888888

888888

Üye
13.08.2010
Astsubay
8.550
Hakkında

  • papes püresi tarifi ingilizce - kaşar peynirli patates püresi - mashed potatoes recipeMashed potato recipe is made with mashed potatoes, cheddar cheese, American cheese, and other seasonings.

    Ingredients:

    4 large baking potatoes, about 2 pounds, peeled and cut into 1-inch pieces
    1 cup heated milk
    2 tablespoons butter, room temperature
    4 ounces shredded process American cheese
    4 ounces shredded sharp Cheddar cheese
    1/4 teaspoon ground black pepper
    1/4 teaspoon salt
    1/4 teaspoon paprika
    pinch ground red pepper

    Preparation:

    Cook potatoes in boiling water until tender, about 15 minutes. Drain well.

    Put potatoes back in saucepan; stir over low heat until dry, about 2 minutes. Remove from heat. Mash, adding about 1/2 cup milk and the 2 tablespoons butter.
    Add grated cheese and seasonings. Beat with a spoon, adding remaining milk until desired consistency is reached.

    alıntı
#06.11.2011 23:38 0 0 0
  • unutkanlığın sebepleri - unutkanlık nasıl olur - unutkanlık için öneriler - unutkanlık ve beyin ilişkisiUzmanlar tarafından yapılan araştırmalara göre beynimiz yaklaşık bir milyar nörondan (sinir hücresi) oluşuyor.
    Bilgilerin nöronlara yüklenebilmesi öğrenmedir. Nöronlara yüklenen bu bilgilerin bulundukları yerden çağrılabilmesi ise hatırlama dediğimiz süreçtir. Nöronlara yüklenmiş olan bilgi kümeleri arasında bağlantının oluşması zekayı ortaya çıkarır. Hafıza, öğrenebilmeyi ve hatırlamayı bilmeyi kapsar.

    Vücut hücrelerimizin önemli bir bölümü belirli bir süre içinde ölmekte ve yerlerine yenileri yapılmaktadır. Beyin hücreleri ise varlıklarını sürdürmektedir. Çocukluğumuzdan kalma birçok bilgiyi hatırlamamızın nedeni de budur. Beyin hücresinin ölmesi demek onun taşıdığı bilginin ömür boyu kaybedilmesi demektir.

    Beyin kapasitesi beyindeki nöron sayısı ve bu nöronlar arasındaki bilgi iletebilme yoğunluğu demektir.
    Beynin ihtiyaç duyduğu en temel iki kaynak oksijen ve glikozdur. Bol oksijen beynin etkili çalışmasını sağlar ve beyin etkili çalışmaya devam ederse etkinlik derecesi sürekli artar. Glikoz ise doğru beslenme ile karşılanır.


    Öğrenmeyi geliştirmek için belleği de geliştirmek gerekmektedir. Bu yeteneklerimizi geliştirmenin ilk yolu beynimizi korumaktır. Beynimizi etkileyen en olumsuz etkenler, beyin hasarı ve strestir. Yorgunluk ve uykusuzluk da beynimizi etkileyen faktörlerdendir. Günde 7 saatten az uyumak beynin, öğrenme, bellek ve dikkat gibi işlevlerini yavaşlatmaktadır. Yaşantımızdan stresi bütünüyle atmak mümkün olmasa da en aza indirmek için çaba göstermemiz gerekmektedir.


    Uzmanlara göre; olumsuz düşünceler beynin büyük düşmanlarındandır. Gelecekle ilgili sürekli olumsuz tahminlerde bulunmak, sürekli genellemeler yapmak, kendini aşırı suçlamak gibi düşünceler beynin işlevlerini yavaşlatıp azaltmaktadır. Fiziksel ve ruhsal rahatlama ise beynin kapasitesini artırarak hafızayı kuvvetlendirmektedir. Beyni olumsuz düşüncelerden arındırıp rahatlamak için önerilen başlıca yöntemlerden en önde gelenleri spor yapmak, müzik dinlemek ve müzik aleti çalmaktır.


    Beyni geliştirmenin en iyi yöntemi onu çalıştırmaktır. Aynı kaslar gibi beyin de çalıştıkça gelişmektedir. Beyin çalıştıkça, yeni şeyler öğrendikçe nöronlar arasında yeni bağlantılar oluşur.

    Uzun süre öğrenme sürecine ara verildiğinde beyindeki bazı bağlantılar kaybolmaya başlar. Buna bağlı olarak da öğrenme güçleşir ve bellek zayıflar. Uzun süre kitap okumayan bir öğrencinin ders çalışmaktan soğuması ve okulun açıldığı ilk haftalarda zorlanması, nöronlar arasındaki bağlantıların kaybolmasına bağlıdır. Her gün az da olsa yeni bilgiler öğrenmek beyni geliştirmektedir.

    Güçlü bir hafızaya sahip olabilmek veya hafızamızı güçlendirebilmek elimizde. Yapmamız gerekenler özetle;


    a-) Dengeli beslenmek,
    b-) Sağlıklı bir yaşam,
    c-) Hayatımızdaki stresi en aza indirmek,
    d-) Okumak, araştırmak, bulmaca çözmek ve beynimizi yavaşlatan unsurlardan uzak durmaktır.


    Albert Einstein'ın; Bir kişi günde 15 dakika bir konuda çalışırsa bir yılda o konuda uzman olur, 5 yıl çalışırsa ülke çapında bir uzman olur sözünü de unutmamakta fayda var.

    alıntı
#06.11.2011 19:00 0 0 0
  • cevizli baklava nasıl yapılır - baklavanın şerbeti nasıl hazırlanır - baklava şerbeti nasıl dökülürMalzemeler:

    Hamur İçin
    Yarım kg un
    3 adet yumurta
    1 çay bardağı süt
    1 çay bardağı sıvı yağ
    1 tutam tuz
    3 çorba kaşığı yoğurt
    Yufkaları açmak için 1 kase nişasta
    İçine
    1 paket margarin
    Yarım kg. ceviz
    Üzerine
    1 paket margarin

    Şerbeti:

    7 su bardağı toz şeker
    8 su bardağı su
    Yarım limon


    Hazırlanışı:

    Öncelikle,7 su bardağı toz şeker ve 8 su bardağı suyu kaynatın. İçine yarım limonu sıkın. Yarım kg. un,3 adet yumurta, 1 çay bardağı süt, 1 çay bardağı sıvı yağ, 1 tutam tuz ve 3 çorba kaşığı yoğurdu karıştırın. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar yoğurun. Yarım saat dinlendirin. Daha sonra hamurdan 30 adet ceviz büyüklüğünde bezeler koparıp üzerine nişasta serpip oklava ile açın. İçine koymak için bir paket margarini eritin. Bir tepsinin içine ilk yufkayı serin. Üzerine erittiğiniz margarinden bir miktar serpin.

    Üzerine ikinci yufkayı serin. Aynı şekilde yine yağ serpin. Üçüncü yufkayı da aynı işlemi uyguladıktan sonra dördüncü yufkanın üzerine ceviz serpin.3 yufkayı bu şekilde bitirin. daha sonra baklavayı uzunlamasına kesin.Tepsiyi hafifçe yan çevirip, eğik bir şekilde verevlemesine kesin. Diğer 1 paket margarinide eritip, baklavanın üzerine dökün. Önceden ısıtılmış fırında 25-30dk. kızartın. Fırından çıkardıktan sonra önceden hazırladığınız soğuttuğunuz şerbeti baklavanın üzerine dökün.

    alıntı

    Baklava Şerbeti Nasıl Dökülür
#06.11.2011 16:57 0 0 0
  • kayısılı baklava nasıl yapılır - kayısı ile baklava yapımıMalzemeler
    (8 kişilik):

    1 yumurta
    1 su bardağı süt
    1 su bardağı zeytinyağı
    1 paket kabartma tozu
    3,5 bardak un
    125 gr. tereyağ
    2 paket nişasta
    100 gr. ceviz veya fındık
    1 kg. bal kabağı
    1 bardak şeker
    500 gr. taze kayısı

    Şerbet için:

    5 su bardağı şeker,
    5 su bardağı su,

    Hazırlanışı:

    1 limonun suyunu bir iki taşım kaynatın ve soğutun. Yumurta, süt, zeytinyağı, yoğurt, kabartma tozu ve undan yaptığınız hamuru 1 saat dinlendirin. Hamurdan 20 ufak yumak yapın ve bu yumakları ufak ufak açarak aralarına nişasta koyun. Aralarına nişasta koyduğunuz hamurlardan 10 tanesini üst üste koyarak oklava ile açın. Daha sonra açtığınız hamurları tepsiye yayarak, içine ceviz koyun. Diğer 10 hamuru da aynı şekilde açarak üstüne koyun ve dilim dilim kesin. Daha sonra erittiğiniz tereyağı dilimlerin üzerine döküp, fırında pişirin. Piştikten sonra fırından çıkardığınız baklavanın üzerine hazırladığınız şerbeti soğuk olarak dökün. Baklavanızı servis yaparken; çekirdeklerini çıkarıp, üzerine yarım çay kaşığı vanilya ilave ederek mutfak robotunda geçirdiğimiz taze kayısı sosunu ekleyerek konuklarımıza ikram edin.


    alıntı
#06.11.2011 16:50 0 0 0
  • rice casserole recipe - ingilizce sebzeli ve pirinçli güveç tarifiTurkey and rice casserole recipe, made with long grain and wild rice, chopped vegetables, and an easy sauce.

    Ingredients:

    2 cups long-grain and wild rice mixture
    1/2 cup chopped onion
    2 tablespoons butter
    1/2 cup flour
    2 cans or jars (approx. 4 ounces each) mushrooms, drain and reserve liquid
    1 1/2 cups half-and-half
    1 1/2 cups chicken broth
    6 cups cooked turkey, diced
    1 cup slivered almonds, toasted*
    1 jar (4 ounces) chopped pimiento, drained
    3 tablespoons fresh chopped parsley
    salt and pepper, to taste
    buttered bread crumbs

    Preparation:

    Cook the rice according to package directions. Saute onions over medium low heat in butter; remove from heat and stir in flour until flour is disolved. Drain mushrooms, save liquid. Measure mushroom liquid with the half-and-half and chicken broth. If necessary, add more water or broth to make 4 cups. Place flour mixture back over heat and gradually stir in the liquid mixture.

    Cook, stirring constantly, until thick. Add rice, mushrooms, turkey, toasted almonds, pimiento, parsley, salt and pepper. Spoon mixture into a 9 x 13 x 2 - inch casserole, top with buttered breadcrumbs, and bake at 350° for about 35 to 45 minutes. This may be prepared the day before, or frozen.

    **To toast nuts, spread out in a single layer on a baking sheet. Toast in a 350° oven, stirring occasionally, for 10 to 15 minutes. Or, toast in an ungreased skillet over medium heat, stirring, until golden brown and aromatic.

    alıntı
#06.11.2011 00:44 0 0 0
  • Makarna tarifi - ingilizce Türk usulü makarna - Pasta recipeCook Time: 25 minutes
    Total Time: 25 minutes

    Ingredients:

    1 1/2 cups thinly sliced carrots
    1 cup thinly sliced celery
    1/3 cup chopped onion
    2 tablespoons olive oil
    1 clove garlic minced
    2 to 3 cups cubed cooked turkey
    1 can (14.5 ounces) diced tomatoes, undrained
    1 large can (15 ounces) tomato sauce
    1 cup dry white wine or chicken broth
    1/4 cup chopped fresh parsley
    1/2 teaspoon basil
    1/2 teaspoon salt
    1/4 teaspoon pepper
    3 cups uncooked ziti or similar pasta, cooked and drained

    Preparation:

    In a large skillet over medium low heat, sauté carrots, celery and onion in the oil until tender, but not browned; add minced garlic and sauté 1 minute longer. Add turkey, tomatoes, tomato sauce, wine or broth, parsley, basil, salt, and pepper. Simmer, uncovered, for 20 minutes. Toss hot cooked ziti with the hot sauce.
    Turkey recipe serves 4.

    alıntı
#06.11.2011 00:39 0 0 0
  • patates güveci ingilizce tarif - fırında patates - potato casserole recipeLayered apple rings and sweet potato slices make this a delicious Thanksgiving side dish.

    Prep Time: 25 minutes
    Cook Time: 30 minutes
    Total Time: 55 minutes

    Ingredients:

    6 sweet potatoes
    3 apples
    2 tablespoons melted butter-divided
    1/2 cup orange juice
    1/4 cup brown sugar
    1/8 teaspoon cinnamon
    1/8 teaspoon allspice
    1/4 cup rum
    marshmallows

    Preparation:

    Preheat to 350. Boil or steam potatoes until tender, remove skin, cut lengthwise in slices. Peel and core apples slice in rings. Butter 9x6 dish, grease with 1 tablespoon butter, alternate potato-apple layers. Add remaining ingredients with the rest of butter and pour over top. Bake 30 min. or more until liquid is mostly absorbed and top is brown and shiny. Top with marshmallows a little before done and brown.

    alıntı
#04.11.2011 23:13 0 0 0
  • enginar nasıl pişirilir - enginar tarifi ingilizce - artichoke recipeThis is a very easy artichoke dip recipe for your family.

    Prep Time: 5 minutes
    Cook Time: 20 minutes
    Total Time: 25 minutes

    Ingredients:

    1 14-ounce can of artichoke hearts
    1 cup mayonnaise
    1 cup grated romano cheese

    Preparation:

    Chop up artichokes and mix with mayo and cheese, and bake in oven for 20 mins or until bubbly; serve with crackers.

    alıntı
#04.11.2011 23:12 0 0 0
  • patates salatası ingilizce tarif - orta doğu usulü patates salatası - potato salad recipeYou will love this potato salad. It is a great alternative to traditional, mayonnaise based potato salad, not to mention much healther. Served hot or cold, it is great for barbecues or as a light side dish to any meal.
    Prep Time: 7 minutes
    Cook Time: 20 minutes
    Total Time: 27 minutes

    Ingredients:

    2 lbs. red potatoes, cubed
    1 clove garlic, crushed
    1/4 cup flat leaf parsely, finely chopped
    2 tablespoons, plus 1 teaspoon lemon juice
    1 tablespoon olive oil
    salt and pepper or dukkah spice mixture (see recipe below)

    Preparation:

    Cube potatoes and wash well under cold water. Place in large saucepan and boil for 25 minutes or until tender.

    Drain potatoes and add garlic and parsley. Mix gently to avoid crushing the potatoes. Add lemon juice and olive oil and gently mix.

    Place potato salad in serving dish and sprinkle with desired salt and pepper or dukkah spice mixture for extra flavor! See recipe for dukkah spice mixture.

    alıntı
#03.11.2011 23:21 0 0 0
  • turlu patates püresi ingilizce tarif - turplu patates - mashed potatoes recipeRadishes and mashed potatoes aren't a typical combination. I came up with this recipe when we ended up with an abundance of radishes from our CSA share last year.

    The radishes add a peppery taste to the potatoes. Garlic and butter bring out both flavors in this mashed potatoes recipe.
    Prep Time: 15 minutes
    Cook Time: 25 minutes
    Total Time: 40 minutes

    Ingredients:

    2 lbs. Russet or Yukon Gold potatoes
    3-4 radishes
    4 Tbsp. butter
    1/2 cup milk
    2 Tbsp. minced garlic
    kosher salt and pepper to taste

    Preparation:

    Peel potatoes, and cut into 1/2-inch cubes. Place in a large saucepan.

    Trim radishes, and chop into quarters. Add to potatoes in saucepan.

    Cover with water completely. Bring to a boil.

    Cook, uncovered, 15-20 minutes until vegetables are tender when pierced with a fork.

    Drain, and return to saucepan. Add remaining ingredients. Mash with a potato masher.

    Taste, and adjust seasonings.

    Makes 6 servings.

    alıntı
#03.11.2011 23:20 0 0 0
  • aöf sosyoloji dersleri - sosyolojiye giriş test soruları ve cevapları1-) Aşağıdakilerden hangisi Marksist-Çatışmacı yaklaşımın siyasetle ilgili görüşlerinden biri olamaz?
    A) İktidarın kaynağı ekonomiktir
    B) Bütün sınıflı toplumlarda üretim araçlarının yönetici sınıf tarafından sahiplenildiği düşünülür
    C) Aile ve hukuk egemen sınıfın devamlılığı için işlevsel görülür
    D) Devlet, sınıflı toplumda eşitliği sağlayan mekanizmadır
    E) Komünist bir toplumda üretim araçları bireysel değil kolektiftir düşüncesi vardır

    2-) - Liberal-demokratik ilkelere dayanır
    - Sosyalizm ile liberal değerlerin harmanlanır
    - Devletin göreli olarak müdahalesinin mümkün sayılır
    - Sosyal refah devlet anlayışının egemendir
    - Piyasanın devlet müdahalesi ile iyileştirilmesini savunur
    Yukarıdaki görüşleri savunan sistem aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Sosyal Adalet
    B) Yeni liberalizm
    C) Yeni sağ
    D) Yeni sosyalizm
    E) Sosyal demokrasi

    3-) Aşağıdakilerden hangisi sosyolojik açıdan kültürün çeşitlerinden biri değildir?
    A) Popüler kültür
    B) Alt kültür
    C) Klasik kültür
    D) Yüksek kültür
    E) Karşı kültür

    4-) Kitleler için kitlesel bir şekilde ve “kültür endüstri¬si” (Frankfurt Okulu) tarafından ticari kaygılarla üretilen ama kitlesel düzeyde tüketilen, halk kültüründen farklı olarak aşağıdan yukarı değil, yukarıdan aşağıya yönelik olmasında medyanın büyük rol oynadığı kitle kültürüne Türkiye’den aşağıdakilerden hangisi örnek olabilir?
    A) “Var Mısın Yok Musun?” yarışma programı
    B) Kolbastı oyunu
    C) Türkan Şoray
    D) Müslüm Gürses
    E) Diyarbakır halayı

    5-) Kültürün değişmez ve çok güçlü, içinde yer alan bireylerin de onun bir nevi esiri olduğu düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Kültürel çoğulculuk
    B) Kültürel rölativizm
    C) Kültürel determinizm
    D) Kültürel baskı
    E) Kültürel sermaye

    6-) Bazı Batılı ülkelerde kimi zaman gündeme gelen şovenizm, aşağıdakilerden hangi kavramla yakından ilişkilidir?
    A) Kültürel gecikme
    B) Etnosantrizm
    C) Kültürel baskı
    D) Kültürel sermaye
    E) Kültür şoku

    7-) Günümüz Türkiye’sinde kadın emeği ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    A) Tarımda kadın tarihsel olarak mülksüzdür
    B) Kadın miras yolu ile hak ettiği toprakları doğrudan alabilmektedir
    C) Kadın işgücünün en yoğun olduğu sektör tarım sektörüdür
    D) Tarımın kadınsılaşması cinsiyete dayalı işbölümünü de belirgin hale getirmiştir
    E) Kırsal kadın ile kentteki kadın arasında emek gücü açısından önemli farklılıklar vardır

    8-) Aşağıdaki sosyologlardan hangisi aile kurumuna işlevsel bir bakışa sahiptir?
    A) Marx
    B) Althusser
    C) Adorno
    D) Marcuse
    E) Parsons

    9-) Aşağıdakilerden hangisi G.P. Murdock’ın aileye yüklediği işlevlerden biri değildir?
    A) Bireysellik işlevi
    B) Cinsel işlevi
    C) Ekonomik işlev
    D) Eğitim işlevi
    E) Yeniden üretim işlevi

    10-) Aşağıdakilerden hangisi aile konusunda Marxist yaklaşımın görüşlerinden biri değildir?
    A) Aile, toplumsal dayanışmayı ve toplumsal bütünleşmeyi sağlayan en temel dinamiktir
    B) Aile toplumsal sınıf bağlamında anlam kazanır
    C) Aile özel mülkiyetle varlık kazanmaktadır
    D) Özel mülkiyetten mahrum kalan kadın erkek tarafından kontrol altında tutulmaktadır
    E) Sömürü düzeninde piyasaya en ucuz emeği sunmaya yaramaktadır

    11-) Türkiye’de kadının konumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hatalıdır?
    A) Köyde ücretsiz hane emeği konumunda olan kadın kente göç ettiğinde işgücü pazarı içerisinde ev temizliği gibi hizmet sektörüyle bağlantılı işlerde çalıştığı çeşitli araştırmalarda ortaya çıkmıştır
    B) Türkiye’de ikinci kuşak göçmenler birinci kuşaklara göre ekonomik ve sosyal açıdan daha çok dezavantajlı durumdadır
    C) 26Türkiye’de kadın öncelikle anne rolü ile öne çıkarılmaktadır
    D) Türkiye’de kadınları en çok cinsel şiddete maruz kalmaktadır
    E) Boşanma Türkiye toplumunda pek kabul gören bir olgu değildir

    12-) Ekonomi sosyolojisi alanıyla ilgili bir araştırmada Türkiye’de dini inanç ve değerlerin ekonomik girişimcilik üzerindeki etkisi incelenmiş ve kimi dini grup veya mezheplerin diğerlerine göre daha çok girişimciliği teşvik ettiği ortaya çıkarılmıştır. Bu araştırmaya göre bağımsız değişken aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Türkiye
    B) Ekonomi
    C) Dini inanç ve değerler
    D) Girişimcilik
    E) Çalışmak

    13-) Aşağıdakilerden hangisi Karl Marx’ın toplumsal ve iktisadi görüşlerinden biri olamaz?
    A) Ekonomik üretim insan emeğine ve onun üretim sürecindeki zorunlu birlikteliğine bağlıdır
    B) Kapitalizm üretim sürecinin toplumsallaşması özelliğinden dolayı önceki üretim tarzlarından ayrılır
    C) Üretim sürecinde değeri yaratan emek olmasına rağmen emek hak ettiği değeri alamaz
    D) Klasik iktisat bölüşüm ilişkilerinin sadece görünen yönüne bakmıştır, ancak asıl belirleyici olan görünenin arkasındaki eşitsizliklerdir
    E) Kapitalizmin ortaya çıkışında en fazla etkiyi toplumsal değerler ve düşünceler göstermiştir

    14-) Aşağıdakilerden hangisi Merkantilistlerin görüşlerinden biridir?
    A) Kapitalizmi yaratan Protestanlık ahlakıdır
    B) Toplumsal sistem sınıf çatışmalarına dayanır
    C) Bir ulusun zenginli sahip olduğu maden değerli madenlerdir
    D) Toplumsal değişmenin motor gücü toplumsal dayanışma biçimleridir
    E) Sosyalizm en eşitlikçi ekonomik düzendir

    15-) Aşağıdaki kavramlardan hangisi bireyin ya da hanenin gıda, ba¬rınma ve giysi gibi temel biyolojik ihtiyaçlarını karşılayabilecek gelir ve tüketimden mahrum kal¬masıdır?
    A) Mutlak yoksulluk
    B) Göreli yoksulluk
    C) Yoksulluk kültürü
    D) Daimi yoksulluk
    E) Geçici yoksulluk


    Cevaplar:

    1-) D
    2-) E
    3-) C
    4-) A
    5-) C
    6-) B
    7-) B
    8-) E
    9-) A
    10-) A
    11-) D
    12-) C
    13-) A
    14-) C
    15-) A


    alıntı
#03.11.2011 23:19 0 0 0
  • aöf sosyoloji dersleri - sosyolojiye giriş test soruları ve cevapları1-) Aşağıdakilerden hangisi bir toplumsal olgu olamaz?
    A) Türkiye’de işsizliğin giderek artması
    B) Türkiye’den Almanya’ya yaşanan göç
    C) Türkiye’de boşanmaların giderek artması
    D) Türkiye’de başbakanın oğlunun evlenmesi
    E) Türkiye’de kentleşmenin hızla artması

    2-) Hem nicel hem nitel yöntemin bir arada kullanılabileceğini savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Yöntemsel birlik
    B) İkili yöntem
    C) Çoklu yöntem
    D) Yöntemsel çoğulculuk
    E) Çoğulcu yöntem

    3-) Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
    A) Önerme, iki ya da daha çok kavram arasındaki ilişki hakkında yargıyı ifade eder
    B) neden olan değişkene bağımlı değişken denir
    C) Empirik olarak sınanmak için oluşturulmayan ve doğru olduğu kabul edilen yargı ve genellemelere varsayım denir
    D) Bilgiyi nasıl biriktirip ve nasıl anlamlandıracağımızı teori belirler
    E) Bilimsel yöntem, bilimsel bilgiye ulaşmak için bilimsel yolun ve kuralların uygulanmasıdır

    4-) Sosyoloji ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
    A) Sosyoloji toplumda kesin doğruların ortaya çıkarılması için vardır
    B) Fransız Devrimi ve Endüstri Devrimi sonrasında yaşanan toplumsal dönüşümler sosyolojinin doğuşuna etkide bulunmuştur
    C) 19.yüzyılda yaşanan toplumsal dönüşümler toplum düzeninin nasıl şekilleneceği arayışını sosyolojinin doğuşuna sokmuştur
    D) Sosyoloji yeni felsefi soruların ortaya çıkmasına yardımcı olur
    E) Sosyoloji yaşamın bilindik yanlarının farklı bir gözle görülebileceğini ve yorumlanabileceğini ifade eder

    5-) Hipotetik tümdengelim yolunu benimseyip belirli bir teorik yapı içerisinde geliştirilmiş hipotezleri sınayan ve insan davranışlarına ilişkin yasaları ortaya koyup ileriye yönelik tahminler geliştirmeyi amaçlayan sosyal bilim anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Yorumlayıcı yaklaşım
    B) Feminist yaklaşım
    C) Postmodern yaklaşım
    D) Pozitivist yaklaşım
    E) Eleştirel yaklaşım

    6-) Comte’a göre insan düşüncesinin tüm olguları ve olayları soyut güçlerle açıklamaya çalıştığı evre hangisidir?
    A) Diyalektik aşama
    B) Metafizik aşama
    C) Teolojik aşama
    D) Teleolojik aşama
    E) Pozitif aşama

    7-) Marx’ın çözümlemelerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi ona ait değildir?
    A) Bürokrasi en rasyonel örgüt sistemidir
    B) Toplumdaki alt yapı, üst yapıyı belirler
    C) Sınıf çatışması, toplumdaki diyalektik değişmenin temelidir
    D) İlkel toplumlar hariç tüm toplumlarda üretim araçlarına sahip olan ve olmayanlar şeklinde ikili ayırım söz konusu olmuştur
    E) Egemen sınıflar sömürüyü perdelemek için yanlış bilinci toplumda yaygınlaştırırlar

    8- ) Benzeşmeye dayalı basit işbölümlerinin hâkim olduğu toplumu Durkheim hangi kavram ile tanımlar?
    A) Organik dayanışma
    B) Rasyonel eylem
    C) Mekanik dayanışma
    D) Bürokrasi
    E) Rasyonel dayanışma

    9-) Klasik ve modern bütün sosyolojik yaklaşımlara eleştirel bakan, modernizme karşı çıkan, sanatta, edebiyatta ve kültürde de yansıması bulunan yaklaşım hangisidir?
    A) İşlevselcilik
    B) Yeni Marksizm
    C) Sembolik etkileşimcilik
    D) Postmodern teori
    E) Feminist teori

    10-) Toplumsal değişme konusunda ilk sosyolojik yaklaşım ve bu yaklaşımın temel özelliği aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
    A) Pozitivist yaklaşım; toplumsal değişmeyi toplumsal sınıflar arasındaki çatışmaya dayandırır
    B) Yorumlayıcı yaklaşım; toplumsal değişmeyi anlamaya dayalı bir yöntemle ele alır
    C) Bağımlılık Okulu; merkez, yarı-çevre ve çevre kavramları ekseninde açıklamalar yapar
    D) Modernleşme okulu; toplumsal dayanışmaya vurgu yapar
    E) Evrimci yaklaşım; toplumsal değişme evrensel, sürekli, aşamalı ve daima ileriye doğru gerçekleşen bir süreç olarak görülür

    11-) Yanlı bir bakış açısıyla bir toplumun kendine özgü kültürel değerlerinden yola çıkarak diğer toplumların incelenmesi ve bunun sonucunda belirli yargılarda bulunmasına ne ad verilir?
    A) Avrupa-merkezcilik
    B) Etnosantrizm
    C) Kültürel çoğulculuk
    D) Anomi
    E) Antroposantrizm

    12-) II. Dünya Savaşı’ndan 1970’lerin sonuna kadar kapitalist dünyada hakim olan sermaye birikim modeli ve üretimin örgütlenme biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Post-fordizm
    B) Fordizm
    C) Fason üretim
    D) Esnek üretim
    E) Yatay üretim

    13-) I. Wallerstein hangi yaklaşım içerisinde yer almaktadır?
    A) Bağımlılık Okulu
    B) Modernleşme Okulu
    C) Sanayileşme Okulu
    D) İşlevselcilik
    E) Dünya Sistemi Yaklaşımı

    14-) Aşağıdakilerden sosyalist düşüncesinin özelliklerinden biri olamaz?
    A) Üretim araçlarının kolektif mülkiyetine dayanır
    B) Eşitlikçi bakış açısı vardır
    C) Serbest piyasa düzenini savunur
    D) Karl Marx’ın düşünceleriyle sistemli hale gelmiştir
    E) Emek-sermaye çelişkisinde emeğin üstünlüğünü korur

    15-) Türkiye’de aşağıdaki demokrasi tiplerinden hangisi geçerlidir?
    A) Sosyalist demokrasi
    B) Temsili demokrasi
    C) Doğrudan demokrasi
    D) Katılımcı demokrasi
    E) Liberal demokrasi


    Cevaplar:

    1-) D
    2-) D
    3-) B
    4-) A
    5-) D
    6-) B
    7-) A
    8- ) C
    9-) D
    10-) E
    11-) B
    12-) B
    13-) E
    14-) C
    15-) B


    alıntı
#03.11.2011 23:18 0 0 0
#03.11.2011 23:17 0 0 0
#03.11.2011 23:17 0 0 0
  • aöf sosyoloji bölümü dersleri - sosyolojiye giriş test soruları ve cevapları - siyaset ve toplum - sosyolojiye giriş ünite 41-Aşağıdakilerden hangisi Eagleton'ın sınıflamış olduğu ideoloji tanımlarından biri değildir?

    A)Toplumsal yaşamdaki fikir,inanç ve değerleri üreten maddi süreç
    B)Toplumsal açıdan önemli bir grubun veya sınıfın içinde bulunduğu durumu simgeleyen inanç ve fikirler
    C)Toplusal grupların çıkarlarının meşrulaştırılması
    D)Bir yönetici grup veya sınıfın çarptırma yolu ile çıkarlarının meşrulaştırılması
    E)Dogmatik düşünce biçimi

    Dogru cevap= E

    2-Toplumdaki tüm baskı,şiddet ve zor ile kurumları denetimi altına alan ve toplumsal meşruiyetten yoksun devlet tipine ne ad verilir?
    A)Demokratik
    B)Teknokratik
    C)Totaliter
    D)Diktatörlük
    E)Sosyalist

    Dogru cevap= C


    3-Aşağıdakilerden hangisi sosyal demokrasi görüşün özelliklerinden biri değildir?
    A)Liberalizm ile sosyalizm arasındadır
    B)20. yüzyılda ortaya çıkmıştır
    C)Siyasal değişimi zora ve baskıya dayalı olması gerektiğini savunur
    D)Kapitalist sistemin kusurlarının devletin sürece müdehalesiyle giderilebileceğini düşünür
    E)Ulus-devletin için anlamlı bir siyasi birim olmuştur

    Dogru cevap= C


    4-Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de bir baskı grubu sayılamaz?
    A)Maliye bakanlığı
    B)TÜRK-İŞ
    C)DİSK
    D)TOBB
    E)TMMOB

    Dogru cevap= A


    5-Hükümet toplumun istekleri ve çıkarları doğrultusunda hareket eder,gücün baskıcı olmasından çok meşru olması tercih edilmektedir.Siyasal partiler temsili hükümetler için gerekli organizasyonlar ve modern olmazsa olmazı kabul edilir.
    Yukarıdaki düşünceleri savunan siyaset sosyolojisi yaklaşımı aşşağıdakilerden hangisidir?
    A)Çatışmacı yaklaşım
    B)İşlevselci yaklaşım
    C)Yorumsamcı yaklaşım
    D)Demokratik yaklaşım
    E)Çoğulcu yaklaşım

    Dogru cevap= E


    6-Aşağıdakilerden hangisi elit teori için söylenemez?
    A)Toplum bir elitler grubunca yönetilmektedir
    B)Toplumlar yönetici ve yönetilen sınıf olarak ikiye ayrılır
    C)Wifredo Pareto ve Gaetano Mosca tarafından geliştirilmiştir.
    D)Yönetici elitler askeri elit, dini elit, işadamları elidi, aydın elidi de yönetici elitlere etki etme gücüne sahip olabilmektedir.
    E)Elit tabakanın her zaman için belli bir etnik gruba ait olduğu kabul edilebilir.

    Dogru cevap= E


    7-Aşağıdakilerden hangisi Marksist-Çatışmacı yaklaşımın özelliklerinden biri değildir?
    A)Bütün sınıflı toplumlarda üretim araçlarının yönetici sınıf tarafından sahiplendiği düşünülür
    B)Aile ve hukuk egemen sınıfın devamlılığı için işlevsel görülür
    C)Ekonomik iktidar, siyasal iktidarın bir yansıması olarak görülür
    D)Devlet, sınıflı toplumda egemenlerin aracı şeklinde tanımlanır.
    E)Komünist üretim araçları bireysel değil kolektiftir düşüncesi vardır

    Dogru cevap= C


    8-C.W.Mills'in ileri sürmüş olduğu "iktidar seçkinleri"analizinde ABD'de hangi üç seçkin grubu belirlemiştir?
    A)Askeri elitler-büyük şirket yöneticileri-bürokrasi
    B)İşçi elitler-askeri elitler-siyasi elitler-
    C)Bağımsız elitler-büyük şirket elitleri-işçi elitler
    D)Askeri elitler-büyük şirket yöneticileri-siyasal elitler
    E)Kapitalistler-askeri elitler-mühendisler

    Dogru cevap= D


    alıntı


    *****************

    Sosyolojiye Giriş Test Soruları 5

    aöf sosyoloji dersleri - sosyolojiye giriş ünite 5 - kültür ve toplum test soruları ve cevapları1-Kültüre ilişkin tanımların sınıflandırılmasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
    A)Paylaşılan anlam sistemi olarak kültür
    B)Bütün bir yaşam tarzı olarak kültür
    C)Yüksek kültür olarak kültür
    D)Estetik olarak kültür
    E)Bilim olarak kültür

    Dogru cevap= E


    2-Genel olarak estetik terimi 'sanat' ve 'güzellik'i belirleyen genel ve evrensel ilkelerin belirlenmesi ile ilgili ve felsefe içinde bir alt disiplin olan sanat felsefesi ile yakından ilişkili olan kavram hangisidir?
    A)Çekicilik
    B)Romantizim
    C)Sürrealizm
    D)Estetik
    E)Kültür

    Dogru cevap= D


    3-Bir toplumun yada toplumsal grubun varlığını devam ettirebilmek için üyelerinin çoğunluğu tarafından doğru ve gerekli olduğu düşünülen düşünce ve ilkelere ne ad verilir?
    A)Yüksek kültür
    B)Değer
    C)Kültür
    D)Norm
    E)örf

    Dogru cevap= B


    4-Gramsci'nin geniş halk kesimlerinin egemen sınıf(lar)tarafından kültürel ve ahlaksal olarak yönlendirildiğini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
    A)Kültürel baskı
    B)Paylaşılan kültür
    C)Kültürel yarılma
    D)Kültürel emperyalizm
    E)Kültürel hegemonya

    Dogru cevap= E


    5-Kültürün özerkliğine vurgu yapan ve kültürü egemen güç/ilişkileri tarafından biçimlendirildiğini düşünen;kültürü sabit, statik değişmez bir sistem olarak değil tam tersine, dinamik ve sürekli yenilenen bir süreç ve çatışma alanı olarak kavramsallaştıran okul aşağıdakilerden hangisidir?

    Dogru cevap= Birmingham okulu


    6-Tüm kültürel fikirlerin maddesel üretim sisteminin bir yansıması olduğunu ve böylece hakim sınıfın çıkarlara hizmet ettiğini belirten klasik sosyoloji yaklaşımı hangisidir?

    Dogru cevap= Marxist yaklaşım


    7-Bireylerin özellikle aileleri aracılığıyla sahip olduğu dilsel yeterlilik, sosyal tarz ve görgü gibi kültürel niteliklerine ne ad verilir?

    Dogru cevap=Kültürel sermaye


    8-Kültür endüstrisinin kapitalizmin tahakkümünü yaygınlaştırmak, insanları ve onların kültürel anlatımlarını metaya dönüştürmek için teknolojiyi nasıl kullandığını ve aklı nasıl araçsallaştırdığını göstermeye çalışan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

    Dogru cevap= Frankfurt okulu

    alıntı
#03.11.2011 23:16 0 0 0
  • demir eksikliği nedir - demir eksikliği anemisi - demir eksikliğine ne yapılır - kandaki demir miktarı nasıl artırılır"Kendimi çok yorgun hissediyorum ve her şey sanki gitgide daha da yavaşlıyor; yavaşlatılmış film gibi. Anemik yani kansız olabilir miyim?"

    Alyuvarların, kırmızı kan hücrelerinin önemli bir kısmıdır demir; bakırla proteini birleştirerek hemoglobin yapmaktır ana fonksiyonu ve özellikle de koşucularda çok önemlidir. Çünkü demir oksijeni kaslara taşır. Eğer demir yoksunu bir beslenmeniz varsa, anemi denen kansızlık oluşabilir sizde. Belirtileri ise halsizlik ve en ufak zorlanmada hızlı şekilde yorgunluktur. Koşucularsa yorulurlar ve daha yavaş koşarlar bu nedenle. Koşucular kansızlığa daha yatkındırlar diğer atletlere göre çünkü

    Ayaklarına binen yük ve ağırlık nedeniyle koşucuların daha çok kan yapıcı beslenmeye ihtiyaçları vardır.
    Koşucular genellikle bağırsaklarından gözle görülmeyecek kadar küçük miktarlarda kan ve de dolayısı ile demir kaybederler.
    Koşucular terleme ile de az miktarlarda demir kaybederler. Böylece maraton koşanlar, özellikle demir tüketimlerine çok dikkat etmek zorundadırlar.
    Kadın koşucularsa reglileri nedeniyle daha da fazla demir kaybederler. Hele de ortalama her kadının RDA tarafından günlük almaları gereken demir dozunu bile almadıkları gerçeğini göz önüne aldığımızda, kadın koşucularda erkeklerden daha da fazla kansızlık görülmesi sürpriz değildir.

    Kanınızdaki Demiri Nasıl Arttırırsınız?

    En iyi kaynak hiç yağsız inek etidir ve öteki koyu renkli etlerdir. Et ne kadar koyu renkli olursa demir miktarı o kadar yüksektir.( Yani tavuk bacağında, tavukgöğsüne göre daha çok demir vardır ) Biftekteki ve öteki hayvan ürünlerindeki demir ise, ıspanak gibi otlardan alınan demirden çok daha fazla, iki misli kolaylıkla emilir. Ispanaktaki demirinse sadece % 3 ü abzorbe edilir = emilir. Ispanak gibi bitki kökenli yiyeceklerdeki demirin kolay emilmesini sağlamak için otla / bitki, sebze ile eti - balık veya tavuğu karıştırın. Yani balık ve tavukla birlikte ıspanak yerseniz, hayvani protein nedeniyle ıspanaktaki demiri bünyeniz, bağırsaklarınız daha kolay emer. Yine aynı nedenle, kuru fasulye, nohut ve mercimeklerdeki bol demiri, az ve yağsız inek kıyması ile karıştırarak pişirir ve yerseniz, kurulardaki demiri çok daha iyi özümlersiniz.

    C vitamini de demirden faydalanmanızı arttırır. Mesela hakiki portakal suyu demirle takviye edilmiş ezme yulaflı, mısır gevrekli vs sabah kahvaltılarında portakal suyu içmek, demirden faydalanmanızı 2,5 defa arttırır. Bu da C vitaminin zengin olduğu meyve ve sebzeleri her kahvaltı ve de yemekte tüketmeniz gerektiği anlamına gelir. Bunu yapmak kolaydır; sabahları bir su bardağı taze sıkılmış portakal suyu için (veya 3-4 adet portakal yiyin - bu zordur! Bu hem de kalp ve felçleri önlüyor - kanın akıcı olmasına, pıhtılaşmamasına yarıyor.) Ununa vs demir takviye edilmiş, sertçe, kepek ekmeğinizin /sandviçin arasına birkaç koca dilim domates ve marul veya taze ıspanak koyun öğlen, akşamsa bol brokoli ya da C vitamini içeren o mevsimde ucuz ve bol ne varsa, onu yiyin minik etinizin yanında bol bol.

    En fazla C vitamini kaynağı olan meyvelere örnek; portakal, greyfurt, kavun, çilek, sebzelerse; brokoli, ıspanak, kırmızı, yeşil, dolmalık, sivri vs her türlü biber, domates ve patateslerin her cinsi.

    Genel olarak rafine edilmemiş, islenmemiş, cilalanmamış, doğal tahıllarda ve yiyeceklerde ve tüm tabii ekmeklerde ( beyaz olanlar değil! ) çok az demir vardır; olan demirin de çok azı emilebilir demirdir. Ama içine demir konmuş / karıştırılmış tahıllar ve bunlardan yapılan yiyeceklerse - kahvaltıda yenen yulaf ezmeleri, mısır gevrekleri vs tümü, makarnalar, ekmeklerin tümü, ABD de çok iyi demir kaynaklarıdır. Yiyeceklerdeki etiketleri okumanız ve içinde neler var görmeniz, anlamanız gerekir.

    Süt ve süt ürünleri demir açısından zayıf kaynaklardır. Ama peynir, yoğurt, süt ve öteki süt ürünlerinden daha fazla protein alırsınız etlere göre ama et yiyenlere göre de anemik olma riskiniz artar.

    Beslenme Dışındaki Demir Kaynakları;

    Multivitaminlerdeki gibi basit demir takviyeleri almak, demir hapları almak da başka bir alternatiftir veya içine günlük RDA ihtiyacınız olan demirin bir öğünde yenebilecek olan miktarına % 50 veya % 100 demir miktarı ilave edilmiş kahvaltılık yemek de çözümdür.

    Anemikseniz basit bir kan testi ile anlaşılacaktır. Anemikseniz, hamileyseniz, süt veriyorsanız, kadınsanız, sporcuysanız, koşucuysanız bu günde bir adet alınan multivitaminlerin içinde bulunan demirden daha yüksek miktarlarda demire ihtiyacınız vardır tedavi için.

    Anemikseniz / Kansızsanız Nasıl Anlaşılır?

    En ufak bir zorlanmada, sporda, yürüyüşte, iş yaparken vs hemen yorulursunuz. Çünkü kaslarınıza çok az oksijen gelmektedir.
    Gözlerinizin beyazında mavimtırak noktalar olabilir.
    Cilt solgun, renksizdir
    Tırnaklarınız çabuk kırılabilir, tırnaklarınızda hiç kavis yoktur, dümdüzdür veya öne doğru adeta topun içi gibi konkav / kıvrıktır.
    Bağışıklık sisteminiz zayıflar; hastalıklara direnemezsiniz; depresyon, kabızlık görülebilir
    Aşırı şekilde buz küpleri, kağıt, toprak! yiyor olabilirsiniz veya bu domates de olabilir veya garip şeyler ister canınız ( Bunlar araştırmalarda dökümante edilmiş bulgulardır. Ama sebebi bilinmiyor.)

    Doğru teşhis için sadece hemoglobin ve hematokriti ölçen standart kan testi değil, ferritin serumunu ve toplam demirle birleşme kapasitesini de ölçen ve demirinizin daha detaylı durumunu bildirecek test tavsiye edilir.

    İnsanlara Günlük Tavsiye Edilen RDA Demir Miktarları = Dozu;

    Büyümekte olan çocuklara ve gençlere günde 10-15 miligram
    Erkeklere günde 10 miligram
    Kadınlara günde 15-18 miligram
    Hamilelere günde 27-30 miligram
    Süt verirken 15 mg

    Anne babalar dikkat! Büyümekte olan çocuklara büyüme sırasında sürekli artan kan hacmine = miktarına yetecek kadar destekleyici demir gerekir. Eğer beslenmeniz demir açısından yeterli değilse, çocukların demir ihtiyaçları da karşılanmıyor demektir.

    Gıdaların Ne Kadarında Kaç Mg Demir Var?

    Hayvani kaynaklar; 100 gr fırında pişmiş - yağsız vs 3 mg, 100 gr hindi koyu eti 2 mg, 160 gr light ton balığında 2 mg, tavuk göğsünün 100 gramında 1 mg, 100 gr balık buharda pişmişte 1 mg, 1 iri yumurtada 1 mg, 12 iri karideste 2 mg, 19 küçük midye türlerinde 24 mg, 75 gram inek karaciğerde 24.7 mg ,75 gram tavuk ciğerinde 7.2 mg
    Meyve ve sularında; Bir su bardağı mürdüm erik hakiki suyunda 3 mg, 4 adet kuru kayısıda 1 mg, 10 adet kuru hurmada 1 mg, 1/3 kap kuru üzümde 1 mg. Bol portakal, mandalina yiyiniz.
    Sebzelerde; ½ kap buharda pişmiş ıspanakta 3 mg, ½ kap bezelyede 1 mg, ½ kap pişmiş brokolide 1 mg. Bol lahana, limon, domates yiyiniz
    Kuru fasulyeler, mercimekler vs tümünde; 1 kap pişmiş kuru barbunyada 3 mg, ¼ kap tofuda 2 mg, 1 kap bol mercimekli mercimek yemeği veya çorbasında 3 mg
    Tahıllar; % 100 demir takviyeli mısır gevreği, yulaf ezmeleri vs kahvaltılıkların 1 kabında 18 mg, 1 dilim demir takviyeli ekmekte 1 mg, 1 kap demir takviyeli makarnada 2 mg.
    Ötekiler; 25 gram mayada 5 mg, 1 yemek kaşığı koyu pekmezde 3 mg.

    Aynı zamanda Mayo klinik, çay tüketimini kısıtlayın, demirin emilmesini kısıtlıyor.

    Diyetisyen Nilgün AYDIN

    alıntı
#03.11.2011 19:54 0 0 0
  • aöf kamu yönetimi dersleri - iktisat tarihi konu özeti - ortaçağ avrupasında üretim - ortaçağda tarım toplumu - ortaçağ avrupasında imalat sanayiOrtaçağ toplumu esas olarak tarıma dayalıydı. Ancak, sanayinin ekonomiye katkısı da önemliydi. Daha önce gördüğümüz gibi imalat faaliyetleri Erken Ortaçağ’da malikanelerde toplanmıştı ve genellikle temel mesleği çiftçilik olan kişilerce ek gelir kaynağı olarak yürütülüyordu. Ortaçağ’da en geniş ve yaygın sanayi kolu, dokumacılıktı. Kumaş, Avrupa’da her ülkede, her bölgede ve hatta her evde imal ediliyordu. Fakat 11. yüzyıldan itibaren bazı bölgeler bu alanda ihtisaslaşmaya başlamıştı. Bu bölgelerin başında Kuzey Fransa ile bugünkü Belçika’da yer alan Flandra ve çevresi geliyordu. Diğer önemli bölgeler Kuzey İtalya ve Toskana, Kuzey ve Güney İngiltere ve Güney Fransa idi. Yün en önemli hammadde, yünlü kumaş en önemli mamul üründü. Değişik bölgelerde üretilen kumaşlar arasındaki tip ve kalite farkları, Avrupa içinde geniş bir ticarete yol açmaktaydı. Yün yanında keten de başta Fransa ve Doğu Avrupa olmak üzere pek çok bölgede üretiliyordu. İpek ve pamuk üretimi ise İtalya ile Müslüman İspanya’sında toplanmıştı.

    Dokuma endüstrisine göre daha küçük, fakat ekonomik açıdan daha önemli bir sanayi kolu da metalürji ve onunla ilgili yan faaliyetlerdi. Geleneksel sınıflamaya göre demir çağı M. Ö. 1200 yılları civarında da başlamıştı. Fakat İlkçağ’da demir araç ve eşyalar sınırlı ve pahalıydı. Demir küçük bir yönetici sınıfın talep ettiği silah ve süs eşyaları için kullanılıyordu. Bakır ve bronz bile daha bol olmalarına rağmen sıradan insanların hayatında nadiren görülmekteydi.

    Ortaçağ’da nispi olarak ucuzlayan demir, silah ve zırhlara ek olarak artan ölçüde çeşitli araçların yapımında da kullanılmaya başlandı. Demirin bollaşarak ucuzlamasının nedeni, Kuzey Avrupa’da demir cevheri ve özellikle de odun kömürü kaynaklarının daha zengin olmasıydı. Ancak teknolojik değişmeler de söz konusuydu. Özellikle körüklerin ve çekiçlerin çalıştırılmasında su gücünden yararlanılmaya başlanması önemliydi. Ayrıca, 14. yüzyıla doğru hava tazyikli modern ocakların ilk örnekleri ortaya çıktı. Teknolojik gelişmeyi teşvik edici bir faktör, metalürji sanayiinde ve hammaddeyi sağlayan madenlerde Roma İmparatorluğu dönemindeki köle emeği yerine hür işgücünün kullanılmasıydı.

    Diğer bir önemli sanayi kolu dericilikti. Semerlerde, koşum takımlarında olduğu kadar mobilyada, elbiselerde ve körük gibi sınai araçlarda deri kullanılıyordu. Ortaçağ’da önemli yer tutan bir diğer sanayi dalı ağaç işçiliğiydi. Ağaç Ortaçağ’da hem süsleme, hem de pratik amaçlarla çok çeşitli kullanımlara sahipti.

    1000 yıllarından sonra Avrupa’da sanayinin ölçeğinde ve organizasyonunda önemli iki değişme ortaya çıktı. 10. ve 12. yüzyıllar arasında bu faaliyetler malikanelerden yeni gelişen şehir merkezlerine kaydı. Üç yüz yıldan fazla süren bu dönemde madencilik ve taşocakçılığı gibi işin gereği icabı kırsal niteliğini devam ettiren bazı dallar dışında sanayi, büyük ölçüde şehirlere özgü bir iktisadi faaliyet haline geldi.

    Öte yandan şehirlerde toplanan imalat faaliyetleri, artan ölçüde bu işleri tek geçim kaynağı olarak benimseyen ihtisaslaşmış kişilerce yapılmaya başlandı. Belirli bir sınai faaliyet alanında ihtisaslaşmış bu ustalar, daha geniş bir pazar için üretmeye başladılar. Özellikle dokuma sanayiinde üretim artık uzak pazarlar için yapılıyordu. Pek çok durumda bu değişme, sanatkar ve tüketici arasına tüccarın girmesini gerektirdi. Mesela dokuma sanayiinde tüccar, hem üretici ile alıcı, hem de hammadde yetiştiricisi ile ipliğin ve nihai malın üreticisi arasına girerek üretim sürecinde önemli rol oynamaya başladı. Bu gelişmeler bir dizi ticari kurum ve düzenlemenin ortaya çıkmasına yol açtı. Periyodik fuarlar ve düzenli pazarlar kuruldu. Giderek bunların da yerlerini sürekli işleyen şehir ticaret merkezleri aldı.

    İkinci önemli değişme sanayinin ölçeğiyle alakalıydı. 10. ve 11. yüzyıllardan itibaren 14. yüzyıla kadar üretim hacmi genişledi. On ve 11. yüzyıllar süresince Avrupa’da nüfus arttı. Aynı zamanda kişi başına mal talebi de muhtemelen yükseldi. Tarımda daha geniş toprakların etkin olarak işlenmesiyle kazanılan servetler, tüketim malları talebini arttırdı. Büyük bir bölümü feodal sınıfların ellerinde toplanan bu servet, kaliteli ve lüks mallara yöneldi. Talep artışı 10 ve 11. yüzyıllardan itibaren 14. yüzyıla kadar üretim hacminde genişlemeye yol açtı. Bu konuda bazı bölgesel sanayiler ve kısa süreler dışında istatistiki bilgimiz bulunmamaktadır. Genel değişimin oranı ve bunun bölgelerarasında gösterdiği farklılıklar hakkındaki bilgilerimiz, daha çok nüfus tahminleri ve talebin niteliği gibi dolaylı verilere dayanmaktadır. Ancak üretimin nüfustan daha hızlı büyüdüğü hemen hemen kesindir.

    Üretimdeki bu artışa rağmen sınaî üretim birimleri Ortaçağ dönemi boyunca küçük kaldı. 16. yüzyıl öncesinde fabrikaya benzer büyük üretim biriminin çok uzak bir benzeri bile söz konusu değildi. Yalnızca madenlerde Ortaçağ standartlarına göre çok sayıda işçi çalışıyordu. Diğer bütün alanlarda sınai üretim birimleri küçük atölyelerdi. Bu küçük üretim birimlerinin hakimiyeti, yatırım sermayesinin azlığından kaynaklanıyordu. Ancak, sanayiye karşı genel tutumun ve lonca olarak bilinen esnaf organizasyonlarının etkisi de önemli bir neden teşkil ediyordu.

    İmalat sanayiinin yapısında ne gibi değişiklikler meydana gelmiştir?

    Ortaçağ’da ideal sınai üretici kalfa ve çırakların yardımıyla üretim yapan ustalardı. Malın kalitesi loncalar tarafından denetleniyordu. Ustanın kullanacağı hammaddeden fazlasını biriktirmesi yasaktı. O herkesin gözü önünde çalışırdı. Ürettiği mala adil bir fiyat koyması ve mütevazı bir hayat sürmesi beklenirdi. Gerçek uygulama her zaman bu ideale uygun düşmemekle birlikte Ortaçağ esnafı, genel olarak geçimlik bir düzeyde yaşıyor ve çok az sermayeye sahip bulunuyordu.

    Şehirlerde imalat faaliyetlerini yürüten esnaf, loncalarda örgütlenmişti. Bunlar aynı meslek dalında faaliyet gösteren esnafı bir araya getiriyordu. 12. ve 13. yüzyıllarda bütün şehirlerde ve büyük kasabalarda loncalar gelişmişti. Orijinleri konusunda farklı görüşler ileri sürülmekle birlikte bir arada yaşayan, aynı inançları paylaşan, aynı pazarda alışveriş yapan, aynı tüccarla muhatap olan insanların karşılıklı yardım ve destek için biraraya gelmeleri tabiiydi. Bu nedenle loncaların, dinî ve yardımseverlik amaçlarıyla ekonomik fonksiyonları arasında bir ayırım yapmak oldukça güçtür.

    Esnaf loncalarının da aynen tüccar birliklerinde olduğu gibi şehir ticareti üzerinde tekelci uygulamalardan kaynaklandığı iddia edilmiştir. Bu modeli ileri süren Gross’a göre, hür ve bağımsız olan esnafın menfaatlerini korumak ve çalışma standartlarını sürdürmek için birleşmesiyle loncalar teşekkül etmişti. Ancak esnaf, küçük kasabalarda hür ve bağımsız olmakla birlikte sayılan, ihtisaslaşmış meslek dallarında bir araya gelmelerine imkan vermeyecek kadar azdı. Sayılarının çok olduğu büyük şehirlerde ise esnaf, bağımsız olmaktan uzaktı. Uzak pazarlar için üretim yapan bu esnaf, tüccar sermayedarın denetimi altındaydı. Pek çok esnaf loncası böyle şartlar altında doğmuştu. Bu yüzden loncaların tüccar kapitalistlerin ekonomik ve siyasi güçlerine karşı başarılı bir tepki olarak ortaya çıktığını düşünmek daha makul olacaktır.

    Esnaf loncaları, işin kalitesini garanti altına alması, tüketiciye adil fiyatlarla malların ulaşmasını sağlaması ve mütevazı esnafı toplumun değerli bir üyesi haline getirmesi itibarıyla istikrarlı şehir toplumunun ana müesseselerinden biri olarak idealize edilmiştir. Gerçekten lonca düzenlemeleri, sanatın icra edileceği şartlarla ve tüketicinin menfaatlerinin korunmasıyla alakalı pek çok kural içermekteydi. Bu düzenlemeler, geçimini sürdürmeyi amaçlayan esnaf ile şehir toplumu arasında bir uyuşmayı temsil ediyordu. Kalitenin korunması için gün ışığında çalışılması, yeterince mesleği öğrenmeyen kişiye usta olma imkanının verilmemesi, mal standartlarına kesin olarak uyulması hep bu amaçlara hizmet ediyordu.

    Esnaf loncaları tekelci uygulamalarıyla teknik gelişmeye ve etkin iş organizasyonuna engel olmakla suçlanmıştır. Hatta bu yüzden teknik ve sınai gelişmenin 18. yüzyılın sonlarına ve 19. yüzyılın başlarına kadar geciktiği bile ileri sürülmüştür. Ancak bu etkileri fazla abartmamak gerekir. Bir kere loncaların tekelci özellikleri sınırlıydı. Bir mesleğe bu tekelci imkanları bağışlayan mahalli otoritelerin bu imtiyazın şartlarını belirleme yetkileri vardı. Ayrıca lonca üyeliği gerekli şartları yerine getiren herkese açıktı. Öte yandan Ortaçağ’ın sonlarında şehirli esnaf iktisadi açıdan zayıf durumdaydı. Bu yüzden üretimi sınırlayarak fiyatları yükseltecek güçten yoksundu. Esnafın tekelci gücünü iktisadi amaçlan uğrunda kullandığına dair çok az kanıt vardır. Ayrıca loncaların tekelci davranışları kırsal kesimdeki esnafa başvurularak kırılabiliyordu. Loncalar büyük işletmelerin kurulmasına engel olmakla da suçlanmıştır. Lonca düzenlemelerinin kalfa ve çırak sayısını sınırladığı doğrudur. Ancak, büyük sınai teşebbüslerin yokluğunun ana nedeninin bu olduğu şüphelidir; asıl önemli neden sermaye yetersizliğidir.


    alıntı
#03.11.2011 15:56 0 0 0
  • aöf kamu yönetimi dersleri - iktisat tarihi - kuzey avrupa iktisadi gelişme - erken ortaçağ avrupasında kırsal yaşamKuzey Avrupa’nın doğal çevresinin iktisadi yapı ve gelişme üzerindeki etkisi ne olmuştur?

    - Kuzey’in ovaları denize doğru oldukça yavaş akan nehirlerin de bulunduğu geniş alanları kapsar. Bu nehirlerin önemli bir kısmı gemiciliğe elverişli olduğundan ağır ve hacimli malların taşınabilmesi için önemli bir imkan sağlıyordu. Ayrıca Avrupa’da aşılmaz nitelikte dağların bulunmaması, daha çok düz ovaların yaygın olması kara ulaşımını kolaylaştırıyordu. Öte yandan, Kuzey Batı Avrupa’nın kıyıları ise girintili çıkıntılı olup, pek çok sayıda liman bulunmakta ve bu coğrafya denizciliği teşvik etmekteydi.

    Nispeten bol yağmurlar yılın büyük bir bölümünde zengin bir yeşil bitki örtüsüne imkan verdiğinden tarım hayvanları arasında atlar ve sığırlar büyük bir yer tutuyordu. Yine aynı şekilde Kuzey’in nemli ovaları Akdeniz’in kıraç topraklarına göre çok daha fazla verimliydi.

    Ortaçağ Avrupa toplumunun kimliği hangi etkenlerin sonucunda oluşmuştur?

    - Ortaçağ’da Avrupa toplumu, her bölgede farklı ölçüde dağılmış olan üç etkiye tabiydi: İlk etki, karmaşık kültürü, kurumları ve gelenekleri ile Roma’nın etkisiydi. İkinci etki, Avrupa topraklarına yerleşen ve yerli halkla kaynaşan, ancak bazı karakteristik özelliklerini de koruyan Cermen istilacılarının etkileriydi. Üçüncü etki evrensel kilise kurumlarından kaynaklanıyordu.

    Ortaçağ Avrupa’sının ekonomik dönemlerini belirleyen eğilimler nelerdir?

    - İlk olarak 476 ile 1000 yılları arasındaki yaklaşık yarım binyıllık bir dönemi kapsayan sürede (Karanlık çağ ya da Erken Ortaçağ) Avrupa siyasi kargaşa ve ekonomik düşüş içindeydi. Yaklaşık 1000 yıllarından başlayarak 14. yüzyılın başlarına kadar (İleri Ortaçağ) yaygın ve hızlı bir ekonomik kalkınma görüldü. Daha sonra 14. ve 15. yüzyıllarda (Geç Ortaçağ) ekonomik bir kriz yaşandı.

    Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra Avrupa yaklaşık 5 asır sürecek bir siyasi kargaşa döneminde hangi kurumları geliştirerek bu gelişmelere kaşı koydu?

    - Avrupa 10. yüzyıla doğru feodalizm sayesinde kendini tehdit eden istilalara karşı bir savunma sistemi kurmayı başarmıştı. Bu sistemin dar bir alan içinde de olsa sağladığı istikrar ve düzen, ekonomik hayatın yeniden canlanması için elverişli bir ortam yaratmıştı.

    Erken Ortaçağ Avrupa’sının kırsal hayatını belirleyen gelişmeler nelerdir?

    - 10. yüzyılda Avrupa’nın pek çok kısmı malikane olarak bilinen küçük siyasi-ekonomik birimlere ayrılmıştı. Toprak boldu, fakat yeterli işgücünün ve güvenliğin mevcut olması halinde bir üretim faktörü olarak işe yaramaktaydı. Kuzeyin ağır ve nemli topraklarını sürmek için ilk önce Slavlar tarafından geliştirilen bıçaklı ağır saban 10. yüzyıla gelmeden Kuzey Avrupa’nın tamamında kullanılmaya başlandı. Açık tarla sistemi ile tarlaların büyük parçalar halinde düzenlenmesi hem ekilen toprakların çitleme masraflarında, hem de hayvan otlatmasında ölçek ekonomisinden yararlanmaya imkan veriyordu. Ortaçağ tarımının nihai bir özelliği de tüm tarımsal faaliyetin köy topluluğu tarafından sıkı bir şekilde kontrolünü ve ortaklaşa olarak yürütülmesini gerekli kılmasıydı. Sistem herhangi bir yeniliğe kapalıydı.

    Feodal ilişkilerin sosyo-ekonomik yapısı nasıl belirlenmiştir?

    - Serf hür fakat toprağa bağlı bir köylü idi. Serfin, malikane sahibine karşı en önemli yükümlülüğü, angarya idi. Bunun dışında serf çeşitli ayni ödemelerle de yükümlü kılınmıştı.

    Erken Ortaçağda, ticaretin, sanayinin ve kentlerin gelişmesi ve bu alanlarda ortaya çıkan yeniliklerin niteliği nedir?

    - Erken Ortaçağ’ın çeşitli dönemlerinde Akdeniz ticaretinin gerilediği iddiası özellikle Belçikalı tarihçi Henry Pirenne ve diğer bazı iktisat tarihçileri tarafından ileri sürülmüştür. Ancak bu iddia ve tezler genel olarak kabul görmemektedir. Ancak dönem boyunca Batı ve Doğu Avrupa ile Uzakdoğu arasındaki ticari mübadelenin Batı’da alım gücünü sağlayan altının azalması sonucu gerilediği bir gerçektir. Fakat bu değişmenin çapı tartışmalıdır. Batı’da, Doğu malları için mevcut efektif talep karşılanmış olmakla birlikte, imparatorluk Roma’sının 250′lerdeki zengin ticaretinin Ortaçağ’ın ilk yarısında kaybolduğu da bir gerçektir. Bu dönemde şehirlerde devamlılığı sağlayan unsur, surları ve Hıristiyan kilisesinin kurumlarıydı. Bu duvarlar, arkalarındaki insanlara güvenlik sağladı. Tüccar, mallarını depolayabileceği ve güvenlik içinde satışa arz edebileceği bir ortam olarak ondan yararlandı.

    Batı’da Roma hakimiyetinin sona ermesinden çok daha önce büyük tarım işletmelerinde kendi atölyelerini kurma eğilimi başlamıştı. Bu dönemde uzak mesafeli ticaret pek çok şekilde sınırlanmıştı. Düşük değerli malların kazancı, uzak mesafelere taşımanın yüklediği maliyet ve riski karşılamıyordu. Bu yüzden bölgeler basit ve ucuz mallarda kendi kendine yeterli bir durumdaydı. Ortaçağ’da bu mahalli kendi kendine yeterlilik, malikane sınırları içinde benzer bir otonomiye yerini bıraktı.


    alıntı
#03.11.2011 15:40 0 0 0
  • aöf kamu yönetimi dersleri - iktisat tarihi dersi - ortaçağ avrupasında teknolojik yeniliklerBir dizi şaşırtıcı yeniliği takiben M. Ö. 2500 yılları civarında Batı dünyasında teknolojik ilerleme sona erdi. Daha sonraki 3 000 yıl boyunca çok az gelişme oldu. Ortaçağ’la birlikte Batı dünyası, teknik yeniliklerin hızla birbirini izlediği ve özellikle de teknolojinin mekanik yönünün ağırlık kazandığı bir döneme girdi. Bin yıllık Ortaçağ, Avrupa’nın 1500′lerden sonra dünyanın geri kalan kısımlarını istila etmesini, yağmalamasını ve sömürgeleştirmesini mümkün kılan teknolojik yeterliliği kazandığı bir dönem oldu.

    6. ve 11. yüzyıllar arasında ortaya çıkan teknolojik yenilikler daha çok tarımla alakalıydı. Avrupa’da yaygınlaşmaları uzun bir zaman alan bu yeniliklerin en önemlileri ağır saban, üçlü tarla rotasyonu ve yeni bir at koşum sisteminin geliştirilmesi ile çivili at nalıydı. Bu yenilikler birbirlerine destek olarak 1100 yıllarından itibaren Kuzey Avrupa’da görülen tarımsal büyümenin temelini oluşturdu. Böylece Roma İmparatorluğu zamanında seyrek nüfuslu, ekonomik açıdan geri kalmış bir sınır bölgesi olan Kuzey Avrupa, Akdeniz topraklarının servet ve zenginliğine rakip ve sonuçta onu da aşan bir tarım üretim merkezi haline geldi.

    Ağır sabanın en büyük avantajı yumuşak topraklara göre daha verimli olan Kuzey Avrupa’nın yoğun ve sert topraklarını tarıma elverişli hale getirmesiydi. İkinci önemli avantajı insan emeğinden tasarruf sağlamasıydı. Çünkü ağır sabanın bıçağı, toprağı altüst ettiğinden, ekilen topraklarda çapraz sürüm işlemini gereksiz kılıyordu. Üçüncü avantajı ise toprakların uzun çizgiler halinde sürülmesine imkan vermesiydi. Böylece bıçak toprağı sürekli sağa doğru atarak ortaya yığdığından, çizgiler arasında oluşan ince kanallar suların çekilmesini ve dolayısıyla toprağın kurumasını sağlıyordu.

    Başlangıçta, ancak çok verimli topraklarda uygulanabilen üçlü tarla rotasyonu da önemli avantajlara sahipti. Farklı mevsimlerde değişik ürünlerin ekilmesi, hasat kötülüğüne ve onu izleyen kıtlığa karşı bir sigorta mekanizması görevi yapıyordu. Çünkü her ürün iklim şartlarından aynı şekilde ve ölçüde etkilenmeyeceğinden, bir üründe görülen başarısızlık diğerlerinin yüksek verimiyle giderilebiliyordu.

    Bu sistemin ikinci ve daha önemli bir avantajı, sürüm işlemlerinin yıl içinde daha düzenli olarak dağılmasına ve böylece yeni toprak açma faaliyetlerinin hızlanmasına imkan vermesiydi. İkili tarla rotasyonundan üçlü tarla rotasyonuna geçiş, köy topluluğunun üretimini köylü başına % 50 artırıyordu. Bunu bir örnekle açıklayalım. On ikinci yüzyıldan itibaren nadasa ayrılan topraklar, yabanî ot ve tohumların yok olmasını sağlamak için yılda iki kez sürüldüğünden 600 dönümlük bir tarlada ikili tarla rotasyonu uygulandığında, 900 dönüm sürme işleminin yapılması gerekiyordu. Bu durumda 300 dönüm tarla ekilebiliyordu. Oysa aynı topraklarda üçlü tarla rotasyonu uygulandığında, 200 dönümlük kısmı nadasa ayrılacağından, tarla sürme işleri 800 dönüm olmakta; buna karşılık 400 dönümden ürün elde edilebilmekteydi. Aynı işgücü ile 100 dönüm daha tarla sürme imkanı olduğundan, bu işgücü ile 75 dönüm tarlanın sürüm işleri tamamlanabilmekte ve ekim yapılan alan 50 dönüm daha artarak 450 dönüme yükselmekteydi. Böylece tarıma açılacak yeni toprakların bulunduğu bölgelerde üçlü tarla rotasyonu ekim yapılan alanların ve dolayısıyla üretimin % 50 artmasını sağlamaktaydı.

    Üçlü tarla rotasyonunun bir başka avantajı İlkbahardaki baklagiller ekimi sayesinde hem köylülere protein yönünden daha zengin bir beslenme rejimi sağlaması, hem de toprağı azot bakımından güçlendirerek kış üretiminin verimliliğini yükseltmesiydi. Öte yandan yulaf üretiminin artması atı, tarımda, taşımada ve sanayide yararlanılan önemli bir güç kaynağı haline getirdi.

    Çivili at nalı ve yeni koşum sistemi ise atın gücünden daha etkin şekilde istifade edilmesine imkan verdi. Tırnaklarının zayıflığı, özellikle de Kuzey Avrupa’nın nemli ikliminde atın ekonomik olarak kullanılmasını engelliyordu. Çivili at nalı, atın tırnaklarının korunmasını sağlayarak bu problemi çözdü. Öte yandan geleneksel koşum sistemi, öküzlerin bünyesine göre düzenlenmişti ve boyna dolanan bir kayıştan ibaretti. Bu sistem, at için son derece elverişsizdi. Çünkü atın boynunu sıkarak rahat nefes almasını ve kanının başa doğru hareketini güçleştiriyordu. Bu yüzden bir çift at, 50 kg’lık yükü zorlukla çekebiliyordu. Etkin bir at koşum sistemi önce Asya’da geliştirildi ve 9. yüzyılda Avrupa’ya geçti. Omuzlara dayanan sert bir halkadan meydana gelen bu yeni koşum sisteminde at, eskisine oranla 4-5 kat daha fazla yük çekebiliyordu. Böylece atı, ağır tarla işlerinde etkin olarak kullanma imkanı doğdu.

    Avrupa’da at besleme yaygınlaştı. Müslüman ülkelerden at ithal edilerek cinsinin geliştirilmesine çalışıldı. Giderek tarımda öküzün yerini alan at öküze göre daha masraflıydı; ancak ondan daha güçlü ve daha hızlıydı. Hızlılık faktörü, soğuk ve yağışlı iklim nedeniyle tarlada çalışma süresinin sınırlı olduğu bölgeler için özellikle önemliydi.

    Atın öküzün yerini alması daha pahalı, fakat buna karşılık daha etkin bir sermaye malının, daha ucuz, fakat daha az etkin bir sermaye aracının yerine ikame edilmesi demekti. Bu nitelikte bir diğer değişme de 12. yüzyıldan itibaren daha pahalı demir araçların tarımda kullanımının artışıydı. Daha etkin araçların kullanılışı verimde artışı, verimde artış ise daha pahalı ve etkin sermaye araçlarının kabul edilmesini sağladı.

    Ortaçağ’da meydana gelen bir diğer önemli teknolojik değişme de su ve rüzgar değirmenlerinin yaygınlaşmasıydı. 10. yüzyıldan itibaren hidrolik enerjiden elde edilen hareket gücü, üretim faaliyetlerinde artan bir çeşitlilikle uygulanmaya başladı. Giderek su değirmenleri daha karmaşık ve güçlü hâle geldi. Değirmenlerin yeni faaliyet alanlarına adaptasyonu, yeni mekanizmaların geliştirilmesini gerektirdi.

    Rüzgar değirmenleri ise Avrupa’da ilk kez 12. yüzyılın sonunda görüldü. Başlangıçta rüzgar değirmenleri oldukça ağır bir zemin üzerinde kurulmaktaydı. Rüzgarın yönüne göre değirmenin döndürülmesi gerekiyor ve bu da değirmenin büyüklüğünü önemli ölçüde sınırlıyordu. 14. yüzyıla doğru kule şeklinde değirmenler inşa edilmeye başlandı. Bu şekilde bina ve makineler sabit kalıyor, yalnızca tepe kısım, rüzgarın yelkenlere gelmesini sağlayacak biçimde döndürülüyordu. Böylece daha büyük ve güçlü değirmenlerin kurulması mümkün oldu. Bu değirmenlerde yelkenler elle çevriliyordu. Fakat daha sonra bu engel de aşılarak, yelkenlerin rüzgara göre otomatik olarak yön değiştirmesi sağlandı. Bu, muhtemelen makinelerde otomatik kontrolün ilk örneğiydi.

    Kule değirmenler 20-30 beygir gücü enerji üretebiliyordu. Rüzgar değirmenleri su değirmenlerinden daha güçlüydü. Ancak onun yayılması coğrafi şartlar ve iklim özellikleriyle sınırlanmaktaydı. Bu yüzden rüzgar değirmenleri bazı bölgelerde yaygın olarak bulunurken, bazı bölgelerde sınırlı bir şekilde uygulanabildi.

    Su değirmenleri gibi rüzgar değirmenleri de başlangıçta yalnızca hububat öğütmek için kullanıldı; ancak daha sonra ipek dokuma, şerit basma, kumaş kalıplama, deri dikme, yağ çıkarma ve barut imali gibi pek çok üretim faaliyetinde ondan yararlanılmaya başlandı. Su ve rüzgar değirmenlerinin yaygınlaşması ve güçlerinin artması, üretken amaçlar için daha fazla enerjinin sağlanması demekti. Onların yaygın kullanımı, insanın güç için hayvan ve bitki şeklindeki enerji kaynaklarına bağlı olduğu geleneksel dünyadan kurtuluşun başlangıcı ve böylece sanayi inkılabının ilk habercisi oldu. Değirmenlerden imalat sektöründe yararlanılması aynı zamanda yeni bir eğilimin de işaretiydi. Daha önce yenilikler yalnız tarım sektöründe olmaktaydı. Şimdi imalat sektöründe de artan şekilde yenilikler ortaya çıkmaya başlamıştı.

    10. yüzyılın ortalarında Flandra’da dikey tezgah bulundu. Geleneksel yatay tezgahla karşılaştırıldığında bu yeni tezgah, bir işçinin verimliliğini 3-5 kat artırıyor ve üretimin kalitesini yükseltiyordu. 13. yüzyılın ikinci yarısının önemli yenilikleri çıkrık ve gözlüktü. 14. yüzyılın başlarında ilk saatler ve ateşli toplar ortaya çıktı. Aynı dönemde kanallar için kapama sistemleri geliştirildi.

    Ortaçağ’ın sonlarında gemi tasarımında, gemi inşasında ve gemicilik araçlarında önemli teknolojik gelişmeler oldu. Gemilerde yelkenler ve sabit dümenler küreklerin yerini aldı. Böylece gemilerde daha büyük manevra ve doğrudan kontrol imkanı doğdu. Gemiler büyüdü, yönetilmeye daha elverişli ve denize daha dayanıklı hale geldi. Gemilerin savaş kapasiteleri yükseldi. Pusulanın Ortaçağ boyunca Avrupa’da kullanımı yaygınlaştı. Manyetik pusula ve haritacılık alanındaki gelişmeler gemicilikte tesadüfiliği azalttı. Böylece gemilerle daha uzun seyahatlere güvenlik içinde çıkmak mümkün oldu.

    15. yüzyılda ise gemi yapım teknolojisinde önemli değişmeler oldu. Rüzgar enerjisinden daha etkin şekilde istifade edilmesini sağlayan tam yelkenli gemiler inşa edildi. Bu gemilerde üç direk bulunuyor ve direklerin birinde bulunan yelken, rüzgarı toplayarak diğer iki direkteki yelkenlerin daha bol ve sürekli rüzgar almasını sağlıyordu. Bu gemiler elverişli rüzgarları beklemek mecburiyetinde olmadığından seyahatlerde boşa geçen bekleme süresi azaldı. Yelken alanlarının genişlemesi sonucu daha çok rüzgar enerjisinden istifade edebilen bu gemilerin büyüklüğü ve kapasiteleri artarken, taşıma maliyetleri de düşürüldü.

    15. yüzyılda ortaya çıkan diğer önemli bir değişme, medeniyetin doğuşundan beri en önemli yeniliklerden biri olan matbaanın icadıydı. Daha önce kitaplar öylesine pahalıydı ki çok az zengin, kitap satın alabiliyordu. Matbaa, kitapları ucuzlatarak bilgi ve eğitim alanında yeni ufuklar açtı.

    Bu sayılanlar Ortaçağ’da ve Rönesans döneminde ortaya çıkan yeniliklerin birkaçıdır. Bu yeniliklerin pek çoğu Avrupa dışında geliştirilmiş fikirlerin kabulünden ibaretti. Ağır saban Slav orijinliydi. Rüzgar değirmenleri bir İran icadıydı. Çıkrık 11. yüzyılda Çinliler tarafından biliniyordu. Avrupa büyük bir açık fikirlilikle bu yenilikleri benimsedi. Ancak 12. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa orijinal bir yaratıcılığa da sahip oldu. Gözlük, mekanik saat, top, yeni yelkenli gemi tipleri ve diğer yenilikler Avrupa’nın tecrübeye dayanan merak ve hayalinin orijinal ürünleriydi. Avrupa dışarıdan aldığı fikirleri de pasif bir şekilde taklit etmek yerine, mahallî şartlara daha uygun yeni kullanım şekilleri ortaya koydu. Doğu’daki şekliyle yatay bir eksen üzerinde yelkenlere sahip olan rüzgar değirmenlerinin yelkenleri, Batı’da dikey bir eksen üzerinde bulunuyordu.

    Batı’daki teknolojik gelişmenin diğer bir özelliği teknolojinin mekanik yönüne verilen önemdi. Bütün üretim süreçlerini mekanikleştirmeye doğru sonsuz bir istek vardı. Matbaa, Çinliler tarafından icat edilmişti Ancak onu etkin bir kitle üretim aracı hâline getiren Avrupalılar oldu. 15. yüzyılın sonunda Avrupa teknoloji alanında klâsik dünyayı geride bırakmış ve Avrupalılar kendi medeniyetlerinin özel simgesi olan mekanik yaratıcılıklarını ortaya koymağa başlamışlardı.

    Makineler ve mekanik çözümlere bu sürekli ilgi iki önemli sonuç yarattı. Bir yandan pek çok üretim sektöründe büyük prodüktivite kazançları sağlandı. Öte yandan daha çok makine ortaya çıktıkça insanların mekaniğe karşı ilgisi arttı. 16. ve 17. yüzyıllarda mekanikle alakalı kitaplar yaygınlaştı. Mekanik bakış açısı, sanat ve felsefe gibi alanlara bile yansıdı. Bütün bu değişmeleri bir arada ele aldığımızda, Ortaçağ zihniyetinin yeniden şekillendiğini ve maddi dünyaya karşı yeni bir tavrın geliştiğini görmek mümkündür. Artık tabiat anlaşılmaz; insan tabiata karşı yenik değildi. Tabiat anlaşılmalı ve onun güçlerinden yararlanılmalıydı.

    Avrupa’nın Ortaçağ ve Rönesans döneminde gösterdiği teknolojik dinamizmin nedenleri üzerinde duranlar, bunun salgınların yol açtığı emek kıtlığına bir cevap olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak olay, böyle basit bir determinizmle açıklanamayacak kadar karmaşık ve çok yönlüdür. Zorunluluk veya gereklilik hiçbir şeyi açıklamaz. Asıl problem, bazı grupların diğer grupların çözemediği ya da karşılayamadığı ihtiyaçlarına belirli bir şekilde cevap vermeyi nasıl başarabildikleridir.

    alıntı
#03.11.2011 15:22 0 0 0