymungiller ailesinden siyah tüylü, iri ve kasları güçlü bir maymundur; bacakları kısadır; kollarıysa gelişmiştir. Gözleri derine gömülüdür; köpekdişleri uzundur. Ormanlarda yaşarsa da ağaçlara az tırmanır. Genellikle muz ağaçlarının özleriyle ve bambu filizleriyle beslenir. Goriller çok eşlidir; oluşturdukları topluluklarda baskın bir erkek, daha alt düzeyde erkekler, dişiler ve genç goriller bulunur. Dişi 260 günlük hamilelik sonunda bir yavru yapar ve tam 10 hafta onu emzirir. Birinci ırkın boyu 1.80 m. kilosu 275 kg.; ikincisinin boyu 2 metre, kollarının açıklığı 2. 70 m.dir. Ağırlığıysa kimi kez 250 kiloya ulaşır. Ortalama 35 yıl yaşarlar.
GRANT GAZELİ (Gazella granti)
Ekvatoryal Afrika'da yaşayan bu otobur gazelin boyu 80-90 cm, ağırlığı ise 45-80 kilo arasında değişir. Erkeğin boynuzlan 80 cm'i bulur. Dişininki ise çok daha küçüktür Grant gazelleri 6-30 kişilik gruplar halinde, kendi idrarlarıyla belirledikleri 2 kilometrekarelik bir alanda yaşarlar. Bu hayvanın kesin bir üreme mevsimi yoktur. Dişi gazel, 6 aylık bir hamilelik süresinin sonunda her keresinde bir tek yavru doğurur. Yavrular doğumu izleyen haftalar boyunca anne gazelin yanından ayrılmazlar.
GREVY ZEBRASI (Equus grevyi)
Etiyopya ve Somali'de yaşayan, eşeğe benzeyen, tüyleri bütün bedeninden toynaklarına kadar çok ince ve düzgün bir biçimde çizgili, tek parmaklılar takımının atgiller ailesinden memeli hayvan Başlıca iki zebra kategorisi vardır: "Equus" ya da "asıl zebra" ve "Grevy zebrası". Öbür zebralar, her biri birçok türü kapsayan iki altcinse ayrılır. Beslenme stili atın ve eşeğinkini andıran zebra, otlar ve yeşilliklerle beslenir. Derilerindeki çizgiler yaşam yeri güneye yaklaştığı ölçüde kaybolma eğilimi gösterir. Boyu 1.60 m., ağırlığı 350-450 kg. olan Grevy zebrası, 4-15 kişilik gruplar halinde yaşarlar. Dişi, bir yıl süren gebelikten sonra bir tek yavru doğurur. Bu yavru, 15 dakika sonra ayakları üzerine dikilir. Gruplar, 10 kilometrekarelik bir alanda yaşarlar. Dişilerin bu alanın dışında çiftleşmesi cezalandırılır.
AFRİKA ANTİLOPU (Leche kobus)
Güney Afrika'nın taşkın ovalarında yaşayan bu antilop türü uzun ve dar bacakları sayesinde çok rahat yolculuk eder. Uzunluğu 130-180 cm, boyu 85-130 cm. arası değişen bu canlıların üç farklı alt türünün sayıları bilinçsiz avlanma ya da insan yerleşimi yüzünden giderek azalmaktadır. Yapılan araştırmalar yeryüzünde bu üç türün toplam sayısının yaklaşık 130.000 olduğunu göstermiştir.
HABEŞ MAYMUNU (Papio hamadryas) Etyopya ve Somali'nin sav bölgelerinde yaşar. Erkeğinin ağırlığı 35 kg. iken dişisininki bunun tam yarısıdır. Gruplar halinde dolaşan Habeş maymunu sürülerinin liderliğini güçlü erkek maymun yürütür. Gündüzleri daha taşlık bölgelere gider ve yiyecek ararlar. Hem etobur hem otobur canlılardır. Ağaç kökleri, yaprak, meyve ve küçük memelilerle beslenir. Bu hayvanlar öğleden sonraları kaya bölgeleri bırakıp su kenarına çekilirler. Bunun nedeni, en büyük düşmanları leoparlardan uzak kalmaktır. Dişi her keresinde genellikle bir, istisnai olarak 2 yavru dünyaya getirir. Yavrunun büyümesinden tüm grup üyeleri sorumludur.
İMPALA (PALLAH) (Aepyceros melampus) Kenya ile Tanzanya'da hala bol miktarda bulunan ve bir akrabası da Güney Batı Afrika ve Angola'da yaşayan impala, daima suya yakın yerlerde bulunur. Günün sıcak saatlerinde genellikle ağaç gölgesinde yatan ve akarsu boylarında gezen bu hayvan, kısa mesafede antilopların en hızlı koşanıdır. Akarsuların kenarlarındaki otlarla beslenen impalalar, akrabalarının bazıları gibi yabani meyvelere olan düşkünlüğüyle de tanınır.
Erkekle dişi, sürülerin en kalabalık olduğu kış aylarında beraber yaşarlar. Yazın, genç bir erkekle 15-20 dişiden meydana gelen dağınık sürüler halinde dolaşırlar. Postu kızılımsı altın renginde, vücudun alt kısmı beyazdır. Yalnız erkekleri boynuzludur. Bunlar halka biçimlidir, uzunlukları da 35-50 cm. kadardır. İmpala'nın omuz hizasındaki boyu 90 cm, ağırlığı en çok 80 kilodur.
İNDRİ (İndri İndri)
Bu hayvan Madagaskar'ın doğusundaki yağmur ormanlarında yaşar. Boyu yaklaşık 65 cm'dir. Kuyruğu çok kısadır. İndriler küçük gruplar ya da aile halinde yaşarlar. Kuş yumurtaları ve meyve ile beslenirler. Küçük kuşlara ve böceklere saldırdıkları da görülür. Ailenin tecrübeli maymunları daha küçüklere avlanmayı öğretir. Dişi indri her keresinde bir tek yavru dünyaya getirir ve bu yavrunun gözleri oldukça uzun bir süre kapalı kalır.
KILLI KULAKLI CÜCE LEMÜR (Trichotis allocebus)
İlk kez 1875 yılında tanımlanmasına rağmen, geçtiğimiz senelerdeki tekrar keşfine kadar canlı gözlemlenemeyen kıllı kulaklı cüce lemür, Kuzeydoğu Madagaskar'ın yağmur ormanlarında yaşayan, türünün örneği çok az olan bir hayvandır. 75-80 gr. ağırlığında ve 12-14 cm. uzunluğundadır. Kuyruk uzunluğu 16-19 cm. olan bu maymun türü usta bir sıçrayıcıdır; göz açıp kapayıncaya kadar büyük bir hızla hareket eder ve avlanır
KIRMIZI COLOBUS (Colobus badius)
Fildişi Sahili'ndeki Tai ormanlarında yaşayan bu maymun türünün en büyük düşmanları leoparlar ve şempanzelerdir. En önemli özelliği tehlike karşısında bağırmasıdır. Kendisini avlamak isteyen leoparlara şiddetle bağırıp onları kaçırırken, gruplar halinde dolaşan diğer düşmanları şempanzeler karşısında sessiz kalarak korunur. Yaprak yiyerek beslenen, ama meyve ve böcek de yiyen bu hayvan, şempanzelerden çok daha seridir. En büyük düşmanı ise yöreye özgü bir tür kartaldır.
KUM KEDİSİ (Felis margarita) Kuzey Afrika ve Güneybatı Asya'nın çöllerinde yaşayan bu kedi türü parmaklarının arasındaki kürkler sayesinde kuma batmadan ve ayakları yanmadan yürüyebilir. Bu adaptasyon, anne kum kedisinin yavrularını beslemek için çıktığı kertenkele avında geniş bir araziyi gezmesini sağlar. Ağırlığı 2-3 kg. arasında değişen bu türün uzunluğu 45-57 cm., yüksekliği 26 cm.'yi geçmez. Vahşi ortamında çok ender görülen bu memelinin son örnekleri hayvanat bahçelerinde izlenmektedir.
LEOPAR (Panthera pardus)
Afrika'da olduğu kadar Güneydoğu Asya'da bol miktarda bulunur. Hem savanda hem ormanda hem de kayalık bölgeler yaşar. Avcı bir etobur olan leoparın boyu 70 santim ağırlığı ise 80 kilodur. Genel olarak tek başına yaşamayı sever. Ancak üreme döneminde çift halinde dolaşmaya başlar. Gündüzleri kayaların serinliklerinde dinlenen leopar genellikle geceleri avlanır. Maymunlara, antiloplara ve yaban domuzlarına saldırır. Bunun yanı sıra tavuk, koyun ve tavşan avlayarak da beslenir. Kıtlık zamanında balık avlamaya da çıkar. Dişi leopar keresinde 1-5 yavru dünyaya getirir.
MADAGASKAR MAYMUNU "KATTA" (Lemur çatta)
Madagaskar Adası'nın dağlık bölgelerinde yaşayan bu maymun türünün boyu 40, kuyruğu ile birlikte 50 cm'dir. Günün bütün bölümünü ağaçların dalları arasında dolaşarak geçirir. Küçük böceklerle, kuşlarla, örümceklerle, kuş yumurtalarıyla, tatlı meyvelerle beslenir, grup halinde yaşarlar. Dişi, her keresinde bir, ender olarak 2 yavru dünyaya getirir.
MONGO (Lemur mongos) Madagaskar Adası'nın kuzey bölgesindeki dağ ormanlarında yaşayan bu hayvan, ender olarak Komor Adaları'nda da görülür. Erkeğinin rengi dişisine oranla biraz daha kızıldır. Gün boyunca ağaç dallarında uyuyan bu hayvanlar, böcek, kurtçuk, kuş yumurtası ve meyveyle beslenirler. Dişi, her defasında bir yavru doğurur. 5 haftalık yavru rahatlıkla ağaçlara tırmanabilecek duruma gelse de ana mongo uzun süre onu tek başına bırakmaz OKAPİ (Okapia johnstoni)
Zaire'nin yağmur ormanlarında yaşar. Boyu, 1.60m., ağırlığı 225 kg. olan bir domuz türüdür. Genellikle çift halinde yaşarlar. Gündüzleri düşmanlarından saklanan bu hayvan, geceleri otlarla beslenir. Dişi, her batında tek yavru yapar. Yavrunun doğumundaki ağırlığı 20 kg'dır. Bu hayvanın işitme duyusu çok gelişmiştir. En küçük bir seste hızla kaçar
ORİBİ (Ourebia ourebia) Küçük ama çok çevik olan bu antilop Sahra bölgesinde ve tüm Afrika savanlarında yaşar. Boyu 50-65 cm, ağırlığı ise 9-20 kilodur. Erkek oribilerin küçük boynuzları varken, dişilerin yoktur. Boynuzun uzunluğu ise yaklaşık 15 cm'dir.
Bazı zoologlar "oribi" nin bir tür olmadığını, diğer antilopların alt türü olduğunu iddia etmektedirler. Oribiler çiftler halinde yaşarlar. Bazen ender olarak 6-10 kişilik gruplar oluştururlar.
PALA BOYNUZLU CEYLAN (Oryx gazella dammah)
Çad'ın kıraç otlaklarında yaşayan bu türün binlercesi, 30 yıl öncesine kadar Büyük Sahra'da dolaşmaktaydı. Ancak kontrolsüz avlanma ve kuraklık yüzünden şu anda yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar Ağırlığı 100-200 kg arası değişen pala boynuzlu ceylanın omuz yükseldiği 100-125 cm.'yi bulur. 10-15 bireylik küçük gruplar halinde yaşayan bu ceylanın bugün yaşayan birey sayısının 200'ün altında olduğu sanılıyor Akasya yaprağı, ot, şekerli bitkiler ve meyvelerle beslenir. 9 ay süren gebelikten sonra dişi ceylan bir yavru doğurur
PİGME SUAYGIRI (Choeropsis liberiensis)
Sierra Leone ve Gine'de yaşar. Boyu 75 cm. ağırlığı ise 160-270 kilodur. Pigme su aygırı yüzmez. Yalnız yaşayan bir hayvandır. 200 günlük bir hamilelik döneminden sonra dişi bir tek yavru dünyaya getirir. Pigme su aygırı ilk kez 1841 yılında keşfedilmiştir. Soyu hızla azalan bir hayvandır.
SENEGAL GALAGOSU (Galago senegalensis)
Bugün esas olarak Madagaskar'da yaşayan bu hayvan, primat türünün ilk örneklerinden kabul edilir. Boyu 15 cm, kuyruğu ise 5 cm. uzunluğundadır. Oldukça hareketli olan bu hayvan yerde 2 metre uzunluğa atlayabilir. Ağaçlarda yaşayan böceklerle besleyen Senegal galagosu, gündüzleri dinlenir, geceleri avlar. İdrarıyla belirlediği kendi bölgesinde ailesi ile birlikte yaşar. Kurak mevsimde dişi galago, iki yavru dünyaya getirir.
SERVAL (Felis serval)
Serval, kedigiller ailesinden uzun bacaklı bir hayvandır. Boyu 55 cm, ağırlığı ise 13-18 kilodur. Genellikle savanlarda ve orman kenarlarında yaşar. Geceleri kuş, tavşan, sürüngen avlayarak beslenir. Fazla derin olmayan sularda balık avına da çıkar. Erkek serval, kendi egemenlik alanlarını idrarlarıyla belirlerler. Belli bir üreme mevsimleri yoktur. Hamileliği 2,5 ay süren dişi serval her keresinde 1-5 yavru dünyaya getirir. Yavrular 21 aylık bir dönemin sonunda yetişkinliğe ulaşırlar.
SİYAH AFRİKA ANTİLOPU (Oryx gazella gazella)
Bu hayvan Güney Afrika'nın savan ve yarı çöl bölgelerinde yaşar. Güçlü bir yapıya sahip olan bu antilobun boyu 120 cm, ağırlığı ise 205 kilodur. Erkek antilopların boynuzlarının uzunluğu 120 cm'yi bulur. Dişilerin boynuzu ise biraz daha kısadır. Genel olarak grup halinde yaşarlar. Sadece yaşlı antiloplar yalnız dolaşır. 30-40 antiloptan oluşan grubun sayısı kurak mevsimde 100'ü bulur. Dişi siyah Afrika antilobu 270 günlük bir hamilelik döneminden sonra bir tek yavru dünyaya getirir.
SİYAH AFRİKA GERGEDANI (Diceros bicornis)
Güney Afrika'nın savanlarında yasayan bu memelinin boyu 1.50 cm., ağırlığı ise 1-1,5 tondur. Kendi bölgesinin dışına çıkmayı sevmeyen ve yalnız yaşayan bu hayvan egemenlik bölgesini bıraktığı dışkılarla belirler. Üreme döneminde kendine bir eş bulur. Dişi, 17-18 aylık hamilelik sonunda sadece bir tane yavru yapar. İkinci yavru olduğunda, ilk yavru aileyi terk eder. Siyah gergedan, çok becerikli bir hayvandır; 50 cm'lik patika yollarda bile rahatlıkla hareket bilir. Otobur olan bu hayvan, genellikle gündüz erken saatlerde beslenmek için dolaşır. Gece saatlerinde geviş getirirken çıkardığı ses 20 km. uzaktan duyulabilir. Dev cüssesine rağmen saatte 50 km. hızla hareket edebilen, genellikle barışçıl karakterde bir hayvandır.
SUAYGIRI (Hippopotamus amphibius)
Suaygırı, tropikal Afrika'nın göllerinde ve «kanalarında yaşar. Boyu 140-160 santim, ağırlıkları ise yaklaşık 3 tondur. Genellikle 10-30 bireylik gruplar halinde dolaşır. Gözleri, kulakları ve burun delikleri küçük çıkıntıların üstünde yer alır. Böylece hayvan suda bulunduğu zaman gözler, kulaklar ve burun delikleri suyun yüzüne çıkarlar. Bağırışı bir çeşit kişneme gibidir; su bitkileriyle beslenir. Suyun içine dalmış olarak beş dakika kalabilen hızlı yüzücü hayvanlardır. Dişi her keresinde bir yavru doğurur. Yavrular suda doğar; doğduklarında 45 kg., renkleri pembe olan bu yavrular yürümeden önce yüzerler.
SÜRİKAT (Suricata suricatta)
Güney Afrika'nın ağaçlık ve kayalık bölgelerinde yaşayan bir memelidir. 20 üyelik gruplar halinde yaşarlar. Güçlü ağız yapıları sayesinde yeri, hatta kayaları bile oyabilirler. Böcek, akrep, örümcek, küçük sürüngen ve kuşlarla beslenir. Zehirli kobralara saldırabilecek kadar gözü kara yaratıklardır. Dişi her keresinde 2-4 yavru dünyaya getirir. Yavruların gözleri 12 gün geçtikten sonra açılır.
ŞEMPANZE ( Pan troglodytes) Primat ailesinin en yaygın örneği olan şempanzeler, Orta ve Ekvatoral Afrika'da bol miktarda bulunur. Erkeklerinin ağırlığı 100 kg., dişilerininki ise 40 kg.'dır. Şempanzeler, aile bireylerinden oluşan 2-50 kişilik gruplar halinde yaşarlar.
Gündüz saatlerinde yiyecek arayan bu hayvanların beslenme listesi oldukça uzundur: Yaprak, böcek, meyve, kuş yumurtası Bazı şempanzelerin diğer maymunlara ve antiloplara da saldırdığı görülür. Dişi her keresinde bir yavru yapar; yavru 6 aylıkken yürümeye başlar ve 4 yıl annesinin yanından ayrılmaz. Bütün maymun türleri içinde insana en fazla benzerlik gösteren maymun şempanzedir. Bu sadece anatomik ve fizyolojik özelliklerinden değil, yeteneklerinden de kaynaklanır. Şempanzeler, eğitim ile en karmaşık müzik aletlerini bile çalmayı öğrenebilirler.
TENREK (Tenrec ecaudatus)
Böcek yiyenler grubundan olan tenrekin uzunluğu 30-40 cm arasındadır.Madagaskar'ın çalılık bölgelerinde yaşar. Gece boyunca dolaşarak böcek, kurtçuk, larva yiyerek beslenen bu hayvan, dallardan düşen meyveleri de yer. Dişi tenrek, her batında 12-30 yavru dünyaya getirir. Yavruların gözleri 10 gün sonra açılır.
THOMSON GAZELİ (Gazella thomsoni)
Afrika'nın ekvator kuşağına yakın, bol bitki örtüsüne sahip savanlarda yaşayan bu hayvanın boyu yaklaşık 65 cm., ağırlığı ise 20-30 kg'dır Erkeklerinin boynuzlarının uzunluğu 30 santime ulaşır. Dişilerinin boynuzu ise daha kısadır. Afrika'da en sık rastlanan gazel türü olan Thomson gazelli genellikle 10-50 lik gruplar halinde yaşarlar. Savandaki otlarla ve ağaçların yapraklarıyla beslenir.
VARİ (Varecia variegatus)
Madagaskar Adası'nda en az rastlanan lemur türü olan bu hayvanın boyu 60 cm. kadardır. Genellikle yırtıcı kuşların yuvalarından yumurta çalarak beslenir. Dişi, her defasında 2-3 yavru doğurur. Anne, yavruyu yuvada terk eder, ama zaman zaman gelip emzirir. Bütün günü tembellikle geçiren vari, gece böcek ve küçük omurgasızları avlamaya çıkar. Şekerli meyveler en sevdiği besin maddelerindendir.
WALİA DAĞKEÇİSİ (Capra walie)
Gelişmiş bireylerinin ağırlığı 30-100 kg. arasında değişen bu dağ keçisinin boyunun uzunluğu 130-160 cm'yi, yüksekliği ise 80-110 cm.'yi bulur. Etiyopya'nın Simien Dağları'nda yaşayan bu türün atalarının Yakın Doğu'da yaşadığı ve binlerce yıl önce de Afrika'ya göç ettikleri biliniyor. Bugün küçük bir nüfusu Etiyopya'da köyler tarafından çevrelenmiş dağlık arazide yaşamını sürdüren ve sayıları da giderek azalan bu hayvanlar, diğer keçi türleri gibi otçul bir beslenme biçimine sahiptir.
YER DOMUZU (Orycteropus afer)
Köklü ağaçların bulunduğu ormanlarda ve savan bölgelerinde yaşar. Boyu 60 cm'den uzundur, ağırlığı ise 80 kilodur. Uzun kulaklara ve vantuz biçiminde ağız yapısına sahiptir. Bu ağzı sayesinde yerin altında 6 metre derinliğe giden galeriler açabilir. Daha çok karınca yiyerek beslenen bu hayvanın dişisi bir keresinde bir yavru dünyaya getirir.
YEŞİL MAYMUN (Cercopithecus aetiops)
Uzunkuyruklu maymunlar da denilen bu cins, dar burunlu maymunlar cinsindendir. Afrika'nın büyük bir kesiminde yaşarlar. Bazı erkek bireylerin yönettiği aileler ve haremler oluşturarak 30-40 bireylik topluluklar halinde dolaşan bu maymunların ana yiyeceği muzdur. Beslenmede, özünde muzun aromasına yakın bir lezzeti içeren şekerli meyveleri de tercih edebilirler. Başlıca özellikleri, uzun bir kuyruk, küçük kaba et nasırları ve sarkık yanaklardır. Boyları 45-65 cm. dir.
ZIPLAYAN ANTİLOP (Antidorcas marsupialis)
Güney ve Güneybatı Afrika'nın savanlarında yaşar. Boyu 75-85 cm, ağırlığı ise 32-36 kilodur. Boynuzlarının uzunluğu 40 cm'i bulur. Kendisini tehlikede hissettiği zaman zıplayarak kaçar. Bu hayvanlar özellikle yemek bulmaya çıktıklarında grup halinde dolaşırlar. Su kenarları tehlikelerle dolu olduğu için zamanla susuzluğa dayanma yeteneği elde etmişlerdir. Bir etoburdur ve dişisi her keresinde, 6 aylık bir hamilelik döneminin sonunda bir yavru dünyaya getirir.
ZÜRAFA (Giraffa camelopardalis)
Çift parmaklılar takımının zürafagiller ailesinden memeli hayvanın boyu, boynunun uzunluğu sayesinde 5.50 m'ye ulaşır. Bu özelliğiyle bütün öbür memelilerden ayrılır. Cape Town'a kadar uzanan Afrika savanlarında yaşayan zürafaların başında deriyle örtülü iki küçük boynuz ve gözlerinin arasında, tam ortada bir şişkinlik bulunur. Tüylerine göre iki alttür ayırt edilir: Tüyleri açık sarı benekli olan benekli zürafa ve daha kızıl renkli olan tüyleri belirgin bir biçimde beyaz çizgilerle bölünmüş olan ağsı benekli zürafa Uzun boyunları zürafalara yüksek ağaçlardan beslenme olanağı sağlarken suyu ancak ön ayaklarını iki yana doğru açarak içebilirler. Zürafa koşarken aynı yandaki ayaklarını, aynı anda ileriye doğru fırlatan ve hızlı koşabilen bir hayvandır.10-30 bireylik küçük sürüler halinde, ağaç yapraklarını, özellikle de dikensi yapraksı akasyaları yiyerek yaşarlar. Her batında bir yavru doğurur; yavrunun doğum anında boyu 2 m'dir ve gözleri açık doğar.
asyadaki memeli hayvanlar - asya kıtasında yaşayan memeli hayvanlar nelerdirGOBİ AYISI (Ursus arctos)
Gobi Çölü ve Moğolistanın kurak düzlüklerinde yaşayan bu hayvanın yetişkin erkeğinin boyu 1.70 m, omuzlarının genişliği ise 95 cm.dir. Ağırlığı ise 100-200 kg. arasındadır. Çöl yaşamına çok mükemmel uyum gösteren bu hayvan, yaşadığı bölgedeki otları, çeşitli bitkilerin köklerini ve meyvelerini yiyerek beslenir. Beslenmeye gece serinliğinde çıkar. Gobi Ulusal Parkında titizlikle korunan bu ayının 40-60 tane kaldığı tahmin edilmekte ve bu nedenle çok sıkı gözetim altında tutulmaktadır. Ancak, son yıllarda, Gobi Çölünün çevresindeki ekosistemin bozulması, Gobi ayısının geleceğini hayli karartmaktadır.
HİNT ANTİLOPU (Antilope cervicapra)
Hindistan’ın çayırlık bölgelerinde yaşayan bu antilobun yetişkin erkeğinin yüksekliği 85 cm, ağırlığı ise yaklaşık 40 kgdır. Dişisinin rengi daha açık ve boynuzları çok daha küçüktür. 15-20 bireylik gruplar halinde yaşarlar. Her türlü ot ve bitkiyle beslenirler. Dişi her defa bir yavru dünyaya getirir ve ender olarak ikiz doğurur. Bu hayvanlardan bugün 1500 tane kaldığı tahmin edilmektedir. Batı Hindistandaki Velavadar Ulusal Parkında koruma altına alınmışlardır. Ancak, civardaki köylerin köpeklerinin saldırısına uğramaktadırlar.
HİNT BUFFALOSU (Bubalus Arnee) Borneo Adası dahil tüm güney ve Güneydoğu Asyada yaşayan bu hayvanın yüksekliği 1.80 m, ağırlığı ise 800-850 kgdır. Göl ve nehir kıyılarında çiftler halinde dolaşırlar. Her çiftin kendi bölgesi vardır. Dişi, her batında bir yavru doğurur ve yavru doğumdan yarım saat sonra ayakları üzerine dikilir. Anne, altı ay boyunca yavrusunu emzirir. Ot, tohum, bambu yaprağı ve su bitkileriyle beslenir. Genellikle sabahın erken saatlerinde ve öğleden sonra besin aramaya çıkar. Günün geri kalan bölümünü su içinde serinleyerek geçirir. Vahşi Hint buffalosu, fillerin bile korktuğu tehlikeli ve saldırgan bir hayvandır. Bengal kaplanı bile, boynuzlarından ürktüğü için ona saldırmaz. Evcilleştirilen buffalolar ise inek ve öküz gibi köylülerin en yakın yardımcısı olurlar…
HİNT GERGEDANI (Rhinoceros unicornis)
Tek boynuzlu olan Hint gergedanı, Assam, Nepal ve Hindistanın Bengal bölgesinde yaşar. Yetişkin bir hayvan, 2m boyunda ve 4 ton ağırlığındadır. Bambu ağaçlarının bulunduğu sulak bölgelerde dolaşır ve iyi bir yüzücüdür. Genel olarak çift yaşarlar. Yaşlı erkekler yalnızlığa terk edilir. Bambu dalları, tohum, ot, yeşil bitki ve su bitkileriyle beslenir. Dişi her batında 1, ender olarak 2 yavru doğurur. Geçmiş yıllarda boynuzlarının afrodizyak olduğuna inanılması nedeniyle bol miktarda avlanan bu hayvan günümüzde ulusal servet olarak koruma altına alınmıştır.
MANGUSTU (Herpestes edvvardsi)
Arap Yarımadası dâhil tüm Güney Asyada, Birmanya ve Sri Lankada yaşayan bu hayvan, gerçek bir kobra avcısı olarak tanınır. Boyunun uzunluğu 50 cm. kuyruğununki ise 35 cmdir. Kayalıklarda ve kumlu topraklarda yaşayan mangust, yuvasını ya toprağa ya da bir mağaraya kurar. Aile bireylerinden oluşan küçük gruplar halinde yaşayan mangustlar küçük kemirgenlerle, böceklerle, sümüklüböceklerle ve kuş yumurtalarıyla beslenirler. Çok hızlı hareket ettikleri için en zehirli yılanlara bile saldırırlar ve ani bir diş darbesiyle kafalarından yaralarlar. Dişi mangust, 12 hafta süren bir hamilelik döneminden sonra 2-4 yavru dünyaya getirir.
KAR LEOPARI (Uncia uncia)
Türkistan dağlarında, Tibette, Aral ve Baykal Gölü civarında yaşayan bu güçlü etobur hayvanın ağırlığı 23-41 kg, uzunluğu ise 2,50 m.dir. Kuyruğunun uzunluğu ise bir metreyi geçer. Genellikle 3000-4000 m. yüksekte yaşar, ama kış aylarında daha aşağıya iner. Yalnız yaşar ve sadece kendi egemenlik alanında avlanır. Mağaralara yaptığı yuvasından avlanmak için geceleri çıkar. Vahşi keçi, vahşi domuz, tavşan, tavuk, iri kertenkeleleri ve geyik avlar. Dişi, her batında 1-5 yavru doğurur…
KÜÇÜK PANDA (Ailurus felgens) Himalayaların Nepalden Assama kadar uzanan bölgelerinde yaşarlar. Uzunluğu 1.10 m. olmasına rağmen bunun 50 cmsi kuyruğudur. Parlak kırmızı renkte, sarı parıltılı, sık, yumuşak ve uzun tüylü, kedi büyüklüğünde bir hayvandır. Küçük hayvanları, böcekleri avlayarak beslenir, fakat meyve, kök ve yumurta da yer. Ağaçlara tırmanır. Genellikle bambu ormanlarında dolaştığı için en tercih ettiği yiyecek maddesi bambu tohumudur. Dişi her batında 1-4 yavru doğurur. Yavruların gözleri 7-9. günlerde açılır. Genellikle yalnız yaşayan ve çiftleşme döneminde eş bulan bir hayvandır. Yavrusunu bir yıl yuvada besler… LANGUR (Pygathrix nemaeus)
Laos, Vietnam ve Hainan Adası’nda yaşayan bu hayvanın boyunun uzunluğu 1.50 mdir. Bunun yaklaşık yarısı kuyruğudur. Aile bireylerinden oluşan küçük gruplar halinde yaşarlar. Erkeğin birden fazla dişisi vardır. Otobur olan bu maymun, meyve, tohum, çiçek ve taze ağaç yaprağıyla beslenir. Her grubun kendine özgü bir egemenlik alanı vardır ve bunun dışına pek çıkmazlar. Sinirli ve kavgacı hayvanlardır. Dişi, her batında sadece bir yavru yapar ve bir süre onu karnına bağlı bir şekilde taşır…
MALAYA AYISI (Helarctos malayanus)
Güneş ayısı da denilen bu küçük ayı, Birmanya, Çin Hindi, Tayland, Malaya Yarımadası, Sumatra, Borneo ve Güney Çinin bazı kesimlerinde ormanlarda bulunur. Tropikal yörelerdeyse dağlarda ve düzlüklerde yaşar. Rengi siyah olan bu tür, dünyadaki ayıların en küçüğüdür; boyu yaklaşık 1.20 m, ağırlığı 30-70 kg. arasındadır. Tıknaz ve güçlü bir hayvan olan Malaya ayısının tabanları birçok ayının tersine çıplaktır. Ağaçların üstündeki kırık ve eğilmiş dallardan kendine bir yuva kurar ve geceleri yaban arılarını yakalar. Karıncalar, Hindistan cevizinin yumuşak ucu, küçük kemirgenler, kuşlar ve meyveler diğer yiyecekleridir.
MALEZYA OKLU KİRPİSİ (Atherurus macrurus)
Güneydoğu Asyada ve Çinde yaşar. Afrikadaki oklu kirpilere çok büyük benzerlik gösterir. Boyu yaklaşık 40cm, kuyruğunun uzunluğu ise 20 cmdir. Baş, boyun ve karın kısımları sert kıllarla kaplıdır. Dikenlerinin uzunluğu 10 cmi bulur. Genellikle kahverengi rengindedirler ama karın kısımları daha koyudur. Oklu kirpilerin oklarını fırlattıkları tamamen yanlış bir inanıştır. Bu hayvanların eti çok lezzetli olduğundan, gerek yırtıcıların gerekse avcıların bir numaralı hedefi haline gelmiştir. Oklu kirpiler böcek, kurt, larva ile beslenirler. Bu hayvanlar aynı zamanda otoburdurlar ama ekili tarlalara zarar vermezler. Tam tersine, tarlaları parazitlerden temizlemekte büyük faydaları vardır.
MUNTJAK (Muntiacus muntjak)
Bütün Güney ve Güneydoğu Asya ile Bali Adasında yaşayan küçük bir geyik türüdür. Yüksekliği 50 cm, ağırlığı 18 kg.dır. Erkeğinin 15 cm. uzunluğunda tek çatallı boynuzu vardır. Dişisinin boynuzları yoktur. Çok düşmanı olduğu için geceleri ot, ağaç dalı ve yere düşmüş meyve arar. Dişisi, her batında bir, ender olarak iki yavru yapar. Yavru, birkaç gün içinde ayağa kalkar ve annesini izler. Bu geyiğin alnındaki bir bezeden salgıladığı sıvı, yerinin kolayca bulunmasına neden olur.
NİLGİLİ LANGURU (Presbytis johnii)
Hindistan ve Güneydoğu Asyada yaşayan bu maymunun en tipik özelliği, çok güçlü bir ses sahip olmasıdır. Boyu 97 cm, ağırlığı 9-13 kgdır. En yüksek ağaçların dallarında, aile bireylerinden oluşan küçük gruplar halinde yaşarlar. Meyve, yeşil yaprak, böcek, kuş yumurtası ile beslenirler. Dişi maymun, her batında bir yavru doğurur ve onu bir süre sırtında taşır. Gibon maymunlarına çok benzedikleri için onlarla karıştırıldıkları da olur. Ancak, diğerlerinden farkı, ellerinin beyaz olmaması ve ikinci ile üçüncü parmakları arasında bir zar perdesinin olmasıdır…
ORANGUTAN (Pongo pygmaeus)
Sumatra ve Borneonun 1500 m. yüksek bölgelerinde yaşayan bu hayvan, gorilden sonra en iri maymundur. Orangutanlar tutsak olarak yaşayamazlar. Çünkü insanlardaki hastalıkların çoğu, özellikle akciğer hastalıkları kolayca bu hayvanlara bulaşabilir. Ön ayaklarıyla dallara asılmayı çok severler. Böylece gövdeleri dimdik, sanki havada oturuyorlarmış gibi görünürler. Gece, ağaç üstünde, dallar ve yapraklarla yaptıkları bir düzlükte uyur, bu yuvayı her gece yeniler. Yağmur mevsiminde yapraklar onları yağışlardan korur. Boyu 1.80 myi, ağırlığı erkeklerde 100 kgyi bulur. Kol açıklığı 160-210 cm. arasında değişir. Kolları çok kaslı ve güçlü, başparmakları küçüktür. En sevdikleri yiyecek, tropikal meyvelerdir. Dişinin 230 gün süren gebelik dönemi sonunda doğurduğu yavru, ilk iki yıl bütünüyle anaya bağımlıdır. 8 yaşında ergenliğe erişir, 12 yaşında çiftleşmeye hazır ölür ve 40 yaşına kadar yaşayabilirler.
RHESUS MAYMUNU (Macaca mulatta)
Kan gruplarının ayrılması için yapılan denemelerde kullanılan bu maymun, Güney ve Güneydoğu Asyada yaşar. Genel olarak akarsu kıyılarında gruplar halinde dolaşırlar. Grubun lideri, en güçlü erkek bireydir. Ortalama 60 cm. uzunluğundadır. Çok hareketli ve oynak olduğu için hayvanat bahçelerinde çok yer alır. Hindular için kutsal kabul edildiklerinden tapınaklara serbestçe girip çıkarlar. Ot, meyve, ceviz, vahşi bitkilerle beslenir. Kandaki Rh faktörünün ismi bu maymunun adının ilk iki harfinden gelmektedir. (Rh+ ve Rh-)
SULKAN (CÜCE PİKA) (Ochotna pusula)
Kazakistan ve Rusyanın kurak bölgelerinde yaşayan bu hayvanın uzunluğu 15 cm. kadardır. Genellikle tavşana benzer ama kuyruğu çok kısadır. Çıkardığı ses nedeniyle halk arasında ıslık çalan tavşan diye da adlandırılır. Koloniler halinde yerin 40 cm. derinliğine kazdıkları galerilerde yaşarlar. Dişi cüce pika, yılda 2-4 kez 7 ile 13 yavru dünyaya getirir. Bu hayvanlar ot ve yaprak ile beslenirler ve yuvalarında 8 kiloya yakın ot depolarlar. Geçmişleri 44 milyon yıl öncesine giden cüce pikaların çok gelişmiş bir duyma ve görme yetenekleri vardır.
TIKNAZ LORİ (Nycticebus coucang)
Assam, Endonezya ve tüm Güneydoğu Asyada yaşayan bu primatın uzunluğu 40 cm, ağırlığı ise 1,5 kgdır. En önemli özelliği çok kısa olan kuyruğudur. Gündüzleri uyuyan bu hayvan, gece kendi egemenlik alanında avlanmaya çıkar. Böcek, küçük sürüngenler, küçük kuşları avlar; bunların yanı sıra bambu tohumu, kuş yumurtası ve tatlı meyvelerle beslenir. Dişi, 180 günlük bir gebelik döneminden sonra bir tek yavru doğurur. Yuvasını, ağaçların tepelerindeki kovuklara yapar.
TİBET SIĞIRI (YAK) (Bos grunniens)
Orta Asyanın yüksek yaylalarında, 6000 m. yüksekliklerde yaşar. Ağırlığı yarım ton kadardır. Burnu kılsız, boynuzları lir biçiminde ve bir metre uzunluğunda, fakat biraz ayrıktır. Bütün vücudu ve gerdanı yere kadar sarkan saçaklı kıllarla kaplıdır. Atınki gibi uzun kıllı kuyruğu vardır. Yak, omuz başında yüksekliği 1.80 myi bulan büyük bir sığırdır. Taşıt hayvanı olarak kullanılır. Etinden, sütünden ve yününden faydalanılır. Genellikle yalnız yaşar, ama üreme mevsiminde dişi için diğer erkeklerle dövüşürler… Tibet yaylalarında 300 yıl önce evcilleştirildiği tahmin edilen bu hayvanın sütünün tadı ekşi, ama çok besleyicidir. Vahşi yak, bugün tamamen yok olmuştur.
VAHŞİ ASYA EŞEĞİ (Equus prezevvalskii)
Bazı zoologlar tarafından ayrı bir tür kabul edilir. Ancak Afrika yaban eşeğinin coğrafi yönden ayrı bölgede, Asyada yaşayan bir çeşididir. Güney Sibirya, Gobi Çölü, Kuzey Hindistan, Moğolistan, Afganistan, İran, Suriye, Irak ve Kuzey Arabistan düzlüklerinde yaşar. Kırmızımsı postunun sırtı boyunca kara bir çizgi uzanır. 1.45 m. yüksekliğinde, 350 kg. ağırlığında bir hayvandır. Erkek, kendine 5-15 dişilik bir harem kurar. Genellikle kuru ot, yaprak, bitki kökü yer. Suya çok düşkündür; bu nedenle, 3-4 gün susuz kalırsa ölür. Dişi, ilkbaharda yaklaşık 45 kg. gelen bir yavru doğurur. Soyu çok azaldığı için son yıllarda hayvanat bahçelerine alınan bu hayvan yeni ortamına çok zor uyum sağlamıştır.
BALIKÇI (VAHŞİ) KEDİ (Felis viverrina)
Güneydoğu Asyada, Çinde ve Endonezyanın bir kısmında görülen bu memelinin derisinin üzerindeki tabaka ile en dıştaki kürkü, onu her türlü soğuk hava şartından korur. Parmak araları yarı perdeli ön ayakları onu müthiş bir yüzücü haline getirmiştir. Yaşadığı bölgenin akarsularında, bu yeteneğiyle balık avlar. Balığın yanı sıra yengeç ve diğer küçük su canlılarını severek yer. Yaklaşık 15 kg. ağırlığındaki bu kedi çok aç kalırsa, kendinden büyük keçi, buzağı hatta köpek gibi kara hayvanlarına da saldırıp onları öldürebilir.
asyadaki memeli hayvanlar - asyada hangi memli hayvanlar yaşamaktadır - Asyada yaşayan memelilerin yaşam alanlarıALTIN MAYMUN (Rhinopithecus roxellanae)
55-85 cm. uzunluğundan başka 60 cm.lik de bir kuyruğu olan bu maymun, Çinin dağ ormanlarında yaşar. Dişisi, erkeğinden biraz daha küçüktür. Kışın, 70 bireylik bir grupla ormanlarda yiyecek arar. Genellikle besin maddelerinin bol bulunduğu yazın ise, grubun sayısı 300'e kadar çıkar. Bölgede neredeyse 1000 yıldır uzun tüyleri nedeniyle avlanan bu maymunların postu kürklü giysilerin yapımında kullanılmaktadır. Günümüzde de yaşam alanının giderek sınırlanması nedeniyle başka bir tehlikeyle karşılaşmıştır. Vahşi ortamı dışında, örneğin hayvanat bahçelerinde pek uzun yaşayamayan bu primatın 3000-4000 kadar örneği kalmıştır.
AMUR (ASYA) LEOPARI (Panthera pardus orientalis)
Sibirya, Çin ve Kuzey Korede çok az sayıda kalan bu memelinin ağırlığı 45-90 kgdir. Türünün diğer cinsleri gibi albenili postu nedeniyle geçmiş yıllarda çok sayıda avlanan bu hayvan, çöken SSCB ekonomisinden de etkilenmiştir; yaşadığı ormanlar özelleştirilmekte, dolayısıyla ağaçlar kesilerek yaşam alanı daraltılmaktadır. Tıpkı Sibirya kaplanı gibi çok azalan Amur leoparının bugünkü sayısı 300'ün altındadır. Bu nedenle Rusya-Çin sınırında bir rezerv bölgesi ayrılması için çalışılmaktadır. Yaşam biçimi de Sibirya kaplanıyla benzerlik gösterir.
ORGALİ (Ovis ammon)
Çift tırnaklıların en büyük türlerinden bir tanesidir. Erkeklerin yüksekliği 1.25 m, ağırlığı ise 230 kgdır. Dişi erkeğe oranla küçüktür ama boynuzları daha biçimlidir. Genellikle Altay Dağlarında ve Batı Moğolistanda yaşarlar. Bu vahşi keçi, ot, yeşillik ve ağaç yapraklarıyla beslenir. Dişi, her batında bir, ender olarak iki yavru doğurur. Argalinin evcil keçinin atası olduğu kabul edilmektedir…
ASYA BABUNU (Papio anubis)
Güney, Güneydoğu Asyada yaşayan bu primatın erkeğinin boyu yaklaşık bir metre, ağırlığı ise 22-50 kg. arasındadır. Kuyruğunun uzunluğu 70 cmyi bulur. Daha çok kayalıklarda dolaşan bu hayvan, 12-300 kişilik gruplar oluşturur. Meyve, ağaç kabuğu ve küçük omurgasızlarla beslenirler. Ancak, güçlü yetişkinler, keçilere ve küçük geyiklere de saldırırlar. Dişi, her keresinde bir yavru yapar ve onu iki ay karnına bağlı olarak taşır. Grup içinde gerçek bir hiyerarşi vardır; dişiler yiyecek ararken, erkekler güvenliği sağlar. Düşmana tüm erkekler aynı anda saldırdığı için leoparlar bile bu maymunlara bulaşmaktan çekinirler.
ASYA DEVESİ (Camelus bactrianus)
Çift hörgüçlü deve adı da verilen bu tür, Çin ile Türkistan arasındaki bütün Orta Asyanın hayvanıdır. Bu yük hayvanlarından meydana gelen bir kervan saatte 3-4 km. hızla yürüyerek günde ortalama 48-50 km. yol alır. Her deve yaklaşık 200 kilo yük taşıyabilir. Hörgücünün tepesine kadar 2.10-2.15 m. boyunda olan bu hayvanın orta uzunlukta ve kalın bacakları vardır. Vücudunun üzerindeki tüyler tek hörgüçlününkinden daha uzun olduğundan yurdunun daha soğuk olan iklimine karşı koyması kolaydır.
ASYA FİLİ (Elephas maximus)
Asya fili, Afrika filine oranla daha küçük olur (en fazla 3 m.). Kulakları daha ufak, üçgenimsi, hortumunun ucu tek loptur. Erkeklerin savunma dişleri ince, uzun ve Afrika filinkinden daha hafiftir. Azı dişlerindeki kabartılar uzun şerit şeklindedir. Fillerin renkleri açık gri ile siyah arasında değişir. Doğada serbest olarak dolaşan bir fil günde 500 kg. kadar taze ot yer. Filin ömrü yaklaşık olarak 85 yıl gebelik süresi 21,5 aydır. Hayvanat bahçelerinde de üreyebilir. Yeni doğan fil yavrusu 1 metre boyunda 100 kg. ağırlığındadır. Asya fili işe daha yatkın ve yumuşak huyludur.
ASYA KIZIL TİLKİSİ (Vulpes vulpes fulva)
Amerikan kızıl tilkisiyle benzerlik gösterir. Genel olarak küçük ve orta boyludurlar. Asyanın en hemen her yerinde görülür. Kızıla çalan özel renklerinden dolayı bu adla anılırlar. Burunları ve kulakları uzun ve sivridir. Gövdeleri adi tilkiye oranla daha yuvarlak ve daha tüylüdür. Fare, böcek, salyangoz, yılan ve sıçan ile beslenirler. Tilkiler ancak kış mevsiminde çok acıktıklarında kümes hayvanlarına saldırırlar. Tilkiler genellikle ilkbahar ve kış sonunda çiftleşirler.
ASYA KÖPEĞİ (Cuon alpinus)
Güney Sibirya, Çin, Orta Asya, Sumatra ve Java adalarında görülen bu güçlü etoburun kuyruk dahil uzunluğu 1.50 m, ağırlığı 20 kg’dır. Deniz seviyesinden 4000 m. yükseklikteki dağ ormanlarıında yaşarlar. Gündüz ve gece grup halinde avlanırlar. Geyik, vahşi keçi, sürüngen, böcek ve kara kabuklularıyla beslenirler. Dişi köpek, genellikle yükseklerdeki mağaralarda her keresinde 2-9 yavru doğurur. Doğumdan sonra yavrular bir yıl boyunca annenin yanından ayrılmazlar. Asya köpekleri grup halinde yaşarken belli bir liderleri yoktur. Bu nedenle grup içinde bol miktarda kavga görülür. Sayıları iyice azalan bu hayvan şu anda koruma altındadır.
ASYA LEOPARI (Panthera pardus)
Yaşam alanı Afrikadan Güney Asyaya kadar geniş bir coğrafya olan bu memelinin uzunluğu 90-190 cm, ağırlığı ise 40-90 kg. kadardır. Dişiler neredeyse erkeğinin yarısı ağırlığındadır. Kedigillerin her türlü doğaya en uyumlu üyesi olan bu hayvan, tıpkı diğer türdeşleri gibi ilginç desenli postu nedeniyle geçmiş yıllarda sorumsuzca avlanmışlardır. Dolayısıyla, gönümüzde koruma altına alınmış hayvanların arasında yer alır. Asyanın ormanlık ve yeşillik alanlarında yaşadıkları bilinen, ama sayıları belirlenemeyen Asya leoparı, bugün dikkatle korunmaktadırlar…
ASYA TAPİRİ (Tapirus indicus)
Malaya tapiri adı da verilen bu tür, Malakka Yarımadasında ve kuzeyde Burmaya kadar olan bölgelerde yaşar. Omuz hizasında boyu 1.30 m, ağırlığı 300 kg.dır. Rengi kısmen kirli bir beyaz, kısmen siyah ya da siyahımsıdır. Sulak yerlerde yaşamaktan hoşlanırlar. Bataklıklar veya akarsu boyları toplu olarak bulundukları yerlerdir. Asya tapiri çoğu zaman geceleri hareket halinde olur. İyi bir yüzücüdür. Genellikle yalnız yaşar, ama üreme mevsiminde eş bulur. Dişi, her batında bir yavru yapar. Yaprak, ot, su bitkisi ve düşmüş meyvelerle beslenir…
BABİRUSA (Babyrousa babyrussa)
SIawezi Adasında yaşayan vahşi bir domuz türüdür. Bölge ormanlarında dolaşan bu hayvanların ağırlığı 90 kgdir. Boyları 1 metreye yaklaşır. Geceleri avlanmaya çıkar; yaprak, meyve, tohum ve su bitkileriyle beslenir. Bazen, toprağı kazarak kurt, larva ve böcek de avlar. Genellikle yalnız yaşayan bu hayvan çiftleşme döneminde eş bulur. Dişi, 5 aylık bir gebelikten sonra iki yavru yapar. Geyik domuz adı da verilen bu hayvanın bugünkü sayısı belli değildir.
BENGAL KAPLANI (Panthera tigris tigris)
Genel olarak otlaklarda, bataklık bölgelerde ya da ormanlarda yaşayan bu hayvan iyi bir yüzücüdür. Geceleri avlanır. Avları arasında geyik, yaban domuzu ve tavus gibi çeşitli hayvanlar yer alır. Gücünü yitirmemiş iri memelilerden uzak durmasına rağmen fillere ve yaban mandalarına saldırdığı gözlenmiştir. Bazen insanların yaşadığı yerlere yaklaşarak sığırlara saldırır. Avlanma yeteneğini yitirmiş yaşlı ya da yaralı kaplanlar ile yavruları olan dişiler kolay bir av olarak insanı seçerler. Erkekleri dişilerden iri olup, omuz yükseldikleri 1 mye varır. Kuyrukları 1m, toplam uzunluğu 3,2 m. dolaylarındadırlar. Ağırlığı 160-300 kg.dır. Sıcak bölgelerde yaşayan Bengal kaplanlarının belli bir üreme mevsimi yoktur. Soğuk bölgelerde ilkbaharda ürerler. Dişiler 113 gün süren bir gebelik süresinden sonra 2-3 yavru doğurur. Yavrular erişkine benzer desende tüylerle kaplıdır ve hemen hemen avlanmaya hazır oldukları iki yaşına kadar annelerinin yanında kalırlar. Dişi kaplan ancak yavruları geliştikten sonra yeniden ürer. Ortalama ömürleri 11 yıldır.
BEYAZ ELLİ GİBON (Hylobates lar)
Güneydoğu Asya ve Sumatranın 2400 m. yüksekliğindeki yağmur ormanlarında yaşayan bu maymunun boyu 60 cm, ağırlığı ise 8 kg’dir. Kendi egemenlik alanlarında küçük gruplar halinde yaşarlar. Genellikle bütün günü ağaçların üstünde dolaşırlar ve ender olarak düşmüş meyveleri toplamak için yere inerler. Uzun tırnakları sayesinde ağaç dallarında rahatlıkla asılı durabilirler. Tatlı meyveler dışında böcek, küçük omurgalılar ve kuş yumurtasıyla beslenirler. Dişi, her batında bir yavru dünyaya getirir ve yavruyu ilk iki ay boyunca karnına bağlı olarak taşır. Gibon ailesi çok kalabalık bir tür olmasına karşın, açık renkleriyle diğerlerinden, özellikle de siyah gibonlardan hemen ayırt edilir.
BOBAK (Marmota bobac)
Orta Asya’nın yarı çöl ve kurak topraklarında yaşayan bu kemirgen hayvanın uzunluğu yaklaşık 65 cmdir. Aile bireylerinden oluşan kalabalık gruplar halinde yaşarlar. Bobaklar, yuvalarını genellikle yüksekçe bir tepenin üzerinde yaparlar. Böylece yağışlı günlerde yuvalarının içine sel sularının girmesini önlerler. Gündüzleri yiyecek aramaya çıkan bu hayvan, bitki kökleri, tohum, meyve, böcek ve kuş yumurtasıyla beslenir. Erkeğiyle birlikte yerin altına kazdığı yuvasında dişi her keresinde 12 yavru dünyaya getirir. Tüm aile kış aylarında, kuru çalı çırpıdan yaptıkları yuvalarının içinde kış uykusuna yatar. Bu uyku sırasında marmotların vücut ısısı 4-8 dereceye düşer. Normalde 16 olan nefes alma ritimleri ise dakikada 2-3'e iner.
BORNEO MAYMUNU (Manfelarvatus)
Ağaç üzerinde yaşayan ve adalıların Hollandalı anlamına Elanda dediği bu maymun, ormanın suya yakın kısımlarını seçer. Yüzmesini bilir ve suyun içinde köpek gibi yol alır. Bir tehlike anında derhal suya dalar ve yarım dakika kadar sonra birkaç metre öteden suyun yüzüne çıkar. Öbür maymunlar kadar hareketli değildir. Bir dalın üzerinde uzun zaman sakin sakin oturduğu olur. Küçük sürüler halinde dolaşırlar. Çok ilginç bir burnu vardır. Burnun ucu erkekte çenenin altına kadar sarkar. Oldukça iridir, ortalama olarak 75 cm. uzunluğunda ve 20 kg. ağırlığındadır. Otçuldur, yaprak ve meyve ile beslenir. Dişiler de erkekler de oldukça kıskançtır. İhanete uğradıklarında vahşi bir tepki gösterirler.
DAMGALI GEYİK (Axis axis)
Hindistan ve Sri Lankada yaşayan bu hayvanın boyu 80 cm, ağırlığı ise 45 kgdir. Orman yakınlarındaki çayırlıklarda kalabalık gruplar halinde yaşarlar. Tehlikeli olduğu için su kenarına yalnız giderler. Dişi, 7 aylık bir gebelik sonunda genellikle 1-2, ender olarak da 3 yavru doğurur. Ağaç yaprakları, çeşitli otlar ve meyvelerle beslenir. 30-44 cm boyunda, dallı boynuzları bulunur. Eti, derisi ve boynuzları nedeniyle avcıların en sevdiği av hayvanlarından biridir. Gerek insanların, gerekse vahşi yırtıcıların baş hedefi olduğundan genellikle geceler yiyecek aramaya çıkar.
DEV PANDA (Ailuropoda melanoleuka)
Çin’in Sı-çuan bölgesindeki çok sınırlı bir bölgede yaşayan bu hayvanın beyaz ve açık kızıl kahverengi tüyleri vardır. Yükseklerdeki ormanlarda yaşayan pandanın boyu 1.50 m, ağırlığı ise 75-160 kg arasındadır. Bambu filizleriyle beslenir. Ama bu arada, küçük balıkları, tavşanları da avlar. Yılın büyük bir bölümünü yalnız geçirir. Çok kısa süren çiftleşme döneminde eş bulur. Dişi, her batında sadece bir yavru doğurur ve 2-3 yıl onu yanından ayırmaz. Kışın karın altına yaptıkları yuvada kış uykusuna yatarlar. Nesli tükenmek üzere olan nadir bir hayvandır. Yüz tane kaldığı tahmin edilmektedir. Uluslar arası örgütlerin desteğiyle, bölgesinde sıkı bir korumaya alınmıştır…
ENTEL MAYMUN (Presbytis entellus )
Pakistan, Nepal, Hindistan ve Sri Lankada yaşayan bu maymunun boyu 70 cm, kuyruğunun uzunluğu ise bir metredir. 120 bireyi geçen kalabalık gruplar halinde yaşarlar. Ağaçlarla kaplı dağlık bölgeleri tercih ederler. Yaprak, çiçek, meyve ile beslenirler. Ayrıca böcek de avlarlar. Dişi, her keresinde bir yavru doğurur ve yavru, uzun süre annenin karnına bağlı olarak gezer. Dişi, yavrusunu 12-15 ay boyunca emzirir. Daha sonra, grubun himayesinde büyür. 3-4 yaşına geldiği zaman yavrular kendi gruplarını kurarlar. Bu maymun, Hindistan’da kutsal sayıldığı için kent merkezlerinde ve mabetlerde bol miktarda ve serbestçe gezerler.
GECE MAYMUNU (Tarsius bancanus)
Sumatra, Borneo, Slawezi adalarının tropikal ormanlarında yaşayan bu maymun, adını, geceleri dolaştığı için almıştır. Baykuş gibi çok büyük göz sahiptir. Boyunun uzunluğu 12-14 cm, kuyruğu ise 20 cmdir. Daldan dala atlamak için kuyruğunu kullanır. Gün boyunca ağaç tepelerinde uyuklayan bu hayvan gece böcek ve kurtçuk avına çıkar. Diğer primat olduğu gibi, dişi her batında tek yavru doğurur ve altı ay boyunca onu emzirir.
alıntı
diş hastalıkları ve erken doğum riski - diş hastalıkları hamilelikte düşüklere sebep oluyor - hamilelikte diş bakımının önemiTürk Diş Hekimleri Birliği, diş ve diş eti hastalıklarının erken doğum ve düşük ağırlıklı bebek yapma riskini 3-4 kat arttıracağını bildirerek, hamilelere ağız ve diş sağlığı konusunda dikkatli olmaları yönünde uyarıda bulundu.
Türk Diş Hekimleri Birliği’nin anne adayları için hazırladığı, “hamilelikte ağız diş sağlığı” broşüründe, hamileliğin ağız diş sağlığına etkileri, beslenmenin önemi ve ağız bakımına ilişkin yapılması gerekenler anlatılıyor.
Broşürde diş ve dişeti hastalıklarının, erken doğum ve düşük ağırlıklı bebek yapma riskini 3-4 kat arttırdığı belirtilerek, bu nedenle hamilelerin, ağız bakımlarına ve beslenmelerine daha fazla özen göstermeli yönünde uyarıda bulunuluyor.
aöf kamu yönetimi dersleri - reformcu liderlik - değişimci liderliğin özellikleriDeğişimci liderlik, günümüzün değişen ve gittikçe artan rekabet koşullarında çok önemlidir. Bu liderliği, gelecekte daha da öneminin artacağı ve kuruluşlar için gerekli olacağını düşünerek üç aşamalı olarak ele alıp inceleyeceğiz.
Bu aşamalar;
- Değişim ihtiyacının farkedilmesi
- Paylaşılan bir vizyon oluşturma
- Değişimi kurumsallaştırma olarak sıralanabilir.
Değişim İhtiyacının Farkedilmesi
Değişimci lider, organizasyonun değişim ihtiyacını fark ederek, örgütün kilit yöneticilerine böyle bir ihtiyacın gerekliliğini açıklayıp onları ikna etme yoluna gider. Örgütte işler hala yolunda gidiyor ve hedeflerine ulaşıyorsa ve çevre değişiklikleri aşama aşama gerçekleştiriliyorsa örgütün diğer kilit yöneticilerini ikna etmek kolay olmayacaktır. Ancak, değişimi gerçekleştirmek için seçilecek en iyi zaman, işlerin kötüye gittiği zaman olmamalıdır. Çünkü bu halde, yapılacak bir değişiklik kısa bir süre için performansın daha da düşmesine neden olabileceği için, liderlerden çözüm bekleyen insanların sabrını taşırabilir ya da getirilen çözümler kriz giderici nitelikte olacağı için uzun dönemli yön tayin etme, vizyon belirleme, kültür değişimini gerçekleştirme tarzında yapılamayacaktır. Bu nedenle, vizyon değişiklikleri örgütün hala başarılı olduğu zamanlarda gerçekleştirilmelidir. Bu durumda lider, dikkatini başarının geçen yıla göre durumunu değerlendirmek yerine, Benchmarking (mukayese) yaparak rakiplere ve rakiplerin yıldan yıla başarı durumlarıyla mukayese etmek suretiyle yoğunlaştırılmalıdır. Diğer bir husus da, değişim ihtiyacının öne sürülmesinde sadece performans değişikliğiyle kalınmaması, bunun için pazar payı, kârlılık, verimlilik, yatırımların geriye dönüşü gibi ekonomik kıstaslar yanında, müşteri tatmini, ürün kalitesi, gerçekleştirilen yenilik projeleri gibi hususları da gözönünde bulundurarak ortaya konulması ve çalışanlarının ikna edilmesi gerekmektedir.
Paylaşılan Vizyon Oluşturma
Birinci aşama, tamamlandıktan sonra değişimci lider, örgüt üyelerine bir vizyon vererek, değişimin yönünü belirtmelidir. Vizyon, gidilecek yönü olduğu kadar, ulaşılacak yeri ve durumu açıklanmalıdır. Küçük ve girişimci örgütlerde bu vizyon, lider tarafından açıklanır. Büyük gelenekleri, kuralları ve bürokrasisi oluşmuş şirket ya da işletmelerdeyse değişimci liderin başkanlığında kilit yöneticilerin takım halinde vizyonu ortaya koymaları gerekir. Çünkü liderin rolü, vizyon oluşturma çabasını mutlaka tek başına yapmasını gerekli kılmaz, ekip ruhu oluşturarak vizyon yaratılmasında, grup üyelerinin fikirlerinden de yararlanabilir. Önemli olan, vizyon yaratılmasına öncülük etmek ve vizyon oluşturma işlemini sürekli kılmaktır. Çünkü hiçbir stratejik vizyon kalıcı ve sürekli değildir. Zaman içinde değiştirilmelidir.
Diğer bir husussa yüksek başarı gösteren örgütlerde vizyonun, yüksek performans standartları içermesidir. Değişimci liderlerden beklenen en önemli husus, çalışanların başarı standartlarını arttırmalarıdır. Yüksek başarı standartlarıysa gerçekçi olmayan ve kimseyi tatmin etmeyen hayali hedefler değildir. Tam tersine, bu hedeflerde rekabetin ne kadar güçlü ve acımasız olduğunu hatırlatacak hususlar vardır. Bu gibi durumlarda değişimci lider ya da genel müdür, örgüt üyelerine, uzun süre çalışarak, başarıya inanarak ve hep aynı sürat ve kalitede çaba sarfederek örnek bir çalışan olmalıdır. Ayrıca, oluşturulan vizyon, çalışanlara açıkça aktarılmalıdır. Açık ve net bir vizyonun bulunmaması, günümüzde birçok organizasyonun sonunu hazırlamıştır.
Değişimci lider, çalışkan, örnek bir kişiliğe sahip açık sözlü, inanç ve fikir aşılayan kimse olarak mutlaka, karizmatik bir kişiliğe sahip olmak zorunda değildir. Kuşkusuz karizma, başkalarını etkilemede lidere yardımcı bir faktördür. Ancak, değişimci lider olmak için mutlaka karizmatik kişiliğe sahip olmak gerekmez. Çünkü değişimci ve reformist liderlerde geniş görüş açısı (vizyon) ve buna bağlı olarak değişimleri başlatma önemlidir.
Değişime Kurumsal Bir Kimlik Kazandırma
Dönüşümcü lider, yönetimci liderden farklı olarak meydana gelen değişimleri kurumsallaştırmalıdır. İstenen değişimlerin, planlandığı gibi gitmesinden emin olmak için, geri besleme mekanizması oluşturarak, istenen değişikliklerin ne ölçüde gerçekleştiğini, değişimi tam sağlamak için neler yapılması gerektiğini ve zamanında müdahaleyle karşılaşılan güçlüklerin yenilmesini sağlaması gerekir. İstikrarlı dönemlerde iyi çalışan bu mekanizma, istikrarsızlığın hâkim olduğu dönemlerde çok hızlı değişmeler olduğu için kesintiye uğrayabilir. Bu durumlarda değişimci lider ve onun üst yönetim kadrosu, çok duyarlı ve değişik geri besleme mekanizmalarıyla kesintinin önüne geçmeye çalışmalıdır. Kurumsal kimlik kazandırmanın önemli bir hususunu oluşturan geri besleme, değişim programı başarılı olsa bile, yeni sorunların ortaya çıkması halinde yöneticileri hemen harekete geçirecek gerekli bir araçtır.
Değişimci lider, kurumsallaşmanın davranışsal boyutu olduğunu düşünerek yeni davranış biçimlerinin hemen yerleşmeyip zaman alacağını bilmelidir. Çalışanların alışkanlıklarını, değer ve tutumlarını, davranış biçimlerini değiştirmek için, yeni hareket şekillerinin karşılığı, onları özendirecek, teşvik ve ödüller sunabilmelidir. Oluşturulacak ödüllendirme sisteminin değişikliğe katkısı gözardı edilmemelidir. Örneğin; örgüt, değişim uygulamalarından finansal anlamda maddi bir yarar sağlayacaksa üyelerin de davranışlarını geliştirmek için bu kazançtan pay almaları yararlı olacaktır. Böylece işgörenler, hem yeni davranış biçimlerini pekiştirmiş olacaklar, hem de örgüte bağlılıkları arttırılmış olacaktır. Böylece değişimin oturması ve kurumsallaştırılması da gerçekleşmiş olacaktır.
Böylece ortaya konulan yeni vizyonun gerektirdiği davranışlarla uygulama başlamış olacak, iletişimde, karar verme alışkanlıklarında, sorun çözme sistemlerinde belirli bir kurumsal kimlik kazanılacak, bu kimliği yerleştirmek ve sürekli kılmak için personelin seçiminde, değerlendirilmesinde, terfi ve geliştirilmesinde kurumsal kimliğin gerektirdiği alışkanlıklar ve davranışlar önemli olacaktır.
Bu üç aşamanın, değişimin başarılmasındaki önemi, değişimci liderin üç aşamada da doğru bilgi sahibi olmasına bağlıdır. Değişimin sağladığı imkân ve yararlardan emin olabilmek için lider, kendisine sunulan raporlar yanında diğer çalışanları ve müşterileri de iyi izlemelidir. Değişimci liderler, devamlı bir açıklık sağlamak için danışmanlarını iki yılda bir rotasyona tabi tutarak değiştirmeli ve yeni görüş açıları kazanmalıdır. Yardımcılar lidere bilgi sağlamak için, örgütteki tüm gruplarla ilişki halinde olmak ve takım ruhunun oluşturulmasına katkıda bulunmalıdırlar.
aöf kamu yönetimi dersleri - günümüzün değişen koşullarında liderlikÇağımızda işletmeler globalleşen bir dünyanın kuruluşları şekline dönüşmüşlerdir. Rekabet ulusal düzeyden uluslararası düzeye çıkmış, pazarlar olgunlaşmış, teknolojik gelişmeler hızlanmış, birçok firma büyüyerek yeni ürün hatları oluşturmuş, bunun sonucu olarak pek çok sanayide artan rekabet firmaları karmaşıklığa ve belirsizliğe sürüklemiştir. Liderler, değişen dış çevresel ve örgütsel koşul ve sorunlarla başa çıkmak için, girişimci, kaynak dağıtıcı, müzakere edici, motive edici, ilham verici, politika yapıcı, yol gösterici, baş destekleyici rollerini oynayarak, stratejik ve genel olan sorunlara eğilip, işletme yöneticilerini yönlendirirler.
Yöneticilik niteliğine sahip liderler çalışanlara, başarılı oldukları takdirde, ödül olarak statü ve para dağıtırlar ve başarılarını pekiştirmeyi tercih ederler. Faaliyetleri dünden bugüne, bugünden yarına doğru, örgütsel kültürde değişim yapmaksızın devam eder gider. Değişimci liderlerse çalışanlara vizyon kazandırır. Bu vizyona katkıda bulunmaları için ilave misyonlar verir, örgütsel kültürde değişimler yaparak onlara şimdiki yaptıklarından ya da potansiyel olarak yapabileceklerini düşündüklerinden daha fazla yapabileceklerine inandırır, kendilerine güvenmesini öğretirler. Yaptıkları işin önemli olduğuna inandırırlar. Hâlbuki örgütsel lider organizasyonun eskiden beri devam eden olağan işleyişine dikkat eder. Stratejik ve uzun dönemli görüş açısı yoktur. Pazar payının ve kârın artmasıyla ilgilenir.
Yönetsel niteliklere sahip liderler, örgütlerinin tarihi geleneğine ve çalışmalarına yön verirlerken, değişimci liderlik tarzına yakın olanlar örgütlerini değişik süreçler, değişik kültürler, değişik vizyonlarla ve sonuç olarak yüksek performanslarla yönetmeye yönelmişlerdir. Onlarda değişim ve reform esastır. Yönetsel liderlerdeki gibi geçmişe bağlılık azdır. Hâlbuki değişimci geleceğe bağlı hareket ettiği için kısa dönem içinde örgüt performansında önemli değişiklikler olabilir. Başlangıçta belki örgüt performansı bir miktar azalabilir. Eski alışkanlıklara bağlı insanlarda birtakım şaşkınlık ve şoklara rastlanabilir, hatta bazıları değişime karşı güçlü bir takım dirençler de gösterebilir. Ancak, daha sonra yeni ortama alışarak uyum göstermeye çalışırlar.
Hem yönetsel lider, hem de değişimci lider yönetim kitaplarında okutulan ve bilinen liderlik yaklaşımlarına uygun olarak görev (iş) ya da ilişki (insan) eğilimlerine uygun davranışlar gösterebilirler. Stratejik hedefler verme, vizyon açıklama, yön vericilik gibi nitelikler yanında, çalışanları motive etme, kararlara katılma, moral güçlerini artırma politikaları da uygulayabilirler. Değişimci liderler, astlarının becerilerini geliştirme ve başarılarını artırmak için onlara sorumluluk verir.
Şekilde günümüzde değişen çevresel ve örgütsel koşulların liderlik üzerine olan etkilerini göstermektedir.
aöf kamu yönetimi dersleri - şirket yöneticiliğiHem stratejilerin seçimi ve oluşturulmasında, hem de etkin uygulamalarda liderliğin önemine değindikten sonra, bir şirketin ve onun sahip olduğu SİB'leri ve fonksiyonel yöneticileri için, gelecekte gerekli sayı ve nitelikte lider ve yönetici ihtiyaçlarını da düşünmek ve planlamak gereklidir.
Şirkette var olan yetenekler değerlendirilmeli, geleceğin mevkileri için aday isimleri içeren tablolar hazırlanmalı ve bu bireylerin geliştirilmesi için planlar yapılmalıdır.
Bir yöneticinin, başarılı bir stratejist yani, en azından bir SİB tepe yöneticisi olabilmesi için, sadece bir işletme fonksiyonunu değil, üretim, pazarlama, finansman, araştırma geliştirme vb. gibi tüm fonksiyonlarda rotasyona tabi tutularak geliştirilmeli, vizyon sahibi kılınmalıdır.
Bu hususlar, yüksek potansiyele sahip stratejistlerin rotasyon uygulamalarıyla görüş açılarının daha da genişlemesine yardımcı olacaktır. Yatırımlarını çok uluslu alanlarda genişletmiş olan firmalar, en az bir ya da birkaç yabancı kültürü tanımaları için, potansiyelli yöneticilerini ülke dışı yatırımlarına yönetici olarak atarlar.
Kariyer gelişimi sonuçları dikkatle izlenmeli ve kaydedilmelidir. Yeni yönetici ihtiyacı ortaya çıktığında yetenek potansiyeli havuzundan seçim, nitelikler dikkate alınarak yapılmalıdır. Bir yönetici, risk almaya hazır, belirsizliğe daha toleranslı, piyasa deneyimi yüksek gibi nitelikler taşıyorsa bu yönetici, büyüme stratejisi için uygun, ancak, tasarruf ve küçülme stratejisi için uygun değildir.
Ancak, hatalara ve belirsizliğe toleransı olmayan, verimliliğe, kârlılığa ve kaliteye ön planda değer veren, gözünü kırpmadan adam harcayan kimselerse tasarruf ve küçülme stratejisi için uygundur. Bu gibi kimselerse firma, içinde bir değişim ve yeni değer anlayışlarını başlatabilirler.
Örneğin; bir firma, üretimine değer katmayan gereksiz işlere girmişse, insanlar ve iş araçları verimsiz çalışıyorlarsa kaynakların daha etkin ve verimli çalıştırılması için gereksiz işleri elimine eder. Asıl kaynakları başka SİB'lere ya da diğer işletmelere kiralar, fazla ve gereksiz işgücünün işine son verir, bakım, araştırma, geliştirme ve reklam servislerinin işine son verebilir.
Bunları gerektiğinde hizmet satın alarak karşılar. Tüm çalışanlara verimlilik ve etkinlik bilinci aşılar. Her yönetici bu tür liderlik niteliklerine kolay sahip olamaz. Bu tür insanların da gelişmeleri için gerekli çabalar gösterilmelidir.
aöf kamu yönetimi dersleri - liderin özellikleri - başarılı bir lider nasıl olur - etkin bir liderden beklenen görevler
Stratejik görevlerle yükümlü bulunan bir lider, önce; stratejisini uygulamak için uzun dönemli personel ve finansal kaynak planlaması yapacaktır. Daha sonra, örgütsel yapı içinde haberleşme ve benzer dili konuşma ve anlaşma çabalarını yürütür. Gerçekten de stratejinin uygulanması için bu üç önemli husus yaşamsal nitelik arz etmektedir. Liderin uzun vadeli vizyonu ya da görüş açısı organizasyonun oluşumunda da son derece önemli rol oynamaktadır. Başarılı olmak isteyen liderler öncelikle, işletmelerinin değişimci, yenilikçi ve rekabetçi geniş bir vizyona (görüş açısına) sahip olmalarıyla ilgilenirler. Daha sonra da bu yönlendirme doğrultusunda, işletmelerinin iskeletini oluşturan mevki, görev ve sorumlulukları tayin ederek örgütsel biçim, yapı ve sistemlerini tasarlarlar. Bu yapı, uygulamaya geçme açısından lidere, büyük kolaylık sağlayacaktır. Nihayet lider, faaliyetleri yürütürken, üyeler arası anlayış, örgütsel norm ve kültür oluşumunu gerçekleştirerek, örgütsel davranış için normlar ve ahlaksal değerlerin kurulmasına öncülük ederler. Bu örgütsel kültür, davranış, norm ve değerleri örgütsel yapının işlemesinde ve örgütün amaçlarına ulaşmasında önemli etkilerde bulunmaktadır.
Şekilde başarılı liderlerin başlıca görevleri ve bu görevlerarası ilişkiler şematik olarak gösterilmektedir.
Değişikliğin Yönünü Belirleme
Değişiklik yapmak karışıklık ya da belirsizlik yaratmak değildir. İyi bir lider, yapacağı değişiklikleri planlı yapar ve stratejik değişimleri gerçekleştirmek için, uzun dönemli planlara dayanır. Böylece arzu edilen, sürekli ve düzenli sonuçlar elde edilebilir.
Değişim için geniş ölçüde bilgiye ihtiyaç vardır. Bu bilgiler resmi ve resmi olmayan kaynaklardan toplanır. Lider, bu kaynaklarla güçlü bağlar kurabilen, örgüte etki eden, tüm çevresel faktörleri anlayabilen ve onlar hakkında bilgi toplayabilen özellikte bir kimsedir.
Lider, yön belirlerken örgütü ve çevreyi faaliyette bulunan ve birbirlerine karşılıklı etkileşimde bulunan unsurlar olarak görür. Günümüzün karmaşık ve belirsiz koşullarında liderler, stratejik vizyona sahip olmak ve kararlı hareket etmek isterler. Bu vizyonu yakalamak için, çevreyi çok iyi tanımak, başta hissedarların eğilimleri olmak üzere, örgüt içinden ve örgüt dışından topladığı bilgilerle vizyonunu güçlendirmek gerekir. Stratejik vizyon geliştiren liderler, karmaşık sorunları çözen, bunun için belirsizlik, yanlış veriler ve yetersiz bilgilerle başa çıkan kimselerdir. Böylece belirsizlikleri azaltıp, belirgin bir perspektif (görünüm) içinde aktif olup faaliyete geçerler. Stratejik bir vizyona sahip bulunmakla, gelecek için yön bulma, kararlı olma, örgütsel görevlere (misyona) uygun çalışma ortamı ve geliştirilmiş haberleşme ağı ortaya konulmuş olur.
Yön tayin eden liderin bir özelliği de, tarafsız olarak faaliyetleri etkileyen unsurlar arasındaki farkları görmek ve anahtar elemanları ayırarak isabetli karar vermektir. Lider, başarılı olmak için, olayları üç zaman boyutu içinde düşünmelidir. Geçmişten bugüne, bugünden de geleceğe doğru düşünmelidir. Geçmişte neydi, şu anda ne oldu, gelecekte bu dinamik içinde ne olabilir, acaba biz bu olayı yönlendirip vizyonumuz içinde "ne olmalıdır"a getirip, hayal gücünden yararlanabilir miyizi düşünen bir kimse olarak hareket edilmelidir.
Başarılı liderlerin zihninde, stratejik bir amaç vardır. Bu, onların kafasını sürekli meşgul eder ve onlar, uzun süre bu fikri gerçekleştirmek için vizyon arayan bir yaklaşım içindedirler. Stratejik amaç, liderlerin işletme için yaptıkları planlarda ve organizasyon çabalarında hissedilir. Bu konuda Canon'un Xerox'i, Honda'nın Ford'u, Caterpillar'ın Komatsu'yu rekabette hedef olarak yenip pazarlarını ele geçirme amaç ve yaklaşımları, buna örnek verilebilir. Ancak, bu konuda en başarılı firma NEC olmuştur. Çünkü amaç ve vizyonu daha global tutmuş ve telekomünikasyonla bilgisayar teknolojisini bağdaştırarak, kendisini başarılı duruma getirip teknolojik yeniliğe sahip olarak, rakiplerinden baskın bir pozisyona erişmiştir.
Organizasyon Oluşturma
Etkin liderler stratejik amaç, strateji ve vizyonlarını başarılı bir şekilde uygulayabilmek için iyi bir organizasyon oluşturmak zorundadırlar. Aksi halde, birçok sorunla karşılaşabilirler. Bu sorunlar, işleri gördürecek yönetici kadrolar arasında yetki ve sorumlulukların belirsiz olması, bireyleri belirlenen yöne doğru hareket ettirmeyen motivasyon ve ödül sistemleri, yetersiz bütçeleme ve kontrol sistemleri, örgüt bölümleri arasındaki faaliyetleri koordine ve entegre etmede yetersizlikler olarak karşımıza çıkabilir.
Her başarılı lider, misyon ve stratejilerinin uygulamasını kolaylaştıracak örgütsel yapı, faaliyet takımları, çalışma sistemleri geliştirmek ve etkin örgütsel süreçler oluşturmak zorundadırlar.
İşletmelerde finansal kontrol, detaylı maliyetleme faaliyetlerinde verimlilik, düşük maliyet avantajı yakalamak için zorunludur. Buysa, etkin bir sistem ve örgütsel süreçleri gerektirir. Diğer işletmelerden farklılığın getirdiği avantajlara sahip olmak daha yaratıcı, daha yenilikçi ve piyasa kurallarına duyarlı olmayı kamçılar. Bunun için, örgütsel düzenlemede icracı rollerle yenilikçi ve yaratıcı rolleri ayırmak etkin liderlerin dikkat etmeleri gereken önemli hususlardan biridir. Çünkü bu ayrım yapılmazsa gereksiz bürokrasi yenilikçi çabaları ve karar vermeyi zorlaştırabilir. Yenilikçi gruplarda hiyerarşik ilişki yerine arkadaşlık ve meslektaşlık ilişkileri ön plana geçer. Bu nedenle hiyerarşi kademe sayısını azaltmak, her yenilik uygulaması için ayrı örgütsel birim kurmak gerekebilir. Nitekim Hewlett Packard genel müdürü Bay J.Young'da 1990 yılında aynı işlemleri yaparak HP'yi krizden kurtarmıştır.
Bir Örgütsel Kültür Oluşturma
Örgütsel kültür, bir organizasyonun üyelerince kabul edilen ve uygulanan inançlar, tutum ve davranış kalıplarıyla diğerlerinden oluşur. Bu takdirde etkin liderler kültürel değişimi başaracak faaliyetler içine girebilir, müşterilerine işgörenlerine, mal satıcılarına, hissedar gruplarına, faaliyet çevrelerine davranışlarında hangi norm ve değerler içinde hareket edeceklerini göstererek, ilişkilerinde belirli bir ahlaksal davranış ve dürüstlük doktrini ortaya koyarlar. O halde liderler sadece politika, sonuç ve programlarla ilgilenip şirkete yön vermekle kalmazlar, aynı zamanda, inanç ve tutum aşılayıp, davranış ve değer kalıpları oluşturarak, örgüt üyelerinin hareketlerini yönlendirirler. Yönetici liderler kültür, vizyon ve yön vermede, değişimci ve reformcu liderler kadar aktif değillerdir. Yönetici liderler, mevcut kültürü değiştirmektense o kültür içinde çalışmayı tercih ederler. E.Schein, liderin örgütsel kültürü değiştirmede beş yöntem uygulandığını ifade etmektedir.
Birinci yöntem, belirli iş, faaliyet ya da davranış konularına, sistematik olarak, belli aralıkla dikkati çekmek, bu alanları resmi olarak denetlemek, konulara ilişkin soru ve yorumlara cevap vermekle ilgilidir. Devamlı üzerinde durulan konular ve alanlar daha önemli olarak dikkate alınır, hiç üzerinde durulmayan konu ve alanlarsa, otomatik biçimde önemsiz olarak değerlenebilir.
İkinci yöntem; liderin kritik olaylara ve örgütsel krizlere gösterdiği tepkilerle ilgilidir. Sorunların çözümünde, hangi norm ve değer çalışma ilkelerini ön plana çıkararak, krizlerle başa çıkıp, kritik olayların üstesinden geldiği ya da yeni sorun ve krizler yarattığına bakılır.
Üçüncü yöntem; liderin, bir model olarak davranmasıdır. Bu yöntem belli amaç ya da amaçlara yönelik olarak ne yapılması gerektiğini anlatır ve örnek olarak kendisinin dikkate alınmasını isteyebilir.
Dördüncü yöntem; üst yönetimin ödül ve statüleri dağıtırken nelere dikkat ettiğiyle ilgilidir. Böylece liderler, belli davranışları ödüllendirerek, bu davranışlara olumlu şartlandırma sağlayacak, belirli davranışları da en azından ödüllendirmeyerek ya da ödülsüz bırakarak şartlandırma sağlayacaktır.
Beşinci yöntem; organizasyonda eleman seçimi, terfi ettirme, işten çıkarmayla ilgili süreçleri kapsamaktadır. Örgüt içinde oluşturulmaya çalışılan kültür ve davranışlara uygun bireylerin işe alınması, terfi ettirilmesi, uygun olmayanların da işten çıkarılmasıyla gerçekleşir. Kültür değiştirme çabası gösteren işletmeler, eski kültürlerine aykırı elemanları işe alarak değer, norm ve davranış değişikliğini başlatırlar.
Bunlar dışında, resmi olarak hazırlanmış prosedürler, görev tanımları, örgüt felsefesine ilişkin açıklamalar, övülecek örnek davranışlar, kültürel değişimler için önemli bir yöntem olarak kullanılırlar.
Her organizasyonun sahip olduğu kendine ait kültürü vardır. Önemli olan, bu kültürlerin tüm üyeler tarafından paylaşılan inanç ve değerlerden oluşmasıdır. Liderin rolü, burada ortaya çıkmaktadır. Geçmişten gelen kültür ve örgütsel dürüstlük ve davranış ahlakı ne olursa olsun, buna yeniden şekil vermek, gerekli değişimleri başarmak ve yeni oluşumları yaratmak, etkili liderlerin yapacakları önemli görevlerdir.
Davranışlarda dürüstlük ve ahlaklılık, liderlerin dikkat etmeleri gereken önemli bir husustur. Liderler, sadece politika, prosedür ve görevlerle ilgilenmeyip, aynı zamanda üstün ahlaksal davranış standartlarını da benimseyerek çalışanlarının davranışlarına örnek olacak ve yön vereceklerdir.
aöf sosyoloji dersleri - liberal devlet anayasasının özellikleri - Hayek ve demokrasi eleştirisiYasa özgür insanlardan oluşan bir toplulukta ortaya çıkmaktadır. Yasa neyin doğru neyin yanlış olduğu konusundaki genel kanaate dayanan geniş ölçüde bir mutabakatı gerektirir.
Hayek'e göre adalet kuralları kral tarafından yapılmış olmayıp yargıçlar tarafından keşfedilmiştir. Hakimin amacı özel bir sonuca ulaşmak veya toplumun kaynaklarını özel bir amaca yöneltmek değil, düzeni korumaktır.
Yasa diye adlandırılan bir çok şey bu gün, adaleti korumak için değil, idari mekanizmayı çalıştırmaya matuf olarak dizayn edilmiş, bu tipte idari yasama faaliyetidir.
Hayek yasaları seçimle gelen yöneticilerin eline bırakmak, krema kavanozunu kedinin sorumluluğuna bırakmaya benzer. Kısa süre sonra hiç bir yasa -en azından hükümetin keyfi iktidarını sınırlaması anlamında bir yasa- kalmayacağının aşikar olacağını söyler.
Hayek'in de kendini dahil ettiği liberal gelenek, çoğunluk yönetiminin bir tiranlığa sapması önlensin diye, çoğunluğun kendilerine oy verdiği iktidarlara sıkı sınırlar koyar.
Yasama kesin olarak yürütmeden ayrılmalıdır. Yoksa yürütme hiç bir zaman kendi aleyhine kendini sınırlayıcı yasa yapmayacağı açıktır.
— Hayek'in Demokrasi Eleştirisi
Demokrasi, esas itibariyle iç barışı ve bireysel özgürlüğü korumaya matuf fayda gayesi güden bir aygıt, bir usuldür. Bu bakımdan hatadan salim veya mutlak değildir.
Hayek demokrasinin gerçekten takdire şayan bir kurum olduğunu, fakat en ateşli demokratlar bile onun sınırsız genişlemesinden yana olmayacağını ifade eder. Çocuklara, diğer ülkede mukimlere, delilere ve diğer bir çok gruplara oyu yaygınlaştırma yararlı olmaktan uzaktır. Aynı şekilde, demokrasiyi genişletmenin diğer yolu olarak üzerine oy kullanılan konuların kapsamını genişletme, her zaman hayırlı olacağa benzemez.
Genellikle çoğunluk kararları bireysel kararlardan daha az akıllıca olacaktır. Çoğunluk kararları, hadiseleri daha kaba taslak nazarı dikkate almak ve neticeler hakkında daha az düşünmekle yetinir.
Bir demokraside politikacının görevi uzak bir gelecekte çoğunluğun görüşü olabilecek yeni kanaatlere revaç buldurmak değil, geniş kitlenin sahip olduğu kanaatleri ortaya koymaktır.
İktidarın bir şekilde sınırlandırılması esastır. O da hukuk ve yasaların olması ve yasama ve yürütmenin ayrılmasıdır. Ancak Hayek güçlerin ayrılmasını da yeterli görmemektedir. Hayek'e göre önemli olan, güçlerin (yasama-yürütme) zapt-ü rapt altına alınmasıdır. Bu açıdan en büyük felaket sınırsız hükümettir ve hiç kimse, sınırsız iktidara sahip olma ve hükmetme vasfıyla mücehhez değildir.
Hukukun üstünlüğü ilkesi, hükümetin zorlayıcı gücünün genel kurallara uygunluk dışında kullanılmamasını kuralların bilinmesinin ve kesin olmasını insanlara eşit muamele edilmesini yani yasaların kişileri dikkate alarak uygulanmaması gerektiği üzerinde durur Hayek.
Sosyal Bilimler ve Yönetim Bilimlerinin Anlamı
Hayek reel değerlerle izafi değerleri kıyaslar, sosyal bilimlerin tabi bilimlerle ayırıcı özelliğini açıklarken. Örneğin para fizik veya kimya terimleriyle tanımlanamaz. Gerçek şu ki, paranın genellikle basılmış kağıttan veya yuvarlak disklerden yapılmış olması iktisatçıyı hiç ilgilendirmez. İktisatçı sadece halkın paraya atfettiği değrle ve kendisiyle değişik yapılabilecek muhtelif mal ve hizmetlerle ilgilenir.
İktisatta veya diğer herhangi bir sosyal bilimde sanaliz etme durumunda olduğumuz hammaddeler, insan amaçlarına yollamada bulunmaksızın objektif bir tanımlaması kabil fiziki nesneler değildir. Sosyal bilimlerin hammaddeleri insanlar ve insanlara göründükleri şekliyle eşyadır. Bu nedenle, grup içindeki insanların davranışını, insanların kendi saik ve tutumlarıyla alakalandırmaksızın yapılacak herhangi bir açıklama girişimi başarısızlığa mahkumdur.
Sosyal bilimler alanında istatistiklerin yetersizliğini anlamak için fiili uygulamalara bakmak zorundayız. İstatistikler, bireyler mecmuunun vasıflarını özetler.
Hayek belli bir zaman sonra iktisat ve sosyal bilimlerde Avusturya Okulu' içinde yer alan meslektaşlarının çizgisinden ayrılmıştır. Geleneksel Avusturya'cı düşünce hiç bir sosyal olayı tahmin etmenin mümkün olmadığı, iktisat ve diğer sosyal çalışmaların bilimselliği iddiasının bu nedenle aldatıcı olduğu şeklindedir. Ancak daha sonraki çalışmalarında Hayek, sosyal veya ekonomik hadiselerin menkul kıymetler piyasasındaki fiyat düzeyleri gibi) tahmin edilememekle beraber, hadiselerin diğer –daha genel– kalıplarının (fiyatların kontrolü durumunda mal darlığının ortaya çıkması gibi) tabii ki tahmin edilebileceğini ifade eder. Bu nedenle sosyal bilimler, teorileştirme sahaları sınırlı olmakla birlikte, gerçek bilimler olarak adlandırılabilir.
Bu açıdan hiç bir ekonomist, gelecekteki fiyatların bilimsel tahminlerini temel alıp, mal ve hizmet alım satımıyla zengin olabilmiş değildir.Hayek'e göre, sosyal bilimler bu nedenle asla spesifik hadiselerin kestirimini amaçlamış. Fakat bu bilimler, belli bir düzen veya kalıp hasıl edecek mekanizmaları açıklayıp anlamamıza yardım edebilir.
Hayek'in analizinin bütünüyle tatminkar olmadığı belirtilmelidir. Zira hayek, doğru teorileştirme ile, güven vermeyen, temelsiz spekülasyon arasındaki sınırın kesin çizgilerini vermez.
Hayek'in yaptığı, sosyal bilimcilere, topluma ilişkin bilimsel bilginin bir yerlerde bir hattı ve hududu olduğunu hatırlatmak ve onların tutturmayı umdukları tahminlerin mahiyeti hususunda mütevazı olmalarını istemektir.
1 1/2 cups unbleached all-purpose flour
1 cup sugar
3 tablespoons unsweetened cocoa
1 teaspoon baking soda
1/2 teaspoon salt
1 teaspoon vanilla
1 teaspoon vinegar
5 tablespoons vegetable oil
1 cup cold water
Preparation:
In a large mixing bowl, mix flour, sugar, cocoa, soda and salt. Make three wells in the flour mixture. In one put vanilla; in another the vinegar, and in the third the oil. Pour the cold water over the mixture and stir until moistened. Pour into 8 x 8-inch pan. Bake at 350°F. oven for 25 to 30 minutes, or until it springs back when touched lightly.
Preheat oven to 350°. Cream butter in large bowl on high speed. Add eggs, one at a time, beating well. Add sugar gradually, beating at high speed of electric mixer until light and fluffy. Gradually beat in flour. With a wooden spoon, stir in frosting mix and pecans until well blended. Pour batter in well-greased and floured bundt cake pan. Bake for 60 to 65 minutes. Cool 2 hours before removing from pan. Cake will have a moist center with a tunnel of fudge frosting running through it.
palindromun anlamı - tersten konuduklarında aynı olan kelimeler - tersten okunduğunda aynı olan rakamlarTersten okunduğunda yine aynı şekilde okunan sayı veya kelimelere palindrom denir.
düzlem projeksiyon ne işe yarar - ollweide projeksiyonu nedirBir düzlemin kutup noktasına teğet olarak geçirilmesiyle oluşturulan bu çizimde kenar uzunlukları korunur.
Bu yöntem daha çok dar alanların ve büyük ölçekli haritaların çiziminde kullanılır.
Bu projeksiyon yönteminde kutup noktaları merkez alındığı için bozulma en az kutuplarda olur.
Açılar korunurken, şekil ve alanlarda bozulmalar meydana gelir.
Mollweide Projeksiyonu :
Yeryüzünü bir arada planisfer (eğrisel yerküre) biçiminde gösterebilen bir projeksiyondur.
Bu projeksiyon eksenleri ekvator ve orta meridyen doğrultuları ile gösterilen bir elipsten oluşmaktadır.
Ekvatoru gösteren eksen orta meridyeni gösteren eksenin iki katı kadardır. Paraleller birbirlerinden eşit uzaklıkta olmayan çizgilerdir.
Meridyenler ise eliptik yaylar şeklindedir.
alıntı
silindirik projeksiyon ne işe yarar - silindirik projeksiyon nerelerde kullanılır - silindirik projeksiyon nasıl yapılır - konlik projeksiyon nedirBir kürenin çevresine silindir şeklinde bir kağıt sarılmasıyla oluşturulur.
Ekvator çevresinde bozulma az iken , kutuplara gidildikçe bozulmalar artar.
Çoğunlukla kara ve deniz ulaşımında kullanılan haritaların çiziminde bu yöntem kullanılır.
Silindirik projeksiyonla çizilen haritalarda kutuplara yakın bölgeler olduğundan daha büyük görünür.
Örneğin ; Güney Amerika'nın sekizde biri kadar olan Grönland, Güney Amerika'dan daha büyük görünür.
Onun için kutup noktaları gösterilemez. Bu yöntemde yerşekillerinin biçimi bozulmazken alanları bozulur.
Konik Projeksiyon
Bir kürenin çevresine koni şeklinde bir kağıdın orta enlemlere değecek şekilde sarılmasıyla oluşturulur.
Bu projeksiyon orta enlemler ve çevresindeki bölgelerin gösterilmesinde daha doğru sonuçlar verir.
Bu yöntemle çizilen haritalarda şekillerde bozulmalar meydana gelirken alanlar korunur.