allah senden razı olsun abicim paylaşımın çok güzel zaten burdaki arkadaşlarda hizmet için varlar burda kaş yaparkende göz çıkarmama ya mutlaka dikkat ederler üstelik affetmeyide bilirler
İbn-i Abbas, Kerbela vakıasından sonra bir mektubunda şöyle yazıyor:
Şunu hiçbir zaman unutmayacağım ki, sen Hüseyin bin Aliyi Peygamberin hareminden (Medineden) Allahın haremine (Mekkeye) sürdün, orada da onu gafil avlayıp öldürmek için, bazı adamlarını gizlice gönderdin. Sonra onu Allahın hareminden Kufeye sürdün. Hz. Hüseyin, Bathanın (Mekkenin) en aziz insanı olmasına rağmen üzgün bir şekilde Mekkeden ayrıldı. Eğer Mekkede kalarak orada kan dökülmesini isteseydi, Mekke ve Medine halkının tümünden daha çok taraftarı olurdu. Ama o, Allahın evi ve Rasulullahın hareminin saygınlığnı ve kutsallığını korudu. Sen ise onların hürmetini ve saygınlığını korumadın. Çünkü sen, haremde onunla savaşmak için adamlarını Mekkeye göndermiştin.[u][15][/u] Ubeydullah, Muslim bin Akili ve ona sığınak veren Hani bin Urveyi Kufede yakalayıp feci bir şekilde şehit etti.[u][16][/u] Ubeydullah, İmam Hüseyinin (a.s) Kufeye geldiğini öğrenince, İmamın ordusunu gözetimi altında tutmak için, Hür bin Yezid-i Riyahinin komutasında bir orduyu Kadisiyye bölgesine gönderdi. Hür Bin Yezid, Şeraf denilen bir bölgede İmam Hüseyinle (a.s) karşılaştı, aralarında bazı konuşmalar geçti. İmam (a.s), Kufelilerin iki heybe dolusu mektuplarını Hür bin Yezite gösterdi ve kendisini onların davet ettiklerini söyledi. Sonra yoluna devam etti... Hicretin 61. yılı Muharrem ayının ikinci günü İmam Hüseyinin (a.s) kervanı Neyneva bölgesine varmıştı. Bu bölgede bulundukları sırada İbn-i Ziyadın elçisi, Hür bin Yezide bir mektup getirdi. Mektubun içeriği söyleydi: Bu mektubum sana ulaşır ulaşmaz ve elçim senin yanına gelir gelmez, Hüseyini sıkıştırıp onu suyu ve sığınağı olmayan bir çöle sür. [u][17][/u] Hür bin Yezid, İbn-i Ziyadın emri doğrultusunda İmam Hüseyinin (a.s) kafilesini Kerbela denilen bölgede durdurdu. Ertesi gün Ubeydullah bin Ziyadın elçisi olan Ömer bin Sad da dört bin savaşçıyla Kerbelaya geldi.[u][18][/u] Söylemeden geçmeyelim ki Hür bin Yezid, İmam Hüseyinin şahadetinden önce yaptıklarına pişman olup tövbe etti ve İmamın (a.s) safında savaşırken şahadete erişti.[u][19][/u] Ömer bin Sad, Aşura gününe üç gün kala, İmam Hüseyinin (a.s) kafilesinin suya ulaşamaması için beş yüz süvariyi Fırat nehrini korumaları için görevlendirdi.[u][20][/u] Muharrem ayının dokuzuncu günü (Tasuâ), İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı, tamamen düşman tarafından ablukaya alındılar; öyle ki düşman, İmamın (a.s) yardımına hiç kimsenin gelmeyeceğine emin olmuştu.[u][21][/u] Tasuâ akşamı, düşman tarafından savaşın başlaması için saldırı emri verildi. İmam Hüseyin (a.s), düşmanın hareketini görünce kardeşi Abbas bin Ali ye şöyle buyurdu: Kardeşim, -canım sana feda olsun- atına bin de onlara doğru git ve onlara; sizin amacınız nedir, ne yapmak istiyorsunuz? diye sor. İmam Hüseyin (a.s)ın kardeşi Hz. Abbas, onlarla görüşüp konuştu. Sonuçta saldırıyı yarına ertelemeyi kabul ettiler.[u][22][/u] * * * Nihayet Aşura günü yetişti... Ömer bin Sad, otuz bin savaşçıyla saldırıyı başlattı.[u][23][/u] Otuz iki süvari ve kırk piyadeden oluşan[u][24][/u] İmam Hüseyinin (a.s) ordusu, onların saldırıları karşısında korkusuzca direnip, yiğitçe savaştılar. Hem şehit verdiler ve hem de onlardan bir kısmını öldürdüler. İmamın (a.s) askerlerinden biri şehit olunca yeri boş kalıyordu, halbu ki düşmanın ordusundan bir kişi öldüğünde yerini hemen bir başkası dolduruyordu. İmam Hüseyinin (a.s) ashabının hepsi şehit olunca, sıra İmamın (a.s) kendi ailesine geldi. Çünkü İmamın ashabı, biz yaşadıkça sizin ailenizin savaş meydanına gitmesini kabullenemeyiz, diye İmamın ailesinin meydana gitmesini engellemişlerdi. İmamın ailesinden savaş meydanına ilk ayak basan aziz oğlu Ali Ekber oldu.[u][25][/u] Ondan sonra, İmam Alinin (a.s), İmam Hasanın (a.s), Cafer-i Tayyarın ve Akilin evlatları savaş meydanına çıktılar. Birer birer yiğitçe savaştıktan sonra onlar da şahadet şerbetini içtiler. Hz. Abbas bin Alide (a.s) İmam Hüseyinin evlatlarına su getirmek için gayret gösterdiği bir sırada, düşmanın kalleşçe saldırısı neticesinde, savaşarak canını İmam Hüseyin (a.s) ilahi kıyamı yolunda feda etti. Aşura gününün en hassas zamanı, Peygamberin ciğer paresi ve sevgili kızı Fatımanın aziz oğlunun yardımcısız kaldığı zaman idi. Düşman ordusu, İmamı yalnız gördüğü için her taraftan ona saldırıyordu ... Aşura günü orada bulunan Haccac bin Abdullah şöyle diyor: Allaha ant olsun ki, oğlu, kardeşi, kardeş oğulları, akrabaları ve yaranları öldüğü halde onun (İmam Hüseyin) gibi dirençli, sebatlı, şecaatli ve yiğit birisini görmedim. Allaha ant olsun ki ondan önce ve ondan sonra onun gibi birisini görmedim. İmam Hüseyin (a.s) düşman ordusuna saldırdığında, onlar kurt korkusuyla dağılan keçiler gibi, İmamın sağ ve solundan kaçışıyorlardı... Allaha ant olsun ki, Fatımanın kızı Zeynep, İmama taraf yaklaştı... Bu esnada Ömer bin Sad da İmamın yanına yaklaşmıştı, Zeynep, İbn-i Sada hitaben şöyle dedi: Ebu Abdullah (İmamın künyesi) öldürülüyor ve sen durup bunu seyrediyor musun?! Devamında şöyle diyor: Ömer bin Sadın göz yaşlarının yüzüne ve sakalına aktığını ve Zeynepten yüz çevirdiğini adeta görür gibiyim & Nihayet İmam Hüseyinde (a.s) o zalimlerin eliyle feci bir şekilde şehit edildi ve bu inanların yüreklerinde ebede kadar sönmeyecek bir hüzün ateşi yaktı.
1-) Hergün okuyabildiğin kadar Kur'an oku, Peygamber (sav)'e de salatı çokca getir.
2-) Beş vakit namaz ile velevki iki rekat ta olsa gece ve kuşluk namazına devam et.
3-) Üzerine farz olan zekatı ver. Az da olsa hergün sadaka ver. Eğer verecek bulamaz isen bu vazifeyi güzel söylemekle yerine getir. Ramazan orucu ile beraber her ayda üçgün oruç tut.
4-) Allah'ın sevdiklerinden olmak istemez misin? Peygamber'in Muhammed (sav)'i, O'nun Ailesini sev, anne ve babaya iyilik yap.
5-) Sen:" Ya Rabbi, Ya Rabbi" deyipte, Allah'ın: "Evet Ey kulum, iste istediğin verilir" dediği kimselerden olmak istemez misin? Ohalde yiyeceğini temizle ki duan kabul olsun. İnsanlara kendinden daha insaflı ol. İnsanlara güzel ahlakla davran.
6-) Duası kabul edilenlerden ve Kıyamet günü sayfası nurla parlayanlardan olmayı istemez misin? Kalbini temizle, "La İlahe İllallah" zikrini çok yap, günahlarına, mü'min erkek ve mü'min kadınlar için tevbe ve istiğfar yap. Allah'ı hatırlamaktan habersiz olanlardan olma.
7-) Allah'a hamdeden, şükreden, O'na yakın olanlardan olmak istemez misin? Şu var ki kul: El-Hamdülillah, derse, Allah: " Kulum Bana hamdetti, Bana şükretti" der. Ohalde: el-Hamdülillahi ve Selamün ala İbadihillezinestafa" zikrini çokça yap.
8-) Allah'a şükredenlerden ve Allah'ın neslini islah ettiği kimselerden olmayı istemez misin? Ohalde şu iki ayetteki duaya devam etmelisin:
*A-) " Rabbim, bana ve anama, babama lutfettiğin nimete şükretme, Senin beğeneceğin faydalı bir iş yapmamı gönlüme ilham eyle ve Rahmetinle beni iyi kullarının arasına koy". (Neml:19).
*B-) " Rabbim beni, bana ve anama, babama verdiğin nimete şükretmeye razı olacağın yararlı işleri yapmaya sevkeyle, benim için neslimden de salahı devam ettir. Ben Sana yöneldim, Sana teslim oldum." (Akaf:15).
9-) Hem dünyanı hem ahiretini toplayan şeyi sana göstereyim mi? Ohalde Allah'ın emirlerini gücün yettiği kadar yerine getirmeye çalış: " Ey insanlar, ruku edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. " (Hac:77).
10-) Bütün herşeyin özünü göstermemi ister misin? " Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru istikamet üzere ol. "
bu konuda gülcan kardeşim sıınırlı düşünüyorsun her an nefsimizle mücadele içinde olduğumuzu unutmuş gibi konuşuyorsun elbetteki pardüsü ve baş örtüsüde korumak amaçlı ama bunu kadınlar takınsınlarda erkeklerle sonhbet etsinlerdiye takınmamıyorlar.....
ya bensele karşılıklı otursam konuşamayıski birbirimizi döveris bak bir iki gün gelmedim demediğin laf kalmamış kardeş kalbimi yine kırdın
Nemrut putları kırıp kendisini de dine davet eden Hz. İbrahim (a.s) ma kızar ve onu ateşte yakılması için emir verir. Meydana odunlardan bir yığıntı yaptırır. Tutuşturulan odunların alevleri o kadar yükselmiştir ki, bulutların bile tutuşacağını sanmışlar çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar. Hz. İbrahim (a.s) mancınıkla tam ateşin orta yerine atacaklarmış askerler. Atacaklarmış ki nemrut ne kadar güçlü bir kral olduğunu anlaşılsın görülsün diye.Bu sırada küçük bir karınca ağzında su ile koşa koşa ağzında su ile boyu göklere kadar varan ateşe doğru gidiyormuş. Onun bu telaşını gören başa bir karınca hemen yanına koşup sormuş Bu acelen ne? Nereye böyle? Ağzında bir damla suyu elerine alan karınca, duymadın mı? demiş nemrut Hz İbrahim (a.s) ateşte yakacakmış. Ateşin olduğu yere su götürüyorum. Bu sözleri duyan diğer karıca kendini tutmayarak kahkahalarla gülmeye başlar. Sen şu ateşe dönüp yüzünü baktın mı? Bak ne kadar büyük senin o bir damla cık suyun ona ne yapa bilir ki? Olsun demiş hiç olmasa hangi taraf dan olduğum anlaşılır.
Ancak Hz İbrahim (a.s) yakmak için hazırlanan ataş su ya dönüşür ve Hz İbrahim (a.s) kurtulur. Bu gün dahi ateş çemberi olarak hazırlanıp suya dönüşen suyun içinde balıklar yüzer. İşte urfa da ki balık gölünün efsanesi diye anılır bu olay.
Çıkarılan ders ise boyuna bakmadan krala karışı direnen karıca nın hikayesi dir bu.
kardeşim biz sadece bizim konularımıza yorum yapılsın üste kalsındiye uğraşmıyorum mümkün olduğunca konularımıza destek olusundiye uğraşıyorum sen benim yazdığım iyice okusaydın anlardın senin fazla konu açılmayıp konular üstünde durulsun meselesini anlatmıştım ben sana sen benim yazdığımı başaka şekilde yorumlamışın benim sana anlatmak istediğimide kendi fikerinmiş gibi ortaya atmışın sadece burda sana deyil ayrı bi konu açıp defalarca anlatım ama sen sadece konu açmakla meşgul olduğun için bizim anlatmak istediklerimizle ilgilenmedin şimdide böyle bi tablo çıktı ortaya hayırlsı canım kardeşim herşeyin hayırlsı inşllah bu yazdıklarımıda yanlış anlamasın benim kimseyle bi rahatsızlığım yok açılan konularada elimden geldiğince yardımcı olmak istiyorum sana bütün kardeşlerimin düşünceleri benim için degerlidir allah hepimizin çalışmalarını karşılıksız bırakmasın
allah senden razı olsun paylaşımlarınıda dayimkılsın arkadaşım yazıların çok güzel hazırlıklarında emeğine sağlık fakat bizim istediğimiz konuların verimini artırmak konuyu herkesin katkılarıyla zenginlendirmek biliyorum sende iyi niyetle olduğunu biliyorum ama arkadaşım çalışmalarımızda birbirmize destek olursak daha iyi verim alırıs güzel çalışmalarında herkes daha faydalı yararlansın
ahir zamanla ilgili hadis-i şerifler - ahir zaman hadisleri neler
* İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır.
* Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek.
* Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek.
* Kabirler süslenecek ve Kur'an, kazanç getiren bir meta hâline gelecek...
* Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.
* Kur’an’dan bir resim, İslâm'dan bir isim, Müslüman'dan bir cisim kalacak.
* Üç şey çok kıymetlenecek; Helâl para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost.
* Ecnebiler çoğalacak ve Müslümanlara galebe edecekler.
* Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar.
* Mihnet, belâ, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları önleyemeyecek.
* Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek.
* İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayılacak.
* Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak.
* Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.
* Akrabalık bağlan kopacak ve selâm, sadece tanıdık olanlara verilecek.
* Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.
* Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.
* İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliği emretmeyecekler.
* Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetleşecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.
* Hainlere emin, emin olanlara hain denilecek ve “şurada emin bir insan vardır” denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.
* Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak.
* Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak.
* Allahü Teâlâ (C.C.) apaçık inkâr edilecek.
* Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılır hâle gelecek.
* Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.
* Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak. (Kürk, manto ve benzeri...)
* Sabah giyilen elbise başka, akşam giyilen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden birisi gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi, evlerinizin duvarları halılarla süslenecek.
* Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.
* Dedikodu, yaygın bir hâl alacak.
• Herkes “kazanamadığından ve geçinemediğinden” şikâyetçi olacak.
* Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek.
* Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak.
* Kişi, karısına itaat edip anasına âsi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.
* Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebe ihtilâf edecekler.
* İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.
* Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitab edecekler.
* Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve yeşilliklere kavuşacak.
* Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.
* Faize alış-veriş, rüşvete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denilecek.
* Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacak
KAYNAKLAR: 1- Riyâzüs-Salihîn, İmam Nevevi, Terc: Mehmed Emre. 2- Tezkiret-ül-Kurtubî, imam Şaranî. 3- Kıyamet Alâmetleri Râmuz el- Ehadis'ten Dersler, ist. 1983 4- Kitab ül-Keşf, Celâleddin-i Suyutî, El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi. 5- Kıyamet Alâmetleri, Muhammet! el-Hüseyni, Terc: Naim Erdoğan. -
ya kardeş net framemvork programının kuurlu olaması gerkrekiyor kardeş artık çoğu program gerektiridği için ben vardı zannetim sende yok ise onuda paylaşıma vereyim kardeş
konuyu anlamak istediğingibi anlamışın kardeş elbeteki dünyaya geri dönüşün olmadığımı sende bende çok iyi biliyorus leotomak kardeş burda bir var sayılan olarak atmış dünyaya geri dönülüyordiye açmamış konuyu sen söylediğin ile varsayılanları karıştıryorsun görüşlerinizi bildirin ama......
arkladaşım ben buyüzden başka arkadaşlar la tarıştım acaba benmi yanlış düşünüyorum dedim araştırmam da da islamda sence bence yok islmada bizi yaratan yüce rabbim sevgililer sevgilisi var kuran-ı kerim var ve tessirde bulunan alim lerimiz yok ondan sonrası haşa büyüklenmektir sence bance
burda açılan herbi konu söylenen hirbi sözün başında ayet ve hadis getirelim burda beli dinin gerektiridklerinden çok uzak yaşayan insanlar ziyararet eder onun burda yazılan yazılar onun için önem taşır lütfen herkes konu açarken iyi düşün sün konu açmak için açılmasın