Kirpik lifting, kirpiklerin belirli bir süre boyunca daha uzun ve hacimli görünmesini sağlayan bir güzellik uygulamasıdır. Sadece doğal kirpiklerin köklerine uygulanan bu uygulama keratin bakımı olarak da bilinmektedir. Gerek sosyal medyada gerekse günlük hayatta adını sıkça duyduğumuz kirpik lifting, kesinlikle zararlı bir madde kullanılmaksızın hijyenik ortamlarda yapılmalıdır. Uygulamada kullanılan malzemelerin hepsi göz sağlığı açısından uygun olması gerekir. PEKİ HANGİ DURUMLARDA KİRPİK LİFTİNG UYGULAMASI YAPILIR?
- Özellikle seyrek ve hacimsiz görünen kirpiklerin yapısını değiştirmek için bu uygulamayı tercih edebilirsiniz.
- Günlük hayatınızda makyaj yapmadan sadece dolgun ve hacimli kirpiklerinizle göz kamaştırabilirsiniz. KİRPİK LİFTİNG UYGULAMASI NASIL YAPILIR?
Kirpik lifting uygulaması öncelikle kirpiklerinizin uzunluğuna göre S-M-L olmak üzere 3'e ayrılan ped yapıştırılarak başlanır.
Sonrasında kirpiklerin tek tek ayrılarak cımbızla yapıştırıp kıvrık hale gelmesi sağlanır. 1 numaralı bakım ürünü sürülerek 15 dakika bekledikten sonra keratin işlemi gerçekleştirilir.
20 dakika daha beklettikten sonra pedler çıkarılıp son bakım ürünü sürülerek işlem tamamlanır. KİRPİK LİFTİNG DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Kirpikleri 2-3 ay kadar süreyle kalıcı bir şekilde kaldırma ve kıvırma işlemi olarak özetlenen bu yöntemi yaptırmadan önce mutlaka unun kimyasal bir işlem olduğunu ve hassas ciltlerde bazı reaksiyonlara yol açabileceğini göz önünde bulundurmalısınız.
Kirpik liftingi uygulamasından önce göz makyajını kusursuz bir şekilde temizlendiğinden emin olmalısınız. Bu uygulamanın kalıcılık süresinin kişiye göre farklılık göstereceğini unutmamalısınız.
Uygulama sonrası kirpikler kuruduktan sonra yüzünü yıkayabilir ama göz makyajı yapmak ve maskara uygulamak için en az 12 saat beklemenizde fayda var.
PROTEZ TIRNAK NEDİR?
Temelde tırnak üstüne uygulanan protez tırnakların tasarımı ve uzunluğu kişiden kişiye göre değişebiliyor. Hemen her renk ve desende hazırlanabilen protez tırnaklar türüne göre jel, dipping ve akrilik olarak ayrılıyor. Uygulama şekli ve kullanım özellikleri ile beraber protez tırnaklarınızın ömrü 2 ile 6 ay arasında olabiliyor.
PROTEZ TIRNAK ZARARLI MI?
Tırnak bakım ve tasarımında uygulanan protez tırnaklar işlevselliği ve dayanıklılığı ile biliniyor. Tırnak bakımına özen gösteren ve zaman kısıtlamasına sahip kişiler tarafından protez tırnaklar yaygın şekilde kullanılıyor. Protez tırnaklarla ilgili merak edilen en popüler başlıklardan birisini de protezin olası zararları oluşturuyor. Estetik ve güzellik alanında uzman taraflarca yapılan protez tırnak işlemleri uygulama şekli bakımından herhangi bir zarar teşkil etmiyor. Tırnakların dip kısmını açıkta bırakan protezler, tırnakların büyümesi durumunda formunu korumaya devam ediyor. GÜNLÜK İŞLERDE RAHAT KULLANIM
Doğrudan tırnak yüzeyine sürülen ojeler tırnak yüzeyinin nefes almasını ve büyümesini kısıtlarken protez tırnak tersi bir etki yaratıyor. Çeşitli renklerde, kişisel zevklere uygun model tasarımlarında kullanılan protez tırnaklar günlük işlerde de rahatlık sağlıyor. İş insanları, müzisyenler ve tekstil çalışanları gibi farklı sektörlerdeki insanlar için protez tırnaklar uygun bir kullanıma sahip. TIRNAK YEME ALIŞKANLIĞINIZA SON!
Yavaş uzayan ve kırılgan bir yapıya sahip tırnaklar için protez tırnaklar hafif ve dayanıklı bir seçenek oluşturuyor. Öte yandan tırnak yeme alışkanlığını kontrol altına alma konusunda da protez tırnaklara sık sık başvuruluyor. Kullanım rahatlığı ve temiz olmasının yanında protezler, tırnaklara şık bir görünüm kazandırıyor.
TIRNAKLARIN DOĞAL YAPISINI BOZMUYOR!
Protez içeriği ve uygulama şekli gereği farklılık gösterirken ilk aşamada tırnak yüzeyini korumak yer alıyor. Koruyucu katman sayesinde tırnaklarının doğal yapısı korunurken aynı anda uzun ve sağlıklı protez tırnakların tadını çıkarabiliyorsunuz. Üstelik protez tırnakların bakım ve kullanım şekline göre ömrü de uzuyor. İstenilen zamanda tırnaktan çıkarıldığı ve yeni ojelerin sürülebildiği protez tırnaklar sağladığı kolaylıklarla öne çıkıyor.
Malzemeler
250 gr susuz bitkisel yağ
1 su bardağı pudra şekeri
4-4,5 su bardağı un
Üzeri için;
Pudra şekeri
Hazırlanışı
Öncelikle 250 gram susuz bitkisel yağı yoğurma kabına alalım. Yağ oda sıcaklığına gelip yumuşayıncaya kadar bekletelim.
Oda sıcaklığına gelen yağın üzerine 1 su bardağı pudra şekeri ve 4,5 su bardağı unu kontrollü bir şekilde ilave ederek yoğurmaya başlayalım. Ele yapışmayan yumuşak kıvamlı bir hamur elde etmemiz gerekiyor. Çok fazla un ilave ederek hamuru sertleştirmeyelim.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elimizde yuvarlayalım.
Ardından pişirme kağıdı serdiğimiz fırın tepsisine sıralayalım. Ben bu ölçülerle hazırladığım da gördüğünüz büyüklükte 30 tane kurabiye elde ettim. Dilerseniz ölçüleri artırarak veya azaltarak daha fazla sayıda yapabilirsiniz.
Tepsiye dizdiğimiz kurabiyelerin üzerlerinin daha güzel görünmeleri ve içinin de daha kolay pişmesi için bir bıçakla artı şeklinde keselim.
Son olarak kurabiyelerimizi önceden ısıttığımız 160 derece fırında fansız ayarda yaklaşık 20-25 dakika boyunca pişmeye bırakalım.
Sürenin sonunda fırından aldığımız kurabiyeleri oda sıcaklığına gelinceye kadar soğumaya bırakalım.
Daha sonra üzerlerine pudra şekeri serpelim ve servis edelim. Afiyet olsun!
100 gr yulaflı bisküvi
50 gr tereyağı
Yarım su bardağı fındık
Kreması için;
2 paket labne peyniri (400 gr)
1 su bardağı toz şeker
1 paket vanilya
2 adet yumurta
1 paket krema (200 ml)
3 yemek kaşığı un
1 adet limon kabuğu rendesi
Limon sosu için;
1 su bardağı su
1 yemek kaşığı nişasta
5 yemek kaşığı toz şeker
1 adet limon suyu
1 adet limon kabuğu rendesi
Çay kaşığının ucuyla zerdeçal
Hazırlanışı
İlk olarak tatlımızın tabanı için 1 paket kadar yulaflı bisküvi ile yarım su bardağı fındığı rondodan geçirelim.
Fındıklı bisküvileri daha sonra bir kaba alarak üzerine eritilmiş 50 gram kadar tereyağı ekleyip karıştıralım.
Diğer taraftan kelepçeli fırın kabının tabanına pişirme kağıdını koyup yerleştirdikten sonra kağıdın fazlasını bir makas yardımıyla keselim.
Ardından fırın kabının tabanına kum haline getirdiğimiz bisküviyi boşaltalım, bir kaşıkla güzelce bastırarak yerleştirelim.
Kreması için karıştırma kabına aldığımız iki paket labne peynirini mikserle çırpmaya başlayalım.
1 paket kremayı da ekleyerek karıştırmaya devam edelim.
Sonrasında 1 su bardağı toz şeker, 2 adet yumurta, 3 yemek kaşığı un, 1 paket vanilya
ve 1 adet limonun kabuğunu rendeleyip tüm malzemeler iyice karışıncaya kadar güzelce çırpalım.
Hazırladığımız kremayı daha sonra bisküvi tabanının üzerine boşaltalım.
Önceden 160 derece ısıttığımız fırında alt üst fansız ayarda cheesecake'imizi 1 saat boyunca pişmeye bırakalım.
Cheesecake'kin pişerken çatlamaması için fırına ısıya dayanıklı bir kapta su koymayı unutmayalım.
1 saatin sonunda fırını kapatalım, kapağı yarım açık kalacak şekilde cheesecakeki 1 saatte fırın içerisinde dinlenmeye bırakalım.
İyice dinlenen ve soğuyan cheesecakeki daha sonra fırından alalım, ardından kelepçeli kalıbı çıkartalım.
Üzerinin limon sosu için tencereye 1 su bardağı su, 5 yemek kaşığı toz şeker, 1 yemek kaşığı nişasta ve 1 adet limonun suyu ekleyerek çırpmaya başlayalım.
Malzemeler iyice karıştıktan sonra çay kaşığının ucuyla zerdeçal ekleyerek çırpmaya devam edelim.
1 adet limonun kabuğunu da rendeleyerek ekledikten sonra sosumuzu karıştırarak koyulaşıncaya kadar pişirelim.
Limonlu sosu soğuyuncaya kadar ara ara karıştırarak beklettikten sonra tatlının üzerini güzelce sosla kaplayalım.
Mümkünse 1 gece, eğer vakit yoksa birkaç saat kadar buzdolabında dinlendirdiğimiz cheesecakekimiz servise hazır.
Bayatlamayan Tuzlu Kurabiye Yapımı Tarifi İçin Malzemeler
250 gram margarin veya tereyağı (oda sıcaklığındaki)
2 yemek kaşığı sıvı yağ
2 yemek kaşığı toz şeker
2 yemek kaşığı sirke
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un (yaklaşık 3 su bardağı)
Üzeri için;
1 yumurta sarısı
Susam ve çörekotu Bayatlamayan Tuzlu Kurabiye Yapımı Tarifi Nasıl Yapılır?
İlk olarak sıvı yağ ve tereyağı karıştırılır.
Sonra diğer malzemeler eklenir karıştırılır.
En son un eklenip kulak memesi kıvamında hamur elde ediyoruz, fazla yumuşak olmasın hamur çünkü kurabiyelerimiz dağılabilir.
Resimdeki gibi yada istediğiniz gibi şekil verip üstüne yumurta sarısı sürüp susam, çörek otu serpin.
190 derecede pişiriniz.
Bu malzemelerden iki tepsi kurabiye çıkmaktadır Afiyet olsun.
Bayatlamayan Tuzlu Kurabiye Nasıl Yapılır? Püf Noktaları
Tarifin yapımında üzüm veya elma sirkesi kullanabilirsiniz.
Hamuru yoğururken, unu yavaş yavaş eklerseniz istediğiniz kıvamı kolayca yakalayabilirsiniz. Üstelik bu şekilde hamuru çok daha pratik yoğurmuş olursunuz
1 su bardağı su
2 su bardağı un
1 çay kaşığı tuz
Bekletmek için:
1 çay bardağı sıvı yağ
3 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı
Arası için:
Beyaz peynir
İnce kıyılmış maydanoz Oklavasız, Merdanesiz İncecik Çıtır Börek Tarifi Nasıl Yapılır?
Hamuru için; su ve tuz bir kaba alınarak tuz eriyene kadar karıştırılır. Üzerine un eklenir ve hamur toparlanana kadar kaşıkla karıştırmaya devam edilir. Sonrasında elle yoğurulmaya başlanır.
Tezgaha un serpilir 3-4 dakika boyuncada hamur özleşene kadar tezgahta güzelce yoğurulur. Tekrar kaba alınıp üzeri streç filmle kapatılıp 20 dakika dinlendirilir.
Süre sonunda biraz daha pürüzsüz kıvam almış olan hamur 8 eşit parçaya bölünerek bezeler yapılır. Uygun genişçe bir kaba 1 çay bardağı sıvı yağ ve 3 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı alınarak karıştırılır.
Hazırlanan bezelere hafif oval şekil verikerek yağın içine bırakılır. Oval hamurlar arkalı önlü yağa bulanır. Yağın içersindeki hamurların üzeri kapatılıp 30 dakika bu şekilde dinlendirilir.
Bu süre içinde beyaz peynir ve maydanozlu iç harç hazırlanır. Dilerseniz iç harcını kıymalı ve patatesli de uygulayabilirsiniz harika oluyor????????????
Süre sonunda iyice yumuşayan hamurlardan bir tanesi tezgah üzerine alınır. Avuç içiyle ileri geri hareketlerle uzun uzadıya uzatılıp inceltilir. Kolayca esnediğini açıldığını göreceksiniz.
Yan kısımlarından da dikkatlice yavaş hareketlerle havalandırarak esnetilerek hamur inceltilir. Orta kısmına ince bir şekilde iç harcından koyulur. Hamur rulo şeklinde sarılır. Gül şeklinde dolanarak börek tamamlanır.
Tüm hamurlara aynı işlem uygulanır. Hazırlanan börekler yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizilir. Kalan yağ böreklerin üzerine sürülür.
Önceden ısıtılmış 180 derecede 40-45 dk iyice kızarana kadar pişirilir. Çıtır çıtır kolay yöntemle el açması böreklerimiz servise hazır. Afiyet olsun❤️
Mısır Unlu Cennet Çorbası Tarifi İçin Malzemeler
2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı dolu mısır unu
1 orta boy patates
1 orta boy soğan
1 diş sarımsak
5 su bardağı tavuk suyu (tavuk bulyon kullanılabilir 200 ml bardak ölçüsü)
Tuz
Üzerine için;
2 yemek kaşığı tereyağ
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
Mısır Unlu Cennet Çorbası Tarifi Nasıl Yapılır?
Uygun bir tenceremizi ocağa alalım tereyağ ekleyip, kavurmaya başlayın. Mısır ununu ekleyip, unun kokusu çıkana kadar kavurun dikkat edin yanmasın.
Ardından yemeklik doğranmış soğan, sarımsak ve patatesleri ilave edip iki üç dakika kadar kavurduktan sonra tavuk suyunu yada tavuk bulyonlu beş bardak suyu ekleyin bulyon kullanacaksanız tuz atmanıza gerek yok çok tuzlu olabilir.
Tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte patatesler yumuşayıncaya kadar pişirin ardından blendırdan geçirip pürüzsüz hale getirin.
Kaynamaya devam eden çorbanızın üzerine bir sos tavasının içerisinde iki yemek kaşığı tereyağ kızdırıp, toz biber ekleyip, çorbanın üzerine gezdirin kısık ateşte bir iki dakika daha kaynadıktan sonra istediğiniz şekilde servis edebilirsiniz afiyet olsun.
Çorbanızın kıvamı koyu olursa biraz daha sıcak su ilave edebilirsiniz.
Elma Sirkesi Saça Nasıl Uygulanır?
Elma sirkesi saça faydaları açısından da harikalar yaratır. Saçı yıkamak için kullanıldığında, saça gürlük ve doğal bir parlaklık kazandırır. Zararlı bakterileri ve olası mantarları yok ederek saç köklerini güçlendirir. Kafa derisinin ihtiyaç duyduğu vitaminleri de sağladığı için saç dökülmesine karşı da kısmen faydalı olabilir:
Yeterli miktarda suya çok az elma sirkesi ekleyerek saçları yıkayıp, 15 dakika kadar beklemek ve durulamak gerekir.
Birkaç gün içinde enfeksiyonlardan kaynaklanan kaşıntı sorunları ortadan kalkar, saçlar sağlığa kavuşur.
Şampuana elma sirkesi koymak da pratik bir yaklaşım olarak denemeye değer görülür.
Peki, elma sirkesi saç rengini açar mı? Saç açmak için kullanıldığında papatya suyu ile karıştırılarak denenmesi gerekir.
Sirke genel olarak renklerin sabitlenmesinde kullanılır. Dolayısıyla açılan renk daha parlak, daha uzun süreli olur.
Elma sirkesi biti öldürür mü? diye araştırıldığında sirkenin bit ve pire temizliği için hayvanlarda eskilerden beri kullanıldığı görülür.
Sirkenin asidik yapısı düzenli kullanımda bu zararlı canlıları temizler.
Elma sirkesinin saça faydaları olmakla birlikte arada sırada duşta genel durulanma suyuna karıştırılması da negatif enerjilerden arınmak için önerilmektedir.
Elma Sirkesi Zayıflatır Mı?
Elma sirkesinin günlük kullanımı metabolizmayı hızlandırır.
Kan şekerini dengelemesi sayesinde açlık hissini azaltır.
Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olduğu için böbreklerin düzenli işleyişine de katkısı olur.
Ayrıca sindirim sistemini düzenler.
Bu özellikleri ile diyetlere açık bir destek sağlar.
Ancak elma sirkesi, diyet programını takip etmeden ve egzersiz yapmadan kullanılırsa mucize beklenmesi gerçekçi bir yaklaşım olarak görülmez.
Elma Sirkesi İçmek Sağlıklı Mı?
Elma sirkesini genelde doğrudan içmemek gerekir. Seyreltilmesi, sebze veya meyve sularıyla karıştırılması ‘Elma sirkesi nasıl içilir?’ sorusunun cevabı olur. Aksi takdirde keskin tadı ve kokusu ile yüksek asiditesi arzu edilmeyen sonuçlarla karşılaşılmasına neden olabilir.
Doktor Mehmet Öz de elma sirkesini tavsiye etmektedir. Elma sirkesi içmenin faydaları incelendiğinde zayıflamaya katkısının aslında bir yan etki olduğunu belirtir.
Elma sirkesi içmek isteyenler için Doktor Öz 1 su bardağı greyfurt suyu, 2 çay kaşığı elma sirkesi, 1 çay kaşığı bal karışımını önerir.
Günde iki kez yemeklerden 15 dakika önce içilmesinin faydalı olabildiğini söyleyerek, egzersiz ve diyet yapılması gerektiğini de ekler.
Bu formül elma sirkesi kürü olmaktan çok takviye niteliği taşır.
Doğal elma sirkesi bal karışımı İbrahim Saraçoğlu tarafından da önerilmektedir.
Su ile oranlı şekilde yapılacak karışım toksinlerden arınmak, metabolizmayı hızlandırmak ve özellikle grip, nezle gibi rahatsızlıklara karşı korunmak için tüketilebilir.
Elma sirkesi reflü ve gastrit ağrılarına iyi gelir. Gastrit mideyi kaplayan mukoza tabakasının iltihaplanmasından kaynaklanır ve ülsere dönüşebilir.
Reflü probleminde ise mide asidi yemek borusuna geri döner.
Elma sirkesi sulandırılarak tüketildiğinde sinüslerin boşalmasına yardımcı olarak solunum kanallarının temizlenmesini sağlar.
Solunum yolları problemlerinde gargara olarak da kullanılabilir.
Ilık suya zencefil, elma sirkesi ve bal eklenerek gargara yapıldığında boğaz ağrıları, öksürük ve göğüs tıkanıklığına iyi gelir.
C vitamini de içermesi nedeniyle soğuk algınlığında faydalı olur.
Elma sirkesi şeker hastalığını ve kan şekerini kontrol altına almaya yardımcı olur.
Anti-glisemik özelliği olan elma sirkesi bazı nişastaların vücutta emilimini ve sindirimini zorlaştırır. Böylece kan şekeri düzeyini sağlıklı seviyede tutmaya yardımcı olur.
Su katılarak günde birkaç kez düzenli tüketilmesi daha etkili sonuç alınmasını sağlar.
Elma sirkesi tansiyon ve kalp rahatsızlıklarında kanı inceltir ve kolesterolü düzenler. Bu özelliği ile kalp sağlığını korumaya yardımcı olur.
Elma sirkesi varis problemlerinde sadece serinlik hissi vererek rahatlama yaratır, tedavi edici bir etkisi bulunmaz.
Bir dilim soyulmuş patates üzerine uygulanan elma sirkesi siğil tedavisinde bir halk ilacı olarak kullanılır. Kullanım konusunda doktora danışılması gerekir.
Kesinlikle önerilmeyen bir başka geleneksel yöntem ise elma sirkesi et beni tedavisidir.
Et beni yapısı bilinmeden bu tür uygulamalar yapmak son derece zararlı sonuçlar verebilir.
Yararları olduğu gibi bazı özel durumlarda elma sirkesinin zararları da olabilmektedir.
Özellikle tip1 diyabeti olanların elma sirkesi tüketiminde dikkatli olması gerekir.
Bunun dışında boğaz tahrişi ve cilt alerjisi gibi durumları yaşamamak için de kişinin bünyesinin iyi tanıyor olması gerekir.
Elma Sirkesinin Faydaları Nelerdir?
Elma sirkesi ne işe yarar sorusunun ilk cevabı bakterileri yok etme özelliğiyle ateş düşürücü olarak kullanılmasıdır.
C vitamini içerdiği için vücut direncini arttırır, hastalığa yakalanma riskini azaltır.
Sinir sistemini onarıcı ve yapısını güçlendirici özellikleri bulunur.
Vücuttaki alkalin derecesini arttırarak PH dengesini düzenler, böylece bazı toksinlerin atılmasını kolaylaştırır, cilde parlaklık verir.
Sindirim sistemi üzerinde olumlu etki yapar. Suda çözünebilen elma lifleri içerir, bu lifler bağırsak spazmlarını yatıştırır.
Elma sirkesi cilt bakımı ve vücut temizliğinde kullanılabilir. Teni yakmadan derideki fazla yağı alır ve cildi temizler.
Elma sirkesi sivilce lekeleri üzerinde kısmi iyileşme sağlar.
Elma sirkesi cilde faydaları olan bir sıvı olsa da dozajın iyi ayarlanması çok önemlidir. Yanlış miktarda özellikle hassas cilt bölgelerine uygulanan sirke tahrişe ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Elma sirkesi ayak mantarı için de alternatif olarak denenmektedir. Çoğu kişide mantarın hafiflemesine yardım ettiği gözlenir.
Bazı bakterileri ortadan kaldırma özelliği sayesinde ishal için faydalı olabilir.
Elma sirkesi suyla karıştırılıp içildiğinde hıçkırığı önler.
Kalsiyum deposu olması sayesinde elma sirkesi diş ve kemik yapısını güçlendirir, fosfor ve magnezyum da içerdiği için eklem sertliklerine ve ağrılarına karşı faydalıdır.
İçerdiği elma asidi ve enzimler sayesinde yorgunluğa, halsizliğe çözüm olur. Vücutta laktik asit birikmesini engeller, özellikle sebze suyuyla karıştırılarak içildiğinde genel hayat kalitesini yükseltir.
B12 vitamininin vücutta emilimini destekler.
Koltuk altı terlemesi ve ayak kokusuna sebep olan bakterileri yok eder.
Sivrisinek ısırıklarında ya da hafif güneş yanığında seyreltilmiş haliyle rahatlama sağlar.
Evde Doğal Elma Sirkesi Nasıl Yapılır?
Malzemeler:
5-6 litrelik bir cam kavanoz
2 kilogram elma
1 çay kaşığı şeker
1 çay kaşığı tuz
Birkaç tane nohut ya da bir parça ekmek yeterli olur.
Yapılışı:
Elmalar dörde bölünür, büyükse biraz daha küçük kesilir.
Çekirdekli kısımlar çıkarılır.
Kavanozun yarısını kaplayana kadar yerleştirilir ve nohut eklenir.
Üzerine içme suyu doldurulur.
Çıkacak gaz için bir parça boşluk bırakmak gerekir.
1 çay kaşığı şeker ve tuz ekleyip karıştırılır.
Kavanozun üzeri tülbentle kapatıp bağlanarak sabitlenir.
Mayalanma için karışımın hava alması gerekir.
30 – 45 gün beklemeye bırakılır.
Arada bir tahta kaşıkla karıştırmak faydalı olur.
Sirke sinekleri oluşmaya başladığı zaman, elma posası süzülüp atılır.
Posayı ayırdıktan sonra sirkeye 1 çay kaşığı şeker ve 1 çay kaşığı tuz daha eklenip karıştırılır.
Kavanoz kapağı kapatılıp serin ve ışık almayan bir yerde saklanır.
Bir süre sonra sirkenin üzerinde sirke anası denen maya oluşur.
Beyaz, şeffaf halka biçimli maya ve keskin koku sirkenin hazır olduğunu bildirir
Palyatif bakımdan kimler yararlanabilir?
Palyatif bakımdan, demans, parkinson hastalığı, kalp yetmezliği, kanser, akciğer hastalıkları ve diğer ciddi hastalığı olan kişiler faydalanmaktadır. Palyatif bakım, hastalık sürecinde herhangi bir aşamada destek olabilir, bu süreç hastalığın teşhisinden hemen sonra sağlanmaktadır. Hastaların semptomlarının azalmasını ve yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen palyatif bakım, kişilerin tıbbi tedavi seçeneklerini anlamalarına da yardımcı olmaktadır. Palyatif bakım aynı zamanda genel rahatsızlık yaşayan yaşlı kişilere de destek olabilir.
Palyatif bakım ekibini kim oluşturur?
Sosyal, duygusal ve pratik destek sağlamayı amaçlayan palyatif bakım ekibi, doktorlardan oluşan farklı alanlarda çok sayıda profesyonelden oluşmaktadır. Palyatif bakım uzmanı, doktor, hemşire, sosyal hizmet, beslenme uzmanları palyatif bakım ekibinde yer alır. Palyatif bakım ekibi kişinin hastalığının derecesine, bakım ihtiyacına göre belirlenmektedir.
Palyatif bakım şartları nelerdir?
Palyatif bakım, destekleyici bakım olarak da tanımlanarak ciddi hastalığa sahip olanların ihtiyacına göre belirlenebilir. İleri yaşta kronik hastalığı olan bireyler palyatif bakıma ihtiyaç duyabilir. Palyatif bakım, hastanede, sağlık kuruluşların ya da bakım evlerinde uygulanabilir. Yatağa bağımlı ve kendi besinini tüketemeyen, idrar tutamama, yatak yaraları sorunlarının olması palyatif bakımda öncelikli hastalar arasında yer almaktadır. Bunun yanında kanser hastaları, demans, nörolojik hastalıklar ve kas hastaları da palyatif bakımdan yaralanabilir. Ciddi sağlık sorunu yaşayan her yaştan bireye de palyatif bakım hizmeti sunulabilir.
Palyatif bakım hangi hastalıklara bakar?
Palyatif bakım, ciddi hastalığa sahip olanların yaşam kalitesini artırmayı amaçlamaktadır. Yetişkin, çocuk, yaşlı kişiler palyatif bakım desteği alabilmektedir. Palyatif bakım uygulanan hastalık türleri şu şekilde sıralanabilir:
Kanser
Kalp hastalıkları
Böbrek yetmezliği
Felç (inme)
Kas ve sinir hastalıkları
Kök hücre nakli gerektiren kan ve kemik iliği hastalıkları
Kronik akciğer ve karaciğer hastalıkları
Alzheimer hastalığı ve demans
Parkinson hastalığı
Doğumsal hastalıklar Palyatif bakım hangi tedavi ve destekleri kapsar?
Kronik hastalıkları sebebiyle tam olarak iyileşemeyen ya da yaşam sonunda desteğe ihtiyacı olan hastalara yardım etmeyi amaçlayan bir tıp alanı olan palyatif bakım şu tedavi ve destekleri kapsamaktadır:
Hastada, hastalığından kaynaklı istenmeyen yan etkilerinin giderilmesi
Ağrıların hafifletilmesi
Solunumun rahatlatılması
Mide bulantısı, ishal, kilo kaybı, uykusuzluk, depresyon gibi semptomların kontrol altına alınması
Beslenme desteğinin sağlanması
Hastanın psiko-sosyal ve manevi gereksinimlerinin karşılanması
Hasta ve ailesinin eğitilmesi
Hastanın son dönem bakımı Palyatif bakımda ne yapılır?
Palyatif bakım, sağlık profesyonelleri tarafından hastanın sağlık durumu ve ihtiyacına uygun olarak yapılmaktadır. Hastanın belirtileri doğrultusunda, tedavi planı oluşturularak uygulanmaktadır. Bu tedavi planıyla birlikte hastanın yaşam kalitesinin artırılması hedeflenir. Palyatif bakımda ağrılar, depresyon, mide bulantısı, uyku problemleri, yorgunluk gibi semptomların hafifletilmesi amaçlanmaktadır. Hastanın tedavi sürecinde, ciddi hastalığa sahipse ya da yaşamın sonuna doğru yaklaşılan bir dönemdeyse palyatif bakım ekibi, aile tarafından verilen kararla destek oluşturur. Aynı zamanda rehabilitasyon, nefes teknikleri, psikolojik terapiler de palyatif bakım içerisinde yer almaktadır. Palyatif bakım ekibi gerekli gördüğü durumlarda tıbbi birimlerle konsültasyon yaparak, bu birimlerle koordineli olarak ilerleyebilir.
Fındığın besin değeri
Fındık, protein, lif, fitokimyasal ve doymamış yağ asitleri içermektedir. Aynı zamanda kalsiyum, selenyum, magnezyum gibi mikro besinler barındırır. 100 gr fındığın besin değeri şu şekilde sıralanabilir:
Kalori: 628
Yağ: 61 gr
Karbonhidrat: 17gr
Diyet lifi: 9,7 gr
Şeker: 4,3 gr
Protein: 50 gr
Demir: 4,7 mg
Kalsiyum: 114 mg
Potasyum: 680 mg
Magnezyum: 163 mg
Fosfor: 290 mg
Selenyum: 2,4 mg
Çinko: 2,45 mg
C vitamini: 6,3 mg
E Vitamini: 15,03 mg
K vitamini: 14,2 mcg Fındığın faydaları nelerdir?
Günlük belli miktarda tüketilen fındık, bağırsakları çalıştırır ve metabolizmayı hızlandırır bu da kilo vermede etkili olmaktadır. Ayrıca fındık, astım riskini azaltmada etkilidir. Fındık, yemeklerde kavrulmuş, çiğ, aperatif ya da yağ olarak tüketilebilir. Fındık yağı yemek pişirmede ve kozmetikte sıklıkla kullanılmaktadır. Fındığın faydaları şu şekilde sıralanabilir:
Kanser riskini azaltır
Antioksidan bileşikleri içeren fındık, vitamin ve mineralleri sayesinde kanser riskini azaltmada etkilidir. E vitamin açısından zengin olan fındık, kansere neden olabilecek hücre hasarına karşı da koruma görevi görür.
Sindirime yardımcı olur
Fındıkta bulunan diyet lifi, bağırsakta bulunan yararlı bakterileri artırarak, gastrointestinal sağlığı iyileştirmede önemli rol oynar. Aynı zamanda irritabl bağırsak sendromlarının azalmasında ve kabızlık tedavisinde etkili olmaktadır. Fındığın içeriğinde bulunan lif ve polifenoller sindirimi artıran probiyotikler olarak da çalışmaktadır. Bu sebeple fındık kilo vermede de etkilidir.
Kalp sağlığını destekler
Düzenli olarak tüketilen fındık kalp sağlığı hastalık riskini azaltmada faydalı olmaktadır. Ayrıca vücutta bulunan kolesterol seviyesini düşürerek, kalp krizi olasılığının azalmasını sağlar. Fındık ayrıca kalp sağlığına iyi gelen yüksek miktarda oleik asit içermektedir.
Kemiklerin güçlenmesini sağlar
Kemik sağlığını güçlendirmede etkili olan C ve E gibi vitaminleri fındığın içeriğinde de yer almaktadır. Magnezyum, kalsiyum, demir ve potasyum da bulunduran fındık, osteoporoz riskini azaltmada etkili olarak, kemik sağlını güçlendirir.
Fındığın cilde faydaları nelerdir?
Fındık, içerisindeki doymamış yağdan dolayı kozmetik sektöründen yaygın olarak kullanılır. Çünkü fındığın içerisindeki yağın tedavi edici özellikleri bulunur. Fındıktaki fenolik bileşikler, cildin yaşlanması yavaşlatarak, cildi güneş hasarlarından korur ve akne gibi cilt sorunlarının tedavisinde etkilidir. Böylelikle fındık yağı cilt sağlığının iyileştirilmesinde önemli bir rol oynar. Aynı zamanda fındık, cilde ışıltı katan antioksidan ve E vitamini içerir.
Fındığın saça faydaları nelerdir?
E vitamini, saçı besleyerek saç uzaması ve oluşumunu sağlar. Zengin bir E vitamini kaynağı olan fındık, saçlara karşı oldukça etkilidir. Fındıktaki protein, çinko, selenyum kafa derisi sağlığını iyileştirerek saç dökülmesini önler.
Fındığın yan etkileri
Fındık, sağlıklı kuruyemişler arasında yer alır fakat nadir de olsa zararlı olabilir. Bazı kişilerde solunum problemi yaratan anafilaksi gibi alerjik durumları ortaya çıkarabilir. Bu durumda en yakın uzman doktora başvurmanız gerekmektedir.
Culex türü sivrisinek tam bir taşıyıcı
Batı Nil Virüsü insanlarda enfeksiyona yol açmaktadır. Ana konağı vahşi kuşlar olan Batı Nil Virüsü insanlara en sık ‘Culex’ cinsi sivrisineklerin ısırması ile bulaşmaktadır. Hastalık kişiden kişiye bulaşmamaktadır. Daha nadir olarak da kan transfüzyonu ve organ nakli ile bulaşmaktadır. Doğum sırasında anneden bebeğe de geçtiği bilinmektedir. Geçmişte dünya çapında büyük salgınlara neden olan virüsü taşıyan Culex türü sivrisinekler ülkemizde de görülmektedir.
Batı Nil Virüsü hastalığın 4 belirtisi
Hastalığın kuluçka süresi yaklaşık olarak 2-15 gün arasında sürmektedir. Enfeksiyon, kuluçka süresinin ardından farklı klinik tablolar görülebilir. Bazı vakalarda hiçbir belirti görülmezken, bazıları yatarak tedavi gerektirecek ve hatta ölüme yol açacak kadar ciddi seyirli olabilir. Belirtiler şöyle sıralanabilir:
Batı Nil Virüsü’ne bağlı olarak gelişen hastalıkta çoğu zaman ilk görülen belirti baş ağrısıdır.
Çoğunlukla grip benzeri semptomlarla ortaya çıkan belirtileri arasında sırt ağrısı sık görülmektedir.
Ani başlayan yüksek ateş, halsizlik ve kaslarda güçsüzlük önemli belirtiler arasındadır.
Mide bulantısı, kusma, ishal, deride kızarıklık ve lenfadenopati olarak bilinen lenf bezlerinin aşırı şekilde şişmesi gibi semptomlar da bulunmaktadır.
Enfekte olanların % 80’ninde belirti yok
Batı Nil Virüsü ile enfekte olan kişilerde hastalığın % 80 oranında belirti vermediği söylenebilir. Hastalığın varlığına dair belirti gösteren % 20’lik dilimde yer alan semptomatik vakaların % 90’ında ise Batı Nil Ateşi olarak bilinen yüksek ateş görülmektedir. Sinir sistemi tutulumu ise toplam semptomatik vakaların % 1’inde görülür. Batı Nil Virüsü’ne bağlı olarak görülen sinir sistemi tutulumu sonucunda Batı Nil Nöro İnvaziv Hastalık (BNNI) olarak tanımlanan hastalık gelişmektedir. BNNI’nın yaklaşık % 65’i ensefalit ( beyin iltihabı), % 30’u menenjit ve geriye kalan % 5’lik kesim ise akut flask paralizi olarak tanımlanan felç türü ile seyreder. Tüm Batı Nil Virüsü vakalarının % 1’i menenjit, ensefalit ve felç ile sonuçlanmaktadır. Ensefalit ile sonuçlanan vakaların ise yaklaşık % 20’si hayatını kaybederken, bu oran felç vakalarında %10 ile % 50 arasında yer alır.
Dünyada görülen Batı Nil Virüsü vakaları
Ülkemizde 2010 yılından Kasım 2021’e kadar olan sürede 107 hasta bildirimi yapılmıştır, bunların 15’i ölümle sonuçlanmıştır. Geçtiğimiz haftaki güncellemeden bu yana ve 31 Ağustos 2022 itibariyle, Avrupa Birliği ülkelerinde 45 kişinin enfekte olduğu belirlendi. Bu enfeksiyonlara bağlı 5 ölüm bildirdi. Yunanistan’da 34, Romanya’da 10 ve Macaristan’da 1 vaka görüldü. Ayrıca Sırbistan’da da 24 vaka görülürken, Amerika’da 23 Ağustos 2022 itibariyle, toplam 98 Batı Nil Virüsü hastalığı vakası CDC’ye bildirildi. Bunların 66’sı nöroinvaziv hastalık (menenjit veya ensefalit gibi) ve 32’si nöroinvaziv olmayan hastalık olarak sınıflandırılmıştır.
Aşısı ve ilacı olmadığı için korunma tedbirleri çok önemli
Hastalığın teşhisi için klinik belirti ve bulguların durumuna göre kan testi ve omurilik sıvısı ile test yapılır. Batı Nil enfeksiyonuna karşı vücudun bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlar laboratuvar ortamında saptandıktan sonra kesin teşhis konulur. Bu hastalık için henüz geliştirilmiş bir aşı ya da ilaçlı tedavi uygulaması bulunmamaktadır. Hastanın yaşam kalitesini yükseltmek ve belirtilerin etkisini azaltmak için farklı tedavi yöntemleri uygulanır. Ancak nörolojik hastalık nedeniyle hayati kayıplar ileri yaştaki kişilerde daha fazla olmaktadır.
Virüsün yayılmaması için ilaçlama yapılmalı
Batı Nil Virüsü enfeksiyonu, insanlara en çok enfekte sivrisinek ısırmasıyla bulaşmaktadır. Vakalar genellikle yaz aylarında çoğalan ve sonbaharda da yaşamaya devam eden sivrisineklerin çok olduğu mevsimlerde ortaya çıkar. Sivrisinek ısırıklarından korunmak ve ilaçlama son derece önemlidir.
Sivrisineklerin geceleri beslendiği göz önünde bulundurularak, riskli bölgelerde uzun kollu kıyafetler giyilmeli.
Kapı ve pencereler sineklik olmadan uzun süre açılmamalıdır. Bunun yerine ortam ısısını ayarlamak için klima kullanılabilir.
Sulak alanlardan uzak durmak, olası sivrisinek ısırıklarını engellemek için etkin bir yöntemdir. Ayrıca riskli bölgelere yapılan seyahatler öncesinde, hastalık salgınlarını kontrol etmek ve böcek kovucu ilaçlar kullanmak gerekir.
Alerjik solunum yolu hastalıkları ile enfeksiyon hastalıkları birbiriyle karıştırılıyor
Alerjik solunum yolu hastalıkları ile virütik solunum yolu enfeksiyonları bazı ortak belirtiler nedeniyle sıklıkla karıştırılır. Fakat bu iki grupta bazı önemli farklılıklar söz konusudur. Ateş, halsizlik, kırgınlık, boğaz, kas ve eklem ağrıları virütik enfeksiyonlarda yaygınken; alerjik solunum yolu hastalıklarında pek görülmez. Yine alerjik solunum yolu hastalıklarında bulaş olmadığı için yakın çevrede benzer şikayetler olmaz. Oysa virütik solunum yolu enfeksiyonları çok kolay bulaşabildiğinden benzer belirtiler çok yaygın olarak görülür.
Bu belirtiler alerjiyi işaret edebilir:
Burun akıntısı ve tıkanıklığı
Gözlerde sulanma
Hapşırık
Öksürük
Hırıltılı solunum
Gözlerde ve burunda kaşınma
Geniz akıntısı
Kişiye özel tedaviler rahatlatıyor
Alerjinin nedenine ve şiddetine göre tedavi değişebilir. Kullanılabilecek birçok ilaç vardır. Steroidli burun spreyleri burundaki problemleri azaltabilir. Antihistaminikler hapşırma, burun çekme ve kaşıntıyı durdurmaya yardımcı olur. Dekojestanlar tıkanıklığı gidermeye ve burundaki mukustan kurtulmayı sağlar. Bazen de antibiyotik kullanmak gerekebilir. Astımda yine steroidli inhaler (direkt hava yollarına giden), nefes açıcı inhaler ilaçlar, montelukast denilen ve oral yolla alınan tablet formundaki ilaçlar kullanılmaktadır.
Aşı tedavisi önemli fayda sağlıyor
Aşı; cilt veya kan testinde alerjen saptanmış ve özellikle uzun süre fazla çeşitte ilaç kullanan şiddetli belirtileri olan kişilere önerilir. Aşı tedavisinde amaç, vücudu alerjen maddeye duyarsız hale getirmektir. Polen, ev tozu, küf gibi solunum alerjilerinde uygulanan bu tedavinin başarı oranı oldukça yüksektir. Alerji uzmanlarınca planlanan ve yapılan bu tedavi metodu enjeksiyon şeklinde uygulanmakla birlikte bazı alerjilerde dil altı tablet şeklinde de verilebilmektedir.
Solunum yolu alerjilerinden korunmak için bunlara dikkat edin
Solunum yolu alerjilerinden tamamen kaçınmak pek mümkün olmasa da, şu şekilde sıralanan bazı önlemler rahatlama sağlayabilir.
Yaz sonu ve sonbahar başında polen sayıları sabahları en yüksek seviyededir. Polen ayrıca rüzgarlı, sıcak günlerde, yağmurdan sonra da dalgalanabilir. Polen sayısının fazla olduğu bu zamanlarda kapı, pencere açmamak, dışarda geçirilen zamanı sınırlamak önemlidir.
Dışarı çıkılması gerektiğinde ise eve girerken kıyafetleri çıkarmak ve duş almak yerinde olacaktır. Yıkanan çamaşırları dışarda kurutmamakta fayda vardır.
Özellikle çocuklar yaprak yığınları ile oynamayı sevebilir. Bundan kaçınmak önemlidir. Çünkü bu yığınlar arasında oynamak milyonlarca küf sporunu havaya saçabilir. Bu da hastalıkların gelişmesini kolaylaştırabilir.
Yaşanılan yerde nem ve küf varsa, mümkünse bunu ortadan kaldırmak doğru olacaktır. Sigara dumanı da alerjiyi artırabilir.
Ev tozu sıcak ve nemli ortamı sever ve çok çabuk çoğalır. Bu nedenle özellikle yatılan yerin sıcak ve nemli olması istenmez. Haftada bir nevresim, çarşaf ve yastık kılıflarının en az 55 derecede yıkanmalıdır
Ortamda toz tutacak kitap, halı, oyuncak vs. olmaması önemlidir.
Sık sık hasta olmayan kişi tarafından toz alınmalı ve akarlara yönelik elektrikli süpürgeler kullanılmalıdır.
Grip ve Covid- 19 aşılarının yapılması önemlidir.
Akciğer grafisi; X ray ışınları kullanarak akciğer, kalp, damarsal yapılar, göğüs boşluğu, akciğere komşu kemik ve yumuşak dokuların radyolojik olarak incelendiği görüntüleme yöntemidir.
Akciğer ve göğüs boşluğu
Yapısal durum, deformasyonlar, malformasyonlar (bir dokunun ya da organın şekil bozukluğu), enfeksiyon kaynaklı hastalıkları, zatürre, bronşit, verem ve daha az görülen atipik enfeksiyonlar...
Başka tedavilere ek olarak; sistemik/ romatolojik hastalıklara ya da mesleki maruziyetlere bağlı gelişen ani ya da kalıcı hastalıklar
Yer kaplayan tümoral hastalıklar
Hava yolu patolojilerini (KOAH, astım vb)
Akciğer zarı hastalıkları
Diafragmanın yapısal durumu ve hareket kusurları
Kalp
Yapısal durum, boyut, pozisyon, doğumsal ya da sonradan gelişen malformasyonları
Kalp zarı hastalıkları
Damarsal yapılar
Yapısal durum, doğumsal vesonradan gelişen malformasyonları, damar duvarı hastalıkları
Yemek borusu ve mide
İlgili organların yapısal durumu, doğumsal ve edinsel malformasyonlar, tümoral hastalıklar
Sinir sistemi
Omurilik patolojileri ve tümoral hastalıkları
Kemik ve yumuşak dokular
Omurgaların ve kaburgaların yapısal durumu, dizilimi, doğumsal ve edinsel malformasyonları ve travmatik belirtileri
Köprücük kemiği ve omuz eklemini oluşturan kemik yapıların sorunları
Diğer
Görüntüleme alanına giren boyun ve karın içi yapılarını ilgilendiren hastalıklar ve göğüs duvarının diğer patolojileri
Akciğer grafisinin avantajları nelerdir?
Akciğer grafisi kısa sürede ayrıntılı bir çekim olanağı sağlamaktadır. Elde edilen görüntülere göre sağlık problemlerinin olup olmadığı belirlenip tanı konularak, gerekli tedavi planlaması yapılabilir.
Akciğer grafisi nasıl çekilir? Akciğer grafisi nasıl alınır?
Akciğer grafisi, hastanın durumu elverdiği sürece ayakta kişiye uygun pozisyon verilerek, X ışınlarını hastanın arkasından alabileceği şekilde çekilmektedir. Hastanın ayakta duramayacağı durumlarda yatarak çekilebilir.
Ayrıca bazı durumlarda X ışınlarını önden aldığı, sağ ya da sol kol üzerine eğilindiği veya her iki akciğerin üst kesimlerinin öne çıkarıldığı özel tetkikler de mevcuttur.
SIK SORULAN SORULAR
Akciğer grafisine ne zaman başvurulur?
Akciğer grafisine; akciğer ve kalp hastalıkları, göğüs duvarı sorunları, travma sonrası ve işe giriş muayenesi, check up gibi rutin kontrollerde ihtiyaç duyulabilir.
Akciğer grafisi nasıl raporlanır?
Akciğer grafisi bu konuda deneyimli uzman radyologlar tarafından incelenerek raporlanır. Raporlarda; akciğerin yapısı, kalp oluşumları, göğüs boşluğu, diafragma yapısı, kalp ve akciğer zarı, omurgalar, kaburgalar ve görüntüleme alanına giren komşu alanlar incelenerek belirli bir sıraya göre ayrıntılı olarak kayıt edilir.
Akciğer grafisi çok radyasyon içerir mi?
Akciğer grafisi; X ışınları ile gerçekleştirilen bir tetkik oluğundan, radyasyondan korunma temel prensipleri göz önünde bulundurularak alınmalıdır. Maruz kalınan radyasyon günümüz teknolojileri ile minimize edilmiştir. Klinik gereklilikte endişe duyulmadan yapılabilir. Ancak radyasyondan kaçınılması gereken gebelik gibi özel durumlarda farklı tetkiklerle yer değiştirilmesi uygun olabilir.
Akciğer grafisi çeşitleri nelerdir?
PA Akciğer Grafisi: X Işınının arkadan alındığı grafi
AP Akciğer Grafisi: X ışınının önden alındığı grafi
Telegrafi: Kalp yapılarının daha ön planda değerlendirilmesi sağlayan grafi
Dekübitis Grafi: Sağ ya da sol dirsek üzerine eğilerek akciğer zarları arasında biriken sıvının tespiti için kullanılan grafi
Apikolordotik Grafi: Akiğer üst kısımlarını değerlendiren özel grafi
Floroskopi: Diafragma patolojilerini değerlendiren dinamik grafi
Akciğer grafisi çekimi ne kadar sürer?
Akciğer grafisi için önceden özel bir hazırlık gerekmez ancak çekim esnasında yanıltıcı görüntüye neden olabilecek giysiler ve takılar çıkarılarak çekim gerçekleştirilmelidir. Çekim sırasında teknisyen yardımı ile sağlanan uygun pozisyonla nefes alınıp tutulur. Toplam çekim süresi bir kaç dakikadır.
El Cezerî (Ebu'l İzz)
Mucit, Mühendis, Bilim İnsanı
Doğum
1136
Diyarbakır
Ölüm
1206
-
Diğer İsimler
Ebu'l İzz, Ebû’l İz İbni İsmail İbni Rezzaz El-Cezerî, al-Jazari, al-Gazari
Çok yönlü bilim adamı, dünyanın ilk makina mühendisi, mucit (D. 1136, Diyarbekir - Ö. 1206). Diyarbekir yöresinde yaşamış, Artuklu sarayında “Reis el âmal” (başmühendis) olarak 32 yıl (1174-1206 arasında) hizmet etmiş dünyaca ünlü bir bilim adamıdır. 1183-1232 tarihleri arasında Diyarbekir yöresine hükümran olan Artukoğullarının, Hısnkeyfa / Hasankeyf Artukluları (1101-1232), Mardin Artukluları (1108-1408) ve Harput Artukluları (1185-1203) olmak üzere üç kolu vardı. Hısnkeyfa Artukluları, Artuk’un oğlu Muineddin Sökmen (yön. 1101-1105) eliyle kurulmuş olup Diyarbakır yöresi, buraya bağlı olmuştur. Beldenin adı Osmanlıda Hasankeyf, Süryanilerde “Hesna Kepha”; Abbasi, Hamdani ve Mervanilerde ise “Hısn Keyfa” şeklinde idi. İslâm öncesi dönemde “Cepha” adıyla Süryani piskoposluk merkezi olmuş, 131 yıl boyunca Artukoğullarına başkentlik yapmış, ardından Eyyûbi egemenliğine girmiş, 1260 yılında Moğol istilâsına uğramış, 1516’da Osmanlılara geçmiştir. Mardin Artukluları 1108'de Necmeddin İlgazi (yön. 1108-1122), Harput Artukluları ise 1185 yılında Nureddin Muhammed bin Karaarslan (yön. 1175-1185) ve İmadeddin Ebubekir bin Karaarslan (yön. 1185-1203) eliyle kurulmuştur. Artuklu emîrlerinin bilime ve resim sanatına destek verdikleri anlaşılmaktadır. Artuklu dönemi Diyarbakır'ının (Âmid) maden işleme merkezi, zengin ve hareketli bir ticaret kenti olduğu, 12. yüzyılın sonlarında kentte 140 bin cilt kitap bulunduğu bilinmektedir. Artuklular Doğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de Haçlılara karşı yaptıkları karşı koymalar ve oluşturdukları eserlerle tanınmışlardır. El-Cezerî bu dönemde, Hısnkeyfa Artuklu sarayında hizmete başlamıştı. Hısnkeyfa Artuklu hükümdarı Nureddin Muhammed, Selahaddin Eyyûbî (1138-1193) ile dayanışma içinde Diyarbakır'ı Nisanoğulları'nın elinden alıp kente sahip olmuştur. Diyarbakır surlarının Urfa Kapısı üzerindeki 1183 tarihli kitabe, bu olayı belirtmektedir. 1232-1234 yıllarında Anadolu Selçukluları tarafından ortadan kaldırılan Artuklular, mimarî süslemede ve sikkelerde insan figürü kullanan sayılı Türk-İslâm beyliklerindendir.
Batı dünyasında adı kısaca “al-Jazari” ya da “al-Gazari” diye bilinen el-Cezerî, su saatleri, otomatlar, su kaldırma düzenekleri, fıskiyeler, şifreli anahtarlar ve daha pek çok pratik ya da estetik mekanizmanın tasarım ve gerçekleştirimini anlatan Kitab el-Câmi' Beyn el-İlm ve'l-Amel el-Nâfi' fî Sınaat el-Hiyel (Olağanüstü Makine Yapımı Üzerine Bilim ve Teknik Arasında Yararlı Bir Kitap) adlı ünlü eserin yazarının tam namı "Bedî’ûz-Zamân Ebu’l-İzz İsmail ibn el-Rezzâz el-Cezerî"dir. Burada, "bedî’ûz-zamân", çağının harikası; "ibn el-rezzâz", bir pirinç tüccarının oğlu; "el-Cezerî" ise “El-Cezîre’li” ya da Ceziret-i ibn Ömer’li (günümüzde Mardin’in Cizre ilçesi) anlamına gelir ve Fırat ile Dicle arasındaki Yukarı Mezopotamya bölgesine, Arapça'da "ada" anlamına "El-Cezîre" denir. Bu kitabın kimi nüshalarının adı değişik olup bunlarda Kitab fî Ma'rifet el-Hiyel el-Hendesiyye (Usta İşi Mekanik Aletler Bilgisi Kitabı) diye geçer, kısaca Kitab el-Hiyel adıyla bilinir. El-Cezerî, Artuklu Sarayı’na 1174’te girmiş, Nureddin Muhammed (yön. 1175-1185) ve oğulları Kutbeddin Sökmen (yön. 1185-1200) ile Nâsireddin Ebu'l-Feth Mahmud Karaaslan (yön. 1200-1222) dönemlerinde saray mühendisi olarak çalışmıştır. Bu bilimsel kitap, Hısnkeyfa Artuklularına bağlı olan Âmid'deki (Diyarbakır) Artuklu sarayında 1206 yılında yazılmıştır. Dili, zamanının bilim dili olan Arapça'dır. Eser, ününü çağlar boyu yitirmemiş, pek çok kez kopya edilmiş ve çeşitli dillere çevrilmiştir. Bugün İstanbul Topkapı Sarayı III. Ahmed Kütüphanesi'nde bulunan 3472 kayıtlı yazma, Hicri 602 (Miladi 1206) tarihlidir. Mevcut el-Cezerî yazmalarının en eskisi olan bu nüsha, kayıp orijinal eserin bir ikinci el kopyası olarak en önemli nüshasıdır ve Muhammed ibn Yusuf ibn Osman el-Haskefî (Hısnkeyfa’lı) tarafından kopyalanmıştır. Arslan Terzioğlu’nun belirttiğine göre el-Cezerî’nin eserinin, dördü Topkapı Sarayı Müzesi’nde (III. Ahmed Nr. 3472, Nr. 3461, Nr. 3350 ve Hazine Nr. 414) ve biri Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Ayasofya Nr. 3606) olmak üzere beş elyazma nüshası Türkiye’de bulunmaktadır. Atilla Bir’in bildirdiğine göre bu yapıtın yurtdışında Dublin Chester-Beatty Kütüphanesi’nde bir, Oxford Bodleian’da iki, Leiden Üniversitesi’nde iki, Paris Bibliothèque Nationale’de üç kopyası daha bulunmaktadır. Ayrıca ABD’nin çeşitli koleksiyonlarında farklı yazmalardan koparılmış minyatürlü sayfalar sergilenmektedir. Terzioğlu’na göre St. Petersburg’da da bir nüshası vardır. Makinelerin resim ve planlarını da kendisi çizdiği için el-Cezerî, aynı zamanda iyi bir ressamdı.
Eskiçağ’ın en ünlü otomat yapımcıları, İskenderiye mekanik okulundan İskenderiyeli Ktesibios (İÖ 3. yüzyıl), Byzantion’lu Philon (İÖ 2. yüzyıl) ve İskenderiye’li Heron’dur (İS 50-120) Ortaçağ’da Arapça kaleme alınmış teknik inceleme eserlerinin hepsi de Arapça kökenli değildi. Örneğin İskenderiyeli Heron’un Mekhanika adlı eseri, kayıp Yunanca orijinalinin Arapça çevirisi üzerinden günümüze ulaşmıştır Benû Musa Kardeşler (9. yüzyıl) ve el-Cezerî gibiler ise orijinali Arapça olan eserler kaleme almışlardır. Bu iki uç durum arasında, yazarı belli olmayan bir dizi eser de bulunmaktadır. Bunlar Helenistik, Bizansî, İslâmî ya da her üçünün bir karması olabilmektedir. Otomatlarla ilgili böyle birkaç eser aşağıda sırayla değerlendirilmektedir:
Sözde-Arkhimedes’in (10. yüzyıl) Su Saatlerinin İnşası Üzerine adlı incelemesinin yalnızca Arapçası mevcut olup İngilizce çevirisi 1976’da Londra’da On the Construction of Water-clocks başlığı altında, Almancası ise 1918 yılında Eilhard Wiedemann ve Fritz Hauser tarafından Uhr des Archimedes und zwei andere Vorrichtungen başlığı altında yayımlanmıştır. İlk bölümlerde betimlenen su makineciliği bilgileri, Rıdvan ibn el-Sa'atî ve el-Cezerî tarafından, Arkhimedes’in adı zikredilerek kullanılmıştır.
Perge’li Apollonius’un (İÖ 262-180) bir müzik otomatını betimleyen eserinin de yalnızca Arapçası mevcuttur. Almanca çevirisi E. Wiedemann tarafından yapılmış olup Aufsätze zur Arabischen Wissenschaftsgeschichte (1970) adlı kitapta yer almaktadır. Henry Georg Farmer tarafından hazırlanan ve The Organ of the Ancients (1931) adlı eserde yer alan İngilizce değişkesi daha iyidir. Aynı konu, R. Hammerston’un Macht und Klang: Tönende Automaten als Realität und Fiktion in den alten und mittelalterlichen Welt (1986) adlı eserde de yer almaktadır.
Byzantion’lu Philon’un Pneumatika adlı eserinin Arapça metni ve Fransızca çevirisi Baron Bernard Carra de Vaux tarafından 1903 yılında yayımlanmıştır (Şekil 2). Bu eserin F. D. Prager tarafından 1874’te yayımlanan Philo of Byzantium-Pneumatics başlıklı bir çevirisi varsa da Carra de Vaux’nunki daha düzgündür. Ancak Pneumatika’nın kimi bölümlerinin kimin tarafından yazıldığı çokça tartışılmıştır. Bu bölümlerin çoğu Philon tarafından yazılmışsa da su çarklarını betimleyen bölümler, Müslüman yazarlarca eklenmiş olabilir.
Olasılıkla Helenistik bir eser olan Muristus Elyazması, hidrolik ve pnömatik müzik aletleri üzerine Arapça üç kısa inceleme olup Louis Cheikho tarafından 1906 yılında Al-Maschriq adlı dergide yayımlanmıştır.
Heron’un Mekhanika’sı Arapça’ya Kosta ibn Luka (820-912) tarafından çevrilmiştir. Fransızca çevirisi ile birlikte bunun Arapça baskısı Carra de Vaux tarafından Les mécaniques ou l’élévateur de Héron d’Alexandrie başlığı ile 1894’te Journal Asiatique’in özel eki olarak yayımlanmıştır. Bu metin, Donald Routledge Hill’in önsözü ve A. Gerhardt Drachmann’ın yorumları ile birlikte 1988 yılında Paris’te yeniden basılmıştır. Eser, kesin olarak Heron’un dâhiyane bir yapıtıdır. Mekhanika, yalnızca Arapça metin halinde günümüze ulaşmışsa da Latince değişkesi günümüze ulaşan Katoptrika (Yakıcı Aynalar) dışındakiler, Yunanca orijinalleri ile elde mevcuttur. Heron’un savaş makineleri üzerine bir incelemesi olan Belopoiika adlı eseri dışındaki tüm eserleri, Almanca çevirileri ile birlikte W. Schmidt’in editörlüğü altında Heronis Alexandrini Opera quae supersunt omnia (1899-1914) başlığı altında yayımlanmıştır.
9. yüzyılın mühendis ve bilim adamları olan Benû Musa (Musa Oğulları: Muhammed-Ahmed-Hasan) tarafından yazılmış olan aşağıdaki eserler, Arapça kökenlidir. Kitab el-Hiyel, Benû Musa’dan Ahmed’in eseridir. Buradaki 100 düzenekten yaklaşık 80’i hünerli kaplar olup geri kalanı çeşmeler, lambalar, havası kirli kuyularda kullanılmak için bir “gaz maskesi” ve çift tırnaklı bir kaldırıcıdır (Şekil 3). Çoğu düzeneğin görünür önemsizliğine karşın Benû Musa Kardeşler’in aerostatik ve hidrostatik basınçlar ve onların otomatik kontrol ve röle sistemlerinde kullanımlarındaki ustalıkları, onları Helenistik öncellerinin ilerisine geçirmiş ve bu alandaki çalışmaları, modern çağlara kadar aşılamamıştır. İkinci ve daha kısa olan El-Âlât illâti Tazammir bi Nefsihâ (Kendi Kendine İşleyen Alet) başlıklı inceleme de Benû Musa’ya atfedilir.
Şamlı Rıdvan ibn el-Sa’atî’nin (ölm. 1230) Arapça Risale fî Â’mâl el-Sa’at ve’l-İstimalihâ (Saatlerin Üretimi ve Kullanımı Üzerine İnceleme) (1203) adlı eserinin tıpkıbasımı yapılmamıştır. Almanca değişkesi Wiedemann ve Hauser tarafından yayımlanmıştır. Bu yapıtta Rıdvan, su saati mekanizmasını Hürmüz adlı birinin bulduğunu ve babası Ali ibn Rüstem el-Horasanî el-Sa’atî’nin bu mekanizmayı 1160 yılında Şam’daki Emeviye Camisi’nin doğu kapısındaki (Bâb-ı Ceyrun) saatin kurgusunda kullandığını, daha sonra bir yangından zarar gören anıtsal su saatini kendisinin onardığını uzun uzadıya anlatır. Ancak Rıdvan’ın anlatımında zayıflıklar vardır. Rüstem’in kurduğu saat, gezgin İbn Cübeyr (1145-1217) tarafından Rıhle adlı ünlü seyahatnâmesinde dile getirilmiştir.
Mühendis el-Cezerî’nin, Kitâb el-Câmi' Beyn el-İlm ve'l-Amel el-Nâfi' fî Sınaat el-Hiyel (Olağanüstü Makine Yapımı Üzerine Bilim ve Teknik Arasında Yararlı Bir Kitap) (Diyarbakır, 1206) adlı Arapça özgün eseri, Ahmad Y. al-Hassan’ın editörlüğünde 1979’da Halep’te yayımlanmış, İngilizce çevirisi, The Book of Knowledge of Ingenious Mechanical Devices başlığı altında Donald R. Hill tarafından 1974’te Dordrecht’te, tıpkıbasımı 1989’da “Pakistan National Hijra Council“ tarafından İslâmabad’da yapılmıştır. 19. yüzyılda Arapça’dan Farsça’ya tercüme edildiği de bilinmektedir. Tıpkıbasımı 1990 yılında Kültür Bakanlığı tarafından, Türkçe çevirisi ise 2002 yılında teknik açıklamalı notlarla birlikte Sevim Tekeli ve arkadaşları tarafından Bedî’ûz-Zamân Ebû’l-‘İzz İsmâ’îl b. er-Rezzâz el-Cezerî: El-Câmi’ Beyne’l-‘İlm ve’l-‘Amel en-Nâfi’ fî es-Sınaâ’ti’l-Hiyel başlığı altında Ankara’da Türk Tarih Kurumu yayını olarak yayımlanmıştır.
16. yüzyılda ünlü Osmanlı astronomu Takiyüddin bin Ma’ruf’un (1521-1585), El-Turuk el-Seniyye fî’l-Âlât el-Rûhâniyye (Pnömatik Aletler Üzerine Yüce Yöntemler) (1585) adlı eseri Ahmad Y. al-Hassan tarafından Taqi al-Dîn and Arabic Mechanical Engineering (Takiyüddin ve Arap Makine Mühendisliği) (Halep, 1976) adlı eserinde tartışılmıştır. Eserdeki en ilginç makine, su gücüyle çalıştırılan 6 silindirli “monoblok” pompadır (Şekil 4). Eser, Batılı yazarlardan Georgius Agricola’nın (1494-1555) ünlü eseri De re metallica (Madencilik Üzerine) (1556) ile aynı dönemde ve Agostino Ramelli’nin (1531-ölm.1608 sonrası) Le diverse et artificiose machine (Çeşitli ve Hünerli Makineler) (1588) daha önce kaleme alınmıştır. Takiyüddin’in başka bir eseri mekanik saatler konusunda olup Sevim Tekeli’nin The Clocks in the Ottoman Empire in 16 th century and Taqi al-Dîn’s ‘The Brightest Stars for the Construction of the Mechanical Clocks’ (1966) adlı kitabında işlenmiştir.
Su kuvvetiyle ve bir şamandıraya bağlı olarak, üzerinde hareket edebilen figürler taşıyan saat düzenekleri 13. yüzyıl başlarında iki Arap bilgini olan Rıdvan ve el-Cezerî tarafından ayrıntılarıyla betimlenmiştir. Her ikisi de su saatlerinin yapımında otomatik yürüyen filler, yüzen gemiler gibi yine suyla çalışan düzenekleri, bezeyici öğeler olarak kullanmışlardır. Otomatik abdest alma makinesi, otomatik içki sunma düzenekleri, özel saatler ve robot düzeneklerinin bulucusu olan el-Cezerî, bütün kontrol sistemlerinde su kuvvetinden yararlanmıştır.
El-Cezerî, birinci bölümde "finkân", “binkam” vb. terimlerle adlandırılan su saatlerinden (Şekil 5); ikincisinde şarap meclislerinde kullanılan otomatik kaplardan, insan ve hayvan biçimindeki makinelerden; üçüncüsünde ibriktarlık rolünü oynayan hayvan ve insan figürlü otomatlardan; dördüncüsünde kesilip akan çeşitli fıskiyelerden, kendi kendine saz ve düdük çalan makinelerden; beşincisinde kuyu ve ırmaklardan su çıkaran tulumbalardan; altıncısında ise saray hizmeti gören çeşitli makine, şifreli kilit vb.den söz eder. Eserde toplam 50 dolayında ilginç buluş yer almaktadır.
El-Cezerî'nin kısaca Kitab el-Hiyel adıyla bilinen yapıtı su saatleri, kandilli saatler (Şekil 6), otomatlar, fıskiyeler ve çeşitli karmaşık düzeneklerin anlatımını içermektedir. Bu kitap, en küçük parçasından bütününe dek makinelerin kurgulanması için teknik ölçü ve bilgileri içermektedir. Kitabın en önemli yanı da, daha sonra konuyla ilgilenenlerin kurgulayabileceği şekilde başarıyla açıklanmış olmasıdır. İslâm’da insan ya da hayvan figürlerinin tasviri yasak sayılmışsa da, böyle figürler, özellikle İslâm dünyası otomatlarında çok benimsenerek kullanılmıştır.
Diyarbakır’ın İçkale semtinde Virantepe’deki Artuklu Sarayı, Artuklu hükümdarı Nâsireddin Mahmud bin Muhammed bin Karaarslan (yön. 1200-1222) zamanında yapılmıştır. Burada 1962 yılında Oktay Aslanapa ve ekibi tarafından yapılan kazılarda saray kalıntısı ile renkli taş ve cam küpçüklerle yapılmış mozaik ve çini süslemeli, altın yaldızlı ve motifli, gösterişli bir sekiz köşeli havuz ve selsebil ortaya çıkarılmıştır (Şekil 7). El-Cezerî, otomatlarını çalışır halde sergilemiştir.
Topkapı Sarayı’ndaki 3472 nolu nüshada resim ve şekillerin bizzat el-Cezerî tarafından çizildiği; yazıların ise el-Haskefî tarafından 10 Nisan 1206'da kopya edildiği yazılıdır. El-Cezerî‘nin özgün yapıtı ise 16 Ocak 1206'da tamamlanmıştır. Eserde 174 çizim vardır. Topkapı nüshasında el-Cezerî'den "Rahmetullah'' diye söz edilmesi, el-Cezerî'nin bu iki tarih (16 Ocak-10 Nisan 1206) arasında vefat ettiğini gösterir.
Kitabın bölümlerinin içerikleri şöyledir:
1.Bölümde: Binkam (su saati) ve finkân’ların (kandilli su saati), “saat-i müstevîye” ve “saat-i zamânîye” olarak nasıl yapılacağı konusunda 10 şekil,
2.Bölümde: Şarap meclisleri ile ilgili kap-kacakların yapılması konusunda 10 şekil,
3.Bölümde: Hacamat (kan alma) ve abdestle ilgili ibrik ve tasların yapılması konusunda 10 şekil,
4.Bölümde: Havuzlar ve fıskiyeler ile müzik otomatları konusunda 10 şekil,
5.Bölümde: Çok derin olmayan bir kuyu ya da ırmaktan suyu yukarı çıkaran tulumbalara ilişkin 5 şekil,
6.Bölümde: Birbirine benzemeyen çeşitli düzeneklerin [Âmid (Diyarbakır) kentindeki hükümdar sarayı için dökme pirinçten kapı (Şekil 8), açıölçer, çalar saat, şifreli kilitler (Şekil 9), kapı sürgüleri vb.] yapılışı konusunda 5 şekil.
El-Cezerî, otomatik makinelerinde yer alan robot adamları ve kuşları, Türk estetik anlayışına göre renklendirerek süslemiştir. Kitaptaki resimlerde yer alan insan figürleri, yuvarlak yüzleri, uzun saçları ve kaftanlarıyla Uygur ve Selçuklu tiplerini yansıtır. El-Cezerî, yapıtında, çeşitli harika düzenek teknikleri konusunda, öncellerinden de söz etmektedir. Buna göre anıtsal su saatinin su makinesi için Arkhimedes'i (İÖ 287-212), kandilli saat tasarımı için Yunus el-Usturlâbî'yi, fıskiyeli düzenekler için Benû Musa'yı, müzik otomatları için "Bedîü’z-Zaman el-Usturlâbî" lakabı ile de tanınan Ebü'l-Kasım Hibâtallah ibn el-Hüseyin el-Usturlâbî'yi (ölm. 1140) örnek almıştır. Hibâtallah, adından da anlaşılacağı üzere, öte yandan ünlü bir usturlab yapımcısı olarak da tanınmaktadır. 12 El-Cezerî, su saatlerinden birinin yapımında, İskenderiye'de yaşamış Yunanlı mühendis Ktesibios'un özgün olarak tasarımladığı bir regülâtör kullanmıştır. El-Cezerî'nin öncü olarak İskenderiye okulunu izlediği hissedilmekte ise de kuşkusuz, pek çok otomatı, yalnızca kendi özel becerisinden kaynaklanmaktadır. Özellikle onun su saatleri, otomatik gösteri oyunlarının benzersiz ustalıklı yapıtlarıdır. El-Cezerî'nin kurgulamalarında müzik aletleri, hayvanlar, astrolojik simgeler de yer almaktadır. Ayrıca zamanın yürüyüşünü izlemek üzere yazıcı / kaydedici düzenekler de kurmuştur. Hükümdar Nâsireddin Ebu'l-Feth Mahmud, ünlü eserini yazması için el-Cezerî'yi maddî ve manevî olarak desteklemiştir.
El-Cezerî hidromekanik sistemle çalışan otomatik makinelerinde, istenilen mekanik hareketleri sıvının basıncından, kaldırma kuvvetinden, akış hızından ve ağırlık merkezinin kayması özelliğinden yararlanarak gerçekleştirmiştir. Onun yaşadığı dönemlerde elektrik gücü, manyetik güç ve elektromanyetik güçler bilinmediğinden, sistemlerini su gücü ve basınç etkisinden yararlanarak oluşturmuştur. Enerji olarak yalnızca su gücünden yararlanmasına karşılık bu enerjiyi mekanik bir sistemle birleştirerek hidromekanik sistemle çalışan otomat düzenekleri yapmıştır.
El-Cezerî'nin heykelciklerle bezeli otomat su saati, sanatsal dans hareketleri yapmakta ve müzik sesi vermektedir (Şekil 10, Şekil 11). Şeklin üst kısmında, burçları gösteren ve dönebilen bir disk, onun altında günün her bir saatine karşılık gelen on iki hücre (içi boş bölme) vardır. İlk hücrede görülen figür, her saat geçtikçe sağa doğru adım adım kaymaktadır. Bunun altında, sağda ve soldaki kuşlar (doğan ya da şahin!) her saat başı birer metal küreyi gagaları yardımıyla alt kısımdaki kâsenin içine düşürerek ses oluşturmakta, 6 saat sonra da orkestradaki tüm çalgılar hep birlikte çalmaya başlamaktadır. Buradaki yapay müzisyenler [iki borazan, nakkare (büyük davul), uzun davul, zil], ahşaptan yapılmıştır ve iç kısımdaki bir su çarkı yardımıyla hareket ederek oynatılan kollara sahiptir. Üflemeli çalgılar hidrolik kontrollü hava basınçlı bir kapla bağlantılı olarak çalışmaktadır.
El-Cezerî, kitabın başka bir yerinde Hükümdar Mahmud’un hizmetkâr ve cariyelerin abdest suyu dökmelerinden hoşlanmaması nedeniyle, onun için otomatik abdest alma makineleri geliştirdiğini söylemektedir. Tavus kuşu biçimli böyle bir otomat çalıştırıldığında, ağzından abdest suyu dökülüyordu (Şekil 12, Şekil 13).
Başka bir otomat ise, sağ elinde ibrik, sol elinde tarak ve havlu tutan bir çocuğun bulunduğu kürsü, kürsünün yanında, içinde kuyruğu kürsüye bitişik ve gagası zemine doğru uzanmış bir tavusun bulunduğu havuz ve kürsünün üzerindeki dört sütuna yerleştirilmiş kubbe ve üzerindeki bir kuştan oluşmaktadır. Bunda su ibrikten aktığı sürece kuş ötmektedir. Akan su havuzda birikir ve tavus suyu içer; su bittiğinde çocuk, sol elindeki havlu ve tarağı uzatır (Şekil 14, Şekil 15).
El-Cezerî’nin, Batı’da benzerine rastlanmayan kan alma otomatı, bir kaide üzerine yerleştirilmiş bir tekne biçimindedir (Şekil 16, Şekil 17). Hastadan alınan kan, bir kâsenin içine akmakta, bir ağızlıkla sağdaki bölmeye dolmakta, oradan bir şamandıra yükselmekte ve bir bronz çubuğa ulaşarak sağdaki boş sütun içinde yukarı doğru hareket etmektedir. Bu sırada hekim figürcüğünün sol kolu kalkmakta; alınan kan miktarı, teknenin üzerindeki 1’den 120’ye kadar işaretli bölme çizgili yazı tahtası üzerine işaret edilmektedir. Her iki boş sütun arasına sarılı ipler ve makaralar aracılığıyla bunların üzerindeki figürler hareket etmektedir. Bu hareket, sol tarafta oturan hekimin sağ eline iletilmekte ve onun elindeki kalem, yatay makaranın döndürdüğü 120 bölmelik ölçek üzerinde kan miktarını vermektedir. Teknede 1 dirhem kan toplandığında, hekimin elindeki kalem, ilk işaret çizgisine ulaşır. Kan miktarı arttıkça, hekim de kalemi ile birlikte döner ve artan miktarları kaydeder.
El-Cezerî'nin müzik otomatlarından biri de, "İçki âlemlerinde bir havuz üzerinde yüzen kayık” (“sâki kayığı") idi (Şekil 18). Burada sultan, kayığın pruvasında kubbeli bir platformun altında oturmaktadır. Sağında silahlı koruması (minyatürde çizilmemiş), solunda bir elinde şişe diğer elinde kadeh tutan sâki, kayığın kenarında ise iki kürekçi (minyatürde çizilmemiş) bulunur. Bir su deposundan kepçeye akan suyun kepçe dolduktan sonra boşalması, kayığın orta kısmında görülen çarkı döndürür; o da kayığın arka kısmındaki ayakta görülen kürekçiye otomatik olarak kürek çekme hareketi yaptırır. Bu sırada sıkışan havanın çalgılara sevk olunmasıyla da çalgılardan ses çıkmasına yol açar. Atilla Bir’in açıklamasına göre o dönemde sultanlar, şarap kadehlerini sonuna kadar içmez, bir yudum aldıktan sonra geriye kalan içkiyi bu işle görevli sâki içerek bitirirdi (Şekil 19). Bu davranış şekli, zehirlenme korkusuyla yaşayan hanedan mensuplarının bir önlemi idi. Sâki kayıkları büyük olasılıkla saraylarda sultana yakın çevrelerin eğlence aracı olarak saray bahçesinde ince su kanallarında dolaştırılıyordu.
El-Cezerî’nin derin olmayan kuyu ya da ırmaktan, zincirli kova düzeneği eşliğinde hayvan gücü ile suyu yukarı çıkaran otomat düzeneği ile çift-etkili bir emme tulumba düzeneği ise Şekil 20 ve Şekil 21’de görülmektedir.
Batı Dünyasında el-Cezerî ve Otomatlarının Tıpkı yapımları:
El-Cezerî'yi Batı dünyasına tanıtan, Eilhard Wiedemann ve öğrencisi mühendis Fritz Hauser olmuştur. 13, 14 Wiedemann’ın, 1920’lerde Almanya'nın Erlangen Üniversitesi'nde el-Cezerî'nin kimi düzeneklerinin çalışır modellerini yaptırdığı bilinmektedir. 15 El-Cezerî’nin eseri, orada betimlenen otomatları, başkaları tarafından yeniden kurulabilecek şekilde üretim ve montaj bilgilerini eşliğinde vermiş olması bakımından da önemlidir. Eserin birinci bölümündeki anıtsal su saati, gerçek boyutunda, 1976 Londra İslâm Festivali sırasında Donald R. Hill’in yardımıyla P. N. Haward tarafından Science Museum’da kurularak çalışır durumda sergilenmiştir. İTÜ Bilim ve Teknoloji Tarihi Enstitüsü Müdürü Kâzım Çeçen tarafından, kurmayı amaçladığı Bilim ve Teknoloji Müzesi'ne bir başlangıç olmak üzere el-Cezerî'nin otomatlarından tavus kuşlu saat, I. Uluslararası Türk-İslâm Bilim ve Teknoloji Tarihi Kongresi'nde sergilenmişti. Almanya’da Frankfurt Wolfgang Goethe Üniversitesi öğretim üyesi Fuat Sezgin tarafından el-Cezerî’nin kimi makineleri modellenmiş ve Frankfurt’taki İslâm Bilimleri Tarihi Enstitüsü için yaptırılmış olup enstitünün müzesinde sergilenmiştir. El-Cezerî’nin kimi otomatlarının Fuat Sezgin tarafından gerçekleştirilen tıpkıyapımları, yakın tarihte Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Bilimler Akademisi’nin desteği ile yayımlanmış bulunan İslam’da Bilim ve Teknik (Cilt III: Coğrafya, Denizcilik, Saatler, Geometri, Optik) (Ankara, 2007) adlı eserden izlenebilir.
Onun ilginç kurgulamalarına son görsel örnekler olarak sürekli biçimde flüt sesi çıkaran terazili bir düzenek (Şekil 22) ile bardak şeklindeki su saatinden (Şekil 23) söz edebiliriz.
El-Cezerî’nin bu eseri, kesin olarak, tüm Arapça makinecilik incelemelerinin en ünlüsü ve olasılıkla da Rönesans öncesi dönemde herhangi bir kültürel alanda ortaya çıkan en önemli mühendislik belgesidir. Kısacası el-Cezerî’nin, Rönesans öncesi dönemin dünya çapında benzersiz bir mühendisi olduğu anlaşılmaktadır.
Onur Seyit Yaran
Manken, Oyuncu
Doğum
13 Ocak, 1996
İstanbul
Eğitim
Haliç Üniversitesi Spor Akademisi
Burç
Oğlak
Diğer İsimler
Kardeşlerim Doruk. Kalk Gidelim Canberk Dal. Vuslat Enes
Manken, dizi oyuncusu. 1.87 metre boyunda ve 78 kilo ağırlığındadır. 13 Ocak 1996 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Haliç Üniversitesi Spor Akademisi mezunudur. İngilizce ve Almanca bilmektedir. Sporla yakın ilgilidir. Fitness dışında, milli bir satranç oyuncusudur ve 8 yıl kadar lisanslı futbol oynamıştır.
2016 Best Model Türkiye ve Best Model of The World birincisi olan Onur Seyit Yaran, oyunculuğa ilk adımını attığı Kalk Gidelim dizisinde Canberk Dal rolündeydi. 2019’da rol aldığı Vuslat dizisinde Enes karakterini canlandırdı. Yeni projelerde yer almayı sürdürmektedir.