BiR-DOST

BiR-DOST

Admin
13.01.2008
Genel Kurmay Başkanı
525.784
Hakkında

  • üzüm bağları - bağcılıkta yetiştirme istekleri - bağcılığın iklim istekleriTürkiye, son derece eski ve köklü bir bağcılık kültürüne sahip bir bölge üzerindedir. Üzüm besin değeri yüksek bir meyve olup A,B, B2 ve vitaminleri içerir. Üzüm sofralıkta tüketim dışında kurutmalık şaraplık, şıralık, konservelik olarak da tüketilebildiğinden yılın her yılı tüketilebilir.

    Çeşit seçimi

    Bağ kurmak için seçilecek üzüm çeşitlerinde özellikler;
    1. Seçilen çeşit iklim istekleri yönünden yörenin iklimine uygun,

    2. Yörede ekonomik olarak tercih edilen çeşitler olmalı

    3. Seçilen çeşit, üretim amacına uygun olmalı(sofralık, sarp kurutmalık)

    4. Döllenme biyolojisi yönünden seçilen çeşitler birbirine uygun,

    5. Bir bağ, kendine verimli üzüm çeşitleriyle kurulduğu zaman bağ parseller halinde dikilmelidir. Çünkü her çeşidin budanması,gübre ihtiyacı dayanımı ve hasadı birbirinden farklıdır. Bağ kurarken salkımda yeknesak bir tane tutumunu sağlamak için çeşitlerin döllenme biyolojisi açısından çiçek yapılarının iyi bilinmesi gerekir . Tahannebi, Hönüsü ve Karagevrek gibi morfolojik erdişi fizyolojik dişi çeşitlerine sahip olan çeşitler seçildiği zaman (bunlar kendine kısır olduğundan) mutlaka dölleyici (babalık) çeşitlerinde birlikte belli oranda dikilmesi gerekir.

    Dölleyici çeşit (babalık) seçiminde dikkat edilecek hususlar şunlardır;

    1. Dölleyicinin bol çiçek tozu oluşturması ve çiçek tozlarının çimlenme oranı yüksek olmalıdır.

    2. Dölleyici çeşitle, ana çeşidin çiçeklenme dönemlerinin bir olması gerekir.

    3. Dölleyici çeşidin çiçeklenme döneminin uzun olması gerekir.

    4. İki çeşit arasında döllenmede kısırlık olmamalıdır.

    5. Dölleyici çeşidinde o bölge için ekonomik öneme sahip olması gerekir. Bölge çeşitleriyle uyuşabilecek anaçların seçilmesine özellikle dikkat edilmelidir. Erkenci çeşitler için Berlandier X Riparia melezlerinden koker 5BB, 420 Ave 5C anaç olarak seçilebilir.Bu anaçlar yüksek oranda kirece ve yeterli düzeyde nematoda dayanıklıdırlar.

    Orta mevsimde ve özellikle geç dönemde olgunlaşan çeşitler için ise kirece dayanımı yüksek , nematodlara dayanımı yeterli ve kuvvetli gelişme özelliğine sahip 140 Ruggeri anaçları , tuzluluk sorunu olan yerlerde ise Solonis X Riparis melezi olan 1616 C anaç olarak seçilime uygundur.Çeşitlerin budanması , uyanması , olgunluk zamanı v.s. farklılık gösterdiğinden böyle bağların bakımı, hasadı, üzümün değerlendirilmesi çok zor olmaktadır. Bu nedenle bağa konulacak çeşit sayısı en az sayıda tutulmalı veya ikiye geçmesi tavsiye edilir.

    İklim isteği

    Asma günlük ısı ortalaması 10 C yi bulunca gelişmeye başlar ve sonbaharda ısı ortalaması bu derecenin altına düşünceye kadar gelişmesini sürdürür yani gelişme devresi oldukça uzun süren bir bitkilerdir. Bağcılık yapabilmek için, yıllık ortalama sıcaklık 9-20 C ve sıcak aylar ortalaması 17-20 C olmalıdır. Erken olgunlaşan çeşitlerde tam çiçeklenmeden olgunluğa kadar geçen sürede 1600-2000 C, geç olgunlaşanlarda ise 3000 C yada daha fazla sıcaklık toplamına ihtiyaç duyulmaktadır.

    Asma kökleri derinlere gittiği için diğer bitkilere oranla daha az yağış alan yerlerde de yetişebilir. Yıllık yağış miktarı yanında, yağışın dağılımı bağcılık bakımından çok önemlidir. Bağcılıkta iklim faktörleri çok önemlidir.

    Eğer bir yerde ilkbahar donları omcaların sürgün sürmesine denk gelirse yeşil akşam -1,-2 C nin altındaki ısıdan zarar göreceğinden bağ hasara uğrar. Sonbaharda erken gelen donlarda odun kısmının iyi odunlaşmasına engel olarak genç omcaların kurumasına sebep olur. Rüzgarın bağlara çok etkisi vardır. Diğer iklim faktörleri müsait olmak şartıyla rüzgarlardan korunmuş yerler bağcılığa daha uygundur.

    alıntı

    https://www.main-board.com/bitkiler/788921-bagcilikta-toprak-faktoru.html#post5172673
#12.11.2014 14:35 0 0 0
  • biber yetiştiriciliği - biber çeşitleri - biberin pazar gereksinimiDört loplu meyve, kalın etli ve blocky şekillidir. Kırmızı, sarı, yeşil, turuncu ve beyaz gibi bir çok rengi vardır. Boyutlar çeşide ve pazar gereksinimine göre değişmekle birlikte 7×7-12×12 cm arasında değişir.

    Dulce İtaliano

    Konik şekilli uzun meyve 20×4 cm, İnce etli pürüzlü yüzey. Yeşilken tüketilir, genellikle kızartması yapılır.

    Charly

    Geniş omuzlu konik şekilli ortalama 3-4 cm, Ortalama uzunluk 15-20 cm, çok düzgündür. Olgunlaşmadan ve rengi yeşilimsi sarıyken hasat edilir ve tüketilir.

    Fildişi Konik Macar Biberi

    Geniş omuzlu, kalın etli, konik şekilli (ortalama 5 cm), Meyvenin uzunluğu normal olarak 15-20 cm dir. Daha olgunlaşmadan rengi beyaz/fildişi iken hasat edilir ve tüketilir. Güçlü Kokusu bu çeşidin bir özelliğidir.

    Acı Biber

    Tipik konik acı biber şekli, Capsi’um çok olması bu bibere acı lezzetini verir. Yeşil veya kırmızı tüketilebilir.

    Sivri Biber

    Konik şekilli, ince etli, uzunluğu 20-25 cm, 2-3 cm eninde dar omuzludur. Hafif körüklü parlak, tatlı ya da çok az acı ve yeşil renktedir.

    Uzun Biber

    Üç dört loplu dikdörtgen şekillidir. Uzunluğu normal olarak omuzlarının iki katıdır. Kalın etlidir. Boyutlar çeşite ve pazarın gereksinimlerine göre değişiklik gösterir.

    Corno Di Bue

    Oldukça kalın etli ve konik şekillidir. Çok yumuşak ve genellikle üç lopludur. Öncelikle yeşil iken hasat edilir. Kırmızı ve sarısı da mevcuttur.

    alıntı
#12.11.2014 14:28 0 0 0
  • üzüm yetiştirmek - kuru üzüm - çekirdeksiz üzüm yetiştiriciliği - üzüm bağlarının bakımıBugün Türkiye’de ihracata yönelik sofralık üzüm üretimi bakımından ilk sırayı “çekirdeksiz üzüm” almaktadır. Bugüne kadar süregelen yerli ve yabancı bazı çekirdekli çeşitlerin yetiştiriciliği ihracat anlamında önemini yitirmiştir. Dolayısıyla Türkiye üzüm ihracatının % 95’ini sultani çekirdeksiz üzüm oluşturmaktadır. Son yıllarda kayda değer olmasa da yeni çeşitlerin üretiminin de başlaması ile birlikte üzüm yetiştiriciliği farklı bir boyut kazanacaktır.

    Ege bölgesinin belirli bir kesiminde tek çeşitte yüksek tonajların üretilmesi, yetiştiricileri ve ihracatçı kuruluşları son derece zorlamakta olup; bu darboğazın aşılabilmesi için ivedi olarak köklü tedbirlerin alınması ve iyi bir üretim-işleme-pazarlama zincirinin oluşturulması gerekmektedir. Üretim, ürün işleme ve pazarlama halkalarından oluşan bu zincirde sağlıklı işleyişin sağlanması “entegrasyon” olarak tanımlanmakta ve entegrasyonda başarı üretici, ihracatçı ve satıcının bu süreçte bazı sorumlulukları üstlenmesini beraberinde getirmektedir.

    Günümüzde ihraç edilmek üzere ürün yetiştirmeyi hedefleyen üreticilerden Avrupa birliği pazarı “eurepgap” adı verilen ve tarımsal üretimde iyi tarım uygulamaları çerçevesinde izlenebilir bir üretimi sağlamaya yönelik olarak ortaya konan üretim standartları paralelinde bir üretim istemektedir. Bu üretim şekli ürün güvenliğinin sonucunda tüketici sağlığını koruyan ve tarımın doğaya olumsuz etkisini en aza indirici nitelikte bir üretim sistemidir.

    Yapılan her tarımsal uygulamanın bilinçli bir biçimde ve kayıt altına alınarak yapılmasını gerektirmektedir. Türkiye, üzüm yetiştiriciliği açısından değerlendirildiğinde, üretimde başarıya etki eden faktörler bakımından son derece uygun bir yapıya sahiptir. İyi bir makro üretim planlamasıyla değişik ekolojik bölgeler dikkate alındığında; hem sofralık üzüm yetiştiriciliği, hem de tarıma dayalı sanayiye yönelik hammadde desteği büyük bir ivme kazanacaktır. Bunun yegane yolu da; planlı, programlı, modern ve amaca yönelik olacak şekilde dünya standartları ile paralellik gösteren bir yetiştiricilik yapabilmektir. Aksi takdirde bugün yapılan gelişi güzel yetiştiricilikle, bir arpa boyu ilerlemek ve de bu üretimden kazanç beklemek olası değildir. Bu gelişmelere kapalı olarak geçirilecek her yıl, üzüm üretim ve ihracatına darbe vuracak ve çıkmaza sürükleyecektir.

    Sofralık üzüm yetiştiriciliği bakımından bugün içinde bulunduğumuz durum, maalesef dünya standartlarının çok altındadır. Ege bölgesinde kurutmalık üzüm yetiştiriciliği amacıyla başlayan üretimden elde edilen ürün, hem kurutmalık, hem de sofralık olarak değerlendirilmeye çalışıldığı için; üretimin büyük bölümü sofralık amaca yönelik olarak değerlendirildiğinde; “standart dışıdır”.

    Üretilen milyonlarca ton üzümün sofralık değeri, özellikle yüksek fiyatla değerlendirilebilecek pazarlar bakımından son derece düşük kalmaktadır. Bunun en büyük sebebi yanlış ve bilinçsiz yetiştiricilik uygulamalarıdır. Yapılan Mevcut Üretimi Genel Bir Bakışla Değerlendirdiğimizde Şu Ana Sonuçlar Çıkmaktadır.

    – Bölgedeki üretim alanlarının tamamı sultani çekirdeksiz üzüm yetiştiriciliğine yönelmiş olduğu için, hem kuru üzümde, hem de sofralık üzümde talep fazlası üretim yapılmaktadır.

    – Üretilen fazla ürünün, mevcut kalite özellikleri düşük olduğu için çok ucuz fiyatlara alıcı bulabildiğinden üretim maliyetlerini karşılayamaz durumdadır.

    – Mevcut sofralık bağ terbiye sistemleri (telli terbiye) eski ve sadece kuru üzüm yetiştiriciliğine uygun olup, bugun dünyada kullanılan terbiye sistemlerinden çok geri kalmıştır. Kaliteli sofralık üzüm yetiştirmeye kesinlikle uygun değildir.

    – Üreticilerin uyguladığı budama sisteminde, alışkanlık kuru üzüm yetiştiriciliğine yönelik olduğundan, tamamen yüksek verim hedefli bir budamadır. Gereğinden fazla çubuk bırakıldığı için, asma başına çok salkım ve bu aşırı yük sonucunda da beslenemeyen salkım ve tanelerin, kalite kriterleri çok düşük kalmaktadır.

    - Çekirdeksiz üzüm yetiştiriciliğinde tane iriliği ve salkım yapısı düzenlemek amacıyla kullanılan ga3 uygulamaları, çok bilinçsizce yapılmaktadır. Salkımlar, ya çok sıkışık

    - takoz tabir edilen yapıda, ya da irili ufaklı taneler ve düzensiz yapılı homojen olmayan bir görünümde olmaktadırlar. Uygulama zamanı ve bu andaki hava sıcaklıklarına hiç dikkat edilmemektedir. Kullanılan dozajlar çok fazla veya gereğinden daha düşüktür.

    – Yetiştiriciler sık sık toprak işleme yapmaktadır. Su kaybını önleme, toprağı havalandırma ve ot mücadelesi için yapılan toprak işlemeler fayda yerine zarar vermektedir. Ayrıca üretim maliyetlerini de arttırmaktadır.

    – Bağların genel olarak tamamı salma sulama yöntemi ile sulanmaktadır. Asmaya ihtiyacı olduğu dönemlerde yeterli su verilemezken gereğinden fazla verilen suyun hem asmaya direkt zararı olmakta, hem de ortam rutubetini çok yükselttiği için hastalıklara davetiye çıkarılmaktadır.

    – Bağlarda uygulanan kimyasal mücadele, üzüm yetiştiriciliğindeki en büyük riskleri oluşturmaktadır. Çok defa, yüksek dozajlarda ve yanlış ilaç kullanımı yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak hem maliyetler çok artmakta, hem de insan sağlığını tehdit edilmektedir.

    - Kurulan mevcut bağların büyük bölümünde anaç kullanılmamıştır. Toprak yapısına uygun dayanıklı ve verimli anaç kullanımına önem verilmemektedir. Bu nedenle de kayıplar fazladır.

    – Genel olarak toprak tahlili yaptırılmadan gelişi güzel gübreleme yapılmaktadır. Bölgede toprak ph’sı genelde 8’e yakın ve biraz üzerindedir. Bunun getirdiği sıkıntılar vardır. Asmaların yüksek toprak ph’sı nedeniyle iz element alımında problem olmakta ve hem yaprakta, hem de salkımda bariz bir şekilde eksiklik kendini göstermektedir. Çeşit olarak bu duruma zaten çok hassas olan sultani çekirdeksiz üzümünde hasattan sonra görülen danelenme bu nedenle artmaktadır.

    – Bütün bu olumsuz şartlar altında üretilen üzümün satış ve pazarlaması da tüm üreticiler için kabus halini almaktadır. Üretici bağındaki, “kendine göre kaliteli olup” aslında genel olarak standart dışı olan ürününün tamamını aynı paradan satmaya çalışırken; alıcılarda sadece uygun olan bir bölümünü hasat edip almaya çalışırlar ve burada her iki taraf için de, içinden çıkılmaz sorunlar başlamaktadır. Bu kısır döngü her yıl aynı şekilde devam eder gider. Sultani çekirdeksiz üzüm üretiminin darboğaza girdiği bu dönemde; köklü tedbirler alınmalı ve iyi bir üretim planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılırken iki aşamalı olarak ele alınmalıdır.

    Öncelikli olarak mevcut üretimin revizyonu ve dünya standartlarına yükseltilmesi çok önemlidir. Üretimin tamamen ihtisaslaşması ve sofralık üzüm yetiştirmeye karar veren bir üreticinin, buna uygun olarak altyapısını hazırlaması gerekmektedir. İkinci aşama ise; bugün dünyada kabul görmüş ve güçlü bir pazar payına sahip yeni çeşitlere yönelmedir. Ancak böylelikle Türk üzüm üretiminin önü açılacak ve pazarda rekabet üstünlüğünü koruyacaktır.

    alıntı
#12.11.2014 14:24 0 0 0
  • asmaların bakımı - asmalarda budama sistemi - asma nasıl budanır - bağcılık - asmada üzüm kalitesini artırmakDünya standartlarında kaliteli sofralık üzüm yetiştirebilmenin oldukça öneme sahip diğer bir faktörü de; telli terbiye sistemidir. Budama sistemiyle terbiye sistemi birbirinden ayrılamaz bir ilişki içindedir. Terbiye sistemine uygun budama yapılması, omcaları şekillendirme bakımından önemlidir.

    Terbiye Sistemi

    Bugün ülkemizde kullanılan alçak düz t ve v sistemi tabir edilen telli terbiye sistemleri, daha çok kurutmalık üzüm yetiştiriciliğine yönelik uygulamalardır. Bu sistemde ve sonrasında yapılan uygulamalar neticesinde, bağlardan kaliteli sofralık üzüm elde etmek mümkün değildir. Bağ tesis edilirken, mutlaka yüksek telli terbiye sistemleri kurulmalıdır. Hangi sistem olursa olsun(yüksek v, t, pergole, tek kollu çardak vs.) Asmanın dal ve yaprakları telin üzerinde, salkımlar altta ve güneşi kesinlikle direkt görmeyecek şekilde oluşturulan bir terbiye sistemi nihai ürün kalitesini doğrudan etkileyen bir faktördür.

    Salkımların havalanması çok iyi olmalı, salkımlar birbiri üstüne binmemeli ve bu şekilde ilaçlama etkinliği sağlanmalıdır. Bütün bunların istenildiği gibi olabilmesi, tamamen etkin bir biçimde kurulacak terbiye sistemine bağlıdır. Kurulacak yüksek terbiye sistemi, kültürel uygulamaların daha rahat bir biçimde yapılmasını sağlamanın yanında işçilik maliyetlerini de bu yönü ile daha ekonomik bir hale getirmesi ile de önemli avantajlar sağlamaktadır. Hasat anında ıskartaya ayrılan ürün miktarıda yüksek terbiye sistemleri ile önemli ölçüde azalmaktadır.

    Budama

    İlk yıllar, kurulan terbiye sistemine uyumlu budama ve ömür boyu hizmet verecek ana çatının teşkili önemli bir konu olduğundan, amaca uygun şekil vermek ve ana yapıyı doğru oluşturmak gerekir. Verim döneminde yapılan budamada dikkat edilmesi gereken önemli hususlar şunlardır; Asmada, verim ile kaliteli ürün arasındaki dengeyi iyi kurmak gerekir. Asmanın kaliteli olarak besleyebileceği salkımdan fazlasını yapacak çubuk bırakmak, çok yanlış bir düşüncedir.

    Çok sayıdaki zayıf salkımların gelişmesi (renk, brix, tane iriliği, homojen salkım yapısı, vs) mümkün olmayıp elde edilen ürünün %60’ı standart dışı gelişmekte, kalan kısmıda sofralık vasfını yitirmektedir. Bu yüzden verim-kalite arasındaki ilişki asma performansına bakılarak ayarlanmalıdır. Bunda da en önemli rolü budama üslenmektedir. Asma başına 3 ile 5 verim çubuğu bırakılmalı ve yine asma başına 15 ile 25 salkım ürün düşünülerek yetiştiricilik yapılmalıdır. Bağcılıkta budama sadece çubukları kesmekle bitmemektedir. Salkım doğuşlarını takiben fazlası varsa, fazla olan zayıf gelişecek salkımların erken dönemde uzaklaştırılar

    ak asmanın rahatlatılması gerekmektedir. Ayrıca standart tane iriliği ve salkım yapısı için salkım budamaları (salkım uç alma) yapılması çok önemlidir. Yine aynı amaca yönelik, tane iriliklerini ve brixi arttırmak için dal ve ana gövde de yapılacak çizme (ince bilezik alma) işlemleride çok önemlidir. Ayrıca büyüme periyodunda uç alma ve koltuk almalarda kaliteli ürünü doğrudan etkilemektedir. Asmanın her yıl düzenli ve istenen kaliteli ürünü verebilmesi tamamen budamayla kurulacak verim dengesine bağlıdır.

    Asmada Ürün Kalitesinin Arttırılmasına Yönelik Çizme Uygulaması

    Asmada Ürün Kalite ve Verimliliğinin Sağlanmasına Yönelik Olarak Yapılan Budama Uygulaması ile Bitkinin Sahip Olması Gereken Yapısı. Budamanın erken ya da geç yapılması sakıncalıdır. Kış öncesi erken yapılan budamalarda çubuklar yeterince pişmeden ve de depo besinlerinin ana gövdeye nakli tamamlanmadan yapılması durumunda kayıplar artmaktadır. Budamanın baharda geç kalan dönemde, su yürüdükten sonra yapılması da çok sakıncalıdır. En uygun bağ budama zamanı ocak-şubat aylarıdır.

    alıntı
#12.11.2014 14:12 0 0 0
  • Anlattığımız bu işlemlerin hepsi birer teknoloji, ama teknoloji bizler tarafından da rahatlıkla uygulanabilen türden. Bir de aşılamada yaklaşık 10 yıldan beri masa başında uygulanan yöntemler varmış. Bu masa başı yöntemi asma fidanlarının üretiminde kullanılıyor. Bu üretimde devreye özel aletler giriyor. Anaç olarak da Amerikan asma anacı kullanılıyor. Bu anaca kalecik karası, çavuş, sultani, çekirdeksiz gibi yediğimiz çeşit üzümlerden alınan bir yıllık dalların aynı çapta olanları bir aletin içerisine takılarak otomatik olarak aşılanıyor. Bunların içerisinde en çok kullanılan aşı tipide omega aşısı adını alıyormuş.

    Anaçta omeganın tersine bir delik açılıyor ve kalem de ona tam uyacak biçimde, çıkıntı bir biçimde omega oluşturuluyor. Bunlar birbirine tam birleştirildiğinde ikisi birbirine giriyor ve sera koşullarında, yani belirli sıcaklık, nem koşulları sağlanarak kaynaşmaları için bekleniyor. Ardından köklendirme işlemi yapılıyor. Bu işlem de plastik tüplerin içerisinde gerçekleştiriliyor. Bu aşılama kontrollü koşullarda yapılan bir uygulama siz bende yaparım derseniz bir hayli zorlanabilirsiniz. Ama bu yöntemle elde edilen asmalar bağların baş belası olan filoksera adı verilen parazitlere hiç aldırmadan, istenen çeşitte üzümlerin elde edilmesini sağlıyor. Kalecik, sultani, çekirdeksiz.

    Bütün bu anlattığımız geleneksel aşılama yöntemleriyle bağcılıkta uygulanan makineli aşılama ve sebzelerdeki aşılı fide kullanımından başka bir aşılama yöntemi var ki, işte buna tüp bebek gibi tüp aşı desek hiç de yanlış olmaz. Yaşadığımız bilim ve teknoloji çağında bütün bilim dallarında olduğu gibi uygulamalı biyoloji alanında da yenilikler ortaya kondu. Biyoteknolojik uygulamalar ve bunların önemli bir bölümünü oluşturan bitki doku kültürleri, çok değişik amaçlarla bitki ile uğraşan bilim insanlarına çeşitli zulümler sunuyor. İşte mikro aşılama tekniği bunlardan biri.

    Prof. Dr. Ellialtıoğlu bu konuda bize özetle şu bilgiyi verdi: 0,1* 0,8 mm arasında değişen sürgün ucu parçasının, stereo mikroskop altında, yine tüp içerisinde yetiştirilmiş ve tepesi kesilip uzaklaştırılmış, bu bölgeye değişik biçimlerde kesit açılmış anaçlar üzerine, steril koşullarda yerleştirilmesi işlemine mikro aşılama adı verilmekte. Sürgünün en uç kısmındaki meristem dokusunun virüs bulundurmuyor olması, mikro aşılama yönteminin kullanılmasının başlıca nedeni. Böylece portakal, mandalin, limoni gibi turunçgillerde, zümde, şeftali ve kayısıda, çoğaltmada kullanılacak damızlık parsellerin virüs etmenlerinden arındırılmış temiz materyalle kurulması ve üretiminde hastalıksız fidan kullanımı mümkün olabilmekte.

    Siz aşılarınızın yalnızca meyve ağaçlarınıza değil bahçenizdeki çalı formunda olmayan ağaçlara, örneğin gül ağacınıza, leylaklarınıza kısaca süs bitkileriniz de uygulayabilirsiniz. Bir dalı mor, bir dalı beyaz leylaklar sizi bekliyor.

    İlk başlarda yapacağınız aşılamalarda tutma oranı oldukça düşük olabilirmiş. Ayrıca günde birkaç aşılama ancak yapabilirmişsiniz. Bu durum canınızı sakın sımasın. Aşılamayı öğrenip, ustalaştıkça günde yüzlerce uygulama yapabileceğinizi hocamız özellikle vurguladı. Ayrıca %90-95 arası başarı elde edebileceğinizi sözlerine ekledi. Önemli bir ipucuyla yazımızı artık sonlandırıyoruz. Aşılama yapılacak olan kalem ya da gözlerin sağlıklı olması çok önemli. Gözler ya da kalemler bir hastalıkla bulaşık iseler, özellikle de virüslerle bulaşıksalar bu durum hem sizi üzecek hem de sağlıksız bir bitki yaşama katmanıza yol açacaktır. Bu nedenle materyal olarak kullanacağınız ağacı yetiştirme dönemindeyken mutlaka görün. Virüslerle bulaşık olan ağaçların yaprakları üzerinde rozetleşme, şekilde bozukluk olur ve ağaç sağlıksız olduğunu hemen belli edermiş.

    Kaynak: Bilim ve Teknik Dergisi

    alıntı

    https://www.main-board.com/bitkiler/788914-meyve-agacindan-yeni-meyve-agac-yaratmak.html#post5172658
    https://www.main-board.com/bitkiler/788915-t-goz-asisi.html#post5172659
#12.11.2014 14:05 0 0 0
  • fidan aşılama yöntemleri - kalem aşısı nasıl yapılır - kalem aşısının özellikleriGöz aşılarından başka aşı yöntemleri de var. Siz eğer, benim ağacım artık verimsizleşti, yaşlı ve eskisi gibi değil diyorsanız, onu çeşitlendirerek gençleştirmek elinizde. Bunu da kalem aşılarıyla gerekse dönüştürebiliyorsunuz. Örneğin yaşlı William armut ağacınızı Ankara armut ağacına dönüştürme olası. Bunun için de Ankara armudundan hazırlayacağınız ince kalemlere gereksinimiz var. Bu kalemlerin yaşlı ağacınıza uygulanma tekniğine gelince.

    Hani çobanlar ağaç dallarını alıp oturdukları yerde uçlarını yontarak kalem dallar elde ederler ya, siz de aşı bıçağıyla, yeni çeşitten, dip taraflarından, uç tarafı sivri, yontulmuş kalemler yapacaksınız. Bunun için kalemin dip tarafında yaklaşık 45 derecelik verevine bir açıyla ucunu sivrildin ve bu kalemlerin üzerinde en az 3-5 arasında göz bulunmasına dikkat edin. Ancak kullanılacak kalemin tomurcuklarına uyanma başlamış olmalı. Bu nedenle aşı kalemlerini dinleme dönemine alacak, aşı zamanına kadar uygun koşullarda saklayacaksınız.

    Her aşamada anaçtaki kambiyum dokularıyla kalemdeki kambiyum dokularının birbirine temas etmesi gerekiyor. Bu iki noktadaki hücreler birleşecekler, yani birbirlerini tanıyıp bağlanacaklar ve aşınız böylelikle tutacak. Kambiyum dokusu, kabuğun altında ama odun kısmının da dışında olan, bölünebilir diğer söylemle merismatik hücrelerden oluşan bir doku. Ağacın dışa doğru genişleyip büyümesini sağlayan bir yapı bu. Bölünebilir olması da bu iki dokunun kaynaşmasını sağlayan faktör.

    Aşılamayı en uygun zamanda yapmanız da çok önemli. Kalem aşılarının çoğu ilkbaharda, anaçta su yürümenin başlayacağı dönemde yapılırmış.

    Aşılama bittikten sonra, nem kaybını önlemeniz gerekiyor. Bunun için de aşı yüzeylerini aşı macunu adı verilen bir malzemeyle kaplayacak ve sonra bağlayacaksınız. Aşı macunuyla da işiniz bittikten sonra belirli bir süre aşılarınıza dikkat edin. Örneğin kalemle de oluşacak sürgünler çok kuvvetli gelişecekleri için kırılmalarını önlemek, bunun için de sürgünleri bağlamanız gerekebilirmiş.

    Anacın üzerinde açılan yerlerin tipine göre, kalem aşılarınızın da tipi ortaya çıkıyor. Kabuk, yarma, kakma gibi. En çok kullanılan kalem aşısıysa kabuk aşısı adını alıyor. Buna aynı zamanda kalem aşıları içerisinde uygulanması en kolay olması nedeniyle çoban aşısı da deniyor. Bu aşının uygulanmasına gelince.

    Çeşidini değiştireceğiniz ağacın üzerindeki ince dalları kesmeniz gerekiyor öncelikle. Bu dal budama işlemine kabaklama deniyor. Kabaklama işlemini düşünün. Bu budamada ince dallar gider ve yalnızca ana dallar kalır. İşte kabaklamada böyle olacak ve çeşidi değiştirilecek ağaç üzerinde yalnızca ana dallar kalacak. Sonra çapı yaklaşık olarak 25-30 cm olan bu ana dallar üzerinde işlem yapacaksınız. Eğer dalların çağı 30 cm in üzerindeyse bu yöntemle aşılama yapılmaması öneriliyor.

    Kabuk aşısında uygulama kabuğun odundan ayrılması bağlı olduğundan bu aşı ilkbaharda, ağaçta büyüme başladıktan sonra yapılıyor. Aşı kalemlerinizse dinlenme döneminde alınanlar olmalı. Her kalem için, dalın ucunda, kabuktan oduna kadar inen yaklaşık 5 cm uzunluğunda yukarıdan aşağıya doğru çizgi halinde bir kesim yapın. Sonra kalemi yerleştirmek için kabuk her iki kenarı boyunca hafifçe kaldırın. Sonra da hazır hala getirdiğiniz kalemleri anaçtaki bu açılan noktalara, kabuk ile odun arasına yerleştirin.

    Her kalem için ince ve başsız bir çiviyle kalemi anaca çivilemenizin aşı başarınızı arttıracağını uzmanlar belirtiyorlar. Kalemleri anaca bağlayabilirseniz de. Ancak aşı bağının aşıyı boğmaması için bir süre sonra kesilip alınması gerekiyor. Bu işlemler bittikten sonra da aşınızı macunlayacaksınız. Macunlama sayesinde kesilen büyük yüzeyden meydana gelecek su kaybını önleyeceksiniz. Bu macunu, pazarlarda kolaylıkla bulabilirmişsiniz. Zift gibi, parafin gibi organik bir madde bu. Isıtıldığı zaman eriyor, sıcaklık düştüğü zaman da macun kıvamına dönüşüyor.

    Unutmayın kalem aşılarının durgunu olmazmış. Yani aşı yapıldıktan sonra hemen o yıl içerisinde kalemlerdeki gözlerin sürmesi bekleniyor. Zaten sürgün yoksa aşınız da tutmamış demek.

    Kalem aşılarının yarma ve kakma gibi türleri olduğunu da vurgulamıştık. Bu aşılar da değişik bitki türlerinde, anaçlara göre değişiyor. Birbirlerine olan farklılıkları da kalemin ve anaçta açılan yerin şekline göre oluşuyor. Örneğin çoban aşısında kabuğu kaldırıyorduk, daha kalın dallara yapacağımız uygulamadaysa, yani kabuğu kolayca kaldıramadığımız dallardaysa anacın tam orta yerinden aşağıya doğru balta gibi bir aletle yarık açmamız gerekiyor. Bu yarıkların içerisine kalemler yerleştiriliyor. Yarma aşı denilen bu uygulamanın yanı sıra oyuk açma durumunda kalıyorsak bu da kakma aşı yapmamızı gerektiriyor.
#12.11.2014 14:05 0 0 0
  • bitkilerin aşılanması - ağaç aşılama türleri - T aşılama nasıl yapılır - göz aşılarıGöz aşıları, yapıldıkları zamana göre sürgün ve durgun aşılama olarak iki farklı yöntemle uygulanıyor. Sürgün göz aşısına “yaprak aşısı” da deniyor. Bu aşılamada göz anaca takıldığı yol uyanıyor ve aynı yol sürgün vermeye başlıyor. Bu durumda uzmanlar bulunduğunuz yere göre mayıs ayının sonuyla haziran ayının başlarında aşılamayı yapabileceğimizi ve Temmuz ayına kadar devam edebileceğimizi Söylüyorlar. Durgun göz aşısındaysa durum biraz daha farklı. Kış ayları çok soğuk geçen bir yerde yaşıyorsanız, göz aşısının durgun olanını seçmeniz gerekiyor. Aşınızı yazın son günlerinde yani Ağustos ve Eylül aylarında yapıyorsunuz. Anaç üzerine taktığınız göz aynı yıl tutuyor; ama kışa girdiğiniz için sürgünler uyanmayıp, ilkbaharı bekliyorlar.

    Göz aşıları, zamana göre sınıflandırılabildiği gibi, yapılış biçimlerine göre de anılıyor. Örneğin meyve fidanı üretiminde T göz aşısı yapılırken, asma bitkisi gibi yerinde aşılama yapılması gerekenlerde –yongalı göz aşısı-uygulanıyor. Dahası da var. Ceviz gibi sert ve girintili çıkıntılı kabuğa sahip meyve veren ağaçlara –yama göz aşısı- yapılıyor.

    T Göz Aşısı

    Uzmanlar, T göz aşısı genellikle meyve fidanlarında 0, 6- 2,5 cm çapında, ince ve kolaylıkla kabuk veren anaçlara uygulanır. Gözler de, anaçların toprak yüzeyinden 5-25 cm yüksekliğine, kabuğun düzgün bir yerine, aynı yönde takılmalıdır diyorlar. Bu durumda T göz aşısı uygularken önce anacın kabuk kısmında en çok 2,5 cm lik bir kısmını çiziyorsunuz. Sonra buna dik olacak biçimde bir çizik daha yapacak ve T şeklini oluşturacaksınız. Sıra çizdiğiniz T’nin uç kısımlarını dışarıya doğru kaldırmaya geldi.

    Burada anacın kabuk verme döneminde olmasına çok dikkat edin. Ağacın canlılığını sürdüğü ve iyi sulandığı bir dönem bu.

    T’nin anaç kısmına uygulamanızı şimdilik bir kenara bırakıp, gözün hazırlanmasına geçelim. Göz, bir tane yaprağın koltuğundaki tomurcuğun üzerinden aşı bıçağımızla bir çizgi çekmemizle başlar. Sonra kenarından da bu çizgiyi oval biçimde çevreler, elimizle hafif bastırarak gözün olduğu bu küçük parçayı kopartırız. Koparttığımız bu parçayı da hemen anacın üzerindeki T’nin içerisine yerleştiririz. Bu aşılamada önemli olan nokta, dik olarak kestiğimiz kısmının T ile tam olarak çalışmasıdır ki, bu durumu şöyle de ifade edebiliriz. Anacın üzerinde açtığımız dikine enine çizgiyle gözün üzerinde kestiğimiz noktanın tam olarak birbirine temas etmesi mutlaka gerekir. Bu gerekliliğin nedeni de kaynaşmanın tam bu noktadan olmasıdır. Anacı ve gözü birbirine temas ettirdikten sonra dış kısımdan onları herhangi bir materyalle bağlamamız gerekir. Bu materyal faya ya da son zamanlarda geliştirilen bazı sentetik malzemelerdir. Bu bağlamaya ya da sarmayla su kaybını önleriz ve iki ayrı bitkinin tam olarak temasını sağlamış oluruz. Artık aşımız tamamlandı ve bize tutmalarını beklemek düşüyor. Peki yaptığımız aşılamanın başarısını nasıl anlayacağız? Başarımızın anahtarı, yaklaşık 3-4 hafta sonra elimize geçer. Hani gözün dip kısmında bir yaprağın sap kısmı duruyordu ya, işte bu sapa dokunduğumuz zaman düşüyorsa, yani kurumuşsa aşımız tutmuş demek. Ama düşmüyorsa, yumuşak gibiyse, çürümüş gibi kalmışsa bu durumda aşımız tutmamıştır.

    Aşı tuttuktan sonra bağladığımız rafya benzeri materyali açmamız gerekir. Artık ağacımız aşılama yaptığımız yerden, eğer sürgün dönemindeyse, sürgün vermeye başlayacak yani yeni çeşide ait sürgünler çıkmaya başlayacak. Başta da belirttiğimiz gibi inanılmaz olana tanık olacaksınız. Bir yaprak tomurcuğu girdiği ağacın ürünüymüşçesine fışkırmaya başlayacak. Ona o özelliği verende siz olacaksınız.

    Eğer aşılama yaptığınız ağaç yetişkinse, bu sürgünler hemen o yıl içerisinde çiçeklenir ve yeni çeşidin meyvesini verir. Ama küçük fidanlara, 1-2 yaşındaki genç fidanlara aşılama yaptıysak en az 3-4 yıl sonra yeni çeşidin meyvelerini verecektir. Yani siz o meyveleri yiyebilmek için biraz beklemek durumundasınız. Beklemeyle geçirdiğiniz bu dönemi bilim insanları gençlik kısırlığı olarak adlandırıyor. Fidanın meyve vermeye başlayacağı yıla kadar geçireceği dönem verimsiz dönem. Bu dönem, Antep fıstığı, ceviz gibi bazı meyve ağaçlarında da 7 yıla kadar uzayabiliyormuş.

    T aşısının bir diğer tipi de ters T aşısı. Bu aşılamada, anaca açtığımız çizgilerde farklılık söz konusu. Enine açtığımız yarığa dik olarak çizdiğimiz çizgi bu kez üstte değil altta olacak bu aşı biçiminde.

    Yarma göz aşısı da en çok ceviz ve kestane ağaçlarına uygulanan bir aşılama yöntemiymiş. Anacın üzerinden önce tam bir kere ya da dikdörtgen parçayı kesip çıkarıyorsunuz. Sonra yeni çeşitten, tam bu çıkarılan parçaya uyacak büyüklükte, üzerinde göz bulunduran bir parçayı alıp bu kısma monte ediyorsunuz. Yarma aşıda en önemli hususlardan biri sarma işlemiymiş ki bu işlemin iki önemli fonksiyonu olduğu belirtiliyor. Sarmayla su kaybını önlüyor gözün tam olarak anaca temas etmesini sağlıyorsunuz. Bu aşılamada da aşının tuttuğunu anlamak için dik kısımdaki yaprak parçasına bakmanız gerekiyor. Bu parçanın kuruması, gözün sağlıklı ve tombul yapısının görünür olması, büzüşmüş olmaması gerekiyor.

    alıntı

    https://www.main-board.com/bitkiler/788914-meyve-agacindan-yeni-meyve-agac-yaratmak.html#post5172658
    https://www.main-board.com/bitkiler/788916-kalem-asilari.html#post5172660
#12.11.2014 14:05 0 0 0
  • meyve ağaçları - aşılama yöntemi - aşılama tipleri - fidanların aşılanmasıMeyve ağaçlarına yapacağınız aşılama yaşamınızda elde edeceğiniz başarılardan biri olacak. Hayal edin: Siz bir ağaç yaratacaksınız ve bu ağacın bir dalında greyfurt, bir dalında portakal ve diğer dalında limonlar boy gösterecek. Bahçenizdeki kayısı ağacını Malatya kayısısına da çevirebilirsiniz.

    Burada inanılmaz olan şu ki, bir yaprak tomurcuğunu bir meyve ağacına aşılayacaksınız ve sanki o meyve, aşılama yaptığınız yeni gelen tomurcuğun ürettiği ağaçtan çıkıyormuşçasına görünüyor olacak. İnanılmaz bir şey bu. Bu yaşamınızda atacağınız gollerden biri değil de ne? Şimdi aşılamayla ilgili birtakım ipuçlarını size sunacağız.

    Bu bilgileri Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden Prof. Dr. Şebnem Ellialtıoğlu’yla yaptığımız sohbet sırasında elde ettik. Değerlendirir ya da değerlendirmezsiniz. Size kalmış. Ama -gooolll- demenin tadını isterseniz bir de bu alanda tadın. Bilgi emekle yoğrulduğunda verdiği tat inanılmaz oluyor.

    Genaratif ve vegetatif ya da başka bir söylemle eşeyli ya da eşeysiz üreme bahçe bitkilerinde çoğaltmanın iki ana yolu. Eşeysiz çoğaltım da, aşıyla, çelikle, daldırmayla ve doku kültürüyle yapılıyor. Bu eşeysiz çoğaltım yollarından biri aşılama. Köklü bir ağaç ya da o ağacın bir dalı üzerine aynı cinsten ya da aileden, ama daha genç ve daha üstün nitelikleri olan bir başka ağaç parçasını ekleme işlemine aşılama deniyor.

    Aslında bir anlamda bitkilere uygulanan cerrahi bir işlem aşılama. Şöyle ki, bir canlının içinde yaşayıp, büyüyecek bir canlılık materyali, bir yaşam formunu düşünelim. Bunu diğer bir canlının içine verdiğiniz zaman, aynı büyümeyi bir başka canlıda gerçekleştirirsiniz. Yani küçük canlı bir parçayı bir ana gövdeye yerleştirmek için yontuyor, kesiyor, yapıştırıyorsunuz ve bu cerrahi işlem sonrasında onu besleyip büyütüyorsunuz.

    Bağlarda ve meyve fidanlarının üretiminde uygulanabilecek birçok aşılama tipi var; ama en çok tercih edilenleri kalem ve göz aşıları. Bu aşıları seçerken de üreteceğiniz bitkinin durumu çok önemli. Küçük meyve fidanlarını üretip, sonra da inanılmazı elde etme niyetindeyseniz, göz aşılarını kullanmanız gerekiyor. Ama yaşlı bir ağacınız varsa yani anacınız oldukça kalınsa ve böyle bir bitkiye aşılama yapacaksanız kalem aşılamasını seçmeniz gerekiyor.

    Anaca göz aşısı yaparken mevsim çok önemli, elbette bu durum kalem aşılamaları için de geçerli. Yani aşılamada zaman hep çok önemli bir unsurdur. Aşılayacağınız bitkiye göre aşılama değişik mevsimlerde yapılıyor; ama rüzgarlı, kıralığı ya da yağmurun sürekliliğini koruduğu günlerde aşılama yapmak birçok olumsuzluğu hatta sonuçsuzluğu beraberinde getiriyor. Bu da aşılamanın “püf” noktalarından birisi.

    alıntı

    https://www.main-board.com/bitkiler/788915-t-goz-asisi.html#post5172659
    https://www.main-board.com/bitkiler/788916-kalem-asilari.html#post5172660
#12.11.2014 14:04 0 0 0
  • patlıcan yemekleri - patlıcan köftesi nasıl yapılır - fırında patlıcan köftesi tarifiMalzemeler:

    4 adet közlenmiş patlıcan,
    2 adet haşlanmış patates,
    2 adet yumurta,
    1 adet soğan,
    Yarım demet maydanoz,
    Galeta unu,
    Tuz,
    Karabiber,
    Kırmızı Pul Biber.

    Yapılışı:

    Közlenmiş patlıcanları küçük küçük doğrayalım.

    Patatesleri ve soğanı rendeleyelim.

    Maydanozları ince ince doğrayalım.

    Bir kabın içine doğradığımız közlenmiş patlıcanı, rendelediğimiz patatesi, soğanı, maydanozu koyalım.

    Üzerine yumurtaları kıralım.

    Tuzu, karabiberi, kırmızı pul biberi, galeta ununu ekleyelim ve iyice yoğuralım.

    Elimizle şekil verelim.

    İster tavada ister fırında pişirelim. Afiyet olsun.

    alıntı
#12.11.2014 12:10 0 0 0
  • papates topları - havuçlu patates - patates top nasıl yapılırMalzemeler

    4 adet haşlanmış patates,
    3 yemek kaşığı tereyağı,
    1 su bardağı kaşar peyniri rendesi.

    Üzeri İçin:

    Havuç,
    Maydanoz,
    Kırmızı lahana.

    Yapılışı

    Patatesleri ezelim.

    İçine tereyağını, kaşar peyniri rendesini ilave edip iyice harmanlayalım.

    Havucu ve lahanayı rendeleyelim.

    Maydanozu elimizle ince olacak şekilde koparalım.

    Patatesli harçtan parçalar koparıp top şekli verelim.

    Patatesli topları sırasıyla havuca, maydanoza ve kırmızı lahanaya bulayıp servis tabağına dizelim.

    alıntı
#12.11.2014 12:05 0 0 0
  • mantar nasıl pişirilir - mantar kızartması - tavada mantar tarifiMalzemeler

    Yarım kg mantar,
    Yarım yemek kaşığı tereyağı,
    1 yemek kaşığı zeytinyağı,
    Kekik,
    Kırmızı pul biber,
    Karabiber,
    Tuz,
    Bir kase rendelenmiş kaşar peyniri.

    Yapılışı

    Mantarları temizleyelim ve yıkayıp suyunu süzelim. (içine su çekmemesi için suda bekletmiyoruz)

    Mantarların sap kısımlarını koparalım. (tavanın kenarında sap kısımlarını da pişirebilirsiniz veya daha sonra sote yapabilirsiniz)

    Mantarları çukur kısımları üste gelecek şekilde tavaya yerleştirelim.

    Mantarların çukur kısımlarına 1 çay kaşığı tereyağı koyalım.

    Sonra tavanın kapağını kapatıp orta ateşte mantarlar suyunu salıp çekene kadar pişirelim.

    Mantarlar suyunu çekmeye başlayınca kaşar peyniri rendesini mantarların çukur kısmına dolduralım.

    Daha sonra mantarların üzerine baharatları ve tuzu serpip zeytin yağını gezdirelim.

    Tavanın kapağını tekrar kapatıp suyunu tamamen çekene kadar pişirelim.

    Tavada Kaşarlı Mantarı sıcak sıcak servis yapalım.

    Not: Toplam pişirme süresi 30 dakikadır.

    alıntı
#12.11.2014 12:03 0 0 0
  • nohut kroket nasıl yapılır - nohut kroket malzemeleri - nohut kroket yapımıMalzemeler

    1 kase haşlanmış nohut,
    1 adet haşlanmış patates,
    2 adet yumurtanın sarısı,
    50 gr rendelenmiş kaşar,
    Tuz,
    Karabiber,
    Aldığı kadar un,
    1-2 yemek kaşığı nişasta.

    Üzeri İçin:

    Galeta unu,
    Yumurtanın akı.

    Yapılışı

    Haşlanmış nohutları robottan geçirip püre haline getirelim.
    İçine haşlanmış ezilmiş patatesi ilave edelim ve karıştıralım.
    Sonra yumurta sarılarını ilave edelim ve karıştıralım.
    Daha sonra kaşarı, tuzu, karabiberi ve nişastayı ilave edip karıştıralım.
    Unu kontrollü olarak azar azar ilave edip yumuşak kıvamlı bir hamur elde edelim.
    Hamurdan parçalar koparıp yuvarlayalım ve hafif üzerine batırıp şekillendirelim.
    Nohut Kroketleri önce yumurta akına sonra galeta ununa bulayalım ve kızgın sıvı yağda kızartalım.
    Kızarttığımız kroketleri havlu kağıt üzerine alıp fazla yağlarını süzdürelim.
    Kroketleri sıcak sıcak servis yapalım.

    alıntı
#12.11.2014 12:00 0 0 0
  • kısır nasıl yapılır - kısır tarifi - kısır yapımıMalzemeler

    2 su bardağı ince bulgur,
    Çeyrek demet maydanoz (ince kıyılmış),
    5-10 adet taze soğan (ince kıyılmış),
    1 adet küçük boy kıvırcık (bir kısmını ince kıyıyoruz),
    1 yemek yemek kaşığı biber salçası,
    2 yemek kaşığı domates salçası,
    1 tatlı kaşığı kimyon,
    2 diş sarımsak (rendelenmiş),
    Kırmızı pul biber (isteğe göre),
    Yarım çay bardağı nar ekşisi,
    1 adet limon.

    Yapılışı

    Bulguru sıcak su ile hafif ıslayalım ve 10-15 dakika demlendirelim. (bulguru tamamen su ile şişirmiyoruz püf noktası bu)

    Üzerine biber salçasını, domates salçasını, sarımsağı, tuzu, kimyonu, nar ekşisini, limonu ve kırmızı pul biberi ilave edip iyice yoğuralım. (ekşisini ve acı durumu isteğe göre değiştirebilirsiniz)

    Sonra sıvı yağı ilave edip 10 dakika daha yoğurmaya devam edelim.

    Daha sonra maydanozu, kıvırcığı ve taze soğanı ilave edip karıştıralım.

    Nar Ekşili Kısırı kıvırcık ile süsleyip servis yapalım.

    alıntı
#12.11.2014 11:57 0 0 0
  • fıstıklı çikolaya nasıl yapılır - fındıklı çikolata tarifi - ikram çikolata yapımıMalzemeler

    240 gr bitter çikolata (1 paketi 80 gr 4 adet kullandım),
    160 gr beyaz çikolata (2 paket),
    150 gr fındık (1,5 su bardağı dolu dolu fındık),
    50-60 gr fıstık(tuzlu değil kabuklu yer fıstığının içini çıkardım 1 su bardağından 2 parmak eksik).

    Yapılışı

    Ayrı ayrı kaplarda çikolataları benmari usulü eritelim.

    Fındık ve fıstığı tavada yakmadan karıştırarak kavuralım.

    Büyük kare bir borcama yağlı kağıt serelim ve kavurduğumuz fındığı, fıstığı üzerine serelim.
    Erittiğimiz bitter çikolatayı bekletmeden fındık ve fıstık karışımının üzerine hafif boşluk bırakarak yayalım.
    Hafif boşluk bıraktığımız yerlere ve bitter çikolatanın bir kısmının üzerine beyaz çikolata yayalım.
    Bir çatalla veya kürdanla hafif beyaz çikolata ile siyah çikolatayı çok bastırmadan karıştırarak desen verelim.
    Sonra oda sıcaklığında ılıdıktan sonra buzdolabına kaldırıp iyice sertleşene kadar bekleyelim.
    Daha sonra hazırladığımız çikolatayı dolaptan çıkaralım ve 7-8 dakika oda sıcaklığına gelene kadar bekleyelim. (buzdolabından çıktığı anda keserseniz düzgün dilimler elde edemezsiniz ve çikolata kırılır)
    Önce ortadan ikiye keselim ve 1 parmak kalınlığında dilimleyip servis yapalım.

    Not: Hemen gün içinde tüketecekseniz oda sıcaklığında bekletebilirsiniz.
    Daha sonra tüketecekseniz ara ara buzdolabında saklayalım.
    İsterseniz dondurucuda haftalarca bekletebilirsiniz.
    İsterseniz çikolatanın tamamını bitter çikolata veya sütlü çikolatadan yapabilirsiniz.
    İçine fıstık yerine ceviz veya antep fıstığı da koyabilirsiniz.
    Çikolatayı benmari usulü eritirken içine kesinlikle su kaçırmayın.

    alıntı
#12.11.2014 11:54 0 0 0
  • sucuk nasıl pişirilir - fırında sucuk tarifi - sucuk kebabı nasıl yapılırMalzemeler

    3 adet soğan,
    2 adet büyük domates,
    5-6 adet sivri biber,
    1 halka sucuk.

    Yapılışı

    Soğanların kabuklarını soyup dört parçaya bölelim.

    Domatesleri 4 parçaya bölelim.

    Sucuğu üç parçaya bölüp ortadan ikiye keselim.

    Borcama sırasıyla sucukları, biberleri, domatesleri ve soğanları yerleştirelim.

    Önceden ısıtılmış 200° fırında kızarana kadar pişirelim.

    Fırında Sucuk Kebabını sıcak sıcak servis yapalım.

    alıntı
#12.11.2014 11:52 0 0 0
  • balık pane tarifi - balık filetosu - balık panenin yapılışıMalzemeler:

    500 gr beyaz etli balık fileto,
    3 adet yumurta,
    Galeta unu,
    Un,
    Karabiber,
    Tuz,
    1/2 limon suyu.

    Kızartmak İçin:

    Sıvı yağ.

    Yapılışı

    Balıkları yıkayıp, iyice kurulayalım.
    Daha sonra balıkları üçgen şeklinde dilimleyelim.
    Bir kabın içine balıkları, tuzu, karabiberi, limon suyunu koyalım ve iyice karıştıralım.
    Bir kaseye yumurtaları, bir çimdik tuzu koyalım ve çırpalım.
    Galeta ununu, normal unu ayrı ayrı tabaklara koyalım.
    Tavaya sıvı yağı koyalım ve kızdıralım.
    Balıkları önce normal una sonra yumurtaya daha sonra ise galeta ununa bulayıp, kızartalım.
    Balık Paneleri, patates garnitür ve çoban salatası eşliğinde servis yapalım. Afiyet olsun.

    alıntı
#12.11.2014 11:49 0 0 0
  • palamut nasıl pişirilir - palamut plaki tarifi - fırında sebzeli palamutMalzemeler

    3 adet orta boy palamut,
    4 adet orta boy domates,
    3 adet orta boy soğan,
    5 diş sarımsak,
    1 adet büyük boy patates,
    2 adet defne yaprağı,
    4 yemek kaşığı sıvı yağı,
    1 adet limon,
    7-8 adet tane karabiber,
    2,5 su bardağı su,
    Tuz.

    Yapılışı

    Palamutları temizleyip büyüklüğüne göre 1,5-2 cm genişliğinde kesip yıkayalım ve suyunu süzelim.
    Soğanları, patatesleri, domatesleri halka şeklinde dilimleyelim.
    Borcama soğanların yarısını dizip üzerine bir sıra palamutları yerleştirelim.
    Palamutların üzerine patatesleri dizelim ve patateslerin üzerine de domateslerin yarısını dizelim.
    Aralara defne yaprakları, ezilmiş sarımsak koyalım.
    Sonra kabuğu soyulmuş ve halka dilimlenmiş limonu yerleştirelim.
    Malzemeler bitene kadar sırayla aynı şekilde malzemeleri dizelim.
    Daha sonra tuzu ve karabiberi serpelim.
    Son olarak sıvı yağı üzerinde gezdirelim ve 2-2,5 suyu ilave edip sebzelere değmeyecek şekilde folyo ile kaplayalım.
    Önceden ısıtılmış 175-180° fırında yaklaşık 45-50 dakika pişirelim.
    Folyoyu çıkardıktan sonra 5-10 dakika daha pişirip fırından alalım.
    Fırında Palamut Pilakiyi sıcak sıcak servis yapalım.

    alıntı
#12.11.2014 11:46 0 0 0
  • hamsi nasıl pişirilir - hamsi buğulama nasıl yapılır - hamsi buğulama tarifiMalzemeler

    1 kg hamsi,
    2 adet soğan,
    1 adet limon,
    4 diş sarımsak,
    2 adet domates,
    Yarım demet maydanoz (ince kıyılmış),
    Yarım su bardağı su,
    Yeteri kadar tuz.

    Yapılışı

    Hamsileri temizleyip yıkayalım ve suyunu süzüp tuzlayalım.

    Balık tavasına halka şeklinde dilimlenmiş limonları ve soğanları yerleştirelim.

    Üzerine hamsileri sıralayalım.

    Hamsilerin üzerine domates dilimlerini yerleştirip maydanoz ve sarımsak serpelim.

    Üzerini çok geçmeyecek şekilde suyunu ilave edip kısık ateşte pişirelim.

    Hamsi Buğlamayı sıcak sıcak servis yapalım.

    alıntı
#12.11.2014 11:43 0 0 0
  • palamut nasıl pişirilir - palamut tava tarifi - palamut kızartmasıMalzemeler

    2 adet palamut,
    Tuz,
    Mısır unu.

    Kızartmak İçin:

    Sıvı yağı.


    Yapılışı

    Palamutları dilimleyip bol suda yıkayıp suyunu süzelim.

    Suyu süzülen palamutları tuzlayıp 15 dakika dinlendirelim.

    Palamutları mısır ununa bulayıp sıvı yağda arkalı önlü kızartalım.

    Palamut Tavayı sıcak sıcak salata eşliğinde servis yapalım.

    alıntı
#12.11.2014 11:34 0 0 0